Oralarda, (o cennetlerde bulunan erkek ve kadınlara hizmet etmek üzere) bakışlarını onlardan (cennet ehli olan erkek ve kadınlardan) ayırmayan (özel hizmetçi)ler vardır ki, onlardan (o cennet ehli erkek ve kadınlardan) önce (kendi hizmetinde çalıştırmak amacıyla) onlara (o hizmetçilere) ne bir insan (insanlardan bir erkek veya bir kdın) ne de bir cin (cinlerden bir erkek veya bir kadın) dokunmuştur (yani erkek olsun kadın olsun daha önce hiçbir kimse onları kendi hizmetinde çalıştırmamıştır). (*)
(*) Ayrıca, Kur’an’ı Kerimde cinsel ilişkiyle ilgili hiçbir yerde bu (طمث) ‘’tams’’ ifadesi geçmemektedir. Örneğin Maide-6. ayette cinsel ilişki için (أوْ لاَمَسْتُمُ ) ‘’ev lamestüm’’ Bakara-187. ayette, (باشروهن) ‘’başiruhunne’’, Bakara-222. ayette (وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ) ‘’vela takrebuhunne’’ ve Bakara-237. ayette ( أن تمسوهن) ’’en temessühunne’’şeklinde geçiyor. Demek ki ayetteki’’tams’’ın cinsel ilişkiyle bir alakası yoktur. Yani cennetteki huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan muhteşem varlıklar olup daha önce ne cinler (erkek ve kadın cinler), ne de insanlar (erkek ve kadın insanlar) onları kendi hizmetinde çalıştırmamışlardır. Çünkü burada geçen (انس - ولاجان)’’ insun vela cannun’’ ifadeleri ismi cins olup hem insanlardan, hem de cinlerden erkek ve kadınları kapsamaktadır. Eğer ki huriler cinsel amaçlı olsa, o zaman bu ayetin anlatımında bir bozukluk ve saçmalık söz konusu olur… Yani şöyle saçma sapan bir anlam ortaya çıkıyor: ‘’O cennete giren erkek ve kadınlardan önce o hurilerle (انس) insanlardan ne bir erkek ne bir kadın (ولا جان) ve cinlerden de o hurilerle ne bir erkek ne de bir kadın cinsel ilişkiye girmiştir’’şeklinde olur. Yani o zaman burada insanlardan ve cinlerden olan kadınların da tıpkı erkekler gibi hurilerle ilişkiye girme durumları söz konusu olabilir. Bu nedenle (لَمْ يَطْمِثْهُنَّ)‘’lem yetmıshünne’’den kasıt cinsel temas olamaz. Ayrıca hurilerin de vildanlar gibi cennet ehline hizmet etmekle görevli yaratıklar olduğunu gösteren Vakia sûresi 22. ayetle ilgili meal açıklamasına bakılabilir. (الله اعلم) Peki,(لم يَطْمِثْهُنَّ ) ‘’Lem yetmıshunne‘’ne demektir? (الطمث) ’’tams’’ın anlamı, dokunmak, kendine musahhar kılmak ve kendi emri altına almaktır. Zira Ebu Amır ve el- Muberred gibi Dil Bilimcileri de (طمث) kelimesinin anlamı bu şekilde olduğunu söylüyorlar. İşte hem aşağıdaki tefsir metinlerine, hem de (لسان العرب ) lugat kitabına bakabilirsiniz. Özetle, huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin (özellikle mutakkilerin) emirlerine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklardır. (الله اعلم) Ayrıca (حور مقصورات في الخيام – قاصرات الطرف) gibi ayetlerden de anlaşıldığı üzere huriler erkek kadın demeden otağlarda (saraylarda, kapalı ve özel mekânlarda) cennet ehline hizmet ederler ve hatta rehberlik görevini de yaparlar, ama ‘’vildan’’ ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında ve açık alanlarda cennet ehline hizmet etmekle görevli olabilirler. İşte aralarındaki fark da budur. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Yani erkek olsun kadın olsun insanlardan ve cinlerden daha önce hiçbir kimse onları kendi emri altına almamış ve kendi hizmetinde çalıştırmamıştır. (الله اعلم)
وقيل: { لَمْ يَطْمِثْهُنَّ } لم يمسسهن؛ قال أبو عمرو: والطمث المسّ وذلك في كل شيء يمسّ. ويقال للمَرْتع: ما طمَث ذلك المرتعَ قبلنا أحدٌ، وما طمَث هذه الناقَة حَبْل: أي ما مسَّها عِقالوقال المبرِّد: أي لم يذلِّلهن إنس قبلهم ولا جان؛ والطمث التذليل (الجامع لاحكام القرآن - فتح القدير ) فالحور العين _كما بينت الآيات هي للذكور والإناث على حد سواء، والحور ليست نساء خلقهن الله تعالى لمتعة الرجل كما يزعمون، بل إنهن خدم في الجنة خلقهن الله تعالى للمؤمنين ذكورا وإناثا، وكلمة (زوجناهم) في قوله تعالى: ﴿وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ﴾ (الطور 20) لا تعني الزواج بمعنى النكاح أوعلاقة الرفث، بل تعني التزواج الذي هو الاقتران، فالزوج هو المقترن بالشيء ولا تقال فقط على النكاح أو الزواج. - فالحور خدم لأهل الجنة كالولدان المخلدين يطفن على كل أهل الجنة مثلهم، ولكن الفرق بينهما يكمن في أن الحور العين يطفن على أهل الجنة في القصور والخيام، أما الولدان المخلدون فيطوفون عليهم خارجها : المرجع :(الحور العين تطوف على المؤمنين في الجنة رجالهم ونسائهم - حبل الله) - [ والحُـورُ العـيْنُ ] هـنّ فقـط للخـدمـات و العـمل على راحة [ نُـزلاء الجـنّة ] ، و دون لمْـس منَ الـناس لـكلّ إنسـانٍ في الجـنـة ، زوجة : [ واحـدة مـنَ الـناس ] حصـراً ، و مـنَ الـداخـلات إلى الجـنّة ، لقـوله تعالى : ( ادخُلـوا الجـنّـة أنتُـم و أزواجـكُم ) الزخـرف 70: - الـزوجات في الجـنة هـنّ منْ ذات : [ الصـنف ] ، فالـذكر مـن الناس يتـزوّج أنثى منَ الـناس [ تـدخل ] الجـنة معـه ، و : [ الجـنيّ ] في الجـنة يتـزوّج من : [ جـنـيّة ] مـن صـنفه ، أمّـا الحـوريـات فهـنّ مـن صـنف : [ المـلائـكة ] الكـرام ، لأنـهن لـم يعشـن الحـياة الـدنيـا على الأرض ، و المـلائكـة لا يتـزوجـون ، فهـذه : [ سـنّـة ] الله في خـلقـه : ( و لـن تجـد لسـنّة الله تبـديلاً ) الفـتح 23 .( حور العين في الجنة ليست للزواج الجنسي ولكن لخدمة اهل الجنة د . منصور كيالي) وليس لفظ الزواج يقصد به المناكحة دائما، وإنما الأصل فيه الاقتران والمصاحبة الدائمة، ولا شك أنه يشمل المؤمنين والمؤمنات، فكما يزوج المؤمن بالحور العين تزوج المؤمنة بها ايصا زواج اقتران ومصاحبة لا زواج مناكحة.يقول الأصفهاني وقوله تعالى: {وزوجناهم بحور عين} أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة ([1] .(لمفردات، للراغب، كتاب الزاي، باب زوج)) ألطمث . ليس له أيّ دعوة بالنساء، ولا علاقة له على الإطلاق بأيّ نوع من النساء والشهوات الجنسيَّة (مفهوم "قاصرات الطرْف" و"عُرُبًا أترابًا" و"كواعب أترابًا" في القرءان الكريم) والطمث : المس ، وذلك في كل شيء يمس . ويقال للمرتع : ما طمث ذلك المرتع قبلنا أحد ، وما طمث هذه الناقة حبل قط ; أي ما مسها عقال . وما طمث البعير حبل . فكلمة الطمث في اللغة تأتي بمعنى التسخير ايضا، ولهذا فإن معنى الآية كما يلي: أن هؤلاء الحور العين لم يسخرهن للخدمة قبل أصحاب الجنة من المؤمنين والمؤمنات أحد من الإنس والجن أما الخيرات الحسان فتنطبق على كل نعمة حظي بها المؤمنون من الرجال والنساء في الجنة ولا تقتصر على الحور العين فقط (الحور العين - حبل الله). لسان العرب رغم أن قوله تعالى هنا: "لم يطمثهنّ إنسٌ قبلهم ولا جانٌّ" موجهٌ للرجال والنساء)