close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rahmân Sûresi 56. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fîhinne kâsirâtu-ttarfi lem yatmiśhunne insun kablehum velâ cân(nun)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cinn dokunmuş değildir. (Sürekli temiz ve bâkire kalacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O cennetlerde gözlerini eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce kendilerine ne insan, ne cin dokunmamış eşler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Orada süzgün bakışlı, alımlı, hasretlik çekmiş gibi, gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş, çılgınca seven güzeller var ki, eşlerinden önce, onlara insan ve cin eli değmemiştir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Oralarda bakışlarını yalnız eşlerine dikmiş güzeller vardır ki, onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O cennetlerde, gözlerini kocalarından başkasına çevirmiyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce, kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin?!
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
56, 57. O iki Cennette, kocalarından başka herkesten gözlerini saklı tutan, kocalarından evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanımlar vardır. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
56,57,58,59. Orada, gözlerini eşlerinden ayırmayan, kendilerinden önce ne insan ne de cin dokunmuş eşler olacaktır. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz? Onlar sanki yakut ve mercan gibidirler. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz?
Besim Atalay
swap_vert close
Oralarda, onlardan önce ne bir insanın, ne de bir cinin dokunduğu güzel gözlüler vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O cennetlerde gözleri efendilerinden başkasını görmeyen, daha önce cin ve insanlardan hiç kimsenin dokunmadığı tatlı bakışlı eşler/arkadaşlar vardır.
Bkz. 37/48, 38/52  
Cemil Said
swap_vert close
Orada hiç el sürülmemiş mahcûb nazarlı ve ins ve cinden kimsenin dokunmadığı genç zevceler bulunacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oralarda eşinden başkasına bakmayan kadınlar vardır ki onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Oralarda, daha önce ne bir insan ne de bir cin tarafından dokunulmamış, bakışlarını dikmiş eşler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O Cennetlerde öyle kasıratüttarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn
Emrah Demiryent
swap_vert close
O cennetlerde gözlerini eşlerinden (kocalarından) ayırmayan ve eşlerinden (kocalarından) önce kendilerine ne bir insanın ne de bir cinin dokunmadığı zevceler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlarda daha önce ins¹ ve cinnin¹ dokunmadığı, bakışlarını başkasından çekmiş eşler vardır.
1- Bilinen bilinmeyen, tanınan tanınmayan, hiç kimsenin. “İns ve cin” bir terkiptir. Ve “hiç kimse”, “hiçbir şey” anlamını ifade etmektedir. Diğer bir deyimle “ne var ne yok” her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Buradaki cin sözcüğü, “görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış varlık” anlamındaki cin değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Oralarda gözünü yalınız zevcelerine hasretmiş (öyle dilber) ler vardır ki bunlardan evvel ne bir insan, ne bir cin asla kendilerine dokunmamışdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlarda (kocalarından) başkasına bakmayan kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oralarda, (o cennetlerde bulunan erkek ve kadınlara hizmet etmek üzere) bakışlarını onlardan (cennet ehli olan erkek ve kadınlardan) ayırmayan (özel hizmetçi)ler vardır ki, onlardan (o cennet ehli erkek ve kadınlardan) önce (kendi hizmetinde çalıştırmak amacıyla) onlara (o hizmetçilere) ne bir insan (insanlardan bir erkek veya bir kdın) ne de bir cin (cinlerden bir erkek veya bir kadın) dokunmuştur (yani erkek olsun kadın olsun daha önce hiçbir kimse onları kendi hizmetinde çalıştırmamıştır). (*)
(*) Ayrıca, Kur’an’ı Kerimde cinsel ilişkiyle ilgili hiçbir yerde bu (طمث) ‘’tams’’ ifadesi geçmemektedir. Örneğin Maide-6. ayette cinsel ilişki için (أوْ لاَمَسْتُمُ ) ‘’ev lamestüm’’ Bakara-187. ayette, (باشروهن) ‘’başiruhunne’’, Bakara-222. ayette (وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ) ‘’vela takrebuhunne’’ ve Bakara-237. ayette ( أن تمسوهن) ’’en temessühunne’’şeklinde geçiyor. Demek ki ayetteki’’tams’’ın cinsel ilişkiyle bir alakası yoktur. Yani cennetteki huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan muhteşem varlıklar olup daha önce ne cinler (erkek ve kadın cinler), ne de insanlar (erkek ve kadın insanlar) onları kendi hizmetinde çalıştırmamışlardır. Çünkü burada geçen (انس - ولاجان)’’ insun vela cannun’’ ifadeleri ismi cins olup hem insanlardan, hem de cinlerden erkek ve kadınları kapsamaktadır. Eğer ki huriler cinsel amaçlı olsa, o zaman bu ayetin anlatımında bir bozukluk ve saçmalık söz konusu olur… Yani şöyle saçma sapan bir anlam ortaya çıkıyor: ‘’O cennete giren erkek ve kadınlardan önce o hurilerle (انس) insanlardan ne bir erkek ne bir kadın (ولا جان) ve cinlerden de o hurilerle ne bir erkek ne de bir kadın cinsel ilişkiye girmiştir’’şeklinde olur. Yani o zaman burada insanlardan ve cinlerden olan kadınların da tıpkı erkekler gibi hurilerle ilişkiye girme durumları söz konusu olabilir. Bu nedenle (لَمْ يَطْمِثْهُنَّ)‘’lem yetmıshünne’’den kasıt cinsel temas olamaz. Ayrıca hurilerin de vildanlar gibi cennet ehline hizmet etmekle görevli yaratıklar olduğunu gösteren Vakia sûresi 22. ayetle ilgili meal açıklamasına bakılabilir. (الله اعلم) Peki,(لم يَطْمِثْهُنَّ ) ‘’Lem yetmıshunne‘’ne demektir? (الطمث) ’’tams’’ın anlamı, dokunmak, kendine musahhar kılmak ve kendi emri altına almaktır. Zira Ebu Amır ve el- Muberred gibi Dil Bilimcileri de (طمث) kelimesinin anlamı bu şekilde olduğunu söylüyorlar. İşte hem aşağıdaki tefsir metinlerine, hem de (لسان العرب ) lugat kitabına bakabilirsiniz. Özetle, huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin (özellikle mutakkilerin) emirlerine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklardır. (الله اعلم) Ayrıca (حور مقصورات في الخيام – قاصرات الطرف) gibi ayetlerden de anlaşıldığı üzere huriler erkek kadın demeden otağlarda (saraylarda, kapalı ve özel mekânlarda) cennet ehline hizmet ederler ve hatta rehberlik görevini de yaparlar, ama ‘’vildan’’ ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında ve açık alanlarda cennet ehline hizmet etmekle görevli olabilirler. İşte aralarındaki fark da budur. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Yani erkek olsun kadın olsun insanlardan ve cinlerden daha önce hiçbir kimse onları kendi emri altına almamış ve kendi hizmetinde çalıştırmamıştır. (الله اعلم) وقيل: { لَمْ يَطْمِثْهُنَّ } لم يمسسهن؛ قال أبو عمرو: والطمث المسّ وذلك في كل شيء يمسّ. ويقال للمَرْتع: ما طمَث ذلك المرتعَ قبلنا أحدٌ، وما طمَث هذه الناقَة حَبْل: أي ما مسَّها عِقالوقال المبرِّد: أي لم يذلِّلهن إنس قبلهم ولا جان؛ والطمث التذليل (الجامع لاحكام القرآن - فتح القدير ) فالحور العين _كما بينت الآيات هي للذكور والإناث على حد سواء، والحور ليست نساء خلقهن الله تعالى لمتعة الرجل كما يزعمون، بل إنهن خدم في الجنة خلقهن الله تعالى للمؤمنين ذكورا وإناثا، وكلمة (زوجناهم) في قوله تعالى: ﴿وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ﴾ (الطور 20) لا تعني الزواج بمعنى النكاح أوعلاقة الرفث، بل تعني التزواج الذي هو الاقتران، فالزوج هو المقترن بالشيء ولا تقال فقط على النكاح أو الزواج. - فالحور خدم لأهل الجنة كالولدان المخلدين يطفن على كل أهل الجنة مثلهم، ولكن الفرق بينهما يكمن في أن الحور العين يطفن على أهل الجنة في القصور والخيام، أما الولدان المخلدون فيطوفون عليهم خارجها : المرجع :(الحور العين تطوف على المؤمنين في الجنة رجالهم ونسائهم - حبل الله) - [ والحُـورُ العـيْنُ ] هـنّ فقـط للخـدمـات و العـمل على راحة [ نُـزلاء الجـنّة ] ، و دون لمْـس منَ الـناس لـكلّ إنسـانٍ في الجـنـة ، زوجة : [ واحـدة مـنَ الـناس ] حصـراً ، و مـنَ الـداخـلات إلى الجـنّة ، لقـوله تعالى : ( ادخُلـوا الجـنّـة أنتُـم و أزواجـكُم ) الزخـرف 70: - الـزوجات في الجـنة هـنّ منْ ذات : [ الصـنف ] ، فالـذكر مـن الناس يتـزوّج أنثى منَ الـناس [ تـدخل ] الجـنة معـه ، و : [ الجـنيّ ] في الجـنة يتـزوّج من : [ جـنـيّة ] مـن صـنفه ، أمّـا الحـوريـات فهـنّ مـن صـنف : [ المـلائـكة ] الكـرام ، لأنـهن لـم يعشـن الحـياة الـدنيـا على الأرض ، و المـلائكـة لا يتـزوجـون ، فهـذه : [ سـنّـة ] الله في خـلقـه : ( و لـن تجـد لسـنّة الله تبـديلاً ) الفـتح 23 .( حور العين في الجنة ليست للزواج الجنسي ولكن لخدمة اهل الجنة د . منصور كيالي) وليس لفظ الزواج يقصد به المناكحة دائما، وإنما الأصل فيه الاقتران والمصاحبة الدائمة، ولا شك أنه يشمل المؤمنين والمؤمنات، فكما يزوج المؤمن بالحور العين تزوج المؤمنة بها ايصا زواج اقتران ومصاحبة لا زواج مناكحة.يقول الأصفهاني وقوله تعالى: {وزوجناهم بحور عين} أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة ([1] .(لمفردات، للراغب، كتاب الزاي، باب زوج)) ألطمث . ليس له أيّ دعوة بالنساء، ولا علاقة له على الإطلاق بأيّ نوع من النساء والشهوات الجنسيَّة (مفهوم "قاصرات الطرْف" و"عُرُبًا أترابًا" و"كواعب أترابًا" في القرءان الكريم) والطمث : المس ، وذلك في كل شيء يمس . ويقال للمرتع : ما طمث ذلك المرتع قبلنا أحد ، وما طمث هذه الناقة حبل قط ; أي ما مسها عقال . وما طمث البعير حبل . فكلمة الطمث في اللغة تأتي بمعنى التسخير ايضا، ولهذا فإن معنى الآية كما يلي: أن هؤلاء الحور العين لم يسخرهن للخدمة قبل أصحاب الجنة من المؤمنين والمؤمنات أحد من الإنس والجن أما الخيرات الحسان فتنطبق على كل نعمة حظي بها المؤمنون من الرجال والنساء في الجنة ولا تقتصر على الحور العين فقط (الحور العين - حبل الله). لسان العرب رغم أن قوله تعالى هنا: "لم يطمثهنّ إنسٌ قبلهم ولا جانٌّ" موجهٌ للرجال والنساء)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Cennete girenlerden önce, bilinen veya bilinmeyen birilerine hizmet etmemiş hoş bakışlı hizmetçiler var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Cennetlerde gözlerini eşlerine diken öyle kadınlar vardır ki bundan önce onlara ne bir insan ne de bir cin eli sürülmemiştir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Cennetlerde gözlerini sahiplerine dikmiş, bunlardan evvel insan ve periden hiçbir kimse tarafından dokunulmamış kadınlar vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İçinde çekingen/kaçamak [kâsırâtu’t-tarfi] bakışlı, daha önce insanların ve cinlerin dokunmadığı (güzeller) vardır.⁸
8 Krş. Sâffât, 37/48; Sâd, 38/52  
Kadri Çelik
swap_vert close
Orada, bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin asla dokunmadığı eşler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu iki bahçeden başka, onlara daha nice bahçeler verilecek. Bunların içinde, gözleri eşlerinden başkasını görmeyen öyle tatlı bakışlı güzeller vardır ki, daha önce ne bir insan eli değmiştir onlara, ne de bir cin. Çünkü Allah, cennet kadınlarını, oraya lâyık üstün özelliklerle yaratmış ve Cennette, tertemiz, taptaze bir hâlde eşlerine hazırlamıştır. Hurilere eşlerinden önce ne bir insan ne de bir cin, hiçbir kimsenin eli bile değmemiştir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Orada (başı öne eğik) Kısa Bakışlılar vardır. Onlara, bunlardan önce ne bir insan dokunmuştur, ne de cinn!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Cennette, insan ve cin eli değmemiş, mahcup bakışlı güzellerden söz edilirken
Mehmet Çoban
swap_vert close
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce; bildikleri veya bilmedikleri insanlardan hiç kimse dokunmamıştır. Geçmişlerinde hiçbir ilişkileri olmamıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Oralarda (cennetlerde) bakışlarını (yalnızca eşlerine) kısanlar [*] (çevirenler) var ki onlardan (cennetliklerden) önce kendilerine hiçbir insan ve cin dokunmamıştır. [*]
Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Tûr 52:20; Rahmân 55:72; Vâkı‘a 56:22.,Bu ifade bir kez de Rahmân 55:74’te geçmekte, her iki ayette de amaç, cennetliklere verilecek cennet arkadaşlarının onlara özel olacağını bildirmektir. Konunun cinsellikle ilişkisini kurmak zorlama yorumlardır. Çünkü cennetliklere verilecek bütün ödüller orayı hak eden kadın-erkek herkesedir; bütün cennetlikleredir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O cennetlerde, ¹güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen ve onlardan önce kendilerine hiç bir insanın ve cinin dokunmadığı eşler² vardır.
1 46. ayetten beri ikil olarak kullanılan cennet kelimesine gönderilen zamir burada çoğul olarak zikredilmiştir. Bu da; her iki Cennetin çeşitleriyle daha birçok Cenneti içerdiğine yahut her kişiye ikram edilen ikişer Cennetten dolayı birçok cennetin bulunduğuna bir işaret olabilir. 2 a- Bakışlarını sadece eşlerine tahsis eden, başkalarına asla bakmayan sevgili, sadakatli, vefalı eşler. b- Bakanın bakışını kendisine cezbeden, gören gözü başkasına bakmak istemeyecek derecede kendisine bağlayan güzel eşler. c- Eşlerine “vallahi, ben cennette senden güzelini görmüyorum, beni sana eş yapan seni de bana eş yapan Allah’a hamdolsun” diyen eşler. (Elmalılı) Buradaki eşlerden sadece kadınları anlamak doğru olmaz. Zira Arapçada “zevc” kelimesi hem erkek hem de bayan için kullanılır. Zaten sadece bayanların güzel olup da erkeklerin dünyadaki şekilleriyle ahirete varıp o çirkin hallerinde kalmaları cennete ve o bayanlara yakışmaz. Bk. (Sa’d: 52, Saffat: 48 ve dipnotu.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu [bahçe]lerde, ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı yumuşak bakışlı eşler bulunacak. ²⁷
27 Bkz. 56:35-36 ve ilgili not 14. Kâsirâtu’t-tarf (lafzen, “bakışlarını kısanlar/kontrol edenler”) ifadesi konusunda bkz. bu ifadenin Kur’an’da ilk defa geçtiği 38:52, not 46.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiç bir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır. 2/25, 56/22...37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu (cennetlerde), daha önce[⁴⁸⁶⁷] görünür görünmez hiçbir varlığın dokunmadığı, gözü dışarıda olmayan eşler olacak:[⁴⁸⁶⁸]
[4867] Cinlerin insanlardan önceliğini ifade eden Hicr sûresinin 27. âyeti ışığında anlaşılabilir. [4868] Kâsıratu’t-tarf, lafzen: “bakışını kontrol altında tutanlar”. Zımnen: gözü dışarıda olmayan, iffet ve haya timsali sevgi dolu eşler (Krş: 37:48).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O iki cennette, gözleri yalnız eşlerine çevrilmiş güzeller vardır ki, daha önce ne insan ne de cin dokunmamıştır.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O cennetlerde nazarlarını (yalnız kendi kocalarına) hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine onlardan önce ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O cennetlerde gözlerini yalnız zevcelerine kasr itmiş, onlardan evvel ins ve cin ile temâs itmemiş hûriler vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bahçelerde, gözlerini onlardan ayırmayan hizmetçi kızlar (huriler) vardır. Bunlardan önce onlara ne bir insan ne de cin eli değmiştir[*].
[*] Cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi ve tecrübeleri olmadığı vurgulanıyor. Diğer bir ifade ile cenentteki huriler hem kadın hem de erkek müminlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklar. Cinsellik gibi konuların akıllarından bile geçmeyeceği ifade edilmiş oluyor.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiç bir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O Cennetlerde, bakışlarını kendilerine çevirmiş güzeller vardır ki, daha önce onlara ne bir insan, ne de bir cin eli değmemiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O cennetlerde, bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlaruñ içinde «göz yıġıcılardur yaķınlıķ eylemedi anlara ādemį anlardan ilerü ne daħı perrį.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol cennetde hūrīler vardır ki gözlerini zevceleri üzerlerine ḥaṣr itmişlerdür. Evvelce o ḥūrīlere ins ü cinn ṭaraflarından ṭoḳunulmamışdır.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Orada (o cənnətlərdə) gözlərini (yalnız ərlərinə) dikmiş, bundan əvvəl özlərinə heç bir ins-cins (insan və cin) toxunmamış qadınlar vardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Therein are those of modest gaze, whom neither man nor jinn will have touched before them,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
In them will be (Maidens),(5209) chaste, restraining their glances,(5210) whom no man or Jinn before them has touched;-
5209 See notes 4728-4729 to 44:54. (R). 5210 Cf. 37:48 and n. 4064. Their purity is the feature chiefly symbolised.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ف۪يهِنَّ
onların içinde vardır
قَاصِرَاتُ
dikmişler
الطَّرْفِۙ
bakışı
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ
onlara dokunmamıştır
اِنْسٌ
bir insan
قَبْلَهُمْ
onlardan önce
وَلَا جَٓانٌّۚ
ve ne bir cin
Bu (cennet)lerin içinde bakışlarını (eşlerinden) ayırmayan (iri gözlü güzel)ler de vardır ki daha önceden onlara ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَاصِرَات
Etken fiil
ق ص ر
(Gözlerini) Tahsis edenler, ayırmayanlar, dikmişler
طَرْف
İsim
ط ر ف
Göz, bakış
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
طَمَثَ
Fiil-I
ط م ث
Dokundu
اِنْس
İsim
ا ن س
İnsan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَٓان
Etken fiil
ج ن ن
Cinler, bir tür yılan