RABBİNİN mutlak otoritesinden korkup sakınanlara çifte cennetler sunulacak:[⁴⁸⁶⁵]
[4865] Âyet 13 ve 31’e düştüğümüz notla uyumlu olarak, insanın iki boyutunu temsil eden, biri cismanî diğeri ruhanî iki cennet. Bunu Kuşeyri gibi “dünyada huzur cenneti, âhirette sonsuz saadet cenneti” diye anlamak da mümkündür (Letâifu’l-İşârât). İbn Ebi Hatim’in Ata’dan rivayetine göre bütün bu âyetlerin ruhunda fırtınalar kopardığı bir gün Hz. Ebubekir cennet-cehennem, hayat-ölüm, Son Saat-Kıyamet, hesap-mizan üzerinde sesli düşünmüş ve sonunda insan olmanın ağırlığı altında ezilerek “Keşke bir ot olsaydım da hayvanlar beni yayılsa ve yok olsaydım” diyerek hıçkırıklara boğulmuştur. Beyhaki, Hasan el-Basrî’den nakleder: Hz. Ömer döneminde sevdaya yakalanmış bir genç vardı. Sevdiği kızla bir gün baş başa kaldılar. Fakat Allah sevgisi ağır bastı, kızdan elini çekip bir çığlık atarak bayıldı. Nice sonra ayıldığında başucundaki amcasına, “Ömer’e git, halimi anlat, sor ona: ‘Rabbinden korkup sakınan bana ne var?’ Bunun ardından sevdalı genç bir çığlık daha koyverip ruhunu teslim etti. Ömer’e durum nakledildiğinde bu âyete gönderme yaparak tepkisi şu oldu: “İki cennet senindir! İki cennet senindir!” (Beyhakî, Şu‘abu’l-Îmân). Bu vaad esasında cennet içinde cennet vaadidir. Bir sonraki sûre olan Vakıa’da sayılacak olan üç sınıftan ikisi iyilerdir: “bahtiyarlar” ve “iyiler yarışında öne geçenler” (56: 8 ve 10). Birincilere cennet, ikincilere ise cennet içinde cennet vaad edilse gerektir.