close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera enna(A)llâhe yuzcî sehâben śümme yu-ellifu beynehu śümme yec’aluhu rukâmen feterâ-lvedka yaḣrucu min ḣilâlihi veyunezzilu mine-ssemâ-i min cibâlin fîhâ min beradin feyusîbu bihi men yeşâu veyasrifuhu ‘an men yeşâ/(u)(s) yekâdu senâ berkihi yeżhebu bil-ebsâr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin ki Allah, bulutları sürmede, sonra onları birbirine katıp birleştirmede, sonra yığın haline getirmededir. Görürsün ki bulutlardan yağmur yağmadadır ve gökte dağ gibi yığılmış bulutlarda dolu var, bunları yağdırmadadır da dilediğine afetler vermededir, dilediğine de isabet ettirmemede. Şimşeğinin parıltısıysa neredeyse gözleri alacak.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Görmez misin ki, Allah bulutları sürmekte, sonra (artı ve eksi yüklü bulutların) aralarını (telif edip) birleştirmekte, sonra da onları üst üste getirip yığıvermektedir; böylece, yağmurun bunların arasından çıkıp aktığını görürsün. (Ayrıca) Gökten içinde buz taneleri bulunan dağlar (gibi bulutlardan dolu yağdırıp) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirip (felakete çevirir) de, dilediğinden onu (dolu ve sel musibetini) giderip (esirgemektedir). Şimşeğinin şiddetli parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Görmüyor musun, Allah bulutları dilediği yere sürüklüyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki, bunlar arasından yağmur çıkıyor. Gökten içinde dolu bulunan, dağlar gibi bulutlar indirir, onunla dilediğine afetler verir, dilediğinden de o afeti çevirip uzaklaştırır. Bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı, neredeyse gözleri alır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Görmüyor musun? Allah bulutları sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan yere sürüklüyor. Sonra onları bira raya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki, bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağ gibi bulutlardan dolu da indirir. Onunla sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklara zarar verir. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklardan doluyu uzak da tutar. Bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürer, sonra onları biraraya getirir, sonra onları üstüste yığın yapar. Böylece yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar indirir de onu dilediğine isabet ettirir ve dilediğinden de uzak tutar. Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri götürecektir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indirir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürüklüyor; sonra bulutların arasını topluyor (birbirine sıkıştırıyor), sonra onu bir yığın haline getiriyor. İşte görüyorsun ki, yağmur bunların arasından çıkıyor. Allah, gökte dağ halindeki birikintilerden dolu indiriyor da, dilediği kimseye bununla musibet veriyor. Dilediğinden de onu bertaraf ediyor. Şimşeğinin parıltısı nerde ise gözleri alıverecek.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? Allah bulut sevk eder, sonra onu birleştirir, sonra onu üst üste yığar, içinden yağmur çıktığını görürsün. Allah, gökteki dağlar gibi bulutlardan dolu indirir, dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de uzak tutar. O bulutun şimşeğinin parlaklığı nerede ise gözlerin nurunu alacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Görmez misiniz ki Allah, bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getirip sonra üst üste yığıyor. Sen de onların arasından yağmur yağdığını görüyorsun. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir. Dilediğine onu uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerini kör edecektir!
Besim Atalay
swap_vert close
Allahın bulutları sürdüğünü, sonra birbirine kattığını da, daha sonra üstüste yığarak, arasında yağmuru çıkardığını, gökten dağlar gibi dolu yağdırarak, dilediği kimseye dokundurduğun, dilediği kimseden uzak tuttuğun, yıldırımın çakmasından gözlerin kamaştığın görmez misin sen?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun ki, Allah bulutları oradan oraya sürüyor, sonra birleştiriyor, sonra üst üste yığıyor (yoğunlaştırıyor). Arkasından aralarından yağmur yağdığını görürsün. (Yine Allah) gökten dağlar gibi yüklü bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğine (hak ettiği için musibet) verir ve dilediğinden de (o musibeti) uzak tutar. (Bulutlardan çıkan) şimşeğin parıltısı, neredeyse gözleri kör eder.
Cemil Said
swap_vert close
Dikkat itmedin mi Allâh nasıl bulutları hafif hafif sevk idiyor, nasıl ânları cem’ ve tekâsüf itdiriyor. Sonra ânların içinden mebzûl bir yağmur çıkdığını göriyorsın, zan idersin ki gökden dolu ile memlû büyük dağlar indiriyor. İstediğine çarpdırıyor, istediğinden uzak düşüriyor. Şimşek parlaklığı hemân insânı kör idecek şiddetdedir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Görmez misin ki, Allah bulutları yürütür, sonra onları birleştirir, sonra onları üst üste binip yoğunlaşmış bulut kümesi haline getirir. Bu sırada bulut aralıklarından çakan şimşeği görürsün; gökten, oradaki bulut dağlarından dolu yağdırır da bunu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzaklaştırır, bu arada şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kör edecek.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Görmez misin ki Allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
Edip Yüksel
swap_vert close
Bilmez misin ki ALLAH bulutları sürer, sonra onları birleştirir, sonra onları birbiri üstüne yığar ve sen de yağmurun onların arasından çıktığını görürsün? Gökten büyük kütlelerden dolu yağdırır, dilediği kimseyi ona uğratır ve dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmez misin ki Allah bulutları (dilediği yere) sürüklüyor; sonra onları biraraya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasında yağmur çıkıyor. O, gökten, sanki oradaki dağlardan da dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Baksan â şu hakıykate: Allah, bir bulut sevk ediyor sonra onun açıklığını te'lif eyliyor, sonra onu teraküm ettiriyor da yağmuru görüyorsun hılâlından çıkıyor, bir de o Semadan, ondaki dağlardan bir tolu indiriyor da dilediğini onunla musab kılıyor ve dilediğinden onu bertaraf ediyor, Şimşeğinin parıltısı hemen hemen gözleri alıverecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
Görmez misin ki Allah, (kudretiyle) bulutları (oradan oraya) sevk eder. Sonra onları bir araya getirip üst üste yığar. Nihâyet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut) lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. (Bu bulutlardan çıkan) şimşeğin parıltısı neredeyse gözleri (n görme yetisini) alır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece aralarından yağmur çıktığını görürsün. Ve gökten içinde dolu bulunan dağ gibi kümeleri getiriyor. Neredeyse parıltısı gözlerinizi alan şimşeği dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden de onu uzak tutuyor.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Görmedin mi şu hakıykatı ki Allah bulutları (dilediği yere) sürüyor, sonra aralarında bir imtizac haasıl ediyor, sonra da onu (bir biri üstüne binmiş) bir yığın haaline getiriyor. İşte görüyorsun ki yağmur bunların arasından çıkıyor. (Allah), içinde dolu bulunan gökden (yukarıdan) ba'zı dağlar indiriyor da bununla kimi dilerse ona musîybet veriyor, kimi de dilerse ondan bunu bertaraf ediyor. Onun şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri çalıb kamaşdırır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Görmedin mi ki şübhesiz Allah, bir bulutu nasıl sürüyor; sonra arasını birleştiriyor; sonra da onu bir yığın hâline getiriyor da arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Ve (Allah) gökten, oradaki dağ (gibi bulutlar)dan bir dolu indirir de onu dilediğine isâbet ettirir, dilediğinden de onu çevirir. (Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri(n nûrunu) alır.(1)
(1)“Şu âyet, mu‘cizât-ı rubûbiyetin (Allah’ın terbiye ediciliğindeki mu‘cizelerin) en mühimlerinden ve hazîne-i rahmetin en acîb perdesi olan bulutların teşkîlâtında (meydana gelmesinde) yağmur yağdırmaktaki tasarrufât-ı acîbeyi (acâib icrâatları) beyân ederken, güyâ bulutun eczâları cevv-i havada(hava boşluğunda) dağılıp saklandığı vakit, istirâhata giden neferât misillü (askerler gibi) bir boru sesiyle toplandığı gibi emr-i İlahî ile toplanır, bulut teşkîl eder. Sonra küçük küçük tâifeler bir ordu teşkîl eder gibi, o parça parça bulutları te’lîf edip (birleştirip), kıyâmette seyyar dağlar cesâmet (büyüklük) ve şeklinde ve rutûbet cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab (bulut) parçalarından âb-ı hayâtı(hayat suyunu) bütün zîhayâta (canlılara) gönderiyor. Fakat o göndermekte bir irâde, bir kasıd görünüyor. Hâcâta (ihtiyaçlara) göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, sâfî, hiçbir şey yokken bir mahşer-i acâib (acâib bir toplanma yeri) gibi dağvârî (dağ gibi) parçalar kendi kendine toplanmıyor, belki zîhayâtı (canlıları) tanıyan birisidir ki, gönderiyor. İşte şu mesâfe-i ma‘neviyede Kadîr, Alîm (sonsuz kudret ve ilim sâhibi), Mutasarrıf (tasarruf edici), Müdebbir (tedbir görücü), Mürebbî (terbiye edici), Mugīs (yardım edici), Muhyî (hayat verici) gibi esmâların matla‘ları (isimlerin tecellî yerleri) görünüyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 50)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insan!) Bilmez misin ki, Allah bulutları (oluşturduğu rüzgâr ve hava akımı ile) sürer, sonra onları (artı ve eksi yüklü bulutları) bir araya getirir; üst üste yiğar, sen de onların arasından yağmur çıktığını (yağdığını) görürsün. Gökten (buluttan) da, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine (hak ettiği için) isabet ettirir, dilediğinden de (o bulultardan yağan doluyu sıcak bir hava ortamında eritip yağmura dönüştürmek veya o bulutları dağıtıp yok etmek suretiyle) çevirip uzaklaştırabilir. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse görmeyi giderir (gözleri kör gibi yapar).*
(*) Su, yaşam demektir. Yaşamın en temel ihtiyacı olan suyun önemli bir bölümü Dünyamız’ın içinde sürekli olarak yer ve hâl değiştirmektedir. Kesintisiz olarak yinelenen bu değişim sistemine “çevrim” denir. Havada her zaman su vardır. Fakat suyun aldığı bu hâl, denizlerdekinden, ırmaklardakinden farklıdır. Havadaki buhar şeklindeki suyun bulutları oluşturması, bu bulutların yağmur oluşu ve yeryüzüne yağışı, Allah’ın yeryüzünde yarattığı harika çevrim sisteminin sonucudur. Kur’an, 1400 yıl önceden bu sistemi anlatırken günümüzde, yani Kur’an dan 1400 yıl sonra ancak uydularla, hava radarlarıyla saptanan bu gerçeklere dikkat çekilmiştir. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir ve yorumlara bakılabilir. Rüzgârla, hava akımlarıyla, dağlar ve engebelerden oluşan cepheler ve basınç sistemleriyle onları /bulutları yönlendirir ve dilediği yerde, dilediği şekilde toplar. Âyet, üst üste yığılarak gökyüzünde kurulmuş dağları andıran cumulonimbus bulutlarını tasvir etmekte ve sonunda, bunları lâtif bir istiare ile “dağlar” olarak isimlendirmektedir… Dolu ise, âyetin tasvirine uygun şekilde, cumulonimbus bulutlarının içinde cereyan eden son derece fırtınalı, şimşekli, sarsıntılı, iniş çıkışlı olayların sonucudur… والرؤية هنا علمية؛ أي: لقد علمتم؛ فهم لم يروا بالحس أن الله يزجي سحابا؛ لكن علموا مما علمهم أن الله يزجي سحابا؛ أي: يثيرها من بخار الماء؛ فيتكون من هذا البخار سحاب فيدفعه الله (تعالى) ويسوقه في تجمعه؛ حتى يصير ركاما؛ وإن ذلك لا يكون فور تكوين السحاب؛ إنما يكون بعد زمن (زهرة التفاسير) وهنا تتجلى معجزة في هذه الآية عندما يقول تبارك وتعالى: (فَيُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَاءُ) حيث يقول العلماء ليست كل حبات البرد تسقط على الأرض، فقد تتشكل مليون حبة برد ولا يسقط منها إلا حبة واحدة أحياناً، لأن حبة البرد تتشكل في ظروف عنيفة جداً، تيارات هوائية تبلغ سرعة هذه التيارات أكثر من مئة وستين كيلو متر في الساعة، ودرجة الحرارة تنخفض إلى ما دون الصفر، وفي هذه الظروف العنيفة جداً تتشكل حبة البرد وتلتف وتتقلب حول نفسهفإذا كانت الظروف مواتية ودرجة الحرارة منخفضة بقيت هذه الحبة محافظة على شكلها حتى تصل إلى الأرض، وإذا كانت درجة الحرارة أعلى قليلاً فإن هذه الحبة ستذوب، وبالتالي ستتشكل حبات المطر، وتنزل على شكل حبات مطر( موسوعة الإعجاز العلمي في القرآن الكريم )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bakmaz mısın? Allah bulutları nasıl sürüklüyor, sonra onları birleştiriyor ve birbirlerinin üzerine yığıyor, baktığında onları kat kat görürsün. Aralarından (yanlarından sular) çıkar. Gökten ve dağlardan içinde dolu olan yağmuru indirir. Sonra bu yağmuru ve doluyu dilediği kimseye isabet ettirir, dilediğini de ondan uzak tutar. Neredeyse o bulutlardan çıkan şimşek gözleri kör edecekti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun, işte Allah bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getiriyor. Sonra onları biribiri üzerine yığıyor. İşte görüyorsun, yağmur bunların arasından çıkıyor, gökten dolu yüklü sağnaklar indirip dilediğini onunla vuruyor, dilediğini de ondan koruyor. Onun şimşeğinin parıltısı gözleri söndürecek gibidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Görmüyor musun ki Allah bulutları birer tarafa sürer. Sonra da, onları bir yerde toplar, birbiri üzerine yığar. Artık onların arasından yağmur çıktığını, Allah/ın gökten dağlar gibi dolular indirdiğini [⁵] ve dilediğini ona çarpıp dilediğini de ondan koruduğunu, ondan çıkan şimşek çakmasının hemen gözleri çalıp kamaştırdığını görürsün.
[5] Veya dağlar gibi dolu parçalarından dolu indirdiğini.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yine) Allah’ın birtakım bulutları sürüklediğini/sevk ettiğini, sonra onları birbiri içine geçirdiğini ve sonra da onları üst üste yığdığını/yoğunlaştırdığını görmedin mi? Böylece onların bağrından yağmurun boşaldığını/çıktığını görürsün. O, gökten, dağ gibi bulutlardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
Kadri Çelik
swap_vert close
Görmez misiniz ki Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir, üst üste yığar ve böylece sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi küme küme bulutlar) indirir, Artık onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve yine görmüyor musun ki, Allah, havadan daha ağır olan bulutlarıemrindeki rüzgarlarla nasıl dilediği yere sürüklüyor, sonra onları birbirine kaynaştırıyor, derken birbiri üzerine yığıp istifliyor ve bir de bakıyorsun ki, bulutların bağrından yağmurlar boşanmakta?Ve yine görmüyor musun ki Allah, gökteki dağ gibi yığılmış bulutlardanölçülü ve kontrollü olarak dolu indiriyor da, onunla dilediğini vururken, dilediğini ondan uzak tutuyor? Ve gökten dolu yağarken, ona eşlik eden gök gürlemesi ve şimşeklerle muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor; öyle ki, bulutlar arasında çakan şimşeklerin parıltısı, neredeyse gözleri kör edecek!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Görmedin mi Allah, bir bulut sevk ediyor; sonra onun arasını birleştiriyor; sonra onu kümeler halinde yoğunlaştırıyor. Derken Yağmur’u onun arasından çıkıyor görürsün. Orada Gök’ten dağlardan bir kısım soğuk / kar / dolu indiriyor. Onu, dileyeceği kimselere isabet ettiriyor. Dileyeceği kimselerden de uzak tutuyor. Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse Gözler’i alıverecek!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bak Allah bulutları nasıl da sürüyor, onları nasıl da kaynaştırıyor, nasıl da üst üste yığıyor! Yağmurun bulutlar arasından nasıl çıktığını ve dağ gibi bulutlardan doluyu nasıl indirdiğini de görüp duruyorsun. Allah doluları, kiminin başına belâ ederken, kimilerini de göz kırparak es geçtiğini görüp duruyorsun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Görmez misin? Allah bulutları sevk eder. Sonra onları kaynaştırıp üst üste yığar. Yağmurun bulutların arasından yağdığını görürsün. Gökyüzünde dağlar halinde görünen bulutlardan dolu indirir. Dolular Allah’ın istediği yerlere isabet eder. Allah’ın koruduğu yerlere dolular isabet etmez. Bulutlar arasından çakan şimşeklerin parıltısı neredeyse gözleri alacak.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Görmüyor musun ki Allah birtakım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getiriyor, sonra üst üste yığıyor. (Sonunda bulutların) arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. (Allah) gökteki dağlar (gibi büyük bulutlar)dan dolu indirir de onu dilediğine (layık olana) isabet ettirir; dilediğinden de onu öteye çevirir (uzak tutar). (Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır! [*]
Bu ayette yağmurun oluşumu esnasında bulutlardaki değişime dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:57; Tâhâ 20:53; Furkân 25:48-49; Neml 27:63; Rûm 30:48; Fâtır 35:9.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Baksana şu gerçeklere ki; Allah, bulutları (dilediği yere) sevk eder, sonra aralarını birleştirir, sonra da onları yoğunlaştırır da böylece, o bulutların içerisinden yağmurun çıktığını görürsün. (Sonra bir de) gökten içerisinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indirir, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğini de ondan korur; şimşeğinin parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırıp kör edecek gibidir...¹
1 Allah, tıpkı bu yağmur gibi, küfür karanlıkları içerisinden rahmetiyle nice îmanlı kullar çıkarır, şimşek gibi nûru parlayan Peygamberler gönderir de kâfirlerin gözleri kamaşır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Görmüyor musun, bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine yığan ve derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah’tır. Ve gökten doluyla yüklü [bulut] dağları indiriveren ve onların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırır[ken] dilediği kimseyi doluya uğratan, dilediği kimseden de onu uzak tutan Allah’tır!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve yine Allah’ın bulutları sevk edip sonra da birleştirerek yoğunlaştırdığını ve üst üste yığarak kümeler haline getirdiğini görmüyor musun? Derken bir de bakıyorsun o bulutların arasından yağmur yağıyor. Ayrıca dağlar gibi bulutlardan dolu yağdırıyor ve dilediğini onunla cezalandırıyor, dilediğini de ondan koruyor. Bulutların şimşeğinden çıkan parıltı ise neredeyse gözleri görmez ediyor. 30/48...50, 35/27, 42/28, 72/16
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Yine) sen fark etmez misin ki bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine istif edip kümeler haline getiren, derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah’tır.[³⁰³⁶] Gökten dolu yüklenmiş (bulut) dağları indiren, peşinden -hak eden/istediği kimseye onu isabet ettirip-, hak etmeyen/istediğinden onu uzak tutan da Allah’tır.[³⁰³⁷] Neredeyse o (bulut)lardan çakan şimşeğin parıltısı gözleri almaktadır:
[3036] Bulutları O sevk ettiği gibi, yol haritası ve gök sofrası olan vahyi de O sevk eder. [3037] Fakat o ilâhî rehberliğe yönelenler nasibini alır, ona sırtını dönenler de nasipsiz kalır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Görmez misin ki, Allah, bulutları sürer, sonra da onları bir araya getirip üst üste yığar ve sen, onların arasından yağmurun yağdığını görürsün. O, gökten -dağlar gibi yükselen bulutlardan- dolu indirir de, dilediğine isabet ettirir, dilediğinden uzak tutar. O'nun -bulutları bir birine çırparak meydana getirdiği -şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alıverir.
Osman Fırat
swap_vert close
Görmedin mi Allâh bulutları sürer, sonra onları birbirine geçirir, sonra onları birbiri üstüne yığar (sıkıştırır), arasından yağmur damlalarının çıktığını görürsün. Gökteki dağlar (gibi büyük bulut parçalarından bir dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğinden de çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse görmeyi yok eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi ki, muhakkak Allah Teâlâ, bir bulutu sevkediyor. Sonra arasını telif ediyor. Sonra onu teraküm ettiriyor. Artık görüyorsun ki, onun aralarından yağmur çıkıyor ve gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onu dilediği kimseye isabet ettiriyor ve onu dilediğinden bertaraf kılıyor. Az kalıyor ki, şimşeğinin parıltısı, gözleri gideriversin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, -oradaki dağlar büyüklüğünde bulutlardan- dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alıverecek!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Görmedin mi Allah bulutları sürer, sonra onları birbirine geçirir, sonra onları birbiri üstüne yığar (sıkıştırır), arasından yağmurun çıktığını görürsün. Gökteki dağlar(gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğinden de onu öteye çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Görmez misin ki Allâh Te'âlâ bulutları takım takım sevk ider, sonra onları birleşdirir, sonra birbiri üzerine yığar, bunların arasından yağmur çıkdığını görirsin, semâdaki dağlardan (dağ gibi bulutlardan) dolu indirüb onunla dilediğini musâb ider ve dilediğinden onları sarf iyler. Şimşek parlaması gözleri kamaşdırır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hiç görmedin mi Allah, bulutları sürüklüyor, sonra bir birine kaynaştırıyor; sonra yığın haline getiriyor. Sonra arasından yağmur çıktığını görürsün. Gökteki dağdan (dağ gibi buluttan) dolu indirip doluya tutulmasını tercih ettiği kimselerin tepesine yağdırıyor. Kimilerinden de onu uzak tutmayı tercih ediyor. Onun şimşeğinin parıltısı gözleri çıkaracak gibidir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Görmüyor musun ki Allah, bulutları sürüyor, sonra bir araya getirip, üst üste yığıyor. İşte o zaman aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu dilediğine isabet ettirir. Dilediğinden de uzak tutar. Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Görmedin mi: Allah bulutları azar azar sevk eder;(11) sonra onları birleştirir ve üst üste yığar. Derken, onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah gökten öyle dağlar indirir ki, bazan onda dolu da bulunur; onu Allah dilediği kimsenin başına indirir, dilediğinden de uzak tutar.(12) Onun şimşeğinin(13) parıltısı ise gözü alacak gibidir.
(11) Rüzgârla, hava akımlarıyla, dağlar ve engebelerden oluşan cepheler ve basınç sistemleriyle onları yönlendirir ve dilediği yerde, dilediği şekilde toplar.(12) Âyet, üst üste yığılarak gökyüzünde kurulmuş dağları andıran cumulonimbus bulutlarını tasvir etmekte ve sonunda, bunları lâtif bir istiare ile “dağlar” olarak isimlendirmektedir. Gerçekten de, biz yağıştan söz ettiğimiz zaman, bir anlamda, milyonlarca ton ağırlığında dağların yere indiğinden söz etmiş oluruz. Dolu ise, âyetin tasvirine uygun şekilde, cumulonimbus bulutlarının içinde cereyan eden son derece fırtınalı, şimşekli, sarsıntılı, iniş çıkışlı olayların sonucudur. Bulutların içinde defalarca yukarı ve aşağı gidip gelerek büyüyen buz tanelerinden meydana gelen dolu, normal olarak bir santimin altında büyüklüğe sahip olmakla birlikte, on santimi geçen çaptaki dolu taneleri de görülmüştür. Böyle bir dolu yere düşerken saatte 200 kilometreden fazla hıza erişir ve ölümcül olabilir.(13) O bulutların veya dolunun. Şimşeğin cumulonimbus bulutlarıyla irtibatlandırıldığı açıkça görülüyor. Gerçekten de, cumulonimbus bulutları, dolunun yanı sıra şimşek de üreten bulutlardır ve bunların şimşek üretme potansiyeli, içerdikleri dolu miktarı ile doğrudan ilgilidir; hattâ, bulutun buz içeriği, şimşeğin gelişmesinde anahtar rolünü oynayan unsurdur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi, Allah, bulutları sürüyor, sonra onları kaynaştırıp iç içe sokuyor, sonra onları birbiri üstüne yığıyor. Nihayet, onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onunla dilediğini çarpıyor, dilediğinden de onu yan geçiriyor. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay bilmedüñ mi bayıķ Tañrı sürer bulıdı andan dirşürür arasını ya'nį barların biribirinden dirşürür andan eyler anı biribiri üzere pes göresin yaġmurı çıķar arasından. daħı indürdi gökden ŧaġlardan kim andadur ŧoludan pes irürür anı kime diler-ise daħı döndürür anı kimden diler ise. yaķın olur ıldırımıuñ aydınlıġı kim ilede gözleri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin Tañrı Ta‘ālā nice sürer bulıtları? Andan ṣoñra birikdürürbiri biri‐y‐le, andan ṣoñra anı ḳat ḳat eyler. Pes görürsin yaġmurları, çıḳararasından. Daḫı Tañrı Ta‘ālā bulıtdan indürür ṭaġlar ṭoludan. Pes doḳandurur anı kime dilese ve giderür anı kimden dilese. Yaḳın olur ıldırımuñ aydın‐lıġı gözlerin nūrın gidermege.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər görmürsənmi ki, Allah buludları qovar, sonra onları bir araya toplayar, sonra da üst-üstə yığıb topa halına salar. Və görürsən ki, (o buludların) arasından yağmur çıxar, sonra Allah göydən dağlar kimi (çox və böyük) dolu yağdırar, sonra da onunla istədiyini bəlaya düçar edər, istədiyindən də onu sovuşdurar. Buludların şimşəyinin parıltısı az qala gözləri kor edər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not seen how Allah wafteth the clouds, then gathereth them, then maketh them layers, and thou seest the rain come forth from between them; He sendeth down from the heaven mountains wherein is hail, and smiteth therewith whom He will, and averteth it from whom He will. The flashing of His lightning all but snatcheth away the sight.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou not that Allah makes the clouds move gently, then joins them together, then makes them into a heap? - then wilt thou see rain issue forth(3019) from their midst. And He sends down from the sky mountain masses (of clouds) wherein is hail: He strikes therewith whom He pleases and He turns it away from whom He pleases, the vivid flash of His lightning well-nigh blinds the sight.
3019 Artists, or lovers of nature, or observers of clouds will appreciate this description of cloud effects— thin clouds floating about in fantastic shapes, joining together and taking body and substance, then emerging as heavy clouds heaped up, which condense and pour forth their rain. Then the heavy dark clouds in the upper regions, that bring hail—how distinct and yet how similar! They are truly like mountain masses! And when the hailstones fall, how local their area! It hits some localities and leaves free others almost interlaced! And the lightning—how blinding flashes come from thunderous clouds! In this Book of Nature can we not see the hand of the powerful and beneficent Allah?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi ki
اَنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يُزْج۪ي
sürüyor
سَحَاباً
bir bulutu
ثُمَّ
sonra
يُؤَلِّفُ
birleş- tiriyor
بَيْنَهُ
arasını
ثُمَّ
sonra
يَجْعَلُهُ
onu kılıyor
رُكَاماً
bir yığın
فَتَرَى
ve görü- yorsun
الْوَدْقَ
yağmuru
يَخْرُجُ
çıkıyor
مِنْ خِلَالِه۪ۚ
arasından
وَيُنَزِّلُ
ve indirir
مِنَ السَّمَٓاءِ
gökten
مِنْ جِبَالٍ
dağlardan ki
ف۪يهَا
oradadır
مِنْ بَرَدٍ
bir doludan
فَيُص۪يبُ
ve isabet ettirir
بِه۪
onu
مَنْ
o kim- seye ki
يَشَٓاءُ
diler
وَيَصْرِفُهُ
ve onu çevirir
عَنْ مَنْ
o kimseden ki
يَشَٓاءُۜ
diler
يَكَادُ
neredeyse olur
سَنَا
parıltısı
بَرْقِه۪
şimşe- ğinin
يَذْهَبُ
giderir
بِالْاَبْصَارِۜ
gözleri
Görmez misin ki Allah, bir bulutu (nasıl yaratıp dilediği yere) sevk ediyor, sonra onların arasını (nasıl) birleştiriyor, sonra da onları üst üste (nasıl) yığıyor. Böylece sen, onların arasından yağmur çıktığını görürsün. Ve (Allah) gökten, oradaki dağ (büyüklüğündeki bulut)lardan bir dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. (Bu bulutların) Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri gider(ip kör ed)er!
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَزْجٰى
Fiil-IV
ز ج و
Yürüttü, sürükledi, sürdü
سَحَاب
İsim
س ح ب
Bulut
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَلَّفَ
Fiil-II
ا ل ف
(Aralarını) Birleştirdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
رُكَام
İsim
ر ك م
Yığın
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
وَدْق
İsim
و د ق
Yağmur
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خِلَالَ
İsim
خ ل ل
Dostluk, (iki şeyin yakınlığından dolayı) arasında
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَبَل
İsim
ج ب ل
Dağ
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَرَد
İsim
ب ر د
Dolu
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
صَرَفَ
Fiil-I
ص ر ف
Çevirdi, uzaklaştırdı, döndürdü, yöneltti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
سَنَا
İsim
س ن و
Parıltı, ışık, aydınlık
بَرْق
İsim
ب ر ق
Şimşek
ذَهَبَ
Fiil-I
ذ ه ب
Gitti, giderdi, götürdü
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret