close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velyesta’fifi-lleżîne lâ yecidûne nikâhan hattâ yuġniyehumu(A)llâhu min fadlih(i)(k) velleżîne yebteġûne-lkitâbe mimmâ meleket eymânukum fekâtibûhum in ‘alimtum fîhim ḣayrâ(an)(s) veâtûhum min mâli(A)llâhi-lleżî âtâkum(c) velâ tukrihû feteyâtikum ‘alâ-lbiġâ-i in eradne tehassunen litebteġû ‘arada-lhayâti-ddunyâ(c) vemen yukrihhunne fe-inna(A)llâhe min ba’di ikrâhihinne ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de Allah, onları lutfuyla zengin edinceye dek ırzlarını korusunlar. Köle ve cariyelerinizden, bir müddet içinde birden veya taksitle bir mal veya para karşılığı azat olmak isteyenlerin dileklerini de, bunda bir hayır olduğunu bilirseniz kabul edin ve onlara, Allah'ın size verdiği maldan verin. Cariyelerinizi, onlar da namuslu yaşamayı istedikleri halde, geçici dünya malı için kötülük yapmaya mecbur etmeyin. Zorla kötülüğe sevkedildikten sonra da şüphe yok ki Allah, onların suçlarını örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nikâh (evlenme imkânı) bulamayanlar ise, Allah onları Kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Ellerinizin malik olduğu (hükmünüz altında bulunup da) mükatebe isteyenlere (İslam’ın ilk dönemlerinde, kölelik ve cariyelikten özgürlüğe erişmeye; şimdi ise size olan borçları yüzünden hapse girip de bu cezadan kurtulmayı arzu edenlere) -eğer onlarda bir hayır görüyorsanız- mükatebe (özgür bırakma anlaşması) yapın. Ve Allah’ın size verdiği maldan (paradan) onlara da verin. Dünya hayatının geçici metaını ve menfaatini elde etmek için; ırzlarını korumak istedikleri halde, (cahiliye dönemindeki gibi) korumanız altındaki genç kadınları (sakın) fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa (büyük vebal altındadır); şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra (tevbe edip namusunu koruyanları ise) Allah (onları) Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Evlenmeye imkan bulamayanlar, Allah kendilerine lütfuyla bu imkanı verinceye kadar, iffetlerini korusunlar. Yasal olarak sahip bulunduğunuz köle ve cariyelerden serbestliği satın almak isteyenlerin, kendilerinde iyi niyet görüyorsanız, onlarla sözleşme yapıp yazışın. Allah'ın size verdiği maldan onlara vererek, onların hürriyete kavuşmalarına, ilk önce siz destek olun. Hürriyetleri elinizde bulunan cariyelerinizi, iffetli kalmayı arzu edip duruyorlarsa, veya evlenerek iffetlerini korumak istiyorlarsa, sakın dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın. Kim onları fuhşa zorlarsa, bilsin ki bu zorlamadan dolayı, Allah işledikleri günahtan onları cezalandırmayıp, acıyıp, onların suçlarını örtecek ve bağışlayacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Evlenme imkânı bulamayanlar ise, Allah lütfuyla kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Meşrû şekilde sahip olduğunuz, üzerlerinde meşrû haklarınız ve otoriteniz, kendileriyle düzgün insanî münasebetleriniz olan köleler ve câriyelerden yazılı sözleşme yapmak, bir bedel karşılığında hürriyetlerine kavuşma sözleşmesi akdetmek isteyenlerle, hürriyete kavuşmalarında kendileri için bir hayır görüyorsanız eğer, onlarla hemen yazılı sözleşme yapın. Allah'ın size vermiş olduğu paradan ve servetten siz de onlara vererek hürriyetlerine kavuşmalarına yardımcı olun. Genç kızlarınız, câriyeleriniz, iffetli yaşamak, evlenerek aile hayatı kurmak, İslâm'a girmek isterlerken, dünya hayatının geçici hazlarını elde etmek, kazanç sağlamak için, baskıyla, zorla hoşlanmadıkları bir hayatı onlara yaşatmaya kalkmayın. Kim onları zorlarsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah onlar için çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/25; 9/60.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Nikah (imkanı) bulamayanlar Allah'ın lütfuyla kendilerini zenginleştirmesine kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altındakilerden (köle ve cariyelerinizden) sizinle yazışmak (böylece belli şartlarla hürriyetlerine kavuşmak) isteyenlerle kendilerinde bir iyilik görürseniz yazışın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara da verin. Namuslarını korumak isterlerse cariyelerinizi, dünya hayatının çıkarını elde etmek amacıyla fuhuşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa şüphesiz Allah onların zorlanmalarından sonra bağışlayıcı, rahmet edicidir. [5]
33.Bu ayeti kerimenin: "Namuslarını korumak isterlerse cariyelerinizi, dünya hayatının çıkarını elde etmek amacıyla fuhuşa zorlamayın" mealindeki kısmı hakkında Müslim`in Cabir bin Abdullah (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Abdullah bin Ubeyy cariyesini gidip fuhuş yaparak kendisine para getirmesi için zorluyordu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Yine aynı senedle rivayet edildiğine göre Abdullah bin Ubey`in Mesike ve Umeyme adını taşıyan iki cariyesi vardı; onları zina yapmaya zorlardı. Onlar bundan dolayı Resulullah (a.s.)`a şikâyetçi oldular. Yüce Allah bu hükmünü indirdi. Taberani`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Abdullah bin Ubeyy`in cahiliye döneminde zina yapan bir cariyesi vardı. Zinayı haram kılan ayeti kerime indirilince: "Vallahi artık asla zina etmem" dedi. Bundan sonra bu ayeti kerime indirildi. Bu rivayetleri destekleyen daha bir çok rivayet nakledilmiştir ve bir çoğunda Abdullah bin Ubeyy`in cariyelerini para kazanmaları için zinaya zorlaması dolayısıyla bu ayeti kerimelerin indirildiğine dikkat çekilmektedir.Bu konu üzerinde biraz durmak ve bazı hususlara dikkat çekmek istiyoruz: Ayeti kerimenin yukarıda vermiş olduğumuz kısmının iniş sebebinin bilinmesinin anlamının daha iyi anlaşılmasını sağladığı kesindir. Çünkü iniş sebebi bilinmeksizin ifade müstakil olarak ele alındığında sanki sahabe döneminde cariyelerin para kazanmak için fuhşa zorlanmaları adetinin olduğu gibi bir anlam çıkmaktadır. Çünkü ayeti kerimede genel ifade kullanılmaktadır. Oysa bir uygulama sadece bir kişi tarafından gerçekleştirilse bile Kur`an-ı Kerim bunu yasaklayan hükmünü bildirirken genel ifade kullanmıştır. Dolayısıyla Kur`an-ı Kerim`deki genel ifade taşıyan yasak hükümleri o hükmün yasakladığı fiilin daha önce yaygın bir şekilde işlendiğini göstermez. Sadece bir kişi tarafından işleniyor olması da mümkündür. Sahabe döneminde Abdullah bin Ubey`in dışında cariyelerini para kazanmak için fuhşa zorlayan birinin bulunduğuna dair herhangi bir rivayet nakledilmemiştir. Abdullah bin Ubey`in de münâfıkların başı olduğu bilinmektedir. Ancak bunu yasaklayan hükümde genel ifadenin kullanılmasıyla hem Abdullah bin Ubey`in bu işten vazgeçmesinin hem de bir daha kimsenin böyle bir şeye teşebbüs etmemesinin sağlanması amaçlanmıştır. İkinci olarak ayeti kerimede: "Namuslarını korumak isterlerse cariyelerinizi, dünya hayatının çıkarını elde etmek amacıyla fuhuşa zorlamayın" ifadesinin kullanılmış olması, namuslarını korumak istemedikleri takdirde onların fuhşa zorlanabileceklerini göstermez. Ayette böyle bir ifadenin kullanılmış olmasının da iniş sebebi ile ilgisi vardır. Çünkü Abdullah bin Ubey namuslarını korumak isteyen cariyelerini fuhşa zorlamak istemiş, buna karşılık böyle bir ifade kullanılmıştır. Gerçekte ise kadının kendi tutumu ne olursa olsun bir kadının fuhşa zorlanması değil teşvik edilmesi bile caiz değildir.5.Zorlanarak yaptıkları fuhşu bağışlar ve kendilerine rahmet eder.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Nikah (imkanı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Sağ ellerinizin malik olduğu (köle ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -eğer onlarda bir hayır görüyorsanızmükatebe yapın. Ve Allah'ın size verdiği malından onlara verin. Dünya hayatının geçici metaını elde etmek için -ırzlarını korumak istiyorlarsacariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz, onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (onları) bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Evlenmiye imkân bulamıyanlar, Allah fazlından onların ihtiyacını giderinceye kadar, iffetli kalmaya (zinadan sakınmaya) çalışsınlar. Kölelerinizden mükâtebe (para kazanıb efendisine vermek suretiyle azad olmak) istiyenleri de, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen kitabete (sözleşmeye) bağlayın ve onlara Allah'ın size verdiği malından verin (size olan borçlarından düşürün). Dünya hayatının geçici menfaatını kazanacaksınız diye, cariyelerinizi fuhşa zorlamayın, hele iffetli olmak isterlerken... Kim, onları zinaya mecbur ederse, muhakkak ki Allah bu mecbur edilişlerinden ve tevbelerinden sonra kendileri hakkında Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Evlenebilecek bir imkân bulamayanlar, Allah onları ikram ve iyiliğiyle zengin edinceye kadar, iffetlerini korusunlar. Kölelerinizden sizinle azadlık anlaşmasını yapanlarla anlaşın, eğer yararlılıklarını (hürce yaşayabileceklerini) bilirseniz… Allah’ın size verdiği maldan onlara da verin. Dünya menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, muhakkak Allah, bu zorlamalarından sonra da (o cariyeler için) Gafur ve Rahimdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Evlenmeye imkanı olmayanlar ise, Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden, hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul ediniz. Onlara, Allah'ın size verdiği maldan veriniz. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, özellikle iffetli olmak isteyen genç kızlarınızı fuhşa zorlamayınız. Kim onları buna zorlarsa, Allah, hiç şüphesiz zorlayanı değil, zorlanan kadınları bağışlar; merhamet eder.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah, erdeminden zengin kılana değin evlenmeyenler, eteğini temiz tutsun, elinizde bulunan kölelerden erginliğin, azatlığın satın almak isteyen bulunacak olursa —bunda iylik görürseniz— paraya kesin, Allahın sizlere verdiği maldan ona da verin, ismetli kalmak isterlerse, odalıkları — yeltenip de şu dünyanın malına — zorlamayın iffetsizliğe, zorla iffetsizliğe sürükleneni, zorladığıçin Allah bağışlar, Allah yarlıgar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bütün bunlara rağmen yine de) evlenmeye imkân bulamayanlar, (çalışarak) Allah'ın lütfu ile kendilerini zenginleştirinceye kadar namuslu kalmaya özen göstersinler (zinadan sakınsınlar)! (Ey köle sahibi Müslümanlar!) Ödeyecekleri belirli bir bedel karşılığında özgürlüklerine kavuşmak için sizinle sözleşme yapmak isteyen elinizin altındaki köle ve cariyelerle eğer onlar için bir hayır görüyorsanız hemen sözleşme yapın! Allah'ın size (emanet) verdiği mallardan onlara da verin! Namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi dünyalık çıkarlarınız uğruna fuhşa zorlamayın! Kim onları zorlar (zinaya mecbur eder)se bilsin ki, zorlanmaları sebebiyle Allah (onlar için) çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 
Bkz. 4/25Görüldüğü gibi İslam, sosyal bir vakıa olarak kölelik problemini çözmek ve köleleri hürriyetlerine kavuşturmak için birçok yol göstermiştir. Mü’minin kazaen bir mü’mini öldürmesi (Nisa 4/92), Kasten yapılan yeminin bağışlanması(Maide, 5/89), Eşlerine zıhar yaparak onlardan ayrılmaya kalkıp sonra söylediklerinden dönmesi(Mücadele, 58/3) gibi birçok günahın keffaretini köleleri azat etmeye bağlayan İslam dini, Bakara 2/177. ayette olduğu gibi zekâtın verilebileceği kişilerden birini de özgürlüğüne kavuşmak isteyen kölelerden seçmiştir.“Allah’ın size (emanet) verdiği mallardan onlara da verin!” ifadesi, ellerinde bulunan servete ipotek koyan, değil paylaşmayı koklatmayı bile fazla gören zenginlere her şeyin mutlak sahibinin Allah olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Yani servetinizden onlara mutlaka verin çünkü o servetin gerçek sahibi siz değilsiniz, Allah’tır. Siz sadece bir emanetçisiniz, bekçisiniz. Allah’ın verdiği maldan vereceksiniz, kendi malınızdan değil. O halde size emanet edilen ve tamamı Allah’a ait olan mallardan verin, köleliği bitirin, eşitsizliği ortadan kaldırın, yoksulluğu azaltın, sosyal adaleti sağlayın, anarşiyi ortadan kaldırın ve insanca yaşamayı gerçekleştirin!  
Cemil Said
swap_vert close
Evlenmek içün hallerine münâsib birini bulamayanlar Allâh ihsân idinceye kadar muhafaza-i ’iffet itsünler. Kölelerinizden biri mükâtib [1] ile âzâd olmağı ister ise lâyık gördiğiniz takdîrde âzâd idiniz, Allâh’ın size ihsân itdiği emvâlden bir kısmını ânlara viriniz, size dünyânın fânî mallarını tedârik itmesi içün câriyelerinizi ’iffetlerini muhâfaza itmek istedikleri halde cebren fuhşa sevk itmeyiniz. Eğer bunlar cebren fuhşa sevk olunur ise Allâh ânları ’afv ider [2] Gafûrdur ve rahîmdir.
[1] Para kazanub ödemek üzere.[2] Günâhı sevk idene ’âiddir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
İslâm hukukunda “mükâtebe”; bir köle sahibinin, belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. Bu sözleşmeden sonra köle, söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lutfundan ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar. Bedelini ödeyerek hür olmak isteyen köle ve câriyelerinizin -kendilerinde hayır görürseniz- tekliflerini kabul edin. Allah’ın size verdiği maldan da onlara verin. Namuslu yaşamak isterlerse, dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için câriyelerinizi fuhuş yapmaya zorlamayın. Kim onları zorlarsa, bilsinler ki böyle zorlanmalarından sonra onlara Allah rahmet ve mağfiretiyle muamele edecektir. Bilinsin ki Allah onların zorlamaları sebebiyle bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Evlenme imkânını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır (kabiliyet ve güvenilirlik) görüyorsanız, hemen mükâtebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.  
 Mükâtebe, köle veya cariye ile efendisi arasında yapılan bir akid olup, bu akidde köle veya cariye, belli bir bedel ödediği takdirde efendisinden, kendisine hürriyetini vermesini ister veya aynı teklifi efendisi ona yapar. Üzerinde anlaşmaya varılan bu bedel hazır ise köle bu bedeli hemen ödemek, değilse, efendisinin kendisine tanıdığı bir süre içinde temin ettikten sonra ödemek şartıyla hürriyetine kavuşur. Bu âyette, «Allah’ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin» buyurulmakla, insanın elindeki malın asıl sahibinin Allah olduğu, şu halde Allah’ın malından köle ve cariyelere de vermek suretiyle onların hürriyete kavuşmalarını kolaylaştırmanın dinî, ahlâkî ve ictimaî bir vazife olduğu ortaya konmaktadır. Bu vazife, İslâm’ın, asırlarca uygulanagelen ve bir çırpıda tasfiyesi mümkün olmayan kölelik müessesesini ortadan kaldırmak için almış olduğu bir dizi tedbirden biridir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Evlenme imkanına sahip olmayanlar da, ALLAH kendilerini lütfuyla zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Evlenme yoluyla özgürlük belgesi almak isteyen esirleri -niyetleri dürüstse- özgürlüklerine kavuşturun. Ve ALLAH'ın size verdiği parasından onlara veriniz. İffetli olmak isteyen kızlarınızı, bu dünyanın geçici menfaatini arzulayarak fuhuşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, o zaman ALLAH onların zorlandığını hesaba katar; O Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir nikâha çare bulamıyanlar Allah, kendilerine fazlından bir gına verinciye kadar ıffetli kalmıya çalıssınlar, memlûklerinizden mükâtebe istiyenleri de eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız hemen kitabete kesin ve onlara Allahın size malından verin ve Dünya hayatın geçıci metâını kazanacaksınız diye cariyelerinizi fuhşe ikrah etmeyin, hele ıffetli olmak isterlerse; her kim de onları ikrah ederse şübhesiz Allah, onlara ikrahlarından sonra gafurdur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Maddî durumlarından dolayı) evlenmeye imkân bulamayanlar, Allah kendilerine lütfuyla bu (maddî) imkânı veri (p onlar evleni) nceye kadar, iffetlerini korusunlar. Eliniz altındakilerden (köle ve cariyelerinizden) sizinle, *mukâtebe yapmak isteyenler olursa ve siz de onlarda bir hayır (borçlarını ödeyeceklerine dair bir güvenirlilik) görürseniz, (o takdirde onlarla) *mukâtebe yapın. Allah’ın size ihsan ettiği maldan siz de onlara verin. (Zekâtlarınızı onlara vererek, size ödemeleri gereken borçlar hususunda yardımcı olun. Cariyelerinizin zina yapmasına göz yummayın.) Onlar iffetli ve namuslu yaşamak istiyorlarsa, dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek (para kazanmak) için cariyelerinizi fuhuş yapmaya da zorlamayın! Her kim onları buna (fuhuşa) zorlarsa, şüphesiz böyle bir zorlamaya maruz kaldıktan sonra (tövbe edip namusunu koruyanlara karşı) Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
* “Mukâtebe”; Bir kölenin, efendisine, taksitle veya peşin olarak, bir bedel ödemesi şartı ile hürriyetine kavuşmak için yaptığı yazılı sözleşme.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nikâha¹ imkân bulamayanlar iffetlerini korusunlar. Allah lütfedip kendilerine bir imkân verinceye dek. Yeminle hak sahibi olduklarınızdan² mukâtebe³ yapmak isteyenlerle hemen antlaşma yapın. Eğer iyi niyetli olduklarını biliyorsanız.⁴ Ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara verin. İffetli kalmak isteyen gençleri taşkınlığa zorlamayın; basit dünya hayatının geçici çıkarı için. Kim onları zorlarsa, bilsin ki Allah, onların zorlanmalarından dolayı onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.5
1.Evlenme. 2. Bak; 24:31 ayetinin 6. Dipnotu. 3. Özgür kalma antlaşması. (Mukâtebe anlaşması) 4. Antlaşmalarına bağlı kalacaklarına. 5. Zorla yaptırılan bu fuhuştan dolayı Allah onları sorumlu tutmayacak, onları bağışlayacaktır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nikâha (evlenmiye çâre) bulamayanlar Allah kendilerini fazl (-u kerem) inden zengin kılıncaya kadar, (zinâya karşı) iffetlerini korusun. Ellerinizin mâlik olduğu (köle ve cariyelerden) mükâtebe isteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız, kitabete kesin, onlara Allahın size verdiği maldan verin. Dünyâ hayâtının, geçici metâını kazanacaksınız diye cariyelerinizi, eğer kendileri de iffetli olmak isterlerse, siz fuhşa mecbur etmeyin. Kim onları (buna) mecbur ederse şüphesiz ki Allah onlara (o cariyelere) kendilerinin ikrahlarından sonra da çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Evlenme(ye imkân) bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusun(lar)!Sâhib olduğunuz kölelerinizden (ve câriyelerinizden) mükâtebe (hür kalmak için yazılı sözleşme) yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır bilmiş iseniz onlarla artık mükâtebe yapın! Allah'ın size verdiği maldan, (siz de) onlara verin!Dünya hayâtının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın!(2) Kim onları (fuhşa) zorlarsa, artık şübhesiz ki Allah, onların zorlanmalarından sonra, (o câriyelere karşı) çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir.
(2)Bu âyet, münâfıkların reîsi Abdullah bin Übey hakkında nâzil olmuştur. O, para kazansınlar diye câriyelerini zinâya zorlardı. (Celâleyn Şerhi, c. 5, 292)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, (çalışarak veya devletin desteğini alarak) Allah kendilerini lütfuyla (en geniş kapsamlı bir sosyal güvenlik kurumu olan zekât fonu veya bütçe geliriyle) varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ve yeminlerinizin (anlaşmalarınızın) sahip olduğu kimselerden (yasalar çerçevesinde himayenize verilen, sorumluluğunuza emanet edilen ya da velisi bulunduğunuz kimselerden evlilik için) mükâtebe (yazılı anlaşma) yapmak isteyenlere gelince; eğer onlarda bir olgunlaşma görürseniz, (evlenebilmeleri için) onlarla mükâtebe (yazılı anlaşma) yapın. Ve Allah’ın size verdiği maldan (mutlaka) onlara verin (o evlenmek isteyenlere her türlü yardımı yapın). Ve eğer (evlenerek) iffetli olmak isterlerse dünya hayatının geçici menfaatinin peşine düşerek genç kızlarınızı isyana (taşkınlığa, fuhuşa veya hoşlanmadıkları bir hayata) zorlamayın (onların ne evlenmelerine engel olun ne de istemedikleri biriyle evlendirin). Ve her kim onları (o evlilik dışı yaşamaya veya istemedikleriyle evlenmeye) zorlarsa, şüphesiz Allah (o zorlayanlar için değil, zorlanan kimseler için) bağışlayandır, merhamet edendir.*
(*) Eğer zekât olması gerektiği gibi kurumlaştırılırsa İslam ülkesinde ’asgari insani hayat’ düzeyinin altında hiçbir kimse kalmaz. Bunu söylerken rikâzın yani yer altı zenginliklerinin (petrol, doğalgaz, altın, gümüş, demir, bakır, maden, kömür vs. bütün yeraltı kaynaklarının) beşte birinin de zekâtın verildiği yerlere (fakir, yoksul, işsiz, yaşlı, hasta, sakat, malül vs. toplumun muhtaç kesimine) verileceğini de hatırlamamız gerekir. Bu bilgilerle zekâtı inceleyenler muhteşem ve tabir caizse, Allah’ça bir kurumla karşılaşacaklarını göreceklerdir… Ayrıca İsyan diye tercüme edilen “el-biğâ البغاء ” kelimesi sözlükte, gerekenden fazlasını isteme anlamına gelir. Bu istek, daha iyisini yapmak için olursa güzel, doğru olmayanı yapmak için olursa kötü olur. İsyan, doğru olmayanı yapmaktır. (Er- Rağıb el- İsfehâni, Müfredâtu elfâz’il-Kur’an, Safvan Adnan Davûdî’nin tahkikiyle, Dımaşk-Beyrut, 1412/1992, BĞY maddesi) Not: Bu ayette geçen (وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ) cümlesinin anlamı ise ’’evlilik için sözleşme yapmak isteyenlerdir’’ (فَكَاتِبُوهُمْ ) ise,’’evlilik için onlarla yazılı anlaşma yapın ’’demektir. Yani velayetiniz, himayeniz, sorumluluğunuz veya yönetiminiz altında bulunanlardan evlenmek isteyenlere izin verin ve onlara her türlü maddi ve manevi yardımı yapın şeklindedir. İşte bu şekilde ayetlerin siyak ve sibakı birbiriyle uyumlu olmaktadır. Yani bunun, kölelerin kendilerini para karşılağında satın almak gibi bir anlaşmayla alaklı değil. Zaten (مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ )’’köle, cariye ve esirler değil, yasalar çerçevesinde yapılan sözleşmelerle kişinin velayeti, himayesi, sorumluluğu altında bulunan veya hizmetçisi olan kişileri ifade eder. Bu nedenle geleneksel tefsir ve meallerde’’ Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle…’’şeklindeki mealler hatalıdır. ( الله اعلم) والذين يبتغون الكتاب = (والذين يطلبون الزواج ) (مما ملكت أيمانكم = (الاشخاص تحت رعايتك امثله : اليتيمه -- الاخت -- البنت- (فكاتبوهم = فزوجوهم) الذين يُريدون أن يتزوجوا مما ملكت أيماننا (بكتابة عقد النكاح) فعلينا أن نعقد لهم ونكتب لهم هذا العقد إن علمنا فيهم خيرا، وعلينا أن نُساعدهم في هذا الزواج بإعطائهم من مالنا (الذي هو مال الله والذي أعطاه لنا وجعلنا مُستخلفين فيه: آ {آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ} الحديد7) وبذلك تتسق الآية بأجزائها الثلاثة بعدم اقتطاع السياق، وتتوافق مع الآية السابقة لها. ..انّ ملك اليمين في القرآن الكريم لا علاقة لها بأسرى وسبايا الحروب، لورودها في ثلاث سور مكية، أي قبل أن يكون للمسلمين أسرى وسبايا، وهي المؤمنون والمعارج والروم، وقد وضح مدلولها في الحلقة الماضية، إذ جعل الله ملك اليمين شركاء في الأموال في قوله تعالى: (ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ أَنْفُسِكُمْ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَاءَ فِي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَأَنْتُمْ فِيهِ سَوَاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخِيفَتِكُمْ أَنْفُسَكُمْ...) (الروم: 28) أي ما ملكتم من حق رعايتهم والإنفاق عليهم من أزواج وبنين وحفدة شركاء معكم فيما رزقناكم من مال، فأنتم وهُمْ فيه سواء، ويؤكد هذا المعنى هذه الآية: (وَاللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الرِّزْقِ فَمَا الَّذِينَ فُضِّلُوا بِرَادِّي رِزْقِهِمْ عَلَى مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَاءٌ...) (النحل:71)، سياق الآيات السابقة للآية (28) من الروم تتحدث عن أنّ الزوجية سكن ومودة ورحمة، وفي سورة النحل الآية تتحدّث عن التفضيل في الرزق، بين الزوجين، فالزوج بطبيعة وظيفته الفطرية هو المكلّف بالإنفاق على زوجه وأولاده، فهنا مدلول (ما ملكت أيْمانُكُم) من هم تحت إشرافكم ومسؤوليتكم من زوجة وبنين وحفدة، وهذا ما تُبيّنه الآية التي بعدها (وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ...) أمّا (مّا ملكت أيمانُكُم) في قوله تعالى: (وَلْيَسْتَعْفِفْ الَّذِينَ لا يَجِدُونَ نِكَاحاً حَتَّى يُغْنِيَهُمْ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ الخ (النور:33)، سياق هذه الآية وما قبلها يتحدث عن تزويج (وأنكِحوا) (وليستعفف الذين لا يجدون نكاحًا) فمدلول (مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ) يتعلق بتزويج بناتكم، أو من هن تحت رعايتكم وإشرافكم إن أردن الزواج (الكتاب) فزوجوهم (كاتبوهم) ولا تكرهونهن على البغاء إن أردن تحصنًا بالزواج، بمعنى إن عضلتموهن ورفضتم تزويجهن، لتستفيدوا من (خدمتهن لكم المصدر : (تأملات في مدلولات بعض الآيات القرآنية) ملك اليمين هو عقد خدمة لها أشكال عدة كالعمل لدى جهة معينة أو الخدمة المنزلية أو عقد نكاح. و لكن الآية عامة بمعنى أن لا تمنعوهن من الزواج وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ ) أي بناتكم (عَلَى الْبِغَاءِ ) أي لا تلجئوهنّ إلى إتيان الزِنا إن أردنَ زواجاً . فالبغاء هو الزِنا ، والباغية هي الزانية ، والمعنى : لا تضطروهنّ إلى أن يكنّ زانيات بسبب منعكم إيّاهنّ من الزواج إن أردنهُ ، وذلك قوله تعالى (إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا ) فالمحصَنة هي المتزوّجة لأنّ الزوج يكون للزوجة كالحصن المنيع (لِّتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ) أي لتطلبوا بذلك المال الّذي هو عرَضٌ زائل ، والمعنى لا تمنعوهنّ من الزواج فتوقِعوهنّ في الزِنا بسبب طلبكم المهر الكثير الّذي لا يستطيع الرجل أن يؤدّيهِ والاستئثار بالراتب الشهري الّذي تتقاضاهُ المعلّمة أو العاملة (وَمَن يُكْرِههُّنَّ ) على ذلك بسبب منعهنّ من الزواج (فَإِنَّ اللَّهَ مِن بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ ) لهنّ إن تُبنَ (رَّحِيمٌ) بعبادهِ المظلومين : المصدر: (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Evlenmeye (fakirlikten dolayı) imkân bulamayanlar, Allah kendilerine lütfundan imkân bağışlayıncaya kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden (hür olmak için) yazılı sözleşme yapmak isteyenlere, eğer bunda onun için hayır görüyorsanız karşılıklı yazılı sözleşme yapın. Allah’ın size verdiği mallardan onlara da verin. Dünya hayatının zenginliklerini arzulayarak, iffetli ve namuslu kalmayı seçen gençlerinizi, kötülük yapmaya zorlamayın. Kim o kadınları kötülük yapmaya zorlarsa, Allah isteklerinin dışında zorla kötülük yaptırılanları bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Evlenmiye güçleri yetmiyenlere gelince, bunlar da Allah kendilerini varlığa kavuşturuncaya dek arılıklarını korusunlar. Köleleriniz arasında hürlüğünü satın almak isteyenlere gelince, eğer onları iyi olarak tanıyorsanız, onlarla yazışın. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Kumalarınızı, kendileri arı sili kalmak isterlerken siz onları dünya yaşayışının geçici kazancını elde etmek için, yoz yaklaşmıya zorlamayın. Herkim onları böyle zorlıyacak olursa, ne de olsa Allah bu zorlamamdan sonra o kadınları yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Evlenmeye gücü yetmeyenler de Allah kendilerini fazlı ve keremiyle zengin edinceye kadar iffetlerini muhafaza etsinler. Mâlik olduklarınız köle ve cariyeden mükâtebe [³] isteyenlerde salâh-ı hal [⁴] bilirseniz onlarla mükâtebe edinin, onlara Allah/ın size verdiği maldan verin [⁵]. Cariyeleriniz namuslu kalmak isteyince [⁶] dünya diriliğinin malıyle [⁷] geçinmek sadedinde onları zinaya zorlamayın. Bunun vebali onları o yola zorlayanındır. Zorlamayla fuhuştan sonra Allah o kadınları yarlıgar ve bağışlar.
[3] Efendinin köle veya cariyesi ile azat olunması hususunda muayyen bir para kesişmelerine, kısası kul cinsinin özünü satın alması keyfiyetine «mükâtebe» denir.[4] Veya eda-i mâle kudret, emanet, liyakat.[5] Biraz paradan tenzil edin.[6] Nazm-ı Celîl galib-i ahvale göredir. Çünkü zorlama ancak namuslu kalmak istenildiği zaman vâki olur.[7] Fuhuştan hasıl olan para.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Evlenmeye güçleri yetmeyenler, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Akitle sorumluluklarını üzerinize aldığınız kimselerden/kadın ve erkek kölelerden azatlık sözleşmesi yapmak isteyen olursa,¹³ eğer onlarda bir hayır görürseniz, hemen yazılı bir sözleşme yapınız. Allah’ın size verdiği malından onlara da veriniz. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli kalmak isteyen cariyelerinizi/genç ve ergen kölelerinizi [feteyâtikum] yoldan çıkmaya/fuhşa zorlamayınız. Her kim onları zorlarsa, Muhakkak ki Allah, onların zorlanmasından dolayı (onlar için) Gafûr’dur, Rahîm’dir.
13 Bu sözleşmeye “mukâtebe” denirdi. Buna göre, köle kendi diyet bedelini kazanarak ve taksitle ödemek üzere efendisiyle bir sözleşme yapabilir, taksitleri bitince de hür olurdu. Taksitler adil ve ödenebilir ölçüde olması gerekirdi. Köleden böyle bir mukâtebe teklifi geldiğinde, efendisinin reddetme selahiyeti yoktu. Bu da gösteriyor ki İslamiyet köleliğin ilgasını hedeflemiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Nikâh (imkânı) bulamayanlar, Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Allah'ın size verdiği malından onlara da verin. Dünya hayatının geçici metasını elde etmek için ırzlarını korumak istiyorlarsa, cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, hiç şüphesiz onların (fuhşa) zorlanmalarından sonra Allah (zorlananlar için) bağışlayandır, esirgeyendir.
(Bu, cariyeler iffetli ve faziletli bir hayat yaşamak istemezlerse, fuhşa zorlanacaklardır demek değildir. Denmek istenen, bir cariye kendi iradesiyle ahlâksızlıkta bulunursa, bundan onun sorumlu olduğu ve kanunun yalnızca kendisine karşı uygulanacağıdır. Buna karşı, eğer sahibi cariyeyi ahlâksızlığa zorlarsa, bu durumda sorumluluk onun olur, kanun da ona karşı işleyecektir. Sediyy şöyle diyor: “Bu ayet münafıkların elebaşı Abdullah b. Ubeyy b. Selul hakkında inmiştir. Abdullah b. Ubeyy b. Selul’un “Muaze” adında bir cariyesi vardı. Kendisine misafir geldiği zaman onları onurlandırmak için cariyenin misafirlerle cinsel ilişkide bulunmasını isterdi. Cariye gidip bu durumu şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamber cariyenin alıkonmasını emretti. Abdullah b. Ubeyy b. Selul bağırıp çağırarak, “Bizi kim Muhammed’den kurtaracak, cariyelerimizi elimizden alıyor?” dedi. İşte yüce Allah bu ayeti onlar hakkında indirdi.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bütün bunlara rağmen, yine de evlenmeye imkân bulamayanlar, Allah kendilerine lütfedip bu imkânı sağlayıncaya kadar iffetli davransınlar. Ey Müslümanlar ve ey köle sahipleri! Köle ve cariyelerinizden, ödeyecekleri bir miktar mal karşılığında özgürlüğüne kavuşmak isteyenler olursa, —eğer bunun için gerekli olgunluğa ulaştıkları kanısına varırsanız— onların bu isteklerini geri çevirmeyin. İslâm toplumunun yöneticileri, bir kölenin bu şekilde özgürlüğe kavuşmasına karar vermişse, köle sahibinin bunu kabul etmeme hakkı yoktur. Ayrıca, bu amaçla Allah’ın size bahşetmiş olduğu mallardan bir kısmını onlara verin. Bir de, sakın şu dünya hayatının gelip geçici malına mülküne tamah edip de, İslâm öncesindeki kâfirlerin ve Müslüman görünümündeki münafıkların yaptığı gibi, cariyelerinizi fuhuş yapmaya zorlamayın; hele hele, onlar iffetli ve namuslu yaşamak istiyorlarsa! Elbette cariyelerin de fuhuş yapmaları haramdır ve eğer bir cariye, efendisinden habersiz, kendi isteğiyle bunu yaparsa yalnızca kendisi cezalandırılır. Fakat her kim onları bu işe zorlarsa, unutmayın ki Allah, böyle bir zorlamaya maruz kaldıktan sonra da, bu zavallı ve çaresiz kadınlara karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Fakat onları bu yola düşürenler kesinlikle cezalandırılmalıdır. Ayrıca, fuhşa zorladıkları cariyeler ellerinden alınarak, özgürlüğüne kavuşturulmalıdır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Nikâh (evlenme) imkânı bulamayanlar, iffetli olmayı istesinler! Tâ ki Allah onları lütfundan zenginleştirir. Ellerinizin mâlik olduklarından Kitab’ı / Yazı’yı arzu edenlere gelince; kendilerinde bir hayır bildiyseniz, onlarla mükâtebe / karşılıklı yazışma yapın! Allah’ın size verdiği maldan onlara verin! Dünya Hayatı’nın sunumunu arzu etmek için, iffetli kalmak istediklerinde, genç hizmetçilerinizi Azgınlığa (Fuhş’a / Kötü İşler’e) zorlamayın! Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onların zorlanmalarının ardından da rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Durumları evlenmeye müsait olmayanlar, Allah ihtiyaçlarını bir şekilde giderene kadar iffetlerini korusunlar... Sahip olduğunuz köle ve cariyeler arasında yazışma suretiyle bağımsızlıklarını isteyenler olursa, onlarla yazışın. Durumları hakkında olumlu bir kanaatiniz varsa, Allah'ın size verdiği maldan siz de onlara verin. Kendileri iffetli yaşamak istedikleri halde dünya malına tama ederek, cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. İstemedikleri halde fuhşa zorlanmış bayanlar ise Allah'ın, engin hoşgörü ve merhametine sığınmalıdırlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Maddi yetersizlik nedeniyle evlenme imkânı bulamayanlar, Allah onları kendi katından zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerde iyilik görürseniz; bedel vermelerini kabul edin. Allah’ın verdiği mallardan onlara verin. Dünya hayatının geçici mallarını elde etmek için ırzlarını koruyan evinizde çalışan kadınları fuhuşa zorlamayın. Kim onları fuhuşa zorlarsa büyük zulüm yapmış olur. Çaresizlik içinde fuhuşa zorlananları Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Nikâh (imkânı) bulamayanlar, Allah lütfundan kendilerini zenginleştirene kadar namuslu olsunlar! Kendilerinde bir hayır görüyorsanız ellerinizin sahip olduklarından (kölelerden ve cariyelerden) özgürlük sözleşmesi yapmak isteyenlerle hemen özgürlük sözleşmesi yapın! Allah’ın size vermiş olduğu maldan (servetten) siz de onlara verin! [*] Dünya hayatının geçici menfaatini elde edeceksiniz diye namuslu olmak isteyen genç cariyelerinizi fuhşa zorlamayın! Kim onları zorlarsa, (bilinmelidir ki) zorlanmalarından sonra Allah (o zorlananlar için) çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu ayetler kölelik ve cariyelik kurumunu ortadan kaldırmak için çeşitli prensipler içermektedir. Bu çerçevede kölelerin bedelli veya bedelsiz bırakılmaları (Muhammed 47:4), durumu müsait olanlarla özgürlük sözleşmesi denilen [mükâtebe] yapılması (Nûr 24:33), köle ve cariyelerin evlendirilmesi (Nûr 24:32), onlarla evlenilme serbestisi (Nisâ 4:3, 25), müşriklerden hayırlı gösterilerek onlarla evlenmenin teşvik edilmesi (Bakara 2:221), bazı kefaret uygulamalarında bazen ilk sırada olmak üzere seçenek olarak sunulması (Nisâ 4:92; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3), zekât verilecek sekiz gruptan biri olması (Tevbe 9:60), iyilik ve [takvâ]da (duyarlılıkta) onlara yardımın öne çıkartılması (Bakara 2:177; Nisâ 4:36; Nûr 24:33) ve [akabe] denen sarp yokuşu aşmanın ilk uygulaması olarak belirlenmesi (Beled 90:13) bu noktada elbette hatırlanmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Evlenme (imkânı) bulamayanlar da Allah onları kendi lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Köle ve cariyelerden kendi bedellerini ödeyip azad edilmek için anlaşma yapmak isteyenlerle -eğer onlarda bir iyilik görüyorsanız- hemen yazılı anlaşma yapın¹ ve Allah’ın size verdiği maldan onlara da verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek içinnamuslarını korumak isteyen cariyelerinizi² fuhşa zorlamayın. Kim onları fuhşa zorlarsa bilsin ki Allah, şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bu zorlama bittikten sonra bağışlar ve onlara merhamet eder.
1 Mükâtebe: İki veya daha fazla kişinin herhangi bir konuda karşılıklı olarak yazışmaları anlamına gelir. Terim olarak ise, “bir köle veya cariyeyi, kölelikten kurtulması amacıyla daha sonra ödenmek üzere belli bir meblağ karşılığında hürriyetine kavuşturmak için yapılan anlaşma ve yazışma” demektir. Mükatebe, köle ile sahibi arasında yapılan bir akiddir. Mükâtebe akdi îcab ve kabulle gerçekleşir. Sahibi kölesine, -“Bana şu kadar meblâğı ödersen, hürsün” der; köle de bunu kabul ederse, mükâtebe akdi gerçekleşmiş olur. Köle bu miktarı ödeyinceye kadar, köle ve hür statüsü arasında bir konum kazanır. Yani hürriyete adım atmıştır, ama kölelikten de tam manâsıyla kurtulmamıştır. Bu akit kölenin veya sahibinin ölümüyle bozulmuş olmaz. Mükâtebe isteği kölenin sahibinden gelebildiği gibi, kölenin kendisinden de gelebilir. Hz. Cüveyriye (r.anha) Beni Mustalık gazasında esir edilip getirildiğinde sahibinden hürriyetini satın alabilmek için, yaptığı kitabet akdindeki meblâğı temin edebilmek maksadıyla Rasûlullah (s.a.v)’in kapısına gelmiş, Rasûlullah da onun azat olmasını sağlamış, kitabet bedelini mihri sayarak kendisine nikâhlamıştır. Mükâtebeye iki tarafın da razı olması şarttır. Zorla, alay kastıyla veya hata ile yapılan kitâbet sahih olmaz.2 Bu âyetten cariyeler iffetli yaşamak istemezlerse fuhşa zorlanabilirler anlamı çıkmaz. Zîrâ İslâm’da fuhşa kesinlikle yer yoktur ve bu açıkça yasaklanmıştır. “Sakın zinaya yaklaşmayın, şüphesiz o, iğrenç bir hayâsızlık ve çok kötü bir yoldur.” (İsra: 32) Bu âyet, Abdullah b. Übey’in zorla zina ettirerek üzerlerinden para kazandığı cariyelerinden iki tanesinin, bu durumu Hz. Peygambere şikâyet etmeleri üzerine inmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Evlenmeye imkan bulamayanlar, ⁴⁴ Allah kendilerine lütfuyla bu imkanı verinceye kadar iffetli davransınlar. Yasal olarak sahip bulunduğunuz kimselerden ⁴⁵ azatlık sözleşmesi yap-mak isteyen olursa, kendilerinde iyi niyet görüyorsanız bu sözleşmeyi onlar için yazın; ⁴⁶ ve Allah’ın size bahşettiği kendi zenginliğinden onlara [paylarını] verin. ⁴⁷ Ve eğer evlenerek iffetlerini korumak istiyorlarsa, ⁴⁸ sakın, dünya hayatının geçici hazları peşine düşerek ⁴⁹, [hürriyeti sizin elinizde bulunan] cariyelerinizi fuhşa zorlamayın; kim onları buna zorlarsa, bilsin ki, maruz kaldıkları bu zorlanmadan ötürü, Allah (onları) acıyıp esirgeyecek ve bağışlayacaktır!
44 Yani, yoksulluk yüzünden, yahut uygun eş bulamamak ya da başka kişisel sebeplerden ötürü.45 Lafzen, “sağ ellerinizin malik olduğu kimselerden”, yani erkek ya da kadın kölelerden.46 Kitâb ismi, bu anlam örgüsü içinde kitâbet ya da mükâtebe (lafzen, “yazışmak, karşılıklı sözleşme kaleme almak”) terimleriyle eş anlamlı hukukî bir terim olup, köle ile efendisi arasında yapılan, kölenin hürriyetine karşılık olarak adil ölçülere göre belirlenmiş, taksitle de ödenebilen belli bir miktar paranın ödenmesini ya da belli bir hizmetin yahut hizmetlerin yerine getirilmesini öngören yazılı anlaşma anlamındadır. Böyle bir sözleşmenin gereğini yerine getirebilmesi için kölenin ya yasal ve kazançlı bir işte çalışması ya da gerekli parayı başka yasal yollarla (örn. üçüncü şahıslardan borç ya da hibe/ihsan yoluyla) elde etmesi sağlanır yahut en azından buna izin verilir. Kâtibûhum (lafzen, “onlar için yazın”) fiilinin emir kipinde olduğu gözönünde bulundurulursa, tek şart olarak -gerekirse tarafsız hakim ya da hakimlerce karara bağlanmak üzere- kölenin iyi niyetli, iyi karakterli ve sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeye ehliyetli olduğu sabit olduğu takdirde, köle sahibinin böyle bir sözleşme talebini geri çevirmeye salahiyeti yoktur. Sözleşme talebinin köle sahibi tarafından hukuken reddedilemez oluşu ve açık hukukî direktiflerin bu talebi destekleyecek yönde vaz‘edilmiş olması açıkça göstermektedir ki, İslam Hukuku başlangıcından beri, toplumsal kurum olarak köleliğin ilgasını amaçlamıştır; ve modern zamanlarda köleliğin yasaklanmış olması bu amaca erişmek için yapılması gerekenlerin son halkasından başka bir şey değildir. (Ayrıca bkz. bundan sonraki not; keza 2:177 hk. 146. not.)47 Otoritelere göre, bu ifade (a) köle sahibinin, köleyi gerekli miktarda parayı elde edebilmesi yönünde göstereceği çabalarda desteklemek, yani onun emeğine daha cömertçe değer biçmek ya da tazminat kabilinden toplu bir ödemede bulunmak şeklindeki yükümlülüğünü; (b) cemaat yahut devlet hazinesinin (beytü’l-mâl), 9:60’da vaz‘edilen ve zekatın kullanılma alanlarından birinin de insanları kölelik zincirinden (fi’r-rikâb, 2. sure, 146. notta açıklanan bir ifade) kurtarma işi olduğunu belirten Kur’ânî ilke uyarınca, kölelerin azad edilmesi işini finanse etme yükümlülüğünü dile getirmektedir. Bunun içindir ki, Zemahşerî yukarıdaki ifadenin sadece köle sahibi kişilere değil, bütün bir cemaate hitab ettiği görüşündedir. “Allah’ın malı/zenginliği” ifadesi, “Allah’ın, karşılığında cenneti vaad ederek müminlerden canlarını, mallarını satın aldığı” yolundaki (9:111) Kur’ânî ifadeyle ilgili bir îma taşımaktadır ki bunun anlamı, insanın sahip olduğu her şeyin gerçekte Allah’a ait olduğu ama insana bunlar üzerinde sadece kullanma ya da yararlanma hakkının verildiğidir.48 Lafzen, “iffetsizliğe karşı korunmak istiyorlarsa”, yani evlenme yoluyla (karş. 4:24’de kullanıldığı anlamıyla muhsanât ifadesi). Klasik müfessirlerin çoğu feteyât (“genç kızlar/ergen kızlar”) teriminin burada “köle kızlar” anlamında kullanıldığını söylemişlerdir ki, yukarıdaki anlam örgüsü bu görüşü tamamen desteklemektedir. Buna göre, yukarıdaki ayet kölelerle evlilik dışı cinsel birleşmeyi “fuhuş” (biğâ’) olarak nitelendirerek, yasak olduğunu tekrarlamaktadır.49 Lafzen, “dünya hayatının geçici hazlarına erişmeyi isteyerek”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evlenmek için maddi imkân bulamayanlar, Allah, lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar iffet ve namuslarını korusunlar. Bedelini ödeyerek özgür kalmak için sizinle sözleşme yapmak isteyen himayenizde bulunanlarda eğer bu kabiliyeti görüyorsanız onlarla sözleşme yapın ve Allah’ın size sunduğu imkânlardan onlara da verin. Eğer iffetli kalmak istiyorlarsa onların üzerinden dünyalık kazanmak için evlendirmeye zorlayarak size karşı gelmelerini sağlamayın. Kim onları zorlamadan vazgeçerse Allah bunlara af ve mağfireti ile muamele edecektir. 3/185, 10/61, 40/39, 57/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama evlenmeye bir türlü imkân bulamayanlar, Allah lutfundan kendilerine (bir fırsat) tanıyıncaya dek iffetlerini korusunlar! Öteden beri mülkiyetinizde bulunan esirlerden âzatlık sözleşmesi yapmak isteyenlere gelince: eğer onlarda bir liyakat görüyorsanız, onlarla sözleşme yapınız;[³⁰¹⁴] üstelik onlara Allah’ın size (emanet) olarak verdiği maldan bir miktar da veriniz.[³⁰¹⁵] Evlenmek isterlerse, kızlarınızı, dünya hayatının fani hazlarına tamah ederek aşırı davranışlara zorlamayın. Onları (istemediği bir evliliğe) zorlayan herkes iyi bilsin ki, Allah bu zorlanmadan sonra onları bağışlayacak, merhamet edecektir.[³⁰¹⁶]
[3014] Sosyal bir vakıa olarak kucağında bulduğu kölelik problemini halletmek için, Kur’an’ın getirdiği hürriyet alanını genişleten talimatlarından biri (47:4 ve 90:12-13, notlar). Allah Rasûlü ömrünün her yılına bir köle azat etti. Bu teşvikler sahabe arasında öyle yankı buldu ki Hz. Âişe 67, Abbas 70, İbn Ömer 1000, Abdurrahmân b. Avf 30.000 (?) köle azat etti. Miras yoluyla edinilen köle stoku 70 yılda tamamen eritilecektir. Bu veriler ışığında şu hükmü rahatlıkla verebiliriz: Eğer kölelik o noktada bitirilmediyse, bunun sorumlusu, Kur’an’ın hedeflerini es geçen gelenektir. [3015] Zekât verilecekler arasında, özgürlüğüne kavuşturulacak köleler de yer alır (9:60). [3016] Âyetin ilk yarısı “erkek ve kadın köleler” olan ‘ibâd ve imâ’ ile ilgiliydi (32). Son yarısı ise bir başka sınıf olan feteyât (genç, bakire kızlar) ile ilgili. İlim geleneğimizin zıharı yasaklayan âyete ilişkin hayret verici tavrını (Bkz: 58:3’ün notu), genç bakire kızların ebeveynleri tarafından zorla evlendirilmesini yasaklayan bu âyete karşı da aynen görüyoruz. Hemen bir üstte adıyla sanıyla “köle kadınlar” (imâ’) geçtiği halde, feteyât asli anlamından mecazî anlama kaydırılıyor. “İsyan etmek, zorla(n)mak” anlamına gelen el-biğâ’, aynı işleme tabi tutulup, fahşâ ve zinâ anlamına taşınıyor. Oysa ki bu iki kelime aynı âyette yanyana kullanılmaktadır (16:90). Ve erkekler, kadınlar lehine bir Kur’an hükmünün yükünden bir kez daha kurtarılmış oluyor. Geriye kadını, velisinin alıp sattığı mal olarak gören fıkhi bakışaçıları kalıyor (İbret için İbn Teymiyye’nin muhala’a bahsinde dediklerine bkz: M. Fetâvâ c. 32, s.306-307).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Evlenemeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zenginleştirinceye kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin -onlarda bir hayır görüyorsanız- isteklerini kabul edin ve Allah’ın verdiği maldan onlara verin!.. Dünya geçici menfaatini elde etmek için -para mukabilinde- iffetli kalmakta direnen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa şüphe yok ki Allah, o cariyeleri, zorlandıklarından dolayı bağışlar ve merhamet eder! (Zorlayanlara ise hak ettikleri cezalarını verir)
Osman Fırat
swap_vert close
Evlenme (imkânı) bulamayanlar, Allâh kendilerini lutfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (köle ve câriye)lerden, mükâtebe (akdi) yapmak isteyenlerleeğer kendilerinde hayır görürsenizmükâtebe yapın ve Allâh’ın size verdiği malından onlara da verin. Dünyâ hayâtının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz Allâh (fuhşa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Evlenmeğe (çare) bulamayanlara Allah kendilerini fazlından zengin kılıncaya değin iffetlerini korusunlar ve ellerinizin malik olduğu kimselerden kitabete rabtedilmelerini isteyenler olunca da eğer onlarda bir hayır bilmiş iseniz onları kitabete kaydediverin ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara veriniz. Ve genç cariyelerinizi iffetlerini muhafaza etmek isterlerse dünya hayatının fâni metâını dileyerek fuhuşa sevketmeyiniz. Ve her kim onları icbar ederse şüphe yok ki, Allah onların icbar edildiklerinden sonra da gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Evlenme imkânı bulamayanlar ise, Allah lütfu ile onların ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetli kalmaya çalışsınlar! Eliniz altındaki köle ve cariyelerinizden mükâtebe yapmak isteyenler olursa ve siz de onlarda liyakat görürseniz mükâtebe yapınız! Allah'ın size ihsan ettiği maldan siz de onlara veriniz. (Mecburî hizmet bedellerini ödemelerine yardım ediniz). Dünya hayatının geçici metâını elde etmek için, sakın cariyelerinizi -hele iffetli olmak isterlerse- fuhşa zorlamayın! Her kim onları fuhşa zorlarsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra, Allah kendileri hakkında gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [9, 60; 4, 25]
Köle veya cariye efendisine başvurup hürriyetini satın almak istediğini söylerse, efendisi ona ödemesi gereken meblağı bildirip bunu ödemesi halinde hür olacağına dair onunla bir akit imzalar. Bu akde, “mükâtebe” denilir. Bu durumda çalışıp para kazanma imkânı bulması için efendisi ona vakit imkânı da verir. Zekât fonunun sarf edileceği sekiz bölümden biri de “rikab” adı ile bu bölüm olduğundan mükâtibler bu yardımdan da yararlanırlar. Öte yandan bu âyet, Cahiliye dönemine ait fuhuş evleri işletmesini de kesinlikle ilga etmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Evlenme (imkanı) bulamayanlar, Allah kendilerini lutfundan zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariye)lerden, mükatebe (akdi) yapmak isteyenlerle (eğer kendilerinde hayır görürseniz) mükatebe yapın ve Allah'ın size verdiği malından onlara da verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları (fuhşa) zorlarsa, şüphesiz Allah (fuhşa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir.
(285) Çalışıp belli bir para ödemek karşılığında hürriyetlerini kazanmak isteyenler. (286) Onların size verecekleri mal veya paradan bir kısmını onlara bağışlayın veya hürriyete kavuşmak isteyen bu insanlara zekattan yardım edin.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve esbâb-ı nikâhı bulamayanlar, Allâh kendilerini fazl ve kereminden iğnâ idinceye kadar zinâdan 'iffet itsünler. Köle ve câriyelerinizden mükâtebeyi [¹] isteyenlere, eğer onda hayır görir iseniz mükâtebeyi kabûl idin. ve onlara Allâh'ın size virdiği maldan virin. Ve câriyelerinizi, 'iffet ve 'ismet arzu iyledikleri halde, dünyâ kazancı elde itmek içün zinâya icbâr itmeyin [²] onları bu fi'ile ikrâh iden kimseye (tevbe iderse) onları icbârından sonra Allâh gafûr ve rahîmdir.
[1] Köle veyâhud câriyenin bir bedel-i mu'ayyeni kazanub ödemek şartıyla kendinin âzâd idilmesini sâhibinden talebi dimekdir. [2] Zamân-ı câhiliyetden câriyelerini para kazanmak içün fuhşa ve zinâya sevk itmek 'âdet idi. Onun bu sûretle kazandığı parayı sâhibi alırdı. Hâmile kalub çocuk doğursa onı da satar ve bedelini ahz iderdi. Bu âyet-i kerîmede men' olunmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah tarafından ihtiyaçları karşılayıncaya kadar kendilerine hakim olsunlar. Eliniz altındaki esirlerden hürriyet sözleşmesi (kitabet) yapmak isteyenlerde bir iyi tutum biliyorsanız sözleşmeyi yapın. Allah’ın size verdiği maldan da onlara verin. Eğer evlenmek isterlerse dünya hayatının geçici menfaatinin peşine düşerek kızlarınızı isyana zorlamayın. Kim onları zorlarsa, zorlanmalarından sonra Allah onları bağışlar, ikram eder.[*]
[*] Bakirelerle ilgili müteşâbih âyet: Şu âyet, evlenecek genç kızlara baskı yapılmasını yasaklamaktadır. وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِنْ بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَحِيمٌ "Evlenmek isterlerse kızlarınızı, şu hayatın malını arzu ederek aşırı davranışlara zorlamayın." (Nur 24/33) Ayette geçen فَتَيَات = genç kızlar, bakire kızlardır. إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا (in eredne tehassunen) =evlenmek isterlerse, anlamına gelir. تَحَصُّنً = tehassun kelimesinin buradaki anlamı muhsana olmaktır. Muhsana, Nisa 4/24. âyette evli, Nisa 4/25. âyette de namuslu anlamında kullanılmıştır. Gençliğinin baharında olan genç kızlar zaten namuslu olacakları için âyetin anlamı "evlenmek isterlerse" şeklindedir. Bu âyet evlenme ile ilgili olduğundan başka bir anlama çekilmesi imkânsızdır. Eğer kur'ân kavramı bilinebilseydi bu âyete bu anlamı vermek imkânsızlaşırdı. Çünkü Kur'an'da bu anlama çekilebilecek başka bir ayet bulunamaz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Evlenme imkanı bulunmayanlar, Allah'ın lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar namuslarını korusunlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, eğer onlarda bir hayır görüyorsanız, bedel vermelerini kabul edin. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak istemelerine rağmen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra da bağışlayıcı ve merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Evlenmeye imkân bulamayanlar da, Allah kendilerini lütfuyla zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Elinizin altındaki köle ve cariyelerden, özgürlüklerini satın almak için sizinle anlaşma yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir iyilik görürseniz, anlaşma yapın. Ayrıca, Allah'ın size verdiği malından onlara da verin.(7) Cariyelerinizi, hele iffetli kalmak istiyorlarsa, dünya hayatının gelip geçici menfaatine göz dikerek fuhşa zorlamayın. Kim onları fuhşa zorlarsa günahı kendisinedir; zorlananlar için ise Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(7) Zekâtın sarf edileceği yerlerden biri de, özgürlüklerine kavuşmak isteyen köleler olarak bildirilmiştir. 2:177 ve 9:160 ile açıklamalarına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nikâh imkânı bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Size bağımlı olanlardan, hürriyetini satın almak isteyenlerin, kendilerinde iyi hal görürseniz, onlarla yazılı anlaşma yapın. Allah'ın size verdiği malından siz de onlara verin. Hizmetinizdeki genç kızları, iffetli kalmak isteyip dururlarken, iğreti dünya hayatının basit menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın. Kim onları baskı altında tutarsa Allah, fuhşa zorlanmalarından sonra onları affedici, esirgeyicidir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
śaķlanmaķ istesüñ anlar kim bulmazlar evlenmeklik tā bay eyleye anları Tañrı fażlından. daħı anlar kim isterler mükāteb olmalıġ anlardan kim mālik oldı ellerüñüz mükāteb eyleñ anları eger bilürseñüz anlarda ŧoġrulıķ yā mal. daħı virüñ anlara Tañrı malından ol kim virdi size. daħı kensiletmeñ ķaravaşlaruñuzı zinā üzere eger dilerlerse mesturlıķ tā isteyesiz malını yaķın dirligüñ. daħı her kim keñsiledürse anları bayıķ Tañrı keñsületdüklerinden śoñra anları yarlıġa-yıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı özini ṣaḳlasun ḥarāmdan ol kimseler ki evlenmege güçleri yitmez, Tañrı Ta‘ālā bay idince kendüleri kereminden. Daḫı ol kişiler ki mükātebeolmaḳ isterler ḳullaruñuzdan, pes mükātebe eyleñüz anlarda ḫayr siz‐señüz. Daḫı virüñüz anlara Tañrı Ta‘ālā‐ nuñ mālından ki size virdi. Daḫıgüç eylemeñüz ḳırnaḳlaruñuza zinā üzere, eger evlenmek dileseler siz is temeg‐içün dünyā dirliginüñ ve kim ki güç eylese anlara, pes Tañrı Ta‘ālāanlara güç eyledükden ṣoñra ‘afv idicidür, raḥmet ḳılıcıdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Evlənməyə qüvvəsi çatmayanlar (maddi imkanı olmayanlar) Allah öz lütfü ilə onlara dövlət verənə qədər iffətlərini qoruyub (özlərini zinadan) saxlasınlar. Kölələrinizdən mükatəbə etmək (əvvəlcədən bağlanılmış yazılı müqaviləyə əsasən müəyyən məbləğ pul qazanıb ağasına vemək şərtilə köləlikdən azad olmaq) istəyənlərlə - əgər onlarda bir xeyir (müqavilədəki şərtlərin yerinə yetirilməsi üçün qüdrət) görürsünüzsə - mükatəbə edin. Onlara Allahın sizə verdiyi maldan verin. (Zəkatdan onlara o qədər verin ki, özlərini satın alıb azad edə bilsinlər). Əgər cariyələriniz ismətlərini qoruyub saxlamaq istəsələr, fani dünya malı əldə etmək xatirinə onları zinaya məcbur etməyin. Kim onları (cariyələri zinakarlığa) məcbur edərsə, (bilsin ki) onların bu məcburiyyətindən sonra, əlbəttə, Allah (zinakarlığa vadar olanları) bağışlayar, rəhm edər. (Zinakarlığa vadar edilən cariyələrin günahı onlar bu işlə öz xoşuna deyil, zor gücünə məşğul olduqları üçün həmin cariyələrin özlərinə deyil, onları pul qazanmaq məqsədilə zinakarlığa sövq edən ağalarının boynuna düşər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And let those who cannot find a match keep chaste till Allah give them independence by His grace. And such of your slaves as seek a writing (of emancipation), write it for them if ye are aware of aught of good in them, and bestow upon them of the wealth of Allah which He hath bestowed upon you. Force not your slave girls to whoredom that ye may seek enjoyment of the life of the world, if they would preserve their chastity. And if one force them, then (unto them), after their compulsion, Lo! Allah will be Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let those who find not the wherewithal for marriage keep themselves chaste, until Allah gives them means(2990) out of His grace. And if any of your slaves ask for a deed in writing (to enable them to earn their freedom for a certain sum), give them such a deed(2991) if ye know any good in them: yea, give them something yourselves out of the means which Allah has given to you. But force not your maids(2992) to prostitution when(2993) they desire chastity, in order that ye may make a gain in the goods of this life. But if anyone compels them, yet, after such compulsion, is Allah, Oft-Forgiving, Most Merciful (to them).(2994)
2990 A Muslim marriage requires some sort of a dower for the wife. If the man cannot afford that, he must wait and keep himself chaste. It is no excuse for him to say that he must satisfy his natural cravings within or outside marriage. It must be within marriage. 2991 The law of slavery in the legal sense of the term is now obsolete. While it had any meaning, Islam made the slave's lot as easy as possible. A slave, male or female, could ask for conditional manumission by a written deed fixing the amount required for manumission and allowing the slave meanwhile to earn money by lawful means and perhaps marry and bring up a family. Such a deed was not to be refused if the request was genuine and the slave had character. Not only that, but the master is directed to help with money out of his own resources in order to enable the slave to earn his or her own liberty. 2992 Where slavery was legal, what is now called the "white slave traffic" was carried on by wicked people like 'Abd Allah ibn Ubayy, the Hypocrite leader at Madinah. This is absolutely condemned. While modern nations have abolished ordinary slavery, the "White Slave Traffic" is still a big social problem in individual States. Here it is absolutely condemned. No more despicable trade can be imagined. (R). 2993 I have translated "in" (literally, "if) by "when" because this is not a conditional clause but an explanatory clause, explaining the meaning of "force". "Forcing" a person necessarily means that it is against the wish or inclination of the person forced. Even if they were to give a formal consent, it is not valid because the persons concerned are in (legal, or now) economic slavery. 2994 The poor unfortunate girls, who are victims of such a nefarious trade, will yet find mercy from Allah, whose bounties extend to the lowest of His creatures.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلْيَسْتَعْفِفِ
ve iffetlerini korusun
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
لَا يَجِدُونَ
bulamıyorlar
نِكَاحاً
bir nikâh (imkânı)
حَتّٰى
ta ki
يُغْنِيَهُمُ
onları zenginleş- tirinceye kadar
اللّٰهُ
Allah
مِنْ فَضْلِه۪ۜ
fazlından
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
يَبْتَغُونَ
istiyorlar
الْكِتَابَ
mukâtebe
مِمَّا
o şey- lerden ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُكُمْ
sağ elleriniz
فَكَاتِبُوهُمْ
hemen onlarla mukâtebe yapın
اِنْ
eğer
عَلِمْتُمْ
bilirseniz
ف۪يهِمْ
kendile- rinde
خَيْراًۗق
bir hayır
وَاٰتُوهُمْ
ve onlara verin
مِنْ مَالِ
malından
اللّٰهِ
Allah'ın
الَّـذ۪ٓي
o şey- den ki
اٰتٰيكُمْۜ
size verdi
وَلَا تُكْرِهُوا
ve zorlamayın
فَتَيَاتِكُمْ
cariyelerinizi
عَلَى الْبِغَٓاءِ
fuhşa
اِنْ
eğer
اَرَدْنَ
isterlerse
تَحَصُّناً
iffetli kalmak
لِتَبْتَغُوا
elde etmeniz için
عَرَضَ
geçici menfaatini
الْحَيٰوةِ
hayatının
الدُّنْيَاۜ
dünya
وَمَنْ
ve kim
يُكْرِهْهُنَّ
onları zorlarsa
فَاِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
مِنْ بَعْدِ
ardından
اِكْرَاهِهِنَّ
zorlanmalarının
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Evlenme (imkânını) bulamayanlar ise Allah kendi fazlından (lütuf ve ihsanından) onları zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariye)lerden mukâtebe (hür olmak için sizinle yazılı sözleşme) yapmak isteyenlere gelince, eğer (bu isteklerinde) onlar için bir hayır görürseniz hemen onlarla mukâtebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından (siz de) onlara verin. Bir de iffetli kalmak isteyen cariyelerinizi dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için fuhşa zorlamayın! Kim onları (fuhşa) zorlarsa, (bilinmelidir ki) şüphesiz Allah, (fuhşa) zorlanmalarından sonra (o kadınlara karşı) Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
اِسْتَعَفَّ
Fiil-X
ع ف ف
Kaçındı, iffetini korudu, iffetli davrandı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
نِكَاح
İsim
ن ك ح
Nikâh
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اَغْنَى
Fiil-IV
غ ن ي
Fayda sağladı, müstağni kıldı, zengin etti, kazandırdı, savdı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
كَاتَبَ
Fiil-III
ك ت ب
Mukâtebe yaptı  (hür olmak için yazılı sözleşme yapmak)
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَكْرَهَ
Fiil-IV
ك ر ه
Zorladı
فَتَيَات
İsim
ف ت ي
Genç kızlar, cariyeler
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بِغَٓاء
İsim fiil
ب غ ي
Fuhuş
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
تَحَصُّن
Fiilimsi-V
ح ص ن
İffetli kalmak
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
عَرَض
İsim
ع ر ض
Menfaat, dünya malı
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَكْرَهَ
Fiil-IV
ك ر ه
Zorladı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِكْرَاه
Fiilimsi-IV
ك ر ه
Zorlama
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli