close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 97. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne teveffâhumu-lmelâ-iketu zâlimî enfusihim kâlû fîme kuntum(s) kâlû kunnâ mustad’afîne fî-l-ard(i)(c) kâlû elem tekun ardu(A)llâhi vâsi’aten fetuhâcirû fîhâ(c) feulâ-ike me/vâhum cehennem(u)(s) vesâet masîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken ne haldeydiniz derler. Onlar da, yeryüzünde derler, aciz kişilerdik biz. Melekler, Allah'ın yeri geniş değil miydi derler, siz de hicret edeydiniz. İşte onlardır yurtları cehennem olanlar ve orası, ne de kötü bir yurttur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Melekler, (cihad görevini ve dini gayretini terk etmekle) kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerede (ne halde ve hangi meşguliyette) idiniz? (Niye cihadı terk ettiniz?)" Onlar ise: "Biz, yeryüzünde (aciz, fakir ve çaresiz kimselerdik, bu yüzden dini gayret gösteremedik, ibadet ve hizmet edemedik, çünkü) zayıf bırakılmışlar (müstaz’aflar) idik" derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz (haklı ve hayırlı kesimlerin yanına geçmeniz) için Allah’ın Arz’ı geniş değil miydi?" derler. İşte onların (Hakk yolunda gayret ve mesuliyetten kaytaranların) barınma yeri cehennemdir. O ne (zorlu bir dönüş mekânı ve ne) kötü yataktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Melekler, varlık sebebine aykırı davranarak hicret etmeyip, kâfir ve müşrikler arasında yaşamayı tercih eden kimselere, canlarını alırken soracaklar: “Ne işte bulundunuz?” Onlar: “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. Melekler: “Allah'ın arzı, sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkmayarak, hicret etmeyerek, zâlim idareler altında yaşayanların, kendilerine zulmedilmesine aldırmayanların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken, melekler: “Hangi milletin içinde, nasıl bir yerde idiniz?" diye sorarlar. Bunlar: “Biz yeryüzünde temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen çaresizlerdik" diye cevap verirler. Melekler de: “Allah'ın ülkesi geniş değil miydi? Hürriyetlerinize sahip çıksaydınız, devletinizin değerini bilip, baskılara boyun eğmeyerek özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî dönüş yeridir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Melekler, kendilerine haksızlık edenlerin canlarını alırlarken: "Siz ne hal üzere idiniz?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde zayıf düşürülmüş kimseler idik" derler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki orada hicret etseydiniz?" derler. Bunların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!
97.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Mekke`de bazı kimseler Müslüman oldular ama Resulullah (a.s.) hicret edince onunla birlikte hicret etmek istemediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Münzir ve İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre Mekke`de bazı kimseler Müslüman olmuş ama hicret etmemişlerdi. Müşrikler onları Bedir savaşına götürdüler ve bazıları bu savaşta öldürüldüler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu rivayeti biraz farklı bir metinle Buhari de nakletmiştir. Bu konuda benzer anlamlar taşıyan daha başka rivayetler de nakledilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: 'Nerde idiniz?' Onlar: 'Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik.' derler. (Melekler de:) 'Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?' derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Mekke'den hicret vâcib olduğu zaman oradan hicret etmeyip küfür diyarında kalıp) nefislerine zulmettikleri halde, meleklerin, canlarını aldığı kimselere (azarlama kasdı ile) melekler şöyle derler: “- Ne işte idiniz?” Onlar: “- Biz Mekke'de zayıf kimselerdendik, hicret etmekten acizdik.” derler. Melekler de: “-Allah'ın arzı geniş değil mi idi? Siz de oraya hicret edeydiniz ya!” derler. İşte onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendi nefislerine zulmedici olarak yakalanıp melekler tarafından canları alınanlara, melekler: “Durumunuz ne idi?” dediler. Onlar: “Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardandık” diye cevap verdiler. Melekler: “Allah’ın toprakları geniş değil miydi ki, hicret edeydiniz?” dediler. İşte onların sığınağı Cehennemdir. Orası ne kötü dönüş yeridir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Melekler, kendilerine zulmedenlere, canlarını alırken, “Sizin neyiniz vardı?” diye soracaklar. Onlar, “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” şeklinde cevap verecekler. Melekler, “Allah'ın yeri sizin kötülük diyarını terk etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir!
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi özlerine zulmeden kimselerin, melekler canlarını alırken: «Siz ne durumdaydınız?» diyerek soracaklar, onlar da: «Bizler orada zayıf kimselerdik» diyeceklerdir, «Allahın yeryüzü geniş değil mi? Orda göçmen olaydınız!» denilir, imdi onların durakları ateştir, o ne kolu uğraktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Melekler, (inkârcıların dayatması altında zulme rıza göstererek ve tavizler vererek) kendilerine yazık edenlerin hayatlarına son verecekleri zaman şöyle derler: “Ne işte idiniz (Sizin neyiniz vardı)?” (Onlar): “Biz (bulunduğumuz) yerde (Allah'ın emirlerini yaşayamayan) acizdik” diye cevap verirler. Melekler de “Allah'ın yeri geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” derler. İşte (dünya hayatının rahatını tercih edip dinden uzak kalarak sefil bir hayat yaşadıkları için) onların varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir.
Cemil Said
swap_vert close
Nefislerine zulm itmiş olanların [1] rûhını kabz ider iken melâike ânlara hangi tarafda idiniz diyu sordılar; "Biz arzın za’fâsı idik" cevâbını virdiler. Melekler "Allâh’ın arzı vâsi’ değil mi idi. Memleketinizi terk idüb de başka yerde melce bulamaz mı idiniz?" didiler. Binâenaleyh ânların mükâfâtları cehennem olacakdır. Ne fenâ yoldur.
[1] Hicret itmemiş olanların.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
Bu âyette, hicret emrinin gelmesi üzerine, mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan, onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine yazık etmekte iken hayatlarını sona erdirdikleri kimselere melekler “Ne işte idiniz?” dediler, (onlar) “O yerde zayıf görülenlerden idik” cevabını verdiler. Melekler ise “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir ve orası gidilecek ne kötü bir yerdir!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işde idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler: "Ne halde idiniz," derler. "Bizler yeryüzünde ezilmiş kimselerdik," diye cevap verirler. "ALLAH'ın yeri geniş değil miydi ki oralara göç edeydiniz," derler. Onların yeri cehennem. O ne kötü bir dönüş noktası.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O kimseler ki nefislerine zulmetmekdelerken melekler canlarını aldılar, «ne işde idiniz» dediler, «biz dediler: Bu arzda zebun idik», «ya, dediler: Allahın arzı geniş değil mi idi oraya hicret etsenizdi ya?» İşte bunların me'vaları Cehennemdir, ona gidiş de ne fena şeydir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İmkânları olduğu hâlde Mekke’de kalarak, hicreti terk eden) kendi (nefis) lerine zulmeden kimselere, melekler canlarını alırken, “(Dininiz ile alakalı olarak) ne hâldeydiniz?” derler. Onlar, “Biz yeryüzünde zayıf sayılan (din işlerimizi tatbikten âciz) kimselerdik” diye cevap verirler. (Melekler de) “Allah’ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? (İslâm’ı yaşayamadığınız yerden, yaşayacağınız bir yere) hicret etseydiniz ya!” derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Orası varılacak ne kötü bir yerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere¹, melekler canlarını alırken: “Neden bu durumdaydınız?”² derler. Onlar: “Biz yeryüzünde mustaz'af³ kimselerdik” derler. Melekler: “Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.
1. Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar. 2. Mevcut durumu neden kabullendiniz, küfre neden rıza gösterdiniz? 3. Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Öz nefislerinin zaalimleri olarak canlarını alacağı kimselere melekler derler ki «Ne işde idiniz?». Onlar: «Biz yer (yüzün) de (dînin emirlerini tatbikden) âciz (kimse) lerdik» derler. Melekler de: «Allahın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Siz de orada hicret edeydiniz ya» derler. İşte onlar (böyle). Onların barınakları cehennemdir. O ne kötü bir yerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Mekke'de müşriklerle berâber kalıp, hicret etmeyerek) nefislerine zulmedici oldukları hâlde iken, meleklerin canlarını aldığı kimselere (o melekler): “(Dîniniz hakkında)ne hâlde idiniz?” dediler. (Onlar:) “Yeryüzünde (dînimizi yaşamaktan) âciz bırakılmış kimselerdik!” dediler. (Melekler de:) “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Öyle ise orada (küfür diyârından başka bir yere) hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onlar yok mu, varacakları yer Cehennemdir. Ve (o) ne kötü varılacak yerdir!(2)
(2)Bu âyet, hicret farz kılındıktan sonra hicret etmeyip Mekke’de kalan ve daha sonra Bedir Harbinde, müşriklerle berâberken öldürülen bazı kimseler hakkında nâzil olmuştur. (Kurtubî, c. 3/5, 345)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz ki (hicrete güçleri yettiği hâlde hicret etmeyip, müşriklerin dayatması altında kalarak Allah’a ortak koşmaya devam ettikleri için) kendilerine zulmeder oldukları halde meleklerin canlarını almış olduğu kimseler var ya; (ahiret günü melekler) onlara“ Siz ne durumdaydınız? (Niçin o şirk diyarından hicret etmediniz?)” derler. Onlar, “Biz, yeryüzünde (bulunduğumuz şehirde Allah inancını yaşamaya imkân bulamayan) zulme ve baskıya maruz kalmış kimselerdik. ”diye cevap verirler. Melekler de “Allah’ın arzı geniş değil miydi?’’ Hicret edeydiniz, derler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir!*
(*) Not: Her ne kadar (توفاهم)’’teveffahum’’ fiili muzari olduğunu söyleyenler olsa da, geçmiş (mazi) fiil kipi olması da caizdir ve hatta ayetin içinde gelen (قالوا) ‘’kalu’’ geçmiş fiil kipi ile de daha uyumludur. Ama (توفاهم) fiili muzarı yaptığımız zaman her iki cümle arasında uyumsuzluk olur. Çünkü o zaman cümlenin gerçek anlamı şöyle oluyor: ’’melekler onların canlarını alırken onlara şöyle demişler: ‘’Ne durumdaydınız?’’ İşte (توفي)’’mazi değil, muzari fiilini yaptığımız zaman böyle bir anlatım bozukluğu ortaya çıkıyor. Bu yüzden buradaki (توفاهم) ‘’teveffahum’’ geçmiş fiil kipi olması daha uygundur. Zaten Kur’an’ın genel mesajına göre de hesap ve sorgu hep ahirettedir. Bu nedenle onların bu sorgusu da ahirette olacak! (الله اعلم) Ayrıca bu âyette, hicret emrinin gelmesi üzerine, hicret edebildikleri hâlde hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan, onların dayatmalarına boyun eğen, müşrik gibi davranan ve onlarla içli dışlı olan bazı müminler kınanmaktadır. و{تَوفّاهم} فعل مضي يقال: توفّاه الله، وتَوفّاه ملك الموت، (التحرير والتنوير) يجوز أن يكون الفعل ماضيا، ولم تلحقه تاء التأنيث لأن الفعل مفصول عن الفاعل بالمفعول.( كتاب الجدول في إعراب القرآن]) وأجاز ابن جرير وغيره أن تكون فعلا ماضيا مبنيا على الفتح المقدر. وليس ببعيد (تفسير سورة النساء - إعراب القرآن وبيانه - الموسوعة القرآنية) المسألة الأولى: قال الفرّاء: إن شئت جعلت {تَوَفَّـٰهُمُ } ماضياً ولم تضم تاء مع التاء، مثل قوله: { إِنَّ ٱلبَقَرَ تَشَـٰبَهَ عَلَيْنَا } [البقرة: 70] وعلى هذا التقدير تكون هذه الآية إخباراً عن حال أقوام معينين انقرضوا ومضوا (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) يحتمل أن يكون فعلاً ماضياً لم يستند بعلامة تأنيث (الجامع لاحكام القرآن) {إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّـٰهُمُ ٱلْمَلَـئِكَةُ } يحتمل الماضي والمضارع (انوار التنزيل واسرار التأويل – البيضاوي - فتح القدير - روح المعاني)، والثالث: "قالوا" بمعنى: "يقولون" أي: يقولون لهم في الآخرة: {فِيمَ كُنتُمْ}؟ {قَالُواْ}: كنا كذا.( تأويلات أهل السنة) عن الحسن أن المراد به الحشر إلى النار (روح المعاني) وفي التوفي هنا قولان: أحدهما أنه قبض أرواحهم. الثاني حشرهم إلى النار فعلى القول الثاني يكون المراد بالملائكة الزبانية الذين يلون تعذيب الكفار(لباب التأويل في معاني التنزيل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıklarına “Siz niçin Allah yolunda savaşmadınız” derler. Onlarda “Biz zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Meleklerde onlara “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte, böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Cehennem dönüş yeri olarak ne kadar kötüdür.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten melekler kendilerine kıyıcılık edenlerin canlarını alırken onlara derler: " Siz yeryüzünde iken ne yapıyordunuz?"Onlar da derler: " Biz yeryüzünde iken düşkün kimselerdik." Melekler derler: "Allah’ın yarattığı yeryüzü geniş değil miydi? Siz de göç etseydiniz." İşte onlar durağı Cehennem olanlardır. Onların dönecekleri yer ne kötüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Öz nefislerine zulüm ederek [³] canları melekler tarafından alınan kimseler yok mu, melekler onlara «ne halde idiniz» [⁴] diye soracaklar. Onlar. «Mekke toprağında birtakım aceze idik» cevabında bulunacaklar. Tekrar melekler «Allah/ın yeri geniş değil mi idi? Oraya hicret edeydiniz olmaz mı idi?» diyecekler. İşte onların yurtları Cehennemdir. O, ne kötü uğraktır.
[3] Hicret vâcip iken Mekke'den hicret etmeyip Mekke'de müşriklere muvafakat etmek suretiyle kendi kendilerine zulüm ederek.[4] Mü'min mi idiniz, yoksa müşrik mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elbette melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken, “Siz ne yapıyordunuz?” diye sorarlar. Onlar da “Biz yeryüzünde acizlerdendik/ezilenlerdendik” diye cevap verirler. Melekler de “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz”³⁷ derler. İşte onların durağı cehennemdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!
37 Hicret emrine rağmen hicret etmek istemeyen bazı münafıklar el altından Mekkeli Müşriklerle içli dışlı olmaya başlamaları üzerine bu ayet inmiştir. Bunların hepsi Bedir Savaşı’nda öldürülmüşlerdir. Ayet onların cehennemlik olduğuna vurgu yapıyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Melekler kendilerine zulüm edenlerin canlarını aldıkları zaman onlara, “Ne işte idiniz?” deyince, “Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Melekler de “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” cevabını verirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası pek de kötü dönülecek yerdir!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Melekler, Allah yolunda cihâdı ve hicreti terk ederek kendilerine zulmeden kimselerin canlarını alırken, onlara “Dünyada ne hâldeydiniz? Zulme karşı mücâdeleye katılmama konusunda mâzeretiniz neydi?” diye soracaklar. Onlar, “Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış ve küfre karşı açık ve net olarak tavır alma konusunda güç ve imkânlardan yoksun kalmış kimselerdik. Bu yüzden, çâresiz bir hâlde, küfrün egemenliğine mahkûm olduk. Zira, iman ateşten bir kor idi ve biz onu tutmaya cesaret edemedik!” diyecekler. Bunun üzerine melekler, “Peki Allah’ın arzı yeterince geniş değil miydi ki,inancınızı yaşayabileceğiniz bir yere veya müminlerle dayanışma içinde, zulme karşı mücâdele verebileceğiniz bir çevreye göç etmediniz!” diye karşılık verecekler. İşte, onların varacağı yer cehennemdir! Ne korkunç bir son!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Melekler, nefislerinin zâlimi olarak vefat ettirdiği kimselere: “Ne durumdaydınız?” dediler. “Yeryüzü’nde müstez’aflar / zayıflatılmışlar / ezilmişler’dik” dediler. Melekler de: -“Allah’ın arzı / yeryüzü geniş değil miydi? Oraya hicret etseydiniz!” dediler. İşte onların barınağı Cehennem’dir. Gidip varılacak yer olarak kötü olmuştur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Melekler, hicreti göze alamayarak kendilerine haksızlık edenlerin canlarını alırken Kendilerine: " Siz nerede idiniz? " diye soracak. Onlar: " Biz, kendi yerimizde miskin miskin oturup kaldık " diyecekler. Melekler yine soracak: " Peki Allah'ın toprağı hicret edecek kadar geniş değil miydi?" "…" Artık onların gidebilecekleri tek yer cehennemdir. Aman ne berbat bir yer!
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnanıyoruz dedikleri halde Allah’ın yasalarına göre yaşamayanlara, Allah’ın yasalarıyla yönetilmeyen düzenlerde insanların yasalarına göre yaşayanlara, üstelik Allah’ın yasalarıyla yaşamak için mücadele vermeyenlere, böylece kendilerine zulmedenlere; ölüm zamanı Melekler canlarını alırken şöyle der; "Ne durumdaydınız?" Onlar; "Biz yeryüzünde zayıf, güçsüz kimselerdik!" diyerek Allah’ın yasalarına göre yaşamayışlarına bahane uydururlar. Melekler, "Allah’ın arzı geniş değil miydi, oradan hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. Cehennem ne kötü varış yeridir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Melekler, canlarını alırken kendilerine yazık eden kişilere “Neredeydiniz?” derler. [*] Onlar “Biz yeryüzünde güçsüzdük.” derler. Onlar (melekler) “Allah’ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! [*]
Bu ve benzer ifadeler, insanların canını alan “melekler”den söz etmektedir. Ölüm melekleri içinde herkes için özel bir ölüm meleğinin varlığı da Secde 32:11’de ifade edilmektedir. Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.,Küfür diyarında kalmayı tercih eden bu kişiler kendilerinin yaşadıkları yerde baskı altında, çaresiz, itilip kakılan, zayıf düşürülmüş bir güçsüzlük içerisinde, aciz bir halde bulunduklarını söyleyecekleri veya söyledikleri ifade edilmektedir. İlk etapta makul gibi görülen bu cevabın aslında geçerli olmadığı bir sonraki cümlede açıkça dile getirilmektedir.,Bu mesaj Nahl 16:28. ayetle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Melekler (hicret etmeyip) kendilerine zul-meden kişilerin canlarını alırken onlara: “Sizin dünyadaki durumunuz neydi?” deyince, onlar da: “Biz o beldenin zavallılarıydık.” diyecekler. Melekler de onlara: “Allahın yeryüzü hicret etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diye cevap verecekler.¹ Onların barınma yerleri, varılacak yerlerin en kötüsü olan cehennemdir.²
1 Bu âyet, Mekke’de Müslüman olup da kendilerine hicret farz kılındığı halde hicret etmeyerek, kendi kendilerine zulmedenler hakkında indirilmiştir. Bu kimseler daha sonra Bedir savaşına Mekkeli müşriklerle beraber katılmışlar ve bir kısmı orada öldürülmüştür. (Vâhidî) Bu âyete göre bir yerde dinini yaşamaya imkân bulamayan bir Müslüman’ın, hicret etmesi vaciptir.2 Bu âyet nâzil olunca Peygamberimiz, bunu Mekke’de bulunan Müslümanlara, göndermişti. Cündüb b. Damre çok yaşlı bir zat olmasına rağmen oğullarına; “beni yola çıkartın, çünkü ben, zayıf kimselerden olmadığım gibi yolu bilmeyenlerden de değilim, vallahi bu gece Mekke’de yatmam.” dedi. Oğulları onu bir sedyeye koyup Medîne’ye doğru yola çıkardılar. Bu zat yolculuğa dayanamayıp yolda vefat etti. (Vâhidî) Demek ki gerektiği zaman hicret de bir çeşit cihad’tır. Kâfirlerin emri altında ezilip kalmak ve hak dinin yayılmasına hizmet edememek, az çok kudreti varken bundan kaçınmak nefse yapılacak zulümlerden birisidir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Melekler, kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: “Neyiniz vardı sizin?” ¹²³ Onlar: “Biz, yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. [Melekler], “Allah’ın arzı sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” ¹²⁴ diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir, ne kötü bir varış yeri!
123 Lafzen, “hangi [durum]daydınız?” -Yani, yaşadığınız sırada. Bu, hiçbir geçerli mazereti olmaksızın Allah yolunda her türlü mücadeleden kaçınan insanlara işaret eder.124 Lafzen, “Allah’ın arzı, orada hicret edeceğiniz kadar geniş değil miydi?” Hecera (“göç etti”) fiilinden türetilen hicret (“göç”) terimi Kur’an’da iki anlamda kullanılmıştır: Biri tarihsel olup Hz. Peygamber’in ve Ashâbı’nın Mekke’den Medine’ye göç etmelerini ifade ederken, diğeri ahlakî bir muhteva taşır -yani, insanın Şeytan’dan Allah’a “hicret”i- ve kişinin ana yurdunu mutlaka maddî anlamda terk etmesini gerektirmez. İşte yukarıdaki pasajın işaret ettiği, hicret teriminin bu daha geniş dinî ve ahlakî anlamıdır. Tıpkı bir önceki pasajın (95-96. ayetler) “Allah yolunda üstün çaba gösterilmesi”ni (cihâd) terimin en geniş anlamıyla, yani, hem maddî hem manevî çabaları ve gerektiğinde kişinin servetini ve hatta canını feda etmesini kapsayan anlamıyla kullanması gibi. Mekke’den Medine’ye maddî anlamda göç, Mekke’nin H. 8. yılda fethinden sonra müminler için zorunlu olmaktan çıktığı halde kötülük yurdundan iyilik yurduna ruhsal göç, İslam’ın temel şartlarından biri olmaya devam etmektedir. Başka bir deyişle, “Şeytan’dan Allah’a hicret etmeyen” kişi mümin olamaz. Bir sonraki cümlede, bu konuda kayıtsız kalanların suçlanmasının sebebi budur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendilerine zulmedip yazık edenlere gelince, Melekler onların canlarını alırken: “İmanınız uğruna ne yaptınız?” Onlar da derler ki: “Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik.” Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi? Siz de Allah yolunda hicret etseydiniz ya!” derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir. 6/93, 8/50, 16/28, 23/99, 47/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Melekler, kendi kendilerine zulmeden (yukarıdaki kimse)lere, canlarını alırken “Ne haldeydiniz de (böyle çakılıp kaldınız)?” diye soracak. Onlar, “Biz yeryüzünde güçsüzdük!” diye cevap verecekler. (Melekler) “Allah’ın arzı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?” diyecekler. İşte bu tiplerin varacağı yer cehennemdir; orası ne kötü varış yeridir.[⁸²⁵]
[825] Zımnen: Gerçek imkânsızlık, imanı imkân olarak kullanmamaktır. İbn Abbas’tan: Allah Rasûlü döneminde müslümanlardan bazı kimseler müşriklerle beraberdiler. Ok gelir onlardan birine isabet eder ya da bir kılıç darbesiyle ölürlerdi. Bazı mü’minlerin “Onlar bizim kardeşlerimizdi, onlar için istiğfar edelim” demesi üzerine bu âyet inmiştir (Buhârî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Özürsüz oldukları halde geride ve hicret etmeyerek küffar yurdunda kalanların durumlarına gelince) O kimseler ki (böyle davranarak) kendilerine yazık ettiler, melekler canlarını alırken onlara: (Geride kaldınız hicret etmediniz) "Ne işle meşgul oldunuz?" (din uğruna bir gayretiniz oldu mu?) diye sorduklarında onlar "Biz yeryüzünde çaresiz kalmış kimselerdik" (bu yüzden dînî görevlerimizi yerine getiremedik) diye özür beyan ederler, (fakat bu kez) melekler onları: "Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi? (yeryüzünde dini görevlerinizi yerine getirecek münasip bir yere) Hicret etseydiniz ya" diyerek azarlarlar. İşte onların varacağı yer cehennemdir, orası ne feci bir son duraktır.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerine zulmeden kimseleri, çanlarını alırken melekler: "(Dünya da ) Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yeryüzünde âciz düşürülmüştük. " diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah’ın arzı geniş değil miydi? Başka yere göç etseydiniz ya!... " İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak o kimseler ki, nefislerine zulmeder oldukları halde canlarını melekler alacaklardır, «Ne işte idiniz?» diyeceklerdir. «Biz yeryüzünde zayıf sayılır kimseler idik,» derler. Melekler de, «Allah'ın yeryüzü geniş değil mi idi ki, orada muhâceretedeydiniz» deyiverirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Ne fena uğranacak yer?
Suat Yıldırım
swap_vert close
İman edip de hicret etmeyerek kendi öz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: “Ne işte idiniz? ” Onlar da: “Biz bu ülkede, dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yaşayan kimselerdik” deyince, melekler bu sefer şöyle dediler: “Peki Allah'ın dünyası geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya? ” İşte onların durağı cehennemdir. Ne fena bir dönüş yeridir orası!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yer yüzünde aciz düşürülmüştük." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki (ba'de'l İslâm hicret itmeyerek müşriklerle berâber kalub kuvvetu'z zahr olmakla) nefislerine zulüm ider oldukları halde melâike rûhlarını kabz itdi (fevt oldılar) Onlara melâike: Siz hangi tarafda idiniz? (Mü'minlerle mi müşriklerle mi idiniz?) dirler. Onlar da "Biz arzda zu'afâ ve 'aceze idik (za'fımız ve 'aczimiz cihetiyle ne hicret ne cihâd idebildik) cevâbını virirler. Melâike: "Allâh'ın arzı geniş değil mi id? Onda hicret ide idiniz" dirler. Onların (o, nefislerine zulüm idenlerin) gidecekleri yer cehennemdir. Cehennem de ne fenâ gidilecek yerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Melekler, yanlışlar içindeyken canlarını aldıkları kimselere "Ne haldeydiniz?[1]" diye soracaklar, onlar: "Biz dünyada güçsüz hale getirildik" diyecekler, Melekler de "Allah'ın toprağı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü yere düşmedir o[2]!
[1] Müminûn 23/100 kabir suali ile ilgili olabilir mi? [2] Müslümanın da cehenneme gideceğinin delilidir. Allah'ın yasakladığı bir durumda olmayı sürdürenlerle ilgili olabilir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken:-Ne haldeydiniz? derler. Onlar da derler ki:-Biz yeryüzünde sömürülmüş kimseler idik. Melekler:-Allah'ın arzı geniş değil miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Melekler, kendilerine yazık etmiş olanların canlarını alırken, onlara “Ne halde idiniz?” diye sorarlar. Onlar, “Biz bu ülkede güçsüz kimselerdik” derler. Melekler ise “Allah'ın arzı geniş değil miydi?” derler. “Siz de hicret ediverseydiniz ya!” Onların varacakları yer Cehennemdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Melekler, öz benliklerine zulmetmiş olanların canlarını alırken, onlara şöyle dediler: "Neredeydiniz siz?" Cevap verdiler: "Yeryüzünde ezilip horlananlardandık biz." Melekler dediler ki: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi ki orada bir yerden bir yere göçesiniz?" İşte böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim cānların aldı anlaruñ firişteler, žulm eyleyicilerken gendüzilerine ne nesede olduñuz. eyittiler: olduķ ža'įf sayılmışlar 'āciz ler yirde” ya'nį mekke yiri. eyittiler ya'nį firişteler degül-midi Tañrı yiri giñ pes ayrıladuñuz anuñ içinden pes şunlar, ŧuraġı yiri anlaruñ ŧamudur daħı ne yavuzdur dönecek yir.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kişiler ki feriştehler cānların ḳabż eyler ẓālimler‐iken nefslerine,eyideler anlara: Ne iş üstine‐y‐idüñüz? Eyideler ki: Biz ża‘īf olmış‐ıduḳ yiryüzinde. Eyideler: Degül mi‐di Tañrı Ta‘ālānuñ yirleri geñişlik? Pesġazālıġ‐ıçun sefer eyleye‐y‐düñüz anda. Anlaruñ duracaḳ yirleri ṭamudur, neḳatı yaman varacaḳ yirdür ol.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mələklər öz nəfslərinə zülm edənlərin (Məkkədə kafirlər içərisində qalıb hicrət etməyənlərin) canlarını alarkən (onlara) deyəcəklər: “Siz (hicrət zamanı) nə işdə idiniz?” Onlar söyləyəcəklər: “Biz yer üzərində zəif (aciz) kəslər idik.” (Mələklər də onlara: ) “Allahın torpağı geniş deyildimi ki, siz də hicrət edəydiniz?” – deyəcəklər. Onların sığınacaqları yer Cəhənnəmdir. O necə də pis yerdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! as for those whom the angels take (in death) while they wrong themselves, (the angels) will ask: In what were ye engaged? They will say : We were oppressed in the land. (The angels) will say: Was not Allah's earth spacious that ye could have migrated therein? As for such, their habitation will be hell, an evil journey's end;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When angels take the souls of those who die in sin against their souls,(615) they say: "In what (plight) Were ye?" They reply: "Weak and oppressed Were we in the earth." They say: "Was not the earth of Allah spacious enough for you to move yourselves away (From evil)?" Such men will find their abode in Hell,- What an evil refuge! -
615 The immediate occasion for this passage was the question of migration (hijrah) from places where Islam was being persecuted and suppressed. Obviously the duty of Muslims was to leave such places, even if it involved forsaking their homes, and join and strengthen the Muslim community among whom they could live in peace and with whom they could help in fighting the evils around them. But the meaning is wider. Islam does not say: "Resist not evil." On the contrary it requires a constant, unceasing struggle against evil. For such struggle it may be necessary to forsake home and unite and organise and join our brethren in assaulting and overthrowing the fortress of evil. For the Muslim's duty is not only to enjoin good but to prohibit evil. To make our assault we must be prepared to put ourselves in a position from which such assault would be possible, and Allah's earth is spacious enough for the purpose. "Position" includes not only local position, but moral and material position. For example, we must shun evil company where we cannot put it down, but organize a position from which we can put it down.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
تَوَفّٰيهُمُ
canlarını aldı
الْمَلٰٓئِكَةُ
melekler
ظَالِم۪ٓي
zulmedici- ler iken
اَنْفُسِهِمْ
nefislerine
قَالُوا
dediler
ف۪يمَ
ne işte
كُنْتُمْۜ
idiniz
قَالُوا
dediler
كُنَّا
idik
مُسْتَضْعَف۪ينَ
zayıf bırakılmış kimseler
فِي الْاَرْضِۜ
yeryüzünde
قَالُٓوا
dediler
اَلَمْ تَكُنْ
değil miydi
اَرْضُ
arzı
اللّٰهِ
Allah'ın
وَاسِعَةً
geniş
فَتُهَاجِرُوا
öyleyse hicret etseydiniz
ف۪يهَاۜ
orada
فَاُو۬لٰٓئِكَ
artık işte onlar
مَاْوٰيهُمْ
varacakları yer
جَهَنَّمُۜ
cehennemdir
وَسَٓاءَتْ
ve ne kötü
مَص۪يراًۙ
varış yeridir
Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken onlara, "(dünyada Allah için ne yapıyordunuz) ne işte idiniz!" derler. Onlar da, "biz yeryüzünde zayıf (ve güçsüz) kimselerdik" diye cevap verirler. (Melekler ise) "Allah'ın arzı geniş değil miydi? (Başka bir yere) Hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların varacakları yer cehennemdir, (orası) ne kötü bir varış yeridir!
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
تَوَفّٰى
Fiil-V
و ف ي
Vefat ettirdi, canını aldı, alıp götürdü
مَلَك
İsim
م ل ك
Melek
ظَالِم۪ٓي
İsim
ظ ل م
Zulmedici
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُسْتَضْعَفُون
Edilgen fiil-X
ض ع ف
Zayıf görülenler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَاسِعَة
Etken fiil
و س ع
Geniş
هَاجَرَ
Fiil-III
ه ج ر
Hicret etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
مَاْوٰى
İsim
ا و ي
Varılacak yer, barınak, Me'va
جَهَنَّم
Özel isim
جَهَنَّم
Cehennem
سَٓاءَ
Fiil-I
س و ا
Çok kötü, ne kötü, hoşuna gitmedi, kaygılandı, kötü etti, kötüleşti
مَصِير
İsim
ص ي ر
Dönüş, varış yeri