close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 71. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû ḣużû hiżrakum fenfirû śubâtin evi-nfirû cemî’â(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, ihtiyata ait gereken tedbirleri alın da bölükbölük, yahut hep birden ilerleyin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı uyanık bulunup her türlü) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın (ihtiyatlı ve hazırlıklı davranın) da bölük bölük, ya da (gerekirse) hep birlikte (cihada çıkıp, topyekûn düşman üzerine) gidin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmanlarınıza karşı korunma tedbirlerinizi alın. İster küçük guruplar halinde, ister toplu halde savaşa çıkın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ey iman edenler, düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alın. Ya peşpeşe küçük birlikler halinde hızlı hareket edin veya topyekün evlerinizden fırlayarak seferber olun."
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın ve bölük bölük ya da toplu halde savaşa çıkın.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmana karşı hazırlığınızı görün ve silâhlarınızı takınarak cenge hazır olun da birlikler halinde savaşa çıkın, yahut toptan seferber olun.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Korunma tedbirlerinizi alın, bölük bölük veya toplu olarak savaşa gidin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! İster küçük gruplar halinde ister toplu halde savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olunuz!
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Yedekli bulununuz, ya bölük bölük, ya da toplan savaşınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! (Düşmanlarınıza karşı) ihtiyatlı davranın, (duruma göre) bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Bkz. 2/190 ve dipnotu, 22/39 ve dipnotu.Düşmanlara karşı ihtiyatlı davranmak, savaş siyasetinin bir gereğidir. Zamana ve şartlara göre farklı stratejilerle düşmanın karşısına nasıl çıkılması gerekiyorsa o şekilde çıkılmalı. Toplu halde çıkılması gerekiyorsa toplu halde, küçük gruplar hâlinde çıkılması gerekiyorsa da küçük gruplar hâlinde çıkılmalı ama mutlaka çıkılmalı. Hiç kimse, “Ben Müslüman’ım ama savaşla işim olmaz, dünya zaten geçicidir ben ahiretimi bilirim, haksızlıkları da alır bağrıma basarım, ibadetimle meşgul olur, kulluğumu yerine getiririm” diyemez. Eğer birileri, -hangi dinden ve düşünceden olursa olsun, isterse Müslüman kimliğiyle yaşayan bir toplum olsun, -dünyanın huzurunu bozuyor, barışı tehdit ediyor, güveni ortadan kaldırıyor, kardeşliği, birliği, dayanışmayı dinamitliyor ve insanların hayat haklarını ellerinden almaya çalışıyorsa, o kimselere karşı savaşmak farzdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Muhârebede ihtiyâtlı bulunınız. Yâ müfreze ile, yâ cem’iyet-i kesîre ile ileruleyiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler hâlinde, yahut topluca savaşa gidin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savaşa ya ayrı bölükler halinde çıkın veya hep birlikte çıkın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.  
 Barış içinde yaşamak arzu edilir bir şey olmakla beraber, tarih boyunca devamlı gerçekleştiği görülmemiştir. Uzun tecrübelerden sonra sulh, dirlik ve düzenlik isteyenlerin ancak savaşa hazır olmakla bunu elde edebilecekleri anlaşılmış, «Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salâh» denilmiştir. İslâm meşrû müdafaa için, yeryüzünden zulmü, baskıyı kaldırmak, gerçek din ve vicdan hürriyetini sağlamak için savaşa izin vermiş, müslümanları cihada çağırmıştır. Müslümanların vazifesi her zaman cenge hazır olmak, fakat meşrû sebep bulunmadıkça onu yapmamak, hazırlığı sulhun teminatı kılmaktır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar! Tetikte durun. Bölük bölük ya da topluca harekete geçin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! hazırlığınızı görün de müfrezeler hâlinde harekete gelin yâhud toplu olarak seferber olun
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! (Düşmanlarınıza karşı) korunma (savunma) tedbirlerinizi alın. (Bundan sonra duruma göre) ya küçük birlikler hâlinde yahut topluca cihada gidin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Önleminizi alın. Savaşa, küçük birlikler halinde veya topyekûn olarak çıkın.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, (düşmanlarınıza karşı) korunma tedbirinizi alın da küçük kıt'alar haalinde harbe çıkın, yahud topdan seferber olun.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! (Düşmana karşı) tedbîrinizi alın da ayrı ayrı bölükler hâlinde savaşa çıkın veya (gerekirse) hep berâber seferber olun!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! (Size saldıran düşmana karşı her türlü savunma ve korunma) tedbirinizi alın da (size saldırdıklarında) bölük bölük, ya da (gerekirse) hep birlikte (karşılık vermek üzere) seferber olun. *
(*) Saldırganlara karşı tedbirli ve ihtiyatlı davranmak, savunma savaşı için siyasetinin bir gereğidir. Zamana ve şartlara göre farklı stratejilerle saldırgan düşmanın karşısına nasıl çıkılması gerekiyorsa o şekilde çıkılmalı. Toplu halde çıkılması gerekiyorsa toplu halde, küçük gruplar hâlinde çıkılması gerekiyorsa da küçük gruplar hâlinde çıkılmalı, ama mutlaka karşı taraf saldırınca karşılık verilmeli. Hiç kimse, düşman saldırsa bile, haksızlık ve zulümleri alır bağrıma basarım, ibadetimle meşgul olur, kulluğumu yerine getiririm” diyemez. Eğer birileri, -hangi dinden ve düşünceden olursa olsun, isterse Müslüman kimliğiyle yaşayan bir toplum olsun, saldırganlık yapıyor, dünyanın huzurunu bozuyor, evrensel barışı tehdit ediyor, güveni ortadan kaldırıyor, insanlar arasında kardeşliği, birliği, dayanışmayı dinamitliyor ve insanların hayat haklarını veya vatanlarını ellerinden almaya çalışıyorsa, o saldırgan topluma karşı koymak ve onların her türlü saldırılarını önlemek farzdır. Bkz. 2/190 ve dipnotu… İşte İslâm meşru müdafaa için, yeryüzünden zulüm, haksızlık, sömürü ve her türlü baskıyı kaldırmak, gerçek din, vicdan ve düşünce hürriyetini sağlamak ve evrensel değerlere yapılan saldırıları önlemek için saldırganlara karşılık vermeyi farz kılmıştır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey iman edenler (savaşmak için) ne gerekiyorsa önlemlerinizi alın. Bundan sonra küçük guruplar halinde veya toplu olarak savaşa yürüyün.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Düşmana karşı tetikte bulunun. Sonrada bölük bölük, ya da toplu olarak ilerleyin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Silâh âletlerinizi alın [³] düşman ile savaşa bölük bölük çıkın yahut toptan çıkın.
[3] Kalkan, zırh gibi. Yahut düşman için hazırlanın, İhtiyatta bulunun, düşmandan hazer edin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! (Düşmana karşı) savunma/korunma tedbirlerinizi alınız. İster bölük bölük ister topluca savaşa çıkınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Tedbirinizi (silahlarınızı) alın ve bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü hazırlığınızı yaparak, duruma göre küçük gruplar hâlinde veya topluca Allah yolunda savaşa çıkın!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Tedbirlerinizi alın, takımlar halinde sefere / savaşa katılın! Yahut topluca sefere / savaşa katılın!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Savaş güvenliğinizi alın. Sefere çıkarken, küçük ve büyük birlikler oluşturun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmana karşı tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde yahut topluca savaşa gidin! Düşmanlarınıza gözdağı verecek, onların düşmanlıklarını engelleyecek şekilde tavır almazsanız, onların düşmanlığı sürekli olacaktır. Onlara karşı öyle yıldırıcı davranın ki size düşmanlık etmekten korksunlar! İnsanları düşmanlık yaptığı şeylerden affetmeniz ancak düşmanlıktan vazgeçtiklerinde olur. Aksi halde yanlış zamanda yanlış yargılarla af etmeniz başınıza iş açar. Onun için onların burnu yere sürtülmeden, kendilerine güvenen dayanakları ortadan kalkmadan, düşmanlarınızla işbirliklerini ortadan kaldırmadan, size karşı savaşamayacaklarını anlayıncaya kadar yıldırmadan asla af etmeyin! Değilse sizin iyi niyetle yaptığınız affı hep aleyhinize kullanırlar. Sizin affetmenizi zayıflığınız olarak düşünürler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Önleminizi alın; (ya) bölük bölük savaşa çıkın; veya (gerektiğinde) topyekün savaşın! [*]
Yüce Allah müminlere emretmekte ve gerektiğinde küçük gruplar halinde, gerektiğinde topluca hareket ederek düşmana karşı konulmasını, hem kendilerini korumaları gerektiğini hem de karşı tarafı geri çekilmek zorunda bırakmak için güçlü, hazırlıklı, donanımlı ve teçhizat bakımından gereken her türlü önlemi almış olmayı bir zorunluluk olarak ortaya koymakta, bu anlamda fedakârlık yapılması için gerektiği şartlarda ve boyutlarda evrensel anlamda bütün müminlere seslenmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! (Düşmanlarınıza) karşı her türlü savunma tedbirinizi alın.¹ Onlarla küçük birlikler halinde² savaştığınız gibi, (gerektiğinde de) topyekûn savaşın.³
1 Âyetin bu bölümünden; İslâm Devletinin, kendi güvenliğini sağlayabilmesi için bir ordusunun olması, bu ordunun da düşmanlarına korku verebilmesi için her türlü teçhizata sahip bulunması ve eğitiminin sürekli olması yani her an savaşa hazır durumda bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. 2 Sübat: Sübe’nin çoğulu olup; ondan fazla kişiden meydana gelen süvari topluluğu, takımı, mangası demektir. Âyetin bu bölümünden; Müslümanların gerektiğinde düşmanlarıyla seriyyeler halinde gerilla savaşı yapabilecekleri de anlaşılabilir.3 Bu ifâdeyle de; bir seferberlik durumunda tüm Müslümanların İslâm ordusuna katılmalarının gerektiği emredilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! İster küçük gruplar halinde ister toplu halde, savaşa giderken tehlikelere karşı hazırlıklı olun. ⁸⁷
87 Lafzen, “ve o zaman küçük birlikler halinde yahut hep beraber ilerleyin”. Son tanımlama, günümüzde “topyekun savaş” olarak adlandırılan olguyu ifade etmektedir. Hizr terimi, yalnızca kişinin kendisini muhtemel bir tehlikeye karşı korumak için sarf ettiği çabayı değil, ama aynı zamanda (bu bağlamda) askerî organizasyon, teçhizat vb. ile ilgili gerekli bütün hazırlıkların yapılmasını da kapsar. Bu anlamdaki savaş, bu surenin 59. ayetinde öngörülen ideolojik devlet yönetiminin ilkelerinden doğmaktadır. Müslümanların toplumsal hayatlarını Kur’an’da ortaya konulan ideolojik öncüllere dayalı bir devlet çerçevesi içinde organize etmeleri istendiğinden, onların İslam’ın sosyal sistemine ve dünya görüşüne muhalif olan ve -beklendiği gibi- onun yıkılması için şartlanmış bulunan grupların veya milletlerin düşmanlığına karşı hazırlıklı olmaları gerekir. Sonuç olarak, Allah yolunda savunma savaşı kavramı (cihâd) İslam’ın sosyo-politik modelinde hakim bir rol oynar ve Kur’an’ın pekçok yerinde zikredilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler! Savaşta tedbirinizi alın ya küçük birlikler halinde ya da topyekûn seferber olun. 2/246, 3/200
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler! Küçük müfrezeler hâlinde ya da topyekün orduyla ilerlerken ihtiyatlı hareket edin!
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, (düşmana karşı ihtiyatlı bulunun) tedbirinizi alın (savaşmak gerektiğinde yerine göre) ya bölük bölük çıkın, ya da toptan savaşın.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler hâlinde, yahut topluca savaşa gidin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! İhtiyat tedbirinizi alın da fırka fırka halinde çıkınız, veya hep birden seferber olunuz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmanlarınıza karşı korunma tedbirinizi alın. Duruma göre küçük kıtalar halinde veya toptan seferber olun.
Uhud savaşında Müslümanların yarı mağlubiyetleri, Medine etrafındaki kabileleri aleyhte cesaretlendirmişti. Müslümanlar, Medinenin her tarafından tehlike çemberi içine alınmışlardı. İslâmı öğretmek üzere dışarıdan dâvet edilen müslümanlar da suikasda mâruz kalıyorlardı. Bu âyet, müminlerin yeterli tedbir almalarını emrediyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, bölük bölük, ya da hep birlikte savaşa gidin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler' Silâh ve âlât-ı harbi ihzâr idüb müteyakkız (uyanık) olun ve sonra (îcâbına göre) bölük bölük, zümre zümre veyâhud cümleniz birden bir kitle hâlinde düşmana karşı çıkın. [²]
[2] Bu âyet-i kerîme düşmana karşı dâimâ müteyakkız bulunmak ve tedârikli olmak husûsunda emirdir, emir vücub ifâde iylediğinden uyanık bulunmak vâcibdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey İnanıp güvenenler(müminler)! Savaşa hazır olun da (gerektiğinde) bölükler halinde veya toplu olarak hızla harekete geçin.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler!Tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük ya da topluca çıkın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Düşmana karşı tedbirinizi alın ve topluluklar halinde, gerekirse hep birlikte seferber olun.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey inananlar! Savunma tedbirlerinizi alın. Gerektiğinde de bölükler halinde hareket geçin yahut toplu halde savaşa çıkın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler dutuñ śaķınmaġuñuzı pes çıķuñ bölükler yā çıķuñ bir gezden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, aluñuz yaraḳlaruñuzı ḥaẕer eyleñüz düşmānuñuz‐dan. Yügürüñüz ġazālıḳda, yaluñuz yaluñuz yā yügürüñüz barçañuz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Ehtiyatı əldən verməyib silahınızı götürün və (düşmənə qarşı cihada) ya dəstə-dəstə, ya da hamınız bir yerdə çıxın!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Take your precautions, then advance the proven ones, or advance all together.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Take your precautions, and either go forth in parties or go forth all together.(588)
588 No fight should be undertaken without due preparations and precautions. When these are taken, we must go boldly forward. "Go forth" is therefore repeated for emphasis. But we must go forth in a collective spirit-either in small parries or all together, as our Leader determines. We must not tarry like the doubter in the next two verses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
خُذُوا
alın
حِذْرَكُمْ
tedbirinizi
فَانْفِرُوا
ve savaşa çıkın
ثُبَاتٍ
bölükler hâlinde
اَوِ
yahut
انْفِرُوا
savaşa
çıkın
جَم۪يعاً
topyekün olarak
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! (Düşmanlarınıza karşı) Tedbirinizi alın! Bölük bölük savaşa çıkın yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın!
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
حِذْر
İsim fiil
ح ذ ر
Tedbir
نَفَرَ
Fiil-I
ن ف ر
Savaşa çıktı, sefere çıktı
ثُبَات
İsim
ث ب ي
Seçilmiş ve münferit kalmış cemaat, bölük
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
نَفَرَ
Fiil-I
ن ف ر
Savaşa çıktı, sefere çıktı
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk