close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vetefekkade-ttayra fekâle mâ liye lâ erâ-lhudhude em kâne mine-lġâ-ibîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kuşları araştırdı da ne oldu dedi, hüthüdü görmüyorum, yoksa bir yere mi gidip gizlendi?
Hüthüt kuşuna, çavuş kuşu da denir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Süleyman) Kuşları denetledikten sonra dedi ki: (Hani nerede,) "Hüdhüd’ü neden göremiyorum, yoksa (kaçıp) kayıplara mı karıştı (ki çağırdığım halde gelmemiştir)?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bir gün ordunun kuşlar bölümüne göz gezdirirken: “Hüdhüdü niçin göremiyorum?” dedi. “Yoksa kayıplara mı karıştı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Süleyman uçar kuvvetleri, kuşları gözden geçirdi, denetledi. “İbibiği niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kuşları denetledi ve dedi ki: "Neden Hudhud'u göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu?
Ali Bulaç
swap_vert close
Kuşları denetledikten sonra dedi ki: 'Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de Süleyman kuşları teftiş etti de şöyle dedi: “- Hüdhüd'ü niye (yerinde) göremiyorum, yoksa gaiblerden mi oldu?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve kuşları teftiş etti. “Ne oluyor? Hüdhüdü bulamıyorum. Yoksa kaybolanlarda mı oldu?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kuşları teftiş etti de dedi ki: “Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”
Besim Atalay
swap_vert close
Yoklayarak kuşlarını, dedi ki: «Göremem ben ibibiği, yoksa yitti mi?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Süleyman, ordusunun kuşlardan oluşan birliğini denetlerken dedi ki: “Hüdhüd'ü niçin göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”
Cemil Said
swap_vert close
20, 21. Tuyûr ordusunı gözden geçirdi. "Hüdhüd kuşunı (bir nev’i serguçli kuş) niçün görmüyorum, gelmedi mi? Eğer bana ma’kûl bir ma’zeret beyân itmez ise âna şedîd ’azâb ideceğim ve öldüreceğim" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
20,21. Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Süleyman kuşları gözden geçirdi ve “Hüdhüdü niçin göremiyorum; yoksa kayıplara mı karıştı?” diye sordu.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Edip Yüksel
swap_vert close
Kuşları denetledi ve, "Neden hüdhüdü görmüyorum, yoksa kaçak mı?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de kuşları teftiş etti de bana dedi: ne oluyor hüdhüdü görmüyorum? Yoksa gaiblere mi karıştı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Süleymân ordusundaki) kuşları teftiş etti, (bir kuşun yerinde olmadığını görünce) şöyle dedi: “Hudhud’u niçin göremiyorum, yoksa (görevini terk edip) kayıplara mı karıştı?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Süleymân kuş topluluğunu yokladı. Sonra: “Hudhud'u niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Süleyman) kuşları araşdırıb dedi ki: «Hüdhüdü neye görmüyorum? Yoksa gaaiblerden mi oldu»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve kuşları teftîş edip, şöyle dedi: “Bana ne oldu da Hüdhüd'ü göremiyorum, yoksa kayıplardan mı oldu?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (bir gün Süleyman) kuşları teftiş ederken (kuş bakıcısı ve aynı zamanda istihbarat görevlisi olan) Hüdhüd’ü (İbranice orijinal ismi olan Hudad’ı) niçin göremiyorum? Yoksa (şu an) hazır olmayanlardan mı? dedi *
(*) Ayetlerde geçen hüdhüd, İbranice olan Hudad isminden Arapçaya geçmiş hâlidir. Hudad, yani Arapçaya geşmiş hâli olan (Hüdhüd) bilinen kuşun adı değil, Hz. Süleyman zamanında Edom kavminin lideri idi, daha önce Hz. Süleyman’ın azılı bir düşmanı iken, sonra onun yönetimi altına giriyor ve Hz. Süleyman onu hem kuşlardan baş sorumlu hem de istihbarat görevlisi yapıyor. Bir gün Hz Süleyman kuşları teftişe çıkarken, kuşlardan sorumlu İbranice örijinal ismi olan Hudad’ı, yani Hüdhüd’ü görevi başında bulmuyor. İşte bu yüzden Hz. Süleyman, onun kaçmış olabileceğini ve tekrar halkının başına geçerek kendisine karşı cephe alacağından endişeleniyordu. Bu nedenle 21. ayette geçtiği gibi eğer kendisine açık bir delil/mazeretle gelmezse ona ağır bir ceza verceğini söylüyor. Ayrıca aşağıda (التحرير والتنوير) adlı tefsirin metninde de geçtiği gibi Hz. Süleyman’ın birkaç düşmanı var idi, bunlardan biri Edom kavminin liderlerinden (İbranice ismi) Hudad idi, ama daha sonra bu Hudad, Hz. Süleyman’ın yönetimi altına giriyor. Zaten Sâd süresi- 35. ayette de geçtiği gibi Hz. Süleyman kendi mülkünün bunların eline geçmemesi için yüce Allah’a şöyle dua etmişti: “Ey Rabbim, dedi! Beni bağışla ve bana (Senin yolunda hizmet için) öyle bir hükümdarlık lütfet ki, benden sonra (düşmanlarımdan) bir kimse onu tevarüs edemesin. Şüphesiz ki sen, vahhap/ bol veren/sin!’’ O bu duayı yaparken onun korktuğu düşmanları şunlar idi.1.Jeroboam 2.Edom kavminin lideri Hudad (İbranice) ve Rezon. اعلم) الله Bk: Sâd -35.ayetle ilgili İbn-i Aşür’ün tefsirine ) كان لسليمان عدوَّان آخران هما (هدد) الأدومي و (رزون) من أهل صرفة مقيمين في تخوم مملكة إسرائيل فخشي أن يكون الله هيأهما لإِزالة ملكه.) Ayrıca ayet dikkatli okunursa hüdhüd kuşu, yani (KUŞ) ifadesi geçmemektedir. Önemli bir DETAY i daha, Hz. Süleyman kuş mantığını biliyor ama o bir hükümdar ve yüzlerce kuşun bakımını, temizliğini, gıda temini ve eğitimini O yaptırmıyor. Bu işler için yanında birkaç çalışan olmalı ve onların arasında kuşlardan baş sorumlu olan hüdhüd, (İbranice orijinal isminde Hudad) adında bir çalışan da bulunuyor.) Detayli açiklama için: https:// kurankissalarininsistematigi. wordpress.com/2013/12/03/ 8-bolum-hz-suleyman-peygamber-ve-hudhud/) (الله اعلم) Yani Hüdhüd’ün bir kuş olmadığı, İbranice bir isim olan (هدد)‘’Hudad’’kelimesinden ( (هدهد’hüdhüd’’olarak (tıpkı Şlomo = Süleyman, Abram = İbrahim, Yehôşûa = İsa, Meşiha = Mesih, Mûşe = Musa, Nôah = Nuh şeklindede olduğu gibi) Arapçaya geçmiş olup EDOM kavminin kralına verilen isimdır. Yani Edom kralı Hudad bin Bedad’dır. Edom ise: Esav’a ve onun soyundan gelen kavme verilen isimdir. Kavmin adı Asur dilinde Udumi; Suriye dilinde, ܐܕܘܡ; Yunanca, Ἰδουμαία; Latince, Idumæa veya Idumeadır. Kaynak: (Vikipedi Özgür Ansiklopedi) Ayrıca bir dilden başka bir dile isimler çevirilirken bu tür değişklikler olabiliyor. Mesala kaynaklarda bunların orijinal isimleri şöyle geçiyor: 1. Süleyman (Arapça: سليمان, sulaymān; İbranice: שלמה, Şlomo veya Şelomo; İbranice שלמ kökünden gelen Şlomo adı, kelime anlamıyla "Barış Yapan" demektir. Arapça selim, selamet ve islam sözcükleriyle kökdeştir. (Vikipedi Özgür Ansiklopedi) 2: Tevrat, İbranica Tora (Arapça: توراة tawrat, İbranice: תורה Torah, Yunanca: Πεντάτευχος Pentatevhos), Tanah…(Vikipedi Özgür Ansiklopedi) Aynı şekilde Kur’an da geçen Karun = Krezüs, Harun = Aharon, Meryem = Miriam gibi. Ayrıca Almanya’nın bir şehri olan München (Münşın), Tükçeye çevirilirken Münih oluyor vb. daha nice örnekler verilebilir. İşte İbranice dilinde de EDOM halkının liderinin orijinal ismi Hudad iken, Arapçaya geçerken, Hüdhüd oluyor. Bu nedenle ayette geçen (هدهد)’’hüdhüd’’ bildiğimiz kuş değildir… Ayrıca Neml- 30. ayetinde Melike’nin “Ey ileri gelenler, bana kuşun biri mesaj bıraktı”şeklinde bir ifadeyi kullanmamış olması da, Hüdhüd’ün kuş olmadığını da göstermektedir. Bütün bunlara rağmen maalesef müfessirler “Hüdhüd” kelimesinden, genellikle bir kuştan bahsedildiğini düşünürler. Aslında bu bir isim olup Beni İsmail arasında da çok yaygındı. Hz. Süleyman’ın (a.s.) ordusunda görevli bir mühendisin de adı Hudhud idi. (Bkz: Jewish Encyclopedia) Kitab-ı Mukaddes’e göre bu mühendisin adı “Hudad” idi. (Bkz. II Krallar; 11: 14) Arapçada ise bu kelime “Hüdhüd” olarak telaffuz edilmiştir. (M.C. Şems Meal açıklaması) Ayrıca Hüdhüd kuşunun tek çıkardığı ses, yani ötüşü ‘hütü tüt’’ gibi bir ses çıkarmaktadır. Bundan başka hiçbir sesi de yoktur. Peki, bu iki kelime ile yani ‘’hütü tüt’’gibi bir sesle Sebe melikesinden Süleyman’a bu kadar bilgileri nasıl aktarır ve anlatır? Bunun mantıklı bir izahı var mı? Bir de ayette geçen (منطق الطير) ‘’mantıkat tayr’’, kuşdili veya kuşun kal dili değil, hâl dili ve kuş mantıkı’’ demektir. Yani Hz. Süleyman’a öğretilen kuşdili değil, kuşların hâl dili ve mantıkıdır, o, hâl ve hareketlerinden anlamlar çıkarırdı. Bunun gibi bugün kuş bakıcıları da birçok kuşların hâl ve hareketlerinden anlamlar çıkarabiliyorlar. İşte Hz. Süleyman da böyle, ona kuşların kal dili değil, hâl dili öğretilmişti. Bu nedenle ayette geçen hüdhüd yani İbranice orijinal ismi olan Hüdad bir kuş değil, Süleyman’ın ordusunda kuşlardan ve istihbaratan baş sorumlu olan bir şahsın adıdır. Ayrıca melikenin babasının adı bile ‘’hüdhad’’ idi. (الله اعلم) فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ، ولم يقل هدهدا؛ إذن هو هدهد معين، وقد غاب عن الوقوف مع الجيش السليماني في الحشد الذي ذُكر في أول القصة : الهدهد «صفة» رجل من كتيبة الطير...فمثلا في السبعينات أن أحد لاعبي كرة القدم كان لقبه (حمامة)؛ أطلق عليه هذا اللقب لسرعته، وأيضًا توجد أسماء طيور وحيوانات لكثير من الناس، مثل الأسد والنمر والفهد والديب والباز فالهدهد صفة لرجل ذي مواهب خاصة في كتيبة الطير الهدهد رجل استطلاع (أو مخابرات بالتعبير الحديث)...كيف عرف الطائر أن نظام الحكم ملكي؟ ولماذا لم يكن إمبراطوريًا أو فرعونيًا مثلًا؟ وكيف عرف أن ملكة هي التي تملكهم؟ ما أدراه أن تلك الملكة هي الحاكمة؟ هل يعرف «صقر» عظيم أن الدولة التي يطير في أجوائها يحكمها ملك معين أو ملكة أو رئيس؟!هل يوجد طائر يعرف عقيدة الناس؟ ويعرف الشيطان الذي يزين الشِرك أو الشر؟ ولو كان الهدهد طائرًا، فكيف عرف أنهم يسجدون للشمس، وليس لله؟! هل الهدهد يستطيع أن يدخل في ضمائر ونيات الناس؟ طبعًا، الحقيقة تدل على أن رجل الاستطلاع «الهدهد»، هو الذي لاحظ ودرس وتيقن من عقيدة «أهل سبأ»، وأتى بهذا النبأ اليقين - هل الطيور تكذب؟ (هدهد سليمان ليس طائرًا - ساسة بوست) وهناك سؤال آخر يثار هنا: لماذا سمى القرآن الكريم هذا الشخص هدهدًا؟)ٍ عندما نتصفح كتب بني إسرائيل لمعرفة ماهية الهدهد ولنرى ما إذا كان فيهم إنسان بهذا الاسم، نكتشف أنه كان في اليهود في زمن سليمان ؏ أناس كثيرون اسمهم “هُدَد”. والحق أن الاسم العبراني “هُدَد” تحوَّلَ إلى الهدهد في العربية شأنه شأن أبرهام الذي صار إبراهيم، ويسوع الذي صار عيسى، وموشي الذي صار موسى في العربية. ولا غرابة في ذلك مطلقًا، وبالمثل إن القرآن الذي نـزل بالعربية عندما ذكر اسم “هُدَد” العبري جعله الهدهد.والتاريخ يبين لنا أن “هُدَد” كان اسم العديد من الملوك الأدوميين، ومعناه: الجلبة الكبيرة. والهدُّ في اللغة العربية أيضًا يعني الصوت الغليظ (الأقرب). ويبدو أن بني إسرائيل كانوا يسمون الطفل الغليظ الصوت هُدَدًا أو هُدهُدًا. وقد أُطلق اسم “هُدَد” على الملك الأدومي الثالث الذي ألحقَ الهزيمة بقوم مَدْين، وأيضًا على الملك الأدومي الأخير وكان الهدهد اسم أحد أبناء إسماعيل ؏ أيضًا. إذًا، فمن عادة).المفسرين نقل حكايات خرافية في تفاسيرهم. مع أن كل ما في الأمر هو أن لفظ الهدهد الوارد في القرآن الكريم تعريب لاسم “هُدَد” العبري، والمراد منه أحد أمراء الأسرة الأدومية الذي كان قائدًا في جيش سليمان ؏. كانت الأسرة الأدومية من أعداء سليمان وكانت تعيش خاضعة لمُلكه، فلما فقد سليمان قائده الهدهد ظن أنه ربما خانه وذهب إلى الأعداء للتآمر عليه، فأعرب سليمان ؏ عن قلقه وغضبه .وقد يكون الهدهد رئيس قبيلة عربية، إذ يخبرنا الكتاب المقدس أن أحد أبناء إسماعيل ؏ كان يسمى الهدهد.) فمثلا : لفظ " المسيح " فمعرب وأصله العبراني: " مشيحا " بالمعجمة ومعناه المسيح وهو لقب الملك عندهم (تفسير المنار) سُلَيْمَان (بالعبرية: שְׁלֹמֹה؛ تلفظ: شلومو، بالآرامية: ܫܠܡܐ)، (سليمان - ويكيبيديا) معناه: رجل السلام، اشتهر به النبي سليمان، ولفظه العبري: شِلومو. أو هو اسم عربي تصغير سلمان (انظره) معاني أسماء اصلها عبري في قاموس المعاني صفحة - 3) اسم لملك من ملوكِ حِمْيَر وهو هُدَدُ بن هَمَّال -- وهَدْهادٌ: اسم.ايضا: المصدر (معجم لسان العرب لابن منظور - هدد - درر العراق ويكي) اسماء بعض الملوك في الادومين والعبرين بن هدد الأول (العبرية القديمة בנהדד بنهدد، الآرامية القديمة ברהדד بر هدد)، نجل طبريمون كان، حوالي 890-870 قبل الميلاد ملك آرام دمشق. وفقا للكتاب المقدس، شن حملة.ضد مملكة إسرائيل بعد أن رشا آسا ملك يهوذا يعتبر احتلال بن هدد لعيون وابل بيت معكة وتدميره حرم دان بداية الغزو الآرامي لمملكة إسرائيل (من ويكيبيديا، الموسوعة الحرة) وكان يحكم لآدوميين ملوك. وتأتي التوراة على ذكر للآدوميين في أكثر من مناسبة، حيث كانوا وباستمرار في حروب مع العبرانيين، وكان موقفهم منسجما مع موقف المؤابيين جيرانهم في مؤاب والكرك ومن ملوك الآدوميين “هدد”، وهو اسم لإله لدى الأنباط، وسمي احد امرائهم بهذا الاسم.: المصدر (بصيرا عاصمة الآدوميين: تاريخ ما يزال في حاجة للبحث أكثر) وَمَاتَ حُوشَامُ، فَمَلَكَ مَكَانَهُ هَدَادُ بْنُ بَدَادَ الَّذِي كَسَّرَ مِدْيَانَ فِي بِلاَدِ مُوآبَ، وَاسْمُ مَدِينَتِهِ عَوِيتُ." (1 أخ 1: 46 ) المصدر (مملكة إدوم) موْسَى هو اسم علم مذكر من أصل عبري، ومعناه عن العبرية موشية بمعنى المنقذ أو المنتشل - مُوسَى (بالعبرية: מֹשֶׁה، نقحرة: مۆشيه، أصد:‎/moʃe(h)/‏ ويكيبيديا) موسى (اسم) – ويكيبيديا) وقد ذكر الكتاب المقدس (في الملوك الأول 11: 14) أحد أمراء الأسرة الأدومية وكان اسمه هُدَد، وكان قد فرّ إلى مصر خوفًا من القتل العام الذي أمر به يوآب. وورد في الموسوعة اليهودية أن لفظ “هُدَد” إذا ورد في العهد القديم خاليًا من أي صفة أو فعلٍ فيعني أحد أفراد الأسرة الأدومي – باختصار، إن الهدهد تعريب للكلمة العبرية “هُدَد”( قصة الهدهد وسيدنا سليمان - حقيقة مهمة غابت عن كبار المفسرين) إذًا، فمن عادة المفسرين نقل حكايات خرافية في تفاسيرهم. مع أن كل ما في الأمر هو أن لفظ الهدهد الوارد في القرآن الكريم تعريب لاسم “هُدَد” العبري، والمراد منه أحد أمراء الأسرة الأدومية الذي كان قائدًا في جيش سليمان ؏. كانت الأسرة الأدومية من أعداء سليمان وكانت تعيش خاضعة لمُلكه، فلما فقد سليمان قائده الهدهد ظن أنه ربما خانه وذهب إلى الأعداء للتآمر عليه، فأعرب سليمان عن قلقه...) المصدر:( سفر الهدهد إلى اليمن) وأيضا الهدهاد بن شرحبيل...ملك سبأ واب الملكة بلقيس التي حكمت اليمن المصدر: (تاريخ مدينة دمشق - ابن عساكر - ج ٦٩ - الصفحة ٦٧) فهل الهدهد (الطائر) سيلقي الرسالة شفهيا (بصوصوته أم بهدهدته)؟ ولو كانت الإجابة بنعم، فهل تعرف (بلقيس) منطق الطير مثل سليمان الذي عُلم منطق الطير؟! أم أن الهدهد هو (رجل) سفير وحكيم وموضع ثقة كبيرة عند سليمان تؤهله لئن يحمل الرسالة ويبلغها لملكة سبأ؟ قوله تعالى: فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ، فهل الهدهد الطائر (غير العاقل) يستطيع أن يفهم رد الرسالة وإرجاع الكلام بين بلقيس ومستشاريها كما يقول المفسرون)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Süleyman kuşu aradı ve “Bana ne oluyor ki hüdhüd’ü göremiyorum, yoksa kaybolanlardan birisi de o mu?”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Süleyman kuşlardan birini aradı. Sonra dedi: "Hüthüte ne oldu, göremiyorum onu? Yoksa kayıplara mı karıştı?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
20, 21. Başka bir gün Süleyman kuşları yokladı da dedi ki «— Niye Çavuş kuşunu göremiyorum? Yoksa gaiplere mi karıştı? [³] * Reddolunmayacak derecede bir mazeret beyan edinceye kadar onu işkenceye uğratacağım veya boğazlayacağım».
[3] Yani saklı mı, burada değil mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Süleyman kuşlara göz gezdirdi ve dedi ki: “Hüdhüd’ü niye göremiyorum. Yoksa kayıplara mı karıştı?”
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve kuşları denetledikten sonra dedi ki: “Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra ordusundaki kuşları teftiş ederken, çavuşkuşu yani ibibik cinsinden olup, özel yeteneklerle donatılmış Hüdhüd adlı kuşun yerinde olmadığını gördü. Bunun üzerine, “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum; yoksa görevini terk edip kayıplara mı karıştı?” dedi. Ordu içinde disiplini bozacak bu tür sorumsuzlukların ne büyük felâketlere mal olabileceğini gâyet iyi bildiğinden, işin ciddiyet ve önemini göstermek üzere şöyle dedi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kuşlar’ı yoklama yaptı; dedi ki: “Bana ne oldu ki, Hüdhüd’ü (İbibik Kuşu’nu) göremiyorum? Yoksa Kaybolanlar’dan mı oldu?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
sonra kuşa bakındı: " N'oluyor, neden hüdhüdü ortalıkta göremiyorum. Yoksa kayıplara mı karıştı?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Süleyman kuşlar ordusunu kontrol etti. İçlerinde birini göremeyince dedi ki, "Neden Hüdhüd’ü göremiyorum. Yoksa kayıplara mı karıştı?" Hüdhüd Kuşlar ordusu içinde başına buyruk, akıllı, zeki bir askerdi. O’nun başına buyruk hareketleri diğerlerine yansır endişesiyle;
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Süleyman) kuşları denetlemiş ve “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? [*] Yoksa kayıplardan mı oldu?
[Hüdhüd], bir kuşun adı olabileceği gibi -Allah bilir ya- bir yetkilinin sıfatı veya unvanı da olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Süleyman) kuşları¹ denetledi ve: “Ben hüdhüdü² göremiyor muyum, yoksa o kayıplara mı karıştı?” dedi.³
1 Âyetin bu bölümü; “(Süleyman) hava kuvvetlerini denetledi.” diye de tercüme edilebilir. 2 Hüdhüd: Güzel ses ve nağme ile öten bir kuştur. Bu kuşa, “çavuş kuşu” veya “ibibik” de denilir.3 Bu âyete göre, devletin bütün kuvvetlerini ve işlerini en ince noktasına kadar denetlemesi devlet adamının ana görevidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [bir gün] kuşlar arasında göz gezdirirken: “Hüthütü niçin göremiyorum?” dedi, “Yoksa kayıplara mı karıştı?
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yine bir gün Süleyman kuşları denetlerken: – Hüthüt’ü neden göremiyorum? Dedi. Yoksa yine kayıplara mı karıştı?
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine o (bir gün) kuşları denetliyordu; birden sordu: “Hüdhüd’ü neden göremiyorum? Yoksa yine kayıplara mı karıştı?
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Süleyman sonra) Kuşları gözden geçirdi, "Hüdhüd de nerede? Onu göremiyorum; yoksa kayıplara mı karıştı?
Osman Fırat
swap_vert close
Süleyman, kuşları yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kuşları teftiş etti de dedi ki: «Bana ne oldu? Hüdhüd'ü göremiyorum, yoksa gaiblerden mi oldu?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de kuşları teftiş etti de: “Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı? ” dedi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kuşları teftiş etti, (içlerinde hüdhüdü bulamadı), dedi ki: "Neden hüdhüdü göremiyorum, yoksa kayıplardan mı oldu?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Askeri meyânında olan kuşlardan birini araşdırub: "Hüdhüd'i görmüyorum, nereye gitdi? Yoksa burada değil mi idi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Süleyman kuşları teftiş etti. “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kuşları gözden geçirdi ve: -Hüdhüdü neden göremiyorum? dedi. Yoksa, kayıplara mı karıştı?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kuşları denetlerken, “Hüdhüdü niye göremiyorum?” dedi. “Yoksa kayıplara mı karıştı?(4)
(4) Ordunun suya ihtiyacı olduğunda, hüdhüd suyun bulunduğu yerleri belirliyor, daha sonra Hz. Süleyman’ın emrindeki cinler de orayı kazarak su çıkarıyorlardı. (Müstedrek, 2:440, no. 3525.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kuşları teftiş etti de dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı işdedi ķuşı pes eyitti “nedür baña görmezin ibügi yā oldı mı ġāyıblardan?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳuşları ‘arż itdi, hüdhüdi görmedi, pes eyitdi: N’oldı baña, ibügigörmezin, yā ġāyiblerden mi oldı?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra (Süleyman) quşları yoxlayıb dedi: “(Torpaq altında suyun harada olduğunu bilən) Hüdhüdü (şanapipiyi) niyə görmürəm? Yoxsa o burada yoxdur?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he sought among the birds and said: How is it that I see not the hoopoe, or is he among the absent?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And he took a muster of the Birds; and he said: "Why is it I see not the Hoopoe? Or is he among the absentees?(3262)
3262 Solomon was no idle or easy-going king. He kept all his organisation strictly up to the mark, both his armies literally and his forces (metaphorically). His most mobile arm was the Birds, who were light on the wing and flew and saw everything like efficient scouts. One day he missed the Hoopoe in his muster. The hoopoe is a light, graceful creature, with elegant plumage of many colours, and a beautiful yellow crest on his head, which entitles him to be called a royal bird.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَتَفَقَّدَ
ve gözden geçirdi
الطَّيْرَ
kuşları
فَقَالَ
sonra dedi
مَا لِيَ
bana ne oluyor
لَٓا اَرَى
göremi-yorum
الْهُدْهُدَۘ
Hüdhüd'ü
اَمْ كَانَ
yoksa oldu mu
مِنَ الْغَٓائِب۪ينَ
kayıplara karışanlardan
(Bir gün Süleymân) Kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?"
تَفَقَّدَ
Fiil-V
ف ق د
Gözden geçirdi, teftiş etti
طَيْر
İsim
ط ي ر
Kuş
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
ل۪ي
Zamir
ل۪ي
Bana, beni, benim, benim için
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
هُدْهُد
İsim
ه د ه د
Hüdhüd (kuşu)
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
غَٓائِبِين
Etken fiil
غ ي ب
Kayıplara karışanlar, kaybolacak kimseler