close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ câet-hum âyâtunâ mubsiraten kâlû hâżâ sihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Delillerimiz, gözle görünür bir surette onlara gösterilince bu, apaçık bir büyü dediler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Vaktâki (bütün mucizelerimiz ve) ayetlerimiz onlara, gözleri önünde sergilenmiş olarak gelince (yine) dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüden ibarettir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat onlara gerçeği, bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: “Bu apaçık bir büyü” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûcizelerimiz, onların gözleri önüne serilince: “Bu aklı etki altına alan apaçık bir sihirdir” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz açık olarak gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: 'Bu, apaçık bir büyüdür.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Vaktaki mucizelerimiz açık olarak onlara geldi: “- Bu meydanda bir sihirdir.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimiz (mucizelerimiz) apaçık olarak onlara geldiğinde: “Bunlar, besbelli bir büyüdür” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Apaydın belgelerimiz, onlara vardığında, dediler ki: «Bu açık bir büyüdür!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Bizim mu’cizelerimiz âşikâr bir sûretde gözlerine görindiği vakit "Bu şübhesiz sihirdir" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mûcizelerimiz onların gözleri önüne serilince, “Bu, düpedüz bir sihirdir” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu suretle âyetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara (Firavun ve kavmine), bütün açıklığıyla mu‘cizelerimiz gelince, “Bu, apaçık bir sihirdir!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz¹ gelince, “Bu apaçık sihirdir.” dediler.
1- Kanıt, işaret.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Vaktaki âyetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte mu'cizelerimiz onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ama ayetlerimiz (kanıt ve delillerimiz) onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: ’Bu açık bir sihirdir’ dediler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara, gördükleri ayetlerimiz (mucizeler) geldiğinde “Bu apaçık bir sihirdir” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Belgelerimiz bütün açıklığı ile onlara erişince: "Bunlar apaçık büyüdür" dediler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki mûcizelerimiz onlara görünür bir halde [⁸] geldi. Onlar «— Bu, apaçık bir büyücülüktür» dediler.
[8] Veya apaçık mûcizelerimiz geldi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Mucizelerimiz [âyâtunâ] gözle görülür [mubsireten] bir şekilde kendilerine gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara bütün aydınlığıyla apaçık olarak gelince dediler ki: “Bu, apaçık olan bir büyüdür.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Mûsâ, Firavunun karşısına çıkıp ona ilâhî buyrukları tebliğ etti. Fakat Firavun ve adamları inkârda direttiler. Öyle ki, hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde hakîkati ortaya koyan apaçık mûcizelerimiz onlara ulaşınca, “Bu olağanüstü olaylar, apaçık bir büyüdür!” dediler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Göz görecek şekilde onlara bizim âyetlerimiz geldiğinde: -“Bu açıkça bir sihir” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Mucize gösterisi herkesin gözü önünde yapıldı fakat: " Bu bir büyü " deyip geçtiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimiz Firavun ve toplumuna açıklanınca; gerçeklerimiz karşısında şaşırıp kaldılar. Şaşkınlık içinde; “Sihirli sözlerinizle bizi etkilediniz. Yaptığınız şey apaçık bir büyüdür!” dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gerçeği ortaya koyucu delillerimiz kendilerine gelince ‘Bu, apaçık bir büyüdür!’ demişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Mûcizelerimiz onlara bütün açıklığıyla gelince: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: “Bu apaçık bir büyü!” dediler; ¹⁴
14 Bkz. 10:76 hk. 99. not. “Onlar” denerek atıfta bulunulan insanlar, Firavun ve onun seçkinler çevresidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nitekim mucizelerimiz açık seçik onların gözlerinin önüne serilince kalkıp; “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. 20/9...48, 28/29...36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevî) âyetlerimiz gelince: “Bu apaçık bir büyüdür” dediler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Vaktâ ki onlara; (Firavun ile kavmine, Musa'yı destekleyen) mucizelerimiz aşikar olarak geldi: "Bu ancak apaçık bir büyüdür" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara açıkça görünen âyetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, onlara âyetlerimizi, vazihen, (tarik-i hidâyeti gösterir bir halde) geldi. Dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden ibarettir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûcize ve belgelerimiz bütün aydınlığıyla apaçık olarak onlara geldiğinde: “Bu besbelli bir büyü! ” dediler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki Mûsâ ile mu'cizâtımız Fir'avn kavmine âşikâr ve bedîhî olarak geldikde "Bu metîn ve âşikâr bir sihirdir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her şeyi açıkça gösteren belgelerimiz onlara gelince: “Bunlar açık büyüdür” dediler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince:- Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat gözleriyle gördükleri âyetlerimiz kendilerine geldiğinde, onlar yine “Bu apaçık bir büyü” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ol vaķt kim geldi anlara āyetlerümüz görici eyittiler “uşbu cādūlıķdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ol vaḳt kim geldi anlara bellü āyetlerümüz, bu ulu cāẕūluḳdur, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mö’cüzələrimiz aşkar şəkildə gəlib onlara çatdıqda: “Bu, açıq-aydın bir sehrdir!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But when Our tokens came unto them, plain to see, they said: This is mere magic,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But when Our Signs came to them, that should have(3251) opened their eyes, they said: "This is sorcery manifest!"
3251 The Signs should have clearly opened the eyes of any persons who honestly examined them and thought about them. Those who rejected them were perverse and were going against their own light and inner conviction. That was the aggravating feature of their sin.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
nitekim
جَٓاءَتْهُمْ
onlara geldi
اٰيَاتُنَا
mucize- lerimiz
مُبْصِرَةً
açıkça görünen bir şekilde
قَالُوا
dediler
هٰذَا
bu
سِحْرٌ
bir si-hirdir
مُب۪ينٌۚ
apaçık
Nitekim mucizelerimiz onlara açıkça görünen bir şekilde gelince "bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مُبْصِرَة
Etken fiil-IV
ب ص ر
Basiretli, aydınlatıcı (مُبْصِر kelimesinin müennes hâli)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan