Sizinle din (İslam) konusunda savaşmayan (size saldırmayan) ve sizi yurdunuzdan (vatanınızdan) çıkarmaya (bağımsızlığınıza göz dikip, temel insan haklarınızdan mahrum bırakmaya) uğraşmayan (inkârcı)lara (her zaman) iyilik yapmaktan ve (beşerî ilişkilerinizde) adil davranmaktan Allah sizi (asla) men etmez. Şüphesiz Allah (her zaman ve herkese karşı) adil davrananları sever. *
(*) Bu âyet Müslümanlarla Mekke müşriklerinin ilişkilerinin son derece gergin olduğu sırada inmiştir. Buna rağmen iyiliği, insafı ve adaleti emretmesi, oldukça dikkate değer. Ayrıca 8. âyetin tefsiri ile ilgili Taberî’nin belirttiği üzere burada verilmek istenen mesaj belirli olaylarla sınırlı değildir, âyette yer alan olumsuz nitelikler kapsamına girmedikçe hangi dine, hangi inanışa, hangi ideolojiye ve hangi etnik kökene mensup olursa olsun uluslararası toplumun bütün üyeleriyle iyilik ve adalet esasına dayalı ilişkiler kurulabilir, ayrıca bu hükümle ilgili nesih iddialarının da dayanağı yoktur (XXVIII, 65-66).Bu âyetlerde Kur’an’ın, uluslararası ilişkilerde hemen herkesin mâkul ve ikna edici bulacağı bir temel düstur getirdiği görülmektedir. Şöyle ki, aslolan barış halidir ve dostane ilişkilerin sağlıklı yürüyebilmesi için şu iki şarta titizlikle uyulması gerekir: a) İyi niyetli olma ve bunun ilişkilere yansıtılması, b) Bu alanda yapılacak düzenleme ve uygulamalarda, aynı şekilde herhangi bir ihtilâf çıkması durumunda adalet ve hakkaniyetin esas alınması. İstisnaî olan hasmane ilişkiler içine girmenin gerekçesi ise karşı tarafın din özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik savaş ilân etmesi ve ülke güvenliğini tehdit eden fiilî davranış ortaya koyması şeklinde özetlenmiştir. Dikkat edilirse Kur’an’ın bu konuda ortaya koyduğu esaslar müslümanlara imtiyaz tanıyan veya sübjektif değerlere bağlı ilke ve kurallar olmayıp objektif niteliktedir. Not: Kur’an’ı gereği gibi anlamamış olanlar, Mekke döneminde Müslümanlar zayıf olduğundan, Kur’an ayetleriyle onlara savaş değil, hep sabır, hoş görü ve müsamaha tavsiye edilirdi. Ama Medine döneminde Müslümanlar güçlendiği için durum değişiyor ve Mekke döneminde ki o hoş görü ve müsamaha yerini savaş ve şiddet yer alıyor.’’ diye İddia ediyorlar. Bu iddia tamamen asılsız olduğu gibi buradaki ayetle de bu iddia çürütülmektedir. Çünkü bu ayet, Müslümanların güçlü olduğu Medine’nin son döneminde inmiştir. Buna rağmen bu ayetle Müslümanlara saldırmayan ve onları yurtlarından çıkarmaya çalışmayan inkârcılara karşı savaşmak ve şiddet değil, iyilik yapılması ve bütün beşeri münasebetlerde onlara adaletle davranılması öngörülüyor.