close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mumtehine Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tetevellev kavmen ġadiba(A)llâhu ‘aleyhim kad ye-isû mine-l-âḣirati kemâ ye-ise-lkuffâru min ashâbi-lkubûr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, Allah'ın gazabına uğrattığı toplulukla dostluk etmeyin; gerçekten de onlar, ahiretten, tamamıyla ümitlerini kesmişler, nitekim kafirler de, kabirlerdekilerden tamamıyla ümit kesmişlerdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen sapıtıp Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin!.. (Zira bunlar küfür ve zulüm ehlidir.) Ki, kâfirler (dünyaya geri dönmeleri konusunda) kabirde olanlardan (ölülerin dirilip kalkmalarından) ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmiş)lerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey inananlar! Allah'ın gazap ettiği kimseler olan Yahudilerle dostluk etmeyin. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, mezarlıktakilerin geri dönmelerinden nasıl ümitlerini kesmişlerse, o Yahudiler de ahiret ve sevabından ve nimetlerinden, öylece ümit kesmiş kimselerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman nimetine kavuşanlar, kendilerine Allah'ın gazap ettiği milletlerle, yahudilerle dostluklar, ittifaklar kurmayın. İşlerinizin idaresini onlara bırakarak, onları kendinize hâkim hale getirmeyin. Onlar, kâfirlerin, kabirdekilerin dünyaya dönüşlerinden, yeniden diriltilmelerinden ümit kestikleri gibi, bile bile Muhammed'e, Kur'ân'a iman etmemeleri sebebiyle âhiretteki, ebedî yurttaki nasiplerinden, lütuf ve rahmetten, kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine kızdığı bir topluluğu dost edinmeyin. İnkâr edenler kabirlerde bulunanlardan ümit kestikleri gibi onlar da ahiretten ümit kesmişlerdir.
13.İbnu Münzir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Abdullah bin Ömer (r.a.) ve Zeyd bin Haris (r.a.) yahudilerden iki adamla dostluk ilişkileri içinde idiler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Öyle bir kavmi dost edinmeyin ki, Allah onlara gazab etmiş, ahiretten ümidi kesmişler ve mezarlıklarda yatan kâfirlerin ümidsiz halleri gibi, ümidsizliğe düşmüşlerdir, (Allah'ın rahmetinden ümidlerini kesmişlerdir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğrayan, kâfirlerin kabirdeki ölülerden ümit kestikleri gibi, Ahiretten ümit kesen bir toplumu dost edinmeyin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyiniz! Zira onlar, kâfirler kabirlerindekilerden ümit kestikleri gibi, âhiretten ümit kesmişlerdir.[633]
[633] Mümtehıne sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 230-232.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Allahın kakıdığı bir ulusla dost olmayınız, mezarlarda yatanlarla, kâfirler nice umut kesmişlerse, ahretten de öylecene umutların kesmişlerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış bir topluluğu dost edinmeyin! Çünkü (âhireti inkâr edenler) kabir ehliyle bir daha görüşüp bir araya gelmekten nasıl ümitsizse, onlar da (kalıcı ve aşağılayıcı azabı gerektiren suçları sebebiyle) ahiretten öyle ümitsizdirler.
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Allâh’ın gadabına uğrayan akvâm ile dostluk itmeyiniz, kâfirler kabirlerde bulunanların dirileceğinden ümîdlerini kesdikleri gibi bunlar da âhiretin hayrından nâ-ümîddirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş[542] bir toplumu dost edinmeyin.
Âyetin son cümlesi şöyle de tercüme edilebilir: “Kâfirlerin kabirdekilerden ümit kestikleri gibi, ahiretten ümit kesmişlerdir.”  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinmeyin. Onlar, inkârcıların kabirlerdekilerden ümit kestikleri gibi âhiretten ümit kesmişlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden(onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.
 Bu âyetin son cümlesi şöyle de anlaşılabilir: Zira onlar, kabirlerde bulunan kâfirlerin kurtuluştan ümit kestikleri gibi ahiretten de ümit kesmişlerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinmeyin. İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey inananlar, Allah'ın gazab ettiği kimselerle dostluk etmeyin. Kâfirler, mezarlık halkından nasıl ümidi kesmişse, onlar da ahiretten öyle ümidi kesmişlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Öyle bir kavmı dost tanımayın ki Allah kendilerine gazabetmiş, Âhıretten ümidi kesmişler, eshabı kuburdan olan kâfirlerin me'yusiyyetleri gibi ye'se düşmüşlerdir.
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Allah’ın gazap ettiği bir topluluğu (yahûdî kâfirlerini) dost edinmeyin. Zira onlar, (diğer) kâfirlerin (müşriklerin) kabirlerdekilerden (onların diriltilmesinden) ümit kestikleri gibi âhiretten ümit kesmişlerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin.¹ Gerçeği yalanlayan nankörlerin, mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi² onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.
1- Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur'an'da yer alan “veli”, “evliya” gibi sözcükler genellikle “dost, dostlar” olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda “dostluğu” değil, siyasi bağlamda “velayeti” yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. 2- Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, üzerlerine Allahın gazab etdiği o kavm ile dost olmayın ki mezarların yaranından olan kâfirler nasıl ümidlerini kesdilerse onlar da öylece âhiretden ümidlerini kesmişlerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavmi (yahudileri) dost edinmeyin; gerçekten (onlar,) kâfirlerin kabir ehlinden (ölülerin dirilmesinden) ümidlerini kestiği gibi, âhiretten ümidlerini kesmişlerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! (Yaptıkları zulüm ve kötülükler yüzünden) kendilerine Allah’ın azap etmesini dilediği bir topluluğu veli (yönetici, lider ve temsilci) edinmeyin; inkârcıların mezarlık halkından (ölmüş olanların yeniden dirilip dünyaya dönüşlerinden) ümit kestikleri gibi (iman etmemeleri ve yaptıkları kötülükler sebebiyle) onlar da ahiretten (ebedi yurttaki nasiplerinden, lütuf ve rahmetten, kurtuluştan) ümit kesmişlerdir. *
(*) Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur’an’da yer alan “veli”, “evliya” gibi sözcükler genellikle “dost, dostlar” olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda “dostluğu” değil, siyasi bağlamda “velayeti” yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. (E. Aktaş Meal Açıklaması) Ayrıca buradan şöyle bir mesaj da çıkabilir: Allah’ın rahmetinden ancak kör taassup göstererek inkârcılıkta direnen kimseler ümitlerini keser. Mümin kişi ise kullukta ne kadar kusurlu olursa olsun, “Artık kesinlikle Allah bana acıyıp affetmez” diyerek O’nun engin rahmet ve bağışından ümit kesmez; aynı şekilde bu mümin iyi kul olmak için ne kadar gayret ederse etsin asla ameline güvenip, “Ben üstüme düşen her şeyi yaptım, artık Allah’ın rahmetine ve affına ihtiyacım kalmadı” diye düşünmez. Çünkü her iki durum da Allah’ın mutlak iradesini sınırlandıran bir davranış olup kesinlikle haramdır  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Allah’ın üzerlerine öfke yağdırdığı bir topluluğa sığınıp, onların korumaları altına girmeyin. Onlar, nasıl ki daha önceki doğruları inkâr edipte kabirlerde ki ölenlerinden (tekrar bir daha hayata dönmelerinden) ümitlerini kestikleri gibi, ahiret hayatından da ümitlerini kesmişlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Allah’ın öfkesine uğrıyan kimselere sakın yakınlık göstermeyin. Tanımazlar sinlerindeki ölülerin dirileceğinden nasıl umutsuz iseler, öbür dünyadan da öyle umutsuzdurlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler! Allah/ın hışmına uğramış olan kimselerle dostluk etmeyin, mezara giren kâfirlerin ümitsizliğe düştükleri gibi onlar da Âhiretin felahından nevmittirler [²].
[2] Veya kâfirler mezara girenlerden me'yus oldukları gibi âhirette de me'yus olmuşlardır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği bir toplumu [kavm] dost edinmeyiniz. Zira onlar, inkâr edenlerin kabir ehlinden umutlarını kestikleri gibi, ahiretten de umutlarını kesmişlerdir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğrayan bir topluluğu dost edinmeyin. Çünkü bunlar kâfirlerin mezardakilerden ümitlerini kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendilerine ilâhî vahiy bilgisi verildiği hâlde, ihtirâslarının peşinden sürüklenerek dünyevî çıkarlarının kulu kölesi olan ve böylece Allah’ın gazâbına uğrayan bir topluluğu —yani Yahudileri ve Yahudileşen kimseleri— kendinize koruyucu, yönetici, yandaş, müttefik ve dost edinmeyin! Çünkü onlar, gâyet iyi bildikleri ilâhî prensiplere ihânet ettiklerinden, âhiretten tamamen umut kesmişlerdir; tıpkı, âhireti inkâr eden kâfirlerin, mezardaki cansız bedenlerin yeniden dirilişinden umut kestikleri gibi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’ın gazap ettiği bir kavmi veliyy edinmeyin! Kâfirler’in Kabir arkadaşlarından (sahiplerinden) ümit kestiği gibi Âhiret’ten ümit kesmişlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Allah'ın öfke duyduğu bir toplum ile içli dışlı olmayın. Çünkü onların, ahiret hayatından beklentileri yoktur. Zaten inkarcılar ölülerin dirileceğine inanmazlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’ın azap ettiği bir kavmi dost edinmeyin! Zira onlar diriltileceklerine inanmıyor. Ahiret hayatından da ümitlerini kesmişlerdir. Artık onlara ne söyleseniz boştur. Önyargıları onların kalplerini karartmış, gözlerini körleştirmiş, kulaklarını sağırlaştırmıştır. Onun için görmezler duymazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği (hiçbir) topluluğu dost edinmeyin! [*] Onlar, kâfirlerin mezarlar halkından (ölülerden) ümit kestikleri gibi elbette ahiretten ümit kesmişlerdir.
Benzer mesaj: Mücâdele 58:14.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Allah’ın gazabına uğrayan ve kâfirlerin kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, âhiretten umutlarını kesen bir toplumu,¹ sakın dost edinmeyin.
1 (قَوْماً) kelimesinin nekra olması sebebiyle kastedilenlerin belirli bir toplum olmayıp, âyette zikrolunan özellikleri taşıyan tüm toplumların buna dâhil olması daha doğru olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! Allah’ın gazabına uğrayan toplum ile dost olmayın! ²² Onlar[ı dost edinenlerin] öteki dünya ile ilgili hiçbir ümitleri kalmamıştır; ²³ tıpkı bu hakikat inkarcılarının, [şimdi] mezarlarında yatanları [tekrar görme] ümitlerini kaybetmiş bulunmaları gibi. ²⁴
22 Karş. 58:14 ve ilgili not 25, ki “Allah’ın gazabına uğrayan toplumu dost edinenler”e atfı açıklamaktadır.23 Yani, yalnızca öteki dünyaya inancı olmayan toplum doğru ile eğri arasında “tarafsız” kalabilir.24 Çünkü, yeniden dirilme düşüncesini/inancını kesinlikle reddetmişlerdir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah’ın gazabına uğramışlarla birlik olmayın. Çünkü onlar, kâfirlerin kabirlerde yatan ölülerin yeniden dirilişinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğrayan bir kavim olan ve kabirdekilerin (tekrar dirileceğinden) ümit kesen (müşrik) kâfirler gibi âhiretten ümit kesen (Yahudileri), dost ve müttefik edinmeyin![⁵⁰⁷⁴]
[5074] Zımnen: Onlar tek dünyalıdırlar. Tek dünyalı olanın iki yüzü olması doğaldır. İki yüzlülerle nasıl candan yürekten dostluk kurabilirsiniz? Son tahlilde bu bir “yahudileşmeyin, dünyevîleşmeyin” uyarısıdır. Bu âyet, bölgedeki Yahudiler arasında, âhirete inanmadığı öteden beri bilinen Saduki mezhebine mensup Yahudilerin de olduğunu gösterir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah’ın gazap ettiği bir kavim (Kureyş müşrikleri) ile dostluk etmeyin. Zira onlar, kâfirler -nasıl kabirdekilerden (onların dirilmesinden) umud kesmişlerse -onlar da ahiretten öyle umud kesmişlerdir. (Onlar ancak kabirdeki ataları dirilirse iman edeceklerini bildiren gafillerdir, ne kadar uyarılsalar imana gelmezler)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler, Allâh’ın kendilerine gazabettiği; kâfirlerin kabirdekilerden umudunu kestiği gibi âhiretten umudunu kesmiş olan bir topluluğa meyletmeyin/onlara yüzünüzü döndürmeyin... ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! Bir kavim ile dostlukta bulunmayın ki, Allah onların üzerine gazap etmiştir. Muhakkak ki ahiretten ye'se düşmüşlerdir. Nasıl ki kâfirler, kabirlerde bulunanlardan ümitlerini kesmişlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir güruhu dost edinmeyin. Onlar ki ölüp kabre giren bir kâfir nasıl âhiret mutluluğundan ümidini kesmişse, kendileri de âhiretten öyle ümitlerini kesmişlerdir.
Verdiğimiz meale göre, burada bir kısım Yahudilere ima edilmektedir. Onların âhiretten ümitsizlikleri, ya âhireti kabul etmeyişleri, âhirete iman etmemeleri sebebiyledir yahut Tevratta geleceği bildirilen ve risaleti kesin olan Hz. Peygamber (a.s.)’ı inkâr etmeleri sebebiyle, bunun mutlaka böyle bir cezasının olacağını bildiklerinden olabilir. Diğer muhtemel meal şöyle olabilir: “O kimseleri dost edinmeyin ki Allah onlara gazap etmiş, âhiretten ümidi kesmişler ve kâfirler, mezara girenlerden nasıl ümitlerini kesmişlerse, onlar da âhiretten öylece umutlarını kesmişlerdir.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazabettiği; kafirlerin mezarlık halkından umudu kestiği gibi ahiretten umudu kesmiş olan bir topluluk ile dostluk etmeyin!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Allâh'ın gadab itdiği kavim ile dostluk itmeyin. (Yahûdîlerle). Onlar, kâfirlerin, ölenlerin ba's olunmalarından me'yûs oldukları gibi âhiretden me'yûs olmuşlardır. [¹]
[1] Mü'minlerden ba'zıları onlardan istifâdeleri oldığı içün Yahûdîlerle dostluk itmekde olduklarından bu âyet-i kerîme onlar hakkında nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah’ın öfkesini hak eden bir topluluğa yakınlık göstermeyin.Onlar, kabirlerde olan kafirlerin umut kesmeleri gibi[*] ahiretten ümitlerini keserler.
[*] Kabirlerde olan kafirler gerek ölüm meleklerinin kendisine davranışlarından(Nisa 4/97, Nahl 16/28-29) ve gerekse birinci kat semanın kapılarının kendilerine açılmamasından (Araf 7/ 40) kendini bekleyen kötü sonu öğrenirler. Böylece yeniden diriltilecekleri güne kadar uyku halinde geçirecekleri kabir hayatı (Zümer 39/42, Yasin 36/51-52) onlar için kötü bir uykuya dönüşür. Allah Teala Firavun ve ailesinin kabir hayatı ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: Cehennem ateşi onlara, sabah akşam gösterilir. Kıyamet saati geldiğinde, "Firavun ailesini o azabın en ağırına sokun!" denir. (Mümin 40/46)  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden ümitlerini kestikleri gibi, ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği bir topluluğu veli edinmeyin. Çünkü mezardakilerin tekrar diriltilmesinden kâfirler nasıl ümit kesmişlerse, onlar da âhiretten öylece ümitlerini kesmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın! Çünkü bunlar âhiretten ümitlerini kesmişlerdir. Tıpkı, kabir halkından olan inkârcıların, ümitlerini kestikleri gibi…
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! dostlıķ eylemeñ bir ķavm-ıla kim ķaķıdı Tañrı anlara ya'nį cuḥūdlar. bayıķ nevmįd oldılar āħiretde nite kim nevmįd oldı kāfirler, sinle islerinden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy mü’minler, dost idinmeñüz bir ḳavmi, Tañrı Ta‘ālā anlara ġazab eyledi, ümīẕ kesdiler āḫiretden. Nite kim ümīẕ kesdi kāfirler sinler ehlin‐den. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Allahın qəzəbinə düçar olmuş bir qövmlə dostluq etməyin. Kafirlər qəbiristan əhlindən (ölülərin qiyamət günü diriləcəyindən) ümidlərini üzdükləri kimi, onlar da axirətdən (axirətdə Allahın mərhəmətindən) ümidlərini üzmüşlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Be not friendly with a folk with whom Allah is wroth, (a folk) who have despaired of the Hereafter as the disbelievers despair of those who are in the graves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Turn not (for friendship) to people on whom is the Wrath of Allah,(5429) of the Hereafter they are already in despair, just as the Unbelievers are in despair about those (buried) in graves.(5430)
5430 The Unbelievers, who do not believe in a Future Life, can therefore have no hope beyond this life. Miserable indeed is this life to them; for the ills of this life are real to them, and they can have no hope of redress. But such is also the state of others-people of the Book or not-who wallow in sin and incur the divine Wrath. Even if they believe in a Future Life, it can only be to them a life of horror, punishment, and despair. For those of Faith the prospect is different. They may suffer in this life, but this life to them is only a fleeting shadow that will soon pass away. The Reality is beyond; there will be full redress in the Beyond, and Achievement and Felicity as they can scarcely conceive of in the terms of this life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
لَا تَتَوَلَّوْا
dost edinmeyin
قَوْماً
bir kav- mi ki
غَضِبَ
gazap etti
اللّٰهُ
Allah
عَلَيْهِمْ
kendilerine
قَدْ
ger- çekten
يَـئِسُوا
ümit kes- mişlerdir
مِنَ الْاٰخِرَةِ
âhiretten
كَمَا
o şey gibi ki
يَـئِسَ
ümit kesti
الْكُفَّارُ
kâfirler
مِنْ اَصْحَابِ
ehlinden
الْقُبُورِ
kabirlerin
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabir ehlinden ümitlerini kestiği (onların tekrar diriltileceklerine inanmadıkları) gibi âhiretten ümitlerini kesmişlerdir.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
غَضِبَ
Fiil-I
غ ض ب
Gazap etti, öfkelendi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
يَئِسَ
Fiil-I
ي ا س
Ümidi kesti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
يَئِسَ
Fiil-I
ي ا س
Ümidi kesti
كَافِر
İsim
ك ف ر
İnkâr eden, kâfir
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
قَبْر
İsim
ق ب ر
Kabir