close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme erselnâ rusulenâ tetrâ kulle mâ câe ummeten rasûluhâ keżżebûh(u)(s) feetba’nâ ba’dahum ba’dan vece’alnâhum ehâdîś(e)(c) febu’den likavmin lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helak ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) birbirinin peşinden yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir hadise (efsane-hikâye) kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Onlar kahredilsin!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra peygamberleri ardarda gönderdik, öyle ki her ümmete peygamber geldikçe, onu yalan sayarlardı ve bu yüzden biz de onları, birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. Artık kahrolsun o inanmayan toplumlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra biz peş peşe özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, Rasullerimizi gönderdik. Milletlerden her birine peygamberleri geldiği zaman, onlar peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yokluğa yuvarladık. Onların yok oluşlarını, ibretli hikâyelere dönüştürdük. İman etmeyecek kavimler rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/36; 36/30.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra elçilerimizi ardarda gönderdik. Her ne zaman bir millete peygamberleri geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (helâkte) birbirlerinin izlerinden yürüttük ve onları efsaneler yaptık. İman etmeyen topluluk uzak olsun!
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca helâk ettik ve onları dillere destan yaptık. Artık defolsun imana gelmiyecek bir kavim!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra Biz, her topluma elçilerimizi bir bir gönderdik. Kendilerine gönderilen peygamberleri onlara geldikçe, onu yalanladılar. Onları birbirine kattık (helak ettik.) Onları efsanelere çevirdik. Artık kahrolsun, inanmayan o toplumlar!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra da artardına peygamberler gönderdik, bir ümmete peygamberi gelince, onu yalanladılar, biz onları yok etmekte birbirine uydurduk, onları olaylar yaptık, ırak ola inanmayan ulusa
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra arka arkaya resullerimizi gönderdik. Hangi ümmete resul geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (yaptıkları yüzünden) birbiri ardından helâk ettik ve onları birer (ibretlik) efsane yaptık. İnanmayanlar toplumu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Cemil Said
swap_vert close
Biri birini müte’âkib rasûller gönderdik her peygamber ümmetine geldiği vakit yalancı mu’âmelesi gördi, biz de ümmetleri biri birini müte’âkib mahv itdik, yalnız hikâyeleri kaldı. Mü’min olmayan kavim bizden uzak olsun.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Her bir ümmete kendi peygamberi geldikçe hep onu yalancılıkla suçladılar; biz de onları birbiri peşinden tarihe gömdük, onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. İnanmayanların cehenneme kadar yolu var!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları bir biri peşinden sürüp tarihe gömdük. İnanmayan bir topluluk yok olmayı hakketmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmetle Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra (birçok kavme) peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Bu topluluklara her ne zaman peygamberlerimiz gelmişse, o peygamberleri hep yalanladılar. Biz de (yaptıkları yüzünden) onları birbiri ardınca helâk ettik ve onları (kendilerinden sonra gelen insanlar için) ibretlik kıssalar kıldık. (Hakka) îmân etmeyen bir kavim, rahmetten uzak olsun!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen resûlleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis¹ konusu yaptık. İnanmayan halk uzak olsun.
1- Öykü, haber.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra peyderpey (diğer) peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamberi geldikçe onu tekzîb etdiler. Biz de onlardan kimini kiminin arkasına katdık (helak etdik) ve onları hikâyeler yapdık. Artık uzak olsun îmana gelmeyecek bir kavm!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse, onu yalanladılar; bunun üzerine (biz de) onları birbiri ardına takarak (helâk edip)onları(n başlarına geleni) ibretli hikâyeler yaptık.(1) O hâlde îmân etmeyecek bir kavim, helâk olsun!
(1)“Neden insan, sergüzeşt-i hayâtında (hayâtı boyunca başından geçen) hâdisât-ı âlemden(âlemde cereyân eden hâdiselerden) tahattur ve tefekkür etmiyor (hatırlamıyor ve düşünmüyor) ki, istikāmet yolunu bulsun? Neden tefekkür ve tedebbür (düşünüb tedbîr almıyor) ve aklen muhâkeme etmiyorlar, dalâlete düşüyorlar (haktan sapıyorlar)? ‘Ey insanlar, ibret alınız! Geçmiş kurûnlardan(asırlardan) ibret alıp, gelecek ma‘nevî belâlardan kurtulmağa çalışınız!’ ma‘nâsında gelen âyetlerin bu cümlelerine kıyâsen, çok âyetlerde beşeri (insanı) aklına ve fikriyle meşverete (istişâre etmeye) havâle ediyor.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 404)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman (mesajımızın tebliğini yapmak üzere) bir elçi toplumuna gittiyse (azgın ve zalim olan o toplum) onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İşte (böylece) helâk olup gitti o inanmayan (azgın ve zalim) topluluk.*
(*) Bu âyetlerde geçmişteki belirli peygamberlerin inanç mücadelesi hakkında bilgi verilmekten ziyade şu noktalara dikkat çekilmektedir: Yeryüzünde nesiller ve uygarlıklar birbirini izlemiş, her nesil Allah’ın değiştirilemez hükmüyle tayin ettiği ömrünü tamamlayınca ardından yeni bir nesil gelmiştir. Hz. Muhammed’e gelinceye kadar peygamberlik sürekli yenilenen bir kurum olmuştur. Elçilerinin davetlerini reddedip inkâr ve zalimliklerini sürdüren kavimler, ümmetler, bunun bedelini çeşitli felâketlere uğrayarak yok olup gitmekle ödemişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm başka âyetlerde bu sonucu ilâhî bir yasa (sünnetullah) olarak gösterir. Kaynak: Tefsir (Kur’an Yolu)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra o yerleşim yerlerine peşi peşine elçiler gönderdik. Bu topluluklara ne zaman elçilerimiz gelmişse, o elçileri hep yalanladılar. Bizde onların bazılarını bazılarının yerine getirdik ki, onları anlatılan bir efsane yaptık. Artık inanmayan topluluk uzak olsun.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Hangi topluluğa elçisi geldiyse o topluluk onu yalancı saydı. Biz de biribirinin ardından yok ettik. Öyle yaptık ki kendileri gitti de adları kaldı! İnanmıyanlar takımı ırak olsun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberleri gelse onu yalancı sayarlardı. Biz de onları birbirleri ardından helâk ettik. Onları kıssalar [¹] yaptık. Artık iman getirmeyen cemaat Allah/ın rahmetinden uzak olsun.
[1] İbret için kıssalarından başka bir şey kalmadı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete elçisi geldi, onu hemen yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yok ettik ve hepsini (halkın dilinde) birer efsane/halk hikâyeleri [ehâdis] yaptık. İnanmayan bir kavim uzak olsun!
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer destan kıldık. İnanmayan millet, rahmetten ırak olsun!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve daha sonraki çağlarda, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik; ne zaman bir topluma kendilerini kurtuluşa iletecek elçileri gelse, derhal onu yalanlıyorlardı. Böylece, Biz de hepsini arka arkaya helâk ettik ve onları, tarihin karanlıklarına gömülmüş birer efsaneye dönüştürdük!Evet, rahmetimden uzak olsun, o imansız topluluk! Ve aradan yıllar geçti; zamanla inkârcılık, yeniden ortaya çıktı. İşte, insanlık tarihinin bir başka ibret verici sayfası:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra yine birbiri ardınca rasûller gönderdik. Her bir ümmete kendi rasûlü geldikçe onu yalanladılar. Onları birbirine tâbi’ kıldık; tarihi olaylar haline getirdik. İnanmaz bir kavim def’olup gitti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz belli aralıklarla elçiler göndersek de her defasında gelen elçilere inanmadılar. Biz de sırayla onların işini bitirdik. Hatta onların tükenişlerini dillere düşürdük. İnançsız toplumların da canı cehenneme!...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonra arka arkaya Resullerimizi gönderdik. Her toplumdan birçokları, kendileri için görevlendirilen Resulleri yalanladı. Biz de Resullerimizi inkâr edenleri helak ettik. Onları ibretlik hikâye yaptık. İnanmayanlar rahmetimizden uzaktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra elçilerimizi peyderpey göndermiştik. Her toplum, kendilerine gelen elçiyi yalanlamıştı. Biz de onları (helak ederek) birbiri ardına takmış ve onları sözlere (ibretlik anılara) dönüştürmüştük. İman etmeyen kavim (merhametten) uzak olsun!
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra, Peygamberlerimizi ardı ardına gönderdik (ama) her ümmet, kendisine gelen Peygamberini yalanladı. Biz de onları peş peşe helâk edip hepsini birer ibret kıssaları haline getirdik. (Sonunda) o inanmayan toplumlar da defolup gittiler.¹
1 Âyetin son bölümü; “Kahrolsun inanmayan toplumlar!” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik: [öyle ki,] bir ümmete kendi peygamberi gelmeye görsün, o’nu hemen yalanladılar; ve bu yüzden Biz de onları birbiri peşinden yok edip hepsini efsaneye çevirdik: uzak olsun, inanmayanlar toplumu!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra da birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik, ne zaman elçileri o topluma gelse onu yalanladılar biz de onları birbirlerinin peşi sıra helak ettik ve hepsini de efsanelere çevirdik. İnançsızlar toplumunun canı cehenneme! 6/34, 16/36, 35/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Daha sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik: her bir topluma kendi elçisi geldi, (ama) onu yalanladılar; bu yüzden biz de onların (akıbetini) birbirine benzettik; ve hepsini efsaneye çevirdik: artık, uzak olsun imansızlar güruhu!
Orhan Kuntman
swap_vert close
O ümmetlere de birbiri ardınca, peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamber geldiğinde, onu yalanladılar; Biz de onları birbiri ardınca yok edip, hepsini birer efsane yaptık. (Peygamberlerini yalanlayan, onların Hakka davetini) İnkar eden bir topluluk, -ilahi rahmetten- yoksun kalsın!
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra arka arkaya Resullerimizi gönderdik. Her ümmete kendi Resulleri geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ederek onları birer ibretli hikâye yaptık Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra birbirini müteakip peygamberlerimizi gönderdik. Her ne zaman bir ümmete peygamberi geldi ise, onu tekzîp ettiler. Artık Biz de onların bazılarını bazılarına (helâk suretiyle) tâbi kıldık ve onları birer acaip hadise kılmış olduk, artık imân etmezler olan bir kavim için uzaklık olsun.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktığımız, sadece ibret verici hikâyeleri! İman etmeyen o halkın canı cehenneme! [16, 36; 36, 30]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra rasûllerimizi birbirini müte'âkib gönderdik. Her bir ümmete rasûl geldikde onı tekzîb itdiler ve biz de onları helâkde birbirini ta'kîb itdirdik ve onları hikâye hâline koyduk. Îmân itmeyen kavim rahmet-i Hak'dan bu'd olsun.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra elçilerimizi artarda gönderdik. Her toplum kendine gelen elçiyi yalancı saydı. Biz de o toplumlardan birini diğerinin arkasına kattık ve her birini birer hikâyeye dönüştürdük. İnanmayanlar topluluğu uzak olsunlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Elçileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan sonra da yine peygamberlerimizi peş peşe gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamber geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbirinin peşi sıra helâk edip dillere destan yaptık. Yok olsun o inanmayanlar!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan viribidük yalavaçlarumuzı biribiri ardınca. ne ķadar kim geldi bir bölüge yalavacı yalan duttılar anı. pes śoyaġışdurduķ bir nicesini bir nicesine daħı eyledük anları sözler. pes ıraķ olmaķdur ķavmuñ kim įmān getürmezler!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra viribidük peyġamberler biri biri ardınca. Her ümmet peyġam‐berleri geldükde yalanladılar anı. Pes biri birine uydurduḳ ve anlarıḥikāyetler eyledük. Raḥmetden ıraḳ olsun bir ḳavm ki īmān getürmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra bir-birinin ardınca (ümmətlərə) peyğəmbərlər göndərdik. Hər ümmətə öz peyğəmbəri gəldikcə onu yalançı saydılar. Biz də onları bir-birinin ardınca məhv edib (izi-tozu qalmayan) əfsanələrə döndərdik. İman gətirməyən tayfa məhv (Allahın rəhmətindən uzaq) olsun!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We sent our messengers one after another. Whenever its messenger came unto a nation they denied him; so We caused them to follow one another (to disaster) and We made them bywords. A far removal for folk who believe not!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then sent We our messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told):(2902) So away with a people that will not believe!
2902 Their habitations and their organisation have been wiped out. What remains is merely a vague story of their existence, a tale that is told. Where their name remains, which is not always the case, it is only a byword, suggesting all that is unstable and ephemeral-"to point a moral and adorn a tale".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
اَرْسَلْنَا
gönderdik
رُسُلَنَا
resul- lerimizi
تَتْرَاۜ
ard arda
كُلَّمَا
her ne zaman
جَٓاءَ
geldi
اُمَّةً
bir üm- mete
رَسُولُهَا
resulleri
كَذَّبُوهُ
onu yalan- ladılar
فَاَتْبَعْنَا
böylece tabi kıldık
بَعْضَهُمْ
bazılarını
بَعْضاً
bazısına
وَجَعَلْنَاهُمْ
ve onları kıldık
اَحَاد۪يثَۚ
hikâyeler
فَبُعْداً
artık uzak olsun
لِقَوْمٍ
bir top- luluk ki
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiyorlar
Sonra biz birbiri ardınca resullerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete resulleri geldiyse (her defasında) onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardına takarak (helâk edip) onları(n başlarına gelenleri, düşünüp anlamak isteyenler için ibretlik) hikâyeler yaptık. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun o iman etmeyen topluluklar!
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
تَتْرَا
İsim
و ت ر
Ard arda
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
اَتْبَعَ
Fiil-IV
ت ب ع
Peşine taktı, peşine düştü, tabi tuttu, uğrattı, takip etti, tabi kıldı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
حَدِيث
İsim
ح د ث
Söz, haber, hikâye, laf, kıssa
بُعْد
İsim
ب ع د
Uzak olsun, uzaklık
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı