close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 27. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feevhaynâ ileyhi eni-sne’i-lfulke bi-a’yuninâ vevahyinâ fe-iżâ câe emrunâ vefâra-ttennûru(ﻻ) fesluk fîhâ min kullin zevceyni-śneyni veehleke illâ men sebeka ‘aleyhi-lkavlu minhum(s) velâ tuḣâtibnî fî-lleżîne zalemû(s) innehum muġrakûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken ona, nezaretimiz altında ve vahyimize uyarak bir gemi yap diye vahyettik; derken emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahluktan birer çifti ve helaki takdir edilenden başka ailenden olanları gemiye yükle ve zulmedenler hakkında bana söz söyleme, şüphe yok ki onlar garkolacaklar dedik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylelikle Biz ona: "Gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca (sağlam ve sanatlı) bir gemi yapıver" (dedik). Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca (yağan ve kaynayan sular her tarafı kaplayınca), "onun içine her (cins evcil hayvanlardan) ikişer çift ile; onlardan (kavminin azgınlarından) aleyhlerine söz geçmiş (ve azap hükmü kesinleşmiş) olanlar dışında kalan aileni de alıp yerleştir; zulmedenler konusunda ise Bana muhatap olma (ricada bulunma), çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır" diye vahyettik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine biz de O'na: “Bizim gözetimimiz altında ve sana vahyettiğimiz yöntemlerle, seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan gemiyi yap” diye bildirdik. Nihayet emrimiz gelip de, tandır kızışınca veya şafağın attığını görünce her cinsten ikişer çiftle birlikte haklarında ceza hükmü verilenler dışında, aileni de bu gemiye bindir. Yaratılış gayesi dışına çıkan o kimseler hakkında, bana birşey söyleme. Çünkü onlar, mutlaka boğulacaklardır diye vahyettik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz ona: “Gözlerimizin önünde, gözetimimiz altında, vahyimiz uyarınca gemileri inşa et” diye vahyettik. Nihayet, gemilerin yapımı bitirilip, planımızın icra vakti geldiğinde, bütün kaynaklardan fışkıran sularla, yeryüzünde sular yükselirken, tan yeri ağardığı sırada; buhar kazanları çalıştırılıp istim yükselmeye başlayınca, biz Nûh'a: “Her türden erkekli dişili birer çifti, içlerinden, daha önce, aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni, ümmetini gemilere al. Baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenler, hakkı tanımayanlar konusunda bana başvurma. Onlar kesinlikle boğulacaklar.” diye vahyettik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahyettik: "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca her türden ikişer tane ve aleyhlerine söz geçmiş olanların dışındaki aile fertlerini onun içine koy. Zulmedenler hakkında bana seslenme. Çünkü onlar boğulacaklardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle biz ona: 'Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azab gerekmiş) onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır' diye vahyettik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahy ettik: “- Bizim nezaretimiz altında ve emrimizle gemiyi yap. Sonra azab emrimiz gelibde tandırdan su kaynayıp fışkırınca (veya kazan kaynayınca), hemen ona, her canlıdan birer çift erkek ve dişi, bir de üzerine azab vacib olandan başka, aile halkını koy. Zulüm yapanlar hakkında da bana duada bulunma; çünkü onlar boğulmuş olacaklardır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz de ona: “Kontrolümüzde ve bilgimizle gemiyi yap. Emrimiz gelip, tandır kaynadığında, elinin altındaki her çiftten ikişer tane ve aleyhlerinde azap sözü gerçekleşenler hariç, aileni de o gemiye koy. Zalim olanlar hakkında Beni muhatap etme (Benden bir şey isteme.) Çünkü onlar boğulacaklardır” dedik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahyettik: “Bizim kontrolümüz ve tâlimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında aileni de gemiye bindir. Zâlimler hakkında benden bir şey isteme! Şüphesiz onlar boğulacaklardır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Biz ona vahiy ettik ki, gözümüzün önünde vahiy olunduğu üzre, sen bir gemi yapasın, buyrumumuz gelip de fırın kaynadığında, her bir çiftten ikisini; hakkında söz geçen kimseden başka, aileni de birlikte alıp çıkasın; zalimlerçin bana bir şey söyleme, onlar boğulacaklar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz ona vahiy yoluyla bildirdik ki: “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynadığı (yeryüzünde suların coşup fışkırdığı) zaman her cinsten birer çift ile haklarında azap hükmü takdir edilmiş olanlar dışında kalan aile halkını yanına al! Zalimler(in kurtulması) için sakın bana başvurma! Çünkü onlar boğulmayı hak etmişlerdir.” 
Bkz. 11/40, 54/11Bu ayet, sadece dua ile sorunların çözülemeyeceğinin en büyük delilidir. Allah, Hz. Nuh’a yapılmış bir gemi göndermiyor, gemi yapmasını emrediyor. Yani kişi ister nebi olsun isterse sıradan bir insan, amacına ulaşması için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra Allah’a tevekkül edecek. Hz. Peygamberin ve ona tabi olanların Mekke’den Medine’ye hicreti, “Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde (Allah'ın istediği şekilde yaşamak için) güven içinde olacağınız yere gidip yalnız bana kulluk ediniz.” (Ankebût 29/56) veBedir Savaşında Hz. Peygamberin elindeki kumu düşman üzerine atması “… (Ey Resulüm! Avucundaki kumu) attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı)…” (Enfal 8/17) konuyu anlamak anlamında önemli örneklerdir.Ayette; “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap” ifadesiyle Sünnetüllah’ın tecellisinden bahsediliyor. Eylemlerin bir insana bakan tarafı vardır, bir de Allah’a bakan tarafı. “Gemi yapmak” insanın rolünü, “tandırı kaynatmak/suyu fışkırtmak” Allah’ın gücünü anlatıyor. Eylemleri sonuçlarıyla beraber yaratan Allah’tır ama Allah’ın kulunu desteklemesi için kul önce vazifesini yapmalı ondan sonra işi Allah’a bırakmalıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
O vakit biz Nûh’a vahy iyledik "Bizim vahy iylediğimiz vechile gözümüzün önünde bir gemi inşâ it ve emrimiz geldiği ve tennûr (kazgân)da su kaynayub taşdığı vakit bu gemiye bin ’âileni ve her mahlûkâtdan bir çift al yalnız sana haklarında evvelce emir virdiğimizi bırak ândan sonra bana zâlimlerden bahs itme, ânların kâffesi gark olacakdır."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi, âyet, 40.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Buyruğumuz geldiğinde sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten birer çift hayvan ile kendileri aleyhinde hüküm kesinleşmiş olanların dışındaki aileni gemiye al; ama o haksızlığa sapmış olanlar konusunda sakın bana bir şey söyleme! Onlar kesinlikle boğulacaklar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten birer çift ile, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunun üzerine kendisine şöyle vahyettik: "Gözümüzün önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelince, kaynaklar kaynayıp taşınca her çeşit (evcil hayvanı) ve aleyhlerine hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni al. Zalimler adına benimle konuşma; onlar boğulacaklardır."
Hikayeciler, gemiyi abartarak Nuh'un tarihini mitolojiye çevirmişlerdir. Nuh'un gemisi, iplerle birbirine bağlanan kütüklerden yapılmış büyük bir saldan ibaretti (54:13); tufan, Nuh'un halkının yaşadığı Ölü Deniz bölgesiyle sınırlıydı ve gemiye alınan hayvanlar da Nuh'un evcilleştirdiği hayvanlardı.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahyettik: bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap, sonra emrimiz gelip de tennur feveran edince hemen ona topundan bir iki çift ve aleyhinde söz sebketmiş olandan başka ehlini sok ve o zulm edenler hakkında bana bir hıtabda bulunma, çünkü onlar gark olunacaklardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahyettik: “Gözetimimiz altında, sana vahyimizle (bildirdiğimiz şekilde), bir gemi yap. Emrimiz gelip, tandır kaynadığı (yeryüzünde sular coşup fışkırdığı) zaman, her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş (azaba müstahak) olanlar hariç, aileni gemiye al ve zulmedenlerin/kâfirlerin (kurtulması) hakkında bana yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine Biz, ona: “Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap.” diye vahyettik. Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı¹ zaman hemen ona² her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini³ bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında benden bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır.
1- Bu bir deyimdir; “sular yerden fışkırmaya başladığı” zaman anlamına gelmektedir. 2- Gemiye. 3- Sana inanları. Seninle birlikte olanları.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz de ona (şöyle) vahyetdik: «Bizim nezaaretimiz ve vahyimizle gemi yap sen. Nihayet (helaklerine) emrimiz gelib de o fırın kaynayınca ona her (nev'i hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıb içerisine gir. (Kavminin) içinden aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giymiş) olanlar müstesna. O zulmedenler (in kurtulması) hakkında bana hitabda bulunma. Çünkü onlar boğul (mıya mahkûm ol) muşlardır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (biz de) ona şöyle vahyettik: “Nezâretimiz altında ve vahyimiz ile gemiyi yap; nihâyet emrimiz gelip de fırın kaynadığı (sular taş maya başladığı) zaman, her bir (hayvan cins)inden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer eş ile (îmân etmediklerinden, boğulacaklarına dâir) ve içlerinden, aley hinde söz geçmiş (hüküm verilmiş) olan (bir oğlunile diğer zevcen) dışındaki âileni (mü'min le ri), ona (gemiye) al!O zulmedenler hakkında ise bana hitabda bulunma (yalvarma)! Çünki onlar suda boğu lacak olanlardır.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bunun üzerine) biz de ona: "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle (vahiy yoluyla bildirdiğimiz yöntemlerle) gemiyi yap," diye vahyettik. Ve hükmümüz gerçekleşip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca (muhtaç olduğunuz elinizdeki evcil hayvanlardan) «Her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer çift alıp, (inkâr, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş edenleri gemiye koy!» ve sakın o zulüm (ve haksızlık) yapmış olanlar için bana başvurma, şüphesiz onlar (tufanda) boğulacaklar! *
(*) Bu sûreden açıkça anlaşılıyor ki Hz. Nuh sadece kendi kavmine elçi olarak gönderilmiştir. Bu yüzden tebliğini almayan diğer halkların helâk olmaları söz konusu değil. Çünkü tebliğ almayan hiçbir halk cezalandırılamaz. (bkz: İsra - 15) Yani Tufan genel olmayıp sadece bu kavmin yaşadığı bölgede (Sümerlerin yaşadılkları Mezopotamya’da) meydana gelmiştir. Yani Nuh tufanı bölgeseldir. Cünkü Allah hiçbir kavmi elçi gönderip tebliğ yapmadan helak etmemiştir. Bu nedenle Hz. Nuh’tan her hayvan türünden de değil, sadece muhtaç oldukları evcil hayvanlardan ikişer çiftin gemiye alınması isteniyor. Ayrıca (وَفَارَ التَّنُّورُ ) cümlesinden de anlaşılıyor ki Hz. Nuh buharla çalışan bir gemi inşa etmiş olabilir…(الله اعلم) Ayrıca bu konuda Hud- 40. ayetle ilgili metni aşağıya alınan (زهرة التفاسيرة ) adlı tefsirin metnine bakılabilir… //Hud, 40 âyeti münasebetiyle belirttiğimiz gibi “tandır kaynaması” mecaz olarak, işlerin ciddileşmesi anlamını da verir. Fakat esas anlamı, gemideki ocağın, su kazanını kaynatması demektir. Şayet o zaman buharlı gemi yok idiyse, bu ifadenin, ileri çağlardaki buharlı gemilere işaret ettiği söylenebilir. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) Ayrıca bu ayet, sadece dua ile sorunların çözülemeyeceğinin en büyük delilidir. Yüce Allah, Hz. Nuh’a yapılmış bir gemi göndermiyor, gemi inşasını emrediyor. Yani kişi ister nebi olsun isterse sıradan bir insan, amacına ulaşması için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra Allah’a tevekkül edecek. ومن نوَّن فقال {من كلِّ زوجين} سورة هود -40 ) فحذف المضاف إليه من كل ونوّن فالمعنى من كل شيء ومن كل زوج زوجين {اثنين} فيكون انتصاب اثنين على أنه صفة لزوجين فإن قلت فالزوجان قد فهم أنهما اثنان فكيف جاز وصفهما بقولـه {اثنين} فإنما جاز ذلك للتأكيد والتشديد كما قال: { لا تتخذوا إلهين اثنين } [النحل: 51] (مجمع البيان في تفسير القرآن) وقراءة حفص تؤول إِلى زوجين، لأن المعنى: من كل الأزواج زوجين (زاد المسير في علم التفسير) والتقدير: احمل فيها من كل نوع من أنواع المخلوقات التي أنت في حاجة إليها ذكرا وأنثى (تفسير الوسيط) سورة هود – 40) والذي يميل القلب إليه أن الطوفان لم يكن عاما كما قال به البعض، وأنه عليه السلام لم يؤمر بحمل ما جرت العادة بتكونه من عفونة الأرض كالفأر والحشرات بل أمر بحمل ما يحتاج إليه إذا نجا ومن معه من الغرق لئلا يغتنموا لفقده ويتكلفوا مشقة جلبه من الأصقاع التي لم يصلها الغرق، فكأنه قيل: قلنا احمل فيها من كل ما تحتاجونه إذا نجوتم زوجين اثنين (تفسير الألوسي) وقد سئل مفتي مصر الإمام الشيخ محمد عبده عن تحقيق عموم الطوفان، وعموم رسالة نوح، فأجاب بما صورته أما القرآن الكريم فلم يرد فيه نص قاطع على عموم الطوفان، ولا عموم رسالة نوح عليه السلام، وما ورد من الأحاديث، على فرض صحة سنده، فهو آحاد لا يوجب اليقين. والمطلوب في تقرير مثل هذه الحقائق هو اليقين لا الظن (محاسن التأويل) واختار بعضهم كون الطوفان خاصاً بأرض قوم نوح عليه السلام قال صاحب المنار في تفسيره ، : أما قوله في نوح عليه السلام بعد ذكر تنجيته وأهله : ( وَجَعَلْنا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْباقِينَ ) فالحصر فيهم يجوز أن يكون إضافياً أي الباقين دون غيرهم من قومه ، وأما قوله : ( وَقالَ نُوحٌ رَبِّ لا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكافِرِينَ دَيَّاراً ) فليس نصا في أن المراد بالأرض هذه الكرة كلها فإن المعروف من كلام الأنبياء والأقوام وفي أخبارهم أن تذكر الأرض ويراد بها أرضهم ووطنهم كقوله تعالى حكاية عن خطاب فرعون لموسى وهارون : ( وَتَكُونَ لَكُمَا الْكِبْرِياءُ فِي الْأَرْضِ ) يعني أرض مصر ، وقوله : ( وَقَضَيْنا إِلى بَنِي إِسْرائِيلَ فِي الْكِتابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ ) والمراد بها الأرض التي كانت وطنهم ، والشواهد عليه الحيوانات التي حملها نوح عليه السلام :لأن طوفان نوح كان طوفاناً إقليمياً حدث في منطقة الكافرين وهي منطقة بعينها كما أثبتتْ الدراسات ، فإن الحيوانات التي حملها نوح عليه السلام في السفينة كانت إقليمية أيضاً، ومع ذلك فإن نوحاً عليه السلام ومن معه من المؤمنين لم يجمعوا كل أنواع الحيوانات الموجودة في محيطهم بل جمعوا الأنواع الأليفة المستأنسة مثل الغنم والبقر والجمل والحصان والديك وما شابه من الحيوانات التي تخدم الإنسان بشكل مباشر أثناء متابعة عملية استخلافه على الأرض ، وبناء حياة جديدة وإعادة انتشار البشرية مرة أخرى وهذا الكلام يدعمه المنطق والعقل أولاً ومن ثم الدراسات العلميّة التي أثبتت أنه طوفان جزئي- وقد عرض لي خاطر أذكره وهو أن التنور في السفينة، وأنه فار وخرج منه بخار حرك السفينة للسير، فهي قد سارت بالبخار لَا بالتجديف أو الرياح، إذ لم يذكر هنا ولكن ذكر فقط التنور وفورانه. وقد يقال إن البخار لم يكن قد اخترع، وما اكتشف إلا في القرن التاسع عشر، حيث سارت به القطر والسفن نقول في الجواب على ذلك بأن صنع السفينة قال فيه اللَّه تعالى: (وَاصْنعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا) فالسفينة كانت تصنع تحت رعايه اللَّه ووحيه فهل يعجز سبحانه عن تسييرها بالبخار الذي جعل سبحانه العقل البشري يتوصل إليه بعد ألوف السنين، إن هذا هو ظاهر الآية.ثالثا: أنه لم يكن ثمة ذكر للأرض ولكن ذكر للسفينة، فالتنور فيها، وليس معنى ذلك بالفعل أن السفينة فارت بالماء الغرق، إنما فارت بالماء المسير وفار التنور ؛ فيه ما يشير إلى أنها كانت تسير ببخار الماء؛ وقد أشرنا إلى هذا المعنى في سورة " هود - 40 (زهرة التفاسير – محمد أبو زهرة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nuh’a “Bizim gözetimimiz altında bir gemi inşa et ve sana (ne yapacağını vahiyle) bildireceğiz” diye vahyettik. Sonra o kavme emrimizin vakti geldiğinde ve yapılan gemi hareket edecek hale gelince (“kazan kaynamaya başlayınca” deyimsel bir ifadedir.), Nuh’a “Her cinsten iki çifti ve aileni o gemiye bindir. Ancak daha önce üzerlerine azap sözünün geçtiği (inkârcıları) gemiye alma. Sonra gerçekleri inkâr ederek kendilerine haksızlık edenler için de, bana muhatap olma. Çünkü onların hepsi suda boğulacaklar” diye bildirdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de onun gönlüne bildirdik: " Gözümüzün önünde, gönlüne bildirdiğimiz gibi, bir gemi yap. Buyruğumuz erişip de sular kabarınca gemiye her türden birer çift ile senden olanları al. Yalnız aralarında yargı giymiş olanları alma. Bana o kıyıcıların sözünü de etme. Çünkü onlar boğulacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine biz ona vahyettik ki gözümüzün önünde vahiy ve tâlimimizle bir gemi yap, buyurultumuz gelip fırın fışkırınca [⁴] gemiye her çeşit hayvandan ikişer tane [⁵] ile helâkleri hakkında söz geçmiş olanlardan başka aileni götür. Öz nefislerine zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme, çünkü onlar suda boğulacaklardır.
[4] Fırından su kaynayınca veya yeryüzü kaynayınca veya tan yeri ağarınca.[5] Biri erkek diğeri dişi olmak üzere birer çift.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine Nûh’a, “Sen Biz’im gözetimimizde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap” diye vahyettik. Biz’im emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca/ kaynayan sular yükselmeye başlayınca [tennur], her cins (evcil hayvandan) birer çift ve daha önce aleyhine hüküm verilmiş olanın dışındaki aile bireylerini gemiye al. Zalimler hakkında bana hiç yalvarma! Muhakkak ki onlar boğulmayı hak etmişlerdir.⁷
7 Krş. Hûd, 11/37, 40  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylelikle biz ona, “Gözlerimiz (gözetimimiz) altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya (her yandan sular fışkırmaya) başlayınca, her (tür hayvandan) ikişer çift ile (içlerinden) aleyhlerine söz geçmiş (azap yazılmış) kimse hariç aileni de alıp (geminin) içine koy. Zulmedenler konusunda bana asla hitapta bulunma; çünkü onlar boğulacaklardır” diye vahyettik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine ona,“Ey Nûh!” diye seslendik, “Bizim kontrolümüz altında ve sana vahyettiğimiz bilgiler doğrultusunda, sizi büyük tufanda boğulmaktan kurtaracak büyük gemiyi inşâ et ve nihâyet tufan emrimiz gelip de gökten yağmurlar boşanmaya, yerden pınarlar fışkırarak sular coşup kaynamaya başlayınca, bulabildiğin her cinshayvandan birer çift alıp gemiye yükle. Ayrıca, bütün iman edenleri ve aileni gemiye bindir; ancak, boğulacaklarına dâir haklarında hüküm verilmiş olanlarhariç. Onlar senin ailenden olsalar bile, gemiye binemeyecekler. Kâfirler safında yer alan bu zâlimler hakkında sakın yalvarma bana; çünküonlar da, diğer kâfirlerle birlikte boğulacaklar!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken ona vahyettik: “Bizim gözetimimizle ve vahyimizle Gemi’yi yap! Bizim emrimiz geldiği, Tandır kaynadığı / kabardığı zaman her birinden ikişer çifti ve onlardan Söz aleyhinde geçmiş kimse hariç kendi aileni onun içine bindir. Zulmetmiş olanlar hakkında bana başvurma! Onlar, boğulacaklardır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ona: bizim talimatımız ve gözetimimiz altında bir gemi yap diye vahyettik. Bizim süremiz dolup da ocak içlerinden bile sular fışkırmaya başlayınca gemiye her türden birer çift al, daha önce hüküm giymiş olanlar dışında tüm aileni de al, şu acımasız herifler için, iki de bir bana yalvarıp durma! Onlar kesin boğulacaklar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Nuh’a, "Bizim gözetimimiz altında gemi yap diye vahyettik." Emrimizle sular coşup taşmaya başlayınca Nuh’a dedik ki; "Her cins canlıdan birer çift al. Aileni ve inananları gemiye bindir. İnkâr eden, yasalarımıza karşı çıkanları alma! Sevdiklerinden de Risalet’ini inkâr eden, yasalarımıza karşı çıkan varsa gemiye alma! Onlar için benden izin isteme! Yasalarıma karşı çıkanlar hakkında hüküm verilmiştir. Verdiğimiz hükümden dönüş yoktur. Onlara düşünmek için verdiğimiz süre bitti. Pişman olup tövbe etmeleri için verdiğimiz süre bitti. Hiç şüpheleri olmasın suda boğulacaklardır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona şöyle vahyetmiştik: “Gözlerimizin önünde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi yap! [*] Emrimiz gelip de tandır kaynayınca her tür (canlı)dan iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ona (gemiye) bindir! [*] Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar boğulacaklardır.” [*]
Bu ayet Hûd 11:37 ile birlikte okunmalıdır.,Hz. Nuh’a yaptırılan bu gemi hakkında bkz. Hûd 11:40, dipnot 2, 3.,Benzer mesaj: Hûd 11:37.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz de ona: “(Ey Nûh!) Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle¹ o gemiyi yap.² Sonunda Bizim emrimiz gelip tandır kaynamaya başlayınca,³ çifti olan her şeyden ikişer (tane) ve (küfründen dolayı) helâki kesinleşmiş olan (eşin) dışında, aileni ona yükle. Tufanda boğulmayı hak eden zâlimler konusunda da (sakın) Benimle muhâtap olma.” diye vahyettik.
1 Bu ifâdeden; Peygamberlerin, Allah’tan aldıkları bilgi ile insanlara gemi yapımına kadar her türlü bilgi ve sanatı, öğrettiği anlaşılmaktadır. Yani bilginin kaynağı akıl değil, vahiydir.2 Buradaki “gemi” kelimesinin belirli olmasından, Hz. Nûh’un önceden o gemiden haberi olduğu, Nûh’a geminin yapısı veya yapılacağı hakkında önceden vahiyle bilgi verildiği anlaşılabilir. Bk. (Hûd: 37)3 “Tandır kaynamaya” ifâdesi; “(geminin) buhar kazanları kaynamaya, yeryüzü su fışkırtmaya, geminin güç kaynağı çalışmaya, mûcize olarak Hz. Nûh’un özel tandırı kaynamaya, iş kızışmaya” başladı, şekillerinde anlaşılabilirse de bizce en uygunu; “geminin güç kaynağı çalışmaya başlayınca...” şeklinde olanıdır. Zîrâ bu gemi Allah’ın kontrolü altında yapılan mükemmel bir gemidir. Teknolojisi bilinmiyor olabilir. Bk. (Hûd: 25-48)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine, Biz de o’na: “Bizim gözetimimiz altında ¹² ve (sana) vahyettiğimiz yöntemlerle [seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan] ¹³ gemiyi yap;” diye vahyettik, “ve hükmümüz gerçekleşip de seller halinde yeryüzünü sular kapladığı zaman her cins [hayvandan] bir çiftle birlikte -haklarında ceza hükmü verilmiş olanlar dışında- aileni bu [gemiye] bindir; ve sakın, o haksızlık yapmış olanlar için Bana başvurma -çünkü, onlar kaçınılmaz olarak boğulacaklar!
12 Yani, “Bizim korumamız altında”.13 Bu açıklayıcı ilave için bkz. 11. sure, 60. not. Sonraki pasaj hk. bir açıklama için bkz. 11:40 ve ilgili 62-64. notlar. 11:25-48’de çok daha ayrıntılı olarak verilen Hz. Nûh kıssasının burada (kısaca) tekrarlanmasının sebebi 29. ayette açıklık kazanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine biz de Nuh’a “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemi yap, emrimiz gelip tandır kaynadığında her canlıdan birer çift ve hakkında hüküm kesinleşmiş olanların dışında kalan aile fertlerini gemiye yerleştir, sakın kendine yazık eden zalimler ile ilgili bana yalvarma, çünkü onlar boğulacaklar.” diye vahyetmiştik. 11/36, 54/9...14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine ona şöyle vahyetmiştik: “Bizim rehberliğimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi inşâ et;[²⁹¹⁴] unutma ki hükmümüzün vakti gelip çattığında, tandır da kaynamaya başlar. Bu takdirde sen yanına her tür (canlıdan) birer çift ve bir de kendileri hakkında hüküm kesinleşmiş olanlar hariç, aile efradını al! Ama sakın kendilerine kıymakta ısrar eden kimseler hakkında Benimle muhatap olayım deme! Karar kesin: onlar boğulacaklar!
[2914] Zımnen tüm muhataplara: Günah okyanusunda bir sevap adası ol ve kınayıcının kınamasına aldırmadan karada gemini yap! Bir gün deniz lazım olursa suyun Rabbi onu ayağına getirir! Zira kulun gücünün bittiği yerde Allah’ın yardımı başlar (Bkz: 11:37, not 48).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz de ona: "Gözetimimiz altında sana bildirdiğimiz gibi o gemiyi yap! Buyruğumuz gelip de sular kaynadığında; her cinsten ikişer çifti ve -aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında kalan- aileni alıp -birlikte- gemiye binin!.. Zalimler için bana yalvarma, çünkü onlar suda boğulacaklardır!
Osman Fırat
swap_vert close
Biz de ona vahyettik ki: "Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve âileni de alıp gemiye bindir. Yalnız alehylerine söz geçmiş (azâbımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık O'na vahyettik ki, «Bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap. Vaktâ ki emrimiz gelir de tennur kaynamağa başlarsa hemen o gemiyi herbirinden iki çift ve aleyhinde söz geçmiş olandan başka ehlini de al ve zulmetmiş olanlar hakkında bana bir hitapta bulunma. Şüphe yok ki, onlar boğulmuşlardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz de ona vahyedip bildirdik ki: “Nezaretimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Buyruğumuz gelip tandır kaynayınca her cinsten birer çift ile haklarında azap hükmü takdir edilmiş olanlar dışında kalan aile halkını yanına al! Zalim ve kâfirler hakkında sakın Bana başvurma! Çünkü onlar suda boğulacaklardır. ”
Hud, 40 âyeti münasebetiyle belirttiğimiz gibi “tandır kaynaması” mecaz olarak, işlerin ciddileşmesi anlamını verir. Fakat esas anlamı, gemideki ocağın, su kazanını kaynatması demektir. Şayet o zaman buharlı gemi yok idiyse, bu ifadenin, ileri çağlardaki buharlı gemilere işaret ettiği söylenebilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz de ona vahyettik ki: "Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar içinde alehylerine söz geçmiş (azabımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır!
Hûd: 40. âyet münâsebetiyle belirttiğimiz gibi "Tandırın kaynaması" mecâz olarak işlerin ciddîleşmesi anlamını verir. Fakat esas anlamı, gemide suyu buharlaştıracak ocağın alev alev yanması demektir. Şayet o zaman buharlı gemi yok idiyse bu ifâde, ileri çağlardaki buharlı gemilere işârettir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ona: Bizim nezâretimiz altında ta'rîfimiz vechile bir gemi yapmasını vahy itdik. Kavmin helâki hakkında emrimiz geldikde tandırdan su fışkırdı. O gemiye her şeyden erkek ve dişi bir çift ile, helâk olması hakkında hüküm sebk idenden başka bütün ehlini bindir ve nefislerine zulüm idenler (kâfirler) içün bana hitâb itme, çünki onlar gark olacaklardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahy ettik: “Gemiyi, gözetimimizde ve vahyimize göre inşa et. Emrimiz gelip geminin kazan[*]ı kaynadığında her türden iki eşi, bir de aileni ona bindir. Aleyhine emir çıkmış olanı alma. O zalimlerle ilgili olarak benden bir istekte bulunma; onlar boğulacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz de ona şöyle vahyettik: “Gözetimimiz altında bildirdiğimiz gibi bir gemi yap. Buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler için bana baş vurma, çünkü onlar boğulacaklardır.”
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de ona, “Gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca gemiyi yap,” diye vahyettik. “Emrimiz gelip de sular kaynamaya başlayınca, hepsinden birer çift ile, hakkında azap hükmü verilmiş olanlar dışında aileni gemiye al. Zulmedenler hakkında da Bana birşey söyleme; çünkü onlar boğulmaya mahkûmdurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine biz, Nûh'a şöyle vahyettik: "Gözlerimizin önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynayınca, ailenle birlikte her türden iki çifti gemiye sok. İçlerinden, haklarında daha önce hüküm verilmiş olanları dışta bırak. Zulmetmiş olanlar hakkında bana yakarıp durma. Onlar kesinlikle boğulacaklardır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes vaḥy viribidük aña kim “eylegil gemi bizüm śaķlamaķlıġumuz ile yā bizüm nażarumuzda daħı bizüm vaḥyumuz ile. pes ķaçan kim gele buyruġumuz daħı ķaynaya tennūr givür gemi içine her bir iki çiftden iki ya'nį irkek daħı dişi daħı ķavmuñı illā anı [182a] kim ilerü geçdi anuñ üzere söz anlardan. daħı söyleşme benüm-ile anlarda kim žulm eylediler bayıķ anlar ġarķ olucılardur.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes vaḥy eyledük aña ki: Gemi düzet bizüm ḥıfẓumuz bile, daḫı vaḥyümüzbile. Pes ḳaçan bizüm emrümüz gelse, tenevvürden ṣu çıḳsa, pes givüranuñ içine her cins ḥayvānlardan iki çift, ehlüñi daḫı givür, illā ol kāfirlerki söz ötdi anlar üstine helāk olmaġa. Daḫı benümle söyleşme ẓālimlerḥaḳḳında, taḥḳīḳ anlar ġarḳ olurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (Nuha) belə vəhy etdik: “Gözlərimiz önündə (nəzarətimiz altında) və vəhyimiz üzrə (sənə öyrədəcəyimiz kimi) gəmini düzəlt. Nəhayət, (onları məhv etmək barəsində) əmrimiz gəldiyi və təndir qaynadığı (təndirdən və ya yer üzündən, yaxud gəminin qazanından su qaynayıb daşdığı) zaman hər heyvandan biri erkək, biri dişi olmaqla bir cüt, həmçinin əleyhinə (ölümünə) əvvəlcədən hökm verilmiş kimsələr istisna olmaqla, (qalan) ailə üzvlərini (və iman gətirənləri) gəmiyə mindir. Zülm (küfr) edənlər barəsində Mənə müraciət etmə (onların bağışlanmasını Məndən iltimas etmə). Çünki onlar suya qərq olacaqlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We inspired in him, saying: Make the ship under Our eyes and Our inspiration. Then, when Our command cometh and the oven gusheth water, introduce therein of every (kind ) two spouses, and thy household save him thereof against whom the Word hath already gone forth. And plead not with Me on behalf of those who have done wrong: Lo! they will be drowned.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So We inspired him (with this message): "Construct the Ark within Our sight(2887) and under Our guidance: then when comes Our Command, and the fountains of the earth(2888) gush forth, take thou on board pairs of every species, male(2889) and female, and thy family- except those of them against whom the Word has already gone forth:(2890) And address Me not in favour of the wrong-doers; for they shall be drowned (in the Flood).
2887 Cf. this whole passage with 11:36-49, and notes thereon. 2888 See n. 1533 to 11:40, where the word Tannur is explained. 2889 Seen. 1534 to 11:40. 2890 Seen. 1535 to 11:40.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَوْحَيْنَٓا
bunun üzerine vahyettik
اِلَيْهِ
ona
اَنِ
diye
اصْنَعِ
yap
الْفُلْكَ
gemiyi
بِاَعْيُنِنَا
nezaretimiz ile
وَوَحْيِنَا
ve vahyimiz ile
فَاِذَا
nihayet o vakit ki
جَٓاءَ
geldi
اَمْرُنَا
emrimiz
وَفَارَ
ve kay- nadı
التَّنُّورُۙ
tandır
فَاسْلُكْ
artık girdir
ف۪يهَا
içine
مِنْ كُلٍّ
her birinden
زَوْجَيْنِ
çiftin
اثْنَيْنِ
iki
وَاَهْلَكَ
ve aileni
اِلَّا
an- cak
مَنْ
o kim- seyi ki
سَبَقَ
geçmiş
عَلَيْهِ
aleyhinde
الْقَوْلُ
söz
مِنْهُمْۚ
onlardan
وَلَا تُخَاطِبْن۪ي
ve bana hitapta bulunma
فِي
hak- kında
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
ظَلَمُواۚ
zulmettiler
اِنَّهُمْ
çünkü onlar
مُغْرَقُونَ
boğulanlardır
Bunun üzerine (Biz de) ona şöyle vahyettik: "Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap! Bizim emrimiz gelip de (yeryüzü) tandır (gibi) kaynadığı (yerden sular fışkırdığı) zaman (canlıların) her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer çift ile (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında aileni (ve iman edenleri) gemiye yükle! Zulmedenler(in bağışlanmaları) hakkında bana (bir şey) söyleme! Çünkü onlar mutlaka (suda) boğulacaklardır."
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
صَنَعَ
Fiil-I
ص ن ع
Yaptı, yetiştirdi
فُلْك
İsim
ف ل ك
Gemi, gemiler
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
وَحْىٌ
İsim
و ح ي
Vahiy
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
فَارَ
Fiil-I
ف و ر
Kaynadı
تَّنُّور
İsim
تَّنُّور
Tandır, fırın
سَلَكَ
Fiil-I
س ل ك
Soktu, girdi, açtı, vurdu, gitti, sevk etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اِثْنَيْن
İsim
ث ن ي
İki
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَاطَبَ
Fiil-III
خ ط ب
Söyledi, hitapta bulundu, laf attı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مُغْرَقُون
Edilgen fiil-IV
غ ر ق
Boğulmuş kimseler, boğulanlar