close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yahmilûne-l’arşe vemen havlehu yusebbihûne bihamdi rabbihim veyu/minûne bihi veyestaġfirûne lilleżîne âmenû rabbenâ vesi’te kulle şey-in rahmeten ve’ilmen faġfir lilleżîne tâbû vettebe’û sebîleke vekihim ‘ażâbe-lcahîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Arşı taşıyanlarla onun çevresindekiler, Rablerine hamd ederek onu tenzih ederler ve inanırlar ona ve inananlara yarlıganma dilerler, Rabbimiz derler, rahmetin ve bilgin, her şeyi kavramış, kaplamıştır, artık tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları yarlıga ve koru onları, yakıp kavuran cehennem azabından.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Meleklerden) Arş’ı yüklenip taşımakta olanlar (ve Allah’ın arş’ı olan mü’min ve müstakim gönüllere ulaşanlar) ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O’na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sarıverdin, (bu nedenle, küfür ve kötülükten samimiyetle) tevbekâr (kullara) ve Senin yoluna tâbi olan (müstakim ve mücahit insan)lara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru" (diye dualar yapılmaktadır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Arşı taşıyan, bir de O'nun etrafında bulunan melekler, Rablerinin yüceliğini hamd ile tenzih ve tesbih ederler ve O Allah'a iman ederler ve diğer mü'minlerin bağışlanmasını isterler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin herşeyi kuşatmıştır, o halde tevbe edenleri, senin yoluna uyup gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!
Ahmet Tekin
swap_vert close
Arş'ı, sınırsız kudret ve iktidar makamını yüklenen ve onun çevresinde bulunan melekler, Rablerini hamd ile överek, şükrederek tesbih ederler. O'na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dileğinde bulunurlar, koruma kalkanına alınmalarını, affedilmelerini isterler. “Ey Rabbimiz, her şeyi, rahmetinin ve ilminin içine aldın. Tevbe edenleri, günah işlemekten vazgeçip sana itaate yönelenleri, senin yolunda gidenleri, Kur'ân'ını ve Rasulünün sünnetini uygulayanları koruma kalkanına al, bağışla, onları kaynayan köpüren cehennem azâbından koru” derler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 69/17.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman edenler için mağfiret dilerler: "Rabbimiz! Rahmet ve ilim yönünden her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.
Ali Bulaç
swap_vert close
Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: 'Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Arş'ı yüklenen melekler ve onun etrafındakiler Rablerini hamd ile tesbih ederler. O'na iman ederler ve iman eden kimseler için de şöyle mağfiret dilerler: “- Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Bunun için tevbe edenleri ve senin yoluna koyulanları bağışla, onları cehennem azabından koru.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Arşı taşıyan melekler ile arşın etrafında olan melekler, Rablerine hamd ve tesbih ederler. (O’nun mükemmelliğini bildirirler.) O’na inanırlar, iman edenler için mağfiret dilerler: “Ey Rabbimiz! Sen, her şeyi rahmetinle, ilminle kuşatmışsın! Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla, onları Cehennem azabından koru!”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Egemenlik tahtını taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler, Rabblerine hamdederekO'nu anarlar. O'na inanır ve müminler için şöyle af dilerler: “Ey Rabbimiz, sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!”
Besim Atalay
swap_vert close
Arşı yüklenenler, onun yöresinde olanlar, Tanrıların öğerek tespih etmekteler; ona da inanırlar, inanmış olanlarçin, bağış da umunurlar, «Ey Tanrımız! Rahmetçe, bilgice her şeyi sen kapladın, tövbe yaparak yolunda gidenleri bağışlayasın, cehennem azabından onları koruyasın da!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerini hamd ile tespih ederler (O'nu güzel sıfatlarıyla anıp över ve Kendisine yaraşmayan her türlü sıfattan tenzih ederler, O'nun yüklediği sorumluluğu yerine getirirler). Ve sadece O'na inanır ve güvenirler. Diğer iman edenler için de şöyle af dilerler: “Rabbimiz, Sen'in rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe ile Sana yönelen ve Sen'in yoluna uyanları bağışla ve onları kızgın alevli ateş azabından koru!”
Bkz. 69/17Bir kısım melekler/şuurlular için kullanılan “arşı yüklenip taşıyanlar” ifadesi, Allah’a yakın bulunmaları ve Onun iradesini hayata geçirmek konusunda vazifeli olmalarından kinayedir.Arşı taşıyan ve onun çevresinde bulunan şuurluların/meleklerin; inandıktan sonra tevbe eden ve Allah yolunda olanlar için bağışlanma dileğinde bulunmaları, Allah’ın rahmetinin farklı bir tezahürüdür. Aşağıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, meleklere; inanan kullarının bağışlanması ve nihai azaptan korunması için dilekte bulunduran Allah, yarattığı varlıkları âdeta sosyal bir sorumluluk projesiyle dayanışma içerisinde yaşamaları için ayetlerini gönderiyor.  
Cemil Said
swap_vert close
7,8,9. ’Arşı taşıyanlar, âna tavaf idenler, Allâh’a inananlar, hamd ve senâ iyleyenler ve mü’minler içün merhametini istid’â iyleyen melekler dirler ki: "Ya rabbî senin rahmetin ve ’ilmin her şeyi ihâta ider sana rücû’ idenleri senin yolunı ta’kîb iyleyenleri ’afv it, ’azâb-ı elîmdem kurtar, va’d itdiğin vecihle ânları ’adn cennetlerine idhâl iyle ve akrabâlarından, zevcelerinden, çocuklarından a’mâl-i sâlihada bulunanları dahî birlikde idhâl it. Sen ’azîz ve hakîmsin ânları seyyiâtdan muhâfaza iyle, senin kıyâmet gününde hakkında rahmetini ihsân ideceğin, necât-ı ’azîme mazhar olur."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Arşı yüklenenler ile onun çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler ve müminlerin bağışlanmasını dilerler: “Ey rabbimiz! Sen, rahmetin ve ilminle her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve yolundan gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).  
 Arşı taşıyanlar, «Hamele-i arş» denilen meleklerdir. Rivayete göre sayıları dörtür. Ancak, Hakka sûresinde (69/17) kıyamette bunların sayısının sekiz olacağı bildirilmiştir. Arşın korunma ve tedbirine memur oldukları için, bu isim kendilerine mecâzen verilmiştir. Arşın çevresindeki melekler, arşı tavaf eden meleklerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yönetim merkezine hizmet edenler ve etrafındakiler Rab'lerini överek yüceltirler ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz, rahmetin ve bilgin her şeyi içine almıştır. Tevbe edenler ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları ateşin azabından koru."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Arşı hâmil olanlar ve onun etrafındakiler rablarının hamdiyle tesbih ve ona iyman ederler, ve iyman etmişler için de şöyle bir mağrifet dilerler: ya rabbenâ rahmet ve ılim her şey'e geniş, hemen mağrifet buyur onlara o tevbe edip yoluna uyanlara ve koru onları o cahîm azâbından
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yaratılmış en büyük cisim olan) arşı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ederek tesbih ederler, O’na îmân ederler ve mü’minler için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin (bütün peygamberlerine vahyetmiş olduğun, İslâm) yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Arş'ı¹ yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabblerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dilerler: “Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru.”
1- Mutlak yönetim gücü.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Arşı yüklenen, bir de onun etrafında bulunan (melekler) Rablerini hamd ile (tenzîh ve) tesbîh ederler. Ona îman ederler. Mü'minlerin de yarlığanmasını (şöylece) isterler: «Ey Rabbimiz, Senin rahmetin ve ilmin herşey'i kuşatmışdır. O halde tevbe edenleri, senin yoluna uyub gidenleri yarlığa, onları cehennem azabından koru».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Arşı taşıyan(2) ve onun etrâfında bulunan (melek)ler, Rablerine hamd ile (O'nu)tesbîh ederler(3) ve O'na îmân ederler ve (kendileri gibi) îmân edenler için mağfiret dilerler.(Şöyle derler:) “Rabbimiz! (Sen) herşeyi rahmet ve ilim cihetiyle kuşatmışsındır; artık tevbe edip senin yoluna uyanlara mağfiret eyle ve onları Cehennem azâbından koru!”
(2)“Hamele-i Arş ve Semâvât (arşın ve göklerin taşıyıcıları) denilen melâikenin birinin ismi ‘Nesr’(kartal) diğerinin ismi ‘Sevr’ (öküz) olarak dört melâikeyi, Cenâb-ı Hakk arş ve semâvâta saltanat-ı rubûbiyetine(saltanatının terbiye ediciliğine) nezâret etmek (bakmak) için ta‘yîn ettiği gibi, semâvâtın bir küçük kardeşi ve seyyârelerin (gezegenlerin) bir arkadaşı olan küre-i arza dahi iki melek, nâzır (bakıcı) ve hamele (taşıyıcı)olarak ta‘yîn etmiştir. O meleklerin birisinin ismi ‘Sevr’ ve birinin ‘Hût’tur (balıktır).” (Lem‘alar, 14. Lem‘a, 93-94)(3)“(Allah’ın) kâinâtı had ve hesâba gelmeyen dakīk (ince) san‘atlı tezyînât (süslemeler) ve o ma‘nîdâr mehâsin (güzellikler) ile ve hikmetdar nukūş (hikmetli nakışlar) ile süslendirip tezyîn etmesi; bilbedâhe(açıkça) ona göre mütefekkir (düşünen) ve istihsân edicilerin (beğenecek kimselerin) ve mütehayyir(hayrette kalmış) takdîr edicilerin enzârını (bakışlarını) ister, vücudlarını taleb eder (varlıklarını ister). (...) Mâdem bu nihâyetsiz tezyînât, nihâyetsiz bir vazîfe-i tefekkür ve ubûdiyet (kulluk) ister. Hâlbuki ins (insan) ve cin, şu nihâyetsiz vazîfeye, şu hikmetli nezârete, şu vüs‘atli (geniş) ubûdiyete karşı, milyondan ancak birisini yapabilir. Demek bu nihâyetsiz ve çok mütenevvi‘ (çeşitli) olan şu vezâif (vazîfeler) ve ibâdete, nihâyetsiz melâike envâ‘ları (nevi‘leri), rûhâniyât ecnasları (ruhânî cinsleri) lâzımdır ki, şu mescid-i kebîr-i âlemi (büyük kâinât mescidini) saflarıyla doldurup şenlendirsin.” (Sözler, 29. Söz, 178-179)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Arşı (yönetim merkezini) yüklenenler (sorumluluğunu taşıyan melekler) ve ona yakın olanlar; hamd ile Rablerinin yüceliğini dile getirirler, O’na (hakkıyla) iman etmekte ve (yeryüzünde bulunanlardan) iman etmiş (ve aynı zamanda insanlara güven vermiş) olanlara da (dünyada iken) istiğfar (şefaat) ederler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık (yeryüzünde bulunanlardan) tövbe edip senin yoluna uymuş olan kimseleri de bağışla ve (hesap gününde de) onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!"(*)
(*) Ayette mecâzi bir anlatım vardır! “Arş”ı Allah’ın mutlak hükümranlık ve yönetim merkezi; meleklerin arşı yüklenmesini, Allah’ın buyruğuna eksiksiz uyarak işlerini yürütmeleri; yine bazı meleklerin arşın çevresinde bulunmalarını da Allah’a yakın olmaları, O’nun iradesini gerçekleştirmesinde araç işlevi görmeleri şeklinde açıklayanlar olmuştur (bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “arş” md.; Yusuf Şevki Yavuz, “Arş”, DİA, III, 408; ayrıca bk. A‘râf 7/54). Ayrıca ‘’arş’’konusunda ‘’tefsirül meraği’ ile’’ el mizan fi tefsiril kur’an’’a ait aşağıdaki metinlere de bakılabilir. Ayrıca hem bu ayetten hem de benzer ayetlerden anlaşılıyor ki, meleklerin mü’minlere olan istiğfarları, dünyada bulunan mü’minlere şefaatleridir. Yani Meleklerin istiğfarları/şefaatleri dünyadadır, ahirette değil. Bu nedenle iman, ameli salih, kulluk, ibadet, dua ve istiğfarın/şefaatin yeri dünya hayatıdır, ahiret ise bunların fayda verdiği ve mükâfatının alındığı yerdir. الشفاعة في الدنيا والحصاد في الاخلرة وصِيغةُ المضارع في {يسبحون} و {يؤمنون} و {يستغفرون} مفيدة لتجدد ذلك وتكرره، وذلك مشعر بأن المراد أنهم يفعلون ذلك في الدنيا كما هو الملائم لقوله: {فاغفر للذين تابوا} (التحرير والتنوير) (يَسْتَغْفِرُونَ }. وفسر استغفارهم على هذا الوجه بشفاعتهم للمؤمنين (روح المعاني – الالوس )؟ قلت: هذا بمنزلة الشفاعة، وفائدته زيادة الكرامة والثواب (الكشاف – الزمخشري) {ويستغفرون} أي ويسألون الله المغفرة {للذين آمنوا} من أهل الأرض (مجمع البيان في تفسير القرآن) (ويستغفرون) لمن في الأرض من المؤمنين وقيل (يستغفرون) أيضاً للكافرين بمعنى طلب الهداية لهم الثانية: احتج الكعبي بهذه الآية على أن تأثير الشفاعة في حصول زيادة الثواب للمؤمنين لا في إسقاط العقاب عن المذنبين، {وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءامَنُواْ } وهذا يدل على أنهم يستغفرون لكل أهل الإيمان، فإذا دللنا على أن صاحب الكبيرة مؤمن وجب دخوله تحت هذه الشفاعة - فثبت أن شفاعة الملائكة لا يتناول إلا أهل الطاعة، فوجب أن تكون شفاعة الأنبياء كذلك، ضرورة أنه لا قائل بالفرق (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) العرش: مركز تدبير العالم (تيسير التفسير - القطان) كما تقدم إيضاح ذلك في سورة يونس، وقد ذهب بعض العلماء إلى أن الحمل يراد به التدبير والحفظ، وأن الحفيف والطواف بالعرش يراد به القرب من ذي العرش سبحانه، ومكانة الملائكة لديه، وتوسطهم في نفاذ أمره ( تفسير المراغي) فقوله: ﴿الذين يحملون العرش ومن حوله﴾ أي الملائكة الذين يحملون العرش الذي منه تظهر الأوامر وتصدر الأحكام الإلهية التي بها يدبر العالم، والذين حول العرش من الملائكة وهم المقربون منهم (المكتبة المقروءة » الميزان في تفسير القرآن » غافر- قوله تعالى: ﴿ وترى الملائكة حافين من حول العرش يسبحون بحمد ربهم﴾ إلى آخر الآية الحف الإحداق والإحاطة بالشيء، والعرش هو المقام الذي يصدر منه الفرامين والأوامر الإلهية التي يدبر بها العالم، والملائكة هم المجرون لمشيته العاملون بأمره، ورؤية الملائكة على تلك الحال كناية عن ظهور ذلك وقد طويت السماوات (الميزان في تفسير القرآن).اهل الجنة يرون الملائكة حافين من حول العرش الخ حال الملائمة أرقي من حال اهل الجنة لانهم مدبرون العالم واهل الجنة في ركن منه وهو الجنة والعالم الروحي أرقي من عالم الجسماني (تفسير طنطاوي جوهري (الجواهر في تفسير القرآن الكريم) 1-13 ج9) إذن: لا نفهم من مكانة هؤلاء الملائكة وقربهم من ذي الجلال سبحانه أنهم يروْنَه، لا بل هو سبحانه بالنسبة لهم غيب لا يرونه، يؤكد هذا قوله سبحانه {وَيُؤْمِنُونَ بِهِ ..} [غافر: 7] ( خواطر محمد متولي الشعراوي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Rabbimiz! Onları ve onlardan salih amel işleyen atalarını, eşlerini ve zürriyetlerini vaat ettiğin adn cennetlerine koy. Şüphesiz ki en güçlü olan ve her şeyin hükmünü veren sensin.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın egelik alanını koruyan, onu dolanan melekler, çalaplarını öve öve ulularlar. Ona inanırlar. İnananların yarlıganmasını da dilerler: "Ey çalabımız! Senin esirgeyiciliğin, Senin bilgin her nesneyi kaplamıştır. Artık Sana dönenleri, sana uyanları yarlıga, onları Cehennem’in azabından koru.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Arş/ı taşıyanlar, arş/ın etrafında dolaşanlar Rablerini överek tespih ve tenzih ederler, kalpleriyle O/na inanırlar, mü/minler için yarlıganmak (bağışlanmak) dilerler: «— Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin herşeyi kaplamıştır. Artık tövbe edip yolunda gidenleri yarlığa (bağışla) , onları Cehennem azabından koru».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Arş’ı taşıyanlar⁴ ve çevresinde bulunanlar Rablerini övgüyle/hamdle tesbih ederler. O’na inanırlar ve inananlar için de “Ey Rabbimiz! Sen’in rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır, tevbe edip yolundan gidenleri bağışla ve onları cehennemin [cahîm] azabından koru” diyerek bağışlanma dilerler.
4 Krş. Hâkka, 69/17  
Kadri Çelik
swap_vert close
Egemenlik tahtını yüklenmiş olanlar ve çevresinde bulunanlar, rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere, “Rabbimiz! Rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın. Tevbe edenlere ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru” diye mağfiret dilemektedirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın Arşını taşıyanlar ve çevresindeki diğerbüyük melekler, Rablerini dâimâ övgüyle anarlar, O’na inanırlar ve yeryüzündeki müminler için bağışlanma dileyerek şöyle derler: “Ey Rabb’imiz; Senin sonsuz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır; günahlarından tövbe edip Senin yolunu izleyen şu müminleri bağışla ve onları cehennem azâbından koru ya Rabb’i!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Arş’ı taşıyanlar ve etrafındaki kimseler, rabb’lerinin hamdi ile tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman etmiş kimseler için bağışlanma diliyorlar: “Rabbimiz! İlim ve rahmet bakımından her şeyi kapsadın! Tevbe etmiş ve senin yoluna uymuş kimseleri bağışla! Onları Cahîm’in / Yakıcı Alevli Ateş’in azabından koru!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Melekler evreni, tüm uydularıyla birlikte taşırlarken bir yandan, teşekkür ederler, Tanrının erişilmezliğini dile getirerek güven tazelerler. Müminler için de dua ederler. " Ya Rab! derler Mademki her şeyi sevgi ve bilgi ile sarıp sarmaladın, n'olur pişman olup senin yoluna girenleri de bağışla, ateşten koru onları."
Mehmet Çoban
swap_vert close
Varlıkları yönetme merkezimiz olan Arş’ı bilenler ve onun çevresinde bulunanlar Rabbinin hükmüne, Rabbinin yasalarına uyarlar. Rabbine inananlar için bağışlanma dileyerek; "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yasalarına uyanları bağışla! Onları cehennem azabından koru!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Arş]ı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini [hamd] (övgü) ile [tesbih] ederler (yüceltirler). [*] O’na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: [*] “Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!
Bu ayet Zümer 39:75 ve Hâkka 69:17. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu mesaj Şûrâ 42:5. ayet ile birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın hükümranlığına tam teslim olanlar ve Onun katında bir değeri bulunanlar,¹ Rablerini hamd ile yüceltir. Ona hakkıyla inanır ve îman edenler için de: “Ey Rabbimiz! Sen rahmet ve ilminle her şeyi kuşatırsın, tevbe edenleri ve senin yolunda gidenleri affet ve onları cehennem azabından koru.” diyerek af dilerler.
1 Genellikle birçok tefsirde âyetin bu bölümü; “Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar...” şeklinde tercüme edilmiştir. Ancak; Zemahşeri ve Beyzavi “arşın taşınmasının” mecâzî olabileceğini ve “arşın sahibine yakın olmanın da” kinâye olabileceğini söylerler. Yukarıdaki tercüme bu mecâz ve kinâye esas alınarak yapılmıştır. Hamele-i Arşla ilgili olarak; “bunlar büyük Meleklerdir ki Hâkka Suresinde adetlerinin kıyamet günü sekiz oldukları belirtilmiştir” denilmiştir. Muhyîddin-i Arabî ve buna benzer bazıları, ğayba taş atarak bunların sayılarının bu gün dahi sekiz olduğunu söylemişler ise de bazıları, “bu gün dört olup kıyamet günü diğer dört Melek ile teyit olunarak sekiz olacaklarını” sanki Allah’tan bir vahiy almışçasına uydurmuşlar ve yalanlarına yalan katmışlardır. Bazı yeni yetmeler de onlara inat bunların, “kulluk sorumluluğunu sırtlanan mü’minler” olduklarını söyleyerek yeni bir yalan uydurmuşlardır. Bu konuda Seyyid Kutub da özetle: “Biz insanlar, arşın nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Onu herhangi bir şeye benzeterek de tasvir edemeyiz. Taşıyıcı meleklerin onu nasıl taşıdıklarını da onun çevresinde görevli olanların, orada nasıl bir işlev gördüklerini de bilmiyoruz. Sûrenin akışına göre bu âyette; Allah katında yüksek derecelere sahip kulların, Ona îman edip ve Rablerini övdükten sonra yeryüzündeki inanmış insanlara duâ edişleri ifâde edilmektedir.” demektedir. Tabiî ki en doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[ALLAH’IN] kudret tahtını[n bilgisini içlerinde] taşıyanlar ve ona yakın olanlar, ⁴ Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltirler, O’na iman ederler ve [öteki] müminler için bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Sen her şeyi ilmin ve rahmetinle kuşatırsın: tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve yakıcı ateşin azabından onları koru!”
4 Lafzen, “onun çevresinde olanlar”: karş. Zemahşerî’nin 27:8’de geçen havlehâ ifadesini “ona yakın olanlar” şeklinde açıklaması. Yukarıdaki ayet ile ilgili yorumunda Beydâvî, Allah’ın kudret tahtının (‘arş), bkz. 7:54, not 43) “taşınması”nın mecazî olarak anlaşılması gerektiğini söyler: “onu taşımaları ve etrafını çevirmeleri” [yahut “ona yakın olmaları”], ona karşı hassas/dikkatli olmalarını ve ona uygun davranmalarını ifade eden bir mecazdır (mecâz ‘an hıfzihim ve tedbîrihim lehû); yahut Tahtın Sahibi’ne yakın olmaları, O’nun nazarında bir kıymet taşımaları ve O’nun iradesini gerçekleştirme vasıtası olmalarından kinâye’dir”. Yukarıdaki ayeti çeviri tarzım, Beydâvî’nin bu yorumuna dayanmaktadır. Allah’ın Kudret Tahtı’na yakın oldukları söylenen varlıklara gelince, klasik müfessirlerin çoğu, Hesap Günü’nde “[Allah’ın] kudret tahtının çevresinde toplanan melekler” (39:75) sembolik imajına dayanarak bu örnekte de özellikle meleklerin kasdedildiğini düşünürler. Ancak, bu ayetin melekleri de kasdettiği inkar edilemese de, sadece onları kasdettiği söylenemez. Soyut yüklemiyle hamele fiili, “o [bazı şeylerin] sorumluluğunu taşıdı” [yahut “üstüne aldı”] anlamına gelir: ve dolayısıyla bu ifadeni aynı zamanda Allah’ın kudreti kavramının muazzam sonuçlarının bilincinde olan ve bu bilinci kendilerinin ve hemcinslerinin hayatlarına yansıtmakla sorumlu bulunan bütün insanları kapsadığı açıktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın hükümranlık tahtını taşıyanlar ve O’nun çevresinde bulunanlar her daim Rabblerini överek yüceltirler. O’na iman edip güvenirler ve müminlerin de bağışlanmaları için şöyle derler: – Rabbimiz, sen rahmetin ve ilmin ile her şeyi kuşatmaktasın. Öyleyse tövbeyle sana yönelenleri ve senin yolundan gidenleri bağışla ve onları cehennemin yakıcı azabından koru! 7/206, 39/75, 69/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(ALLAH’IN) hükümranlık makamına (lâyık bir) sorumluluk taşıyanlar[⁴¹⁷⁴] ve O’na yakın olanlar; hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler, O’na güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık dönüş yapıp Senin yoluna uyanları bağışla ve onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!”[⁴¹⁷⁵]
[4174] “Bir şeyi üstlendi” anlamına gelen bu fiil maddî olmaktan daha çok mânevî sorumluluk için kullanılır (Bkz: 20:100; 29:13; 62:5). [4175] Tefsirlere göre bu kimseler “melekler”dir. Fakat bunlar “iman eden” varlıklardır. İman ise iradeye dayalı bir tercihtir. Dolayısıyla âyette vasfedilenler kulluk sorumluluğunu sırtlanan mü’minlerdir. İlâhî iradeyi yeryüzünde gerçekleştirmek, Allah’ın arşını omuzda taşımaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Müminlere gelince) Arş'ı taşıyan melekler, Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve müminlerin de bağışlanmasını dileyerek: "Ey Rabbimiz!.. Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır, tevbe eden, senin yoluna tabi olan kullarım bağışla, onları cehennem azabından koru."
Osman Fırat
swap_vert close
Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, rablerini hamd ile yüceltirler ve O’na iman ederler ve iman edenler için bağışlanma dilerler ve derler ki: "Ey Rabbimiz! Her şeyi kuşatmışsın. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna tabi olanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Arşı yüklenmiş olanlar ve onun etrafında bulunanlar, Rablerinin hamdiyle tesbihte bulunurlar ve O'na imân ederler ve imân etmiş olanlar için mağfiret dilerler: «Yarabbi! Sen her şeyi rahmet ile ve ilim ile kuşatmışsındır. Artık tövbe etmiş, senin yoluna tâbi olmuş olanlara mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru!» (diye niyazda bulunurlar).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Arşı taşıyan, bir de onun çevresinde bulunan melekler devamlı olarak Rab'lerini zikir ve O'na hamd ederler. O'na gerçekten inanır ve müminler için şöylece af dileyip dua ederler: “Ey Ulu Rabbimiz, senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır! O halde tövbe edenleri ve Senin yoluna tâbi olanları, affet ve onları cehennem azabından koru! ” [69, 17]
Hamele-i Arş dört olup, 69,17 âyeti gereği, kıyamet günü sekize çıkarılacaklardır. Arşı yüklenmeleri; onların koruma ve organizasyon ile görevli olduklarını, mecazî olarak bildirmeden ibarettir. Yahut arş sahibi olan Allah’a yakınlıklarına da îma olabilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için (şöyle) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Arşı hâmil olan ve 'arşın etrâfında bulunan melekler rablerinin hamdiyle tesbîh ider ve O'na îmân iylerler ve mü'minlere istiğfâr ile: "Yâ Rabbî! Her şeyi rahmetin ve 'ilmin ihâta iylemişdir. Tevbe iden ve senin yoluna ittibâ' iyleyenlere mağfiret it. Ve onları cehennem 'azâbından sakla."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Arşı (yönetim merkezini) yüklenenler[*] ile Arş’ın çevresinde olanlar, her yaptığını güzel yapan Sahiplerine boyun eğerler ve O’na güvenirler. "Sahibimiz! Bilgin ve ikramın her şeyi içine alır. Hatalarından dönüp senin yoluna yönelenleri bağışla; onları cehennemin azabından koru" diyerek müminlerin bağışlanmasını isterler.
[*] Yedinci kat semada bulunan Allah'ın makamı ve o makamı taşıyan melekler. Detaylı bilgi için bakınız Hakka 69/17.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerini hamd ile tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler:-Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Arş'ı taşıyan ve onun etrafında bulunan melekler Rablerini hamd ile tesbih eder, Ona iman eder ve mü'minlerin bağışlanmaları için dua ederler. “Rabbimiz, Senin rahmetin de, ilmin de herşeyi kuşatmıştır. Tevbe edip Senin yolunu izleyenleri bağışla ve Cehennem azabından koru.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. İman sahipleri için de şöyle af dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve ilim halinde kuşattın. Tövbe edip senin yoluna uymuş olanları bağışla. Ve onları cehennem azabından koru!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim götürürler 'arşı ya'nį anlar dörtdür birinüñ ŧopuġından ayaġı altına degin biş yüz yıllıķ yoldur daħı anlar kim yörendürüsindedür ya'nį kerrūbin firişteler tesbįḥ eylerler çalabı’ların ögmeg-ile daħı inanurlar aña daħı yarlıġamaķ dilerler anlara kim įmān getürdiler “iy çalabumuz! ırdün her neseneye raḥmetdın yaña daħı bilmekdin yaña pes yarlıġa anları kim tevbe eylediler daħı uydılar yoluña daħı śaķla anları ŧamu 'aźābından.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol melā’ikeler ki ‘arşı götürürler, ‘arş çevresinde olanlar daḫı tesbīḥiderler Tañrıları şükri ile. Daḫı īmān getürürler, daḫı istiġfār iderler mü’minlere. Eydürler: Yā Rabbenā senüñ raḥmetüñle ‘ilmüñ her nesneyemuḥīṭdur. Pes yarlıġa tevbe idenlere günāhlarını ve senüñ yoluña uyanlaradaḫı baġışla, daḫı ḳurtar anları cehennem ‘aẕābından. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ərşi daşıyanlar və onun ətrafında olanlar (mələklər) öz Rəbbini həmd-səna ilə təqdis edir, Ona (qəlbən) inanır və mö’minlərin bağışlanmasını diləyərək belə deyirlər: “Ey Rəbbimiz! Sənin rəhmin və elmin hər şeyi ehtiva etmişdir. Artıq tövbə edib Sənin yolunla gedənləri bağışla, onları cəhənnəm əzabından qoru!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who bear the Throne, and all who are round about it, hymn the praises of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who believe (saying): Our Lord! Thou comprehendest all things in mercy and knowledge, therefor forgive those who repent and follow Thy way. Ward of from them the punishment of hell.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who sustain(4365) the Throne (of Allah. and those around it Sing Glory and Praise to their Lord; believe in Him; and implore Forgiveness for those who believe: "Our Lord! Thy Reach(4366) is over all things, in Mercy and Knowledge. Forgive, then, those who turn in Repentance, and follow Thy Path; and preserve them from the Penalty of the Blazing Fire!
4365 Cf. 39:75. (R). 4366 Cf. verse 3 above; also 6:80, 7:89, and 7:156.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يَحْمِلُونَ
taşıyorlar
الْعَرْشَ
Arş'ı
وَمَنْ
ve o kim-seler ki
حَوْلَهُ
onun et- rafındadır
يُسَبِّحُونَ
tesbih ederler
بِحَمْدِ
hamd ile
رَبِّهِمْ
Rabb- lerini
وَيُؤْمِنُونَ
ve iman ederler
بِه۪
O'na
وَيَسْتَغْفِرُونَ
ve mağfiret dilerler
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- ler için ki
اٰمَنُواۚ
iman etttiler
رَبَّـنَا
Rabb- imiz
وَسِعْتَ
kuşattın
كُلَّ
her
شَيْءٍ
şeyi
رَحْمَةً
rahmetçe
وَعِلْماً
ve ilimce
فَاغْفِرْ
o hâlde mağ- firet eyle
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
تَابُوا
tövbe ettiler
وَاتَّبَعُوا
ve tabi oldular
سَب۪يلَكَ
Senin yoluna
وَقِهِمْ
ve onla- rı koru
عَذَابَ
azabından
الْجَح۪يمِ
cehennem
Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunan (melek)ler, Rabblerini hamd ile tesbih ederler ve O'na iman ederler. Bir de iman eden kimseler için mağfiret dilerler. (Derler ki) "Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe ed(ip sana dön)en ve Senin yoluna tabi olanları mağfiret eyle ve onları cehennem azabından koru!"
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
عَرْش
İsim
ع ر ش
Çatı, Arş, taht, çardak
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
حَوْل
İsim
ح و ل
Yıl (sene), etrafında, çevresinde
سَبَّحَ
Fiil-II
س ب ح
Tesbih etti
حَمْد
İsim
ح م د
Hamd, sena, layıkıyla medh
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
وَسِعَ
Fiil-I
و س ع
Kapladı, kuşattı
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
وَقٰى
Fiil-I
و ق ي
Korudu
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
جَحِيم
İsim
ج ح م
Cehennem, ateş