close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muddessir Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekâle in hâżâ illâ sihrun yu/śer(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken bu, ancak dedi, eskiden beri söylenegelen bir büyü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ardından; "Bu sadece, (eskiden beri birbirine) ’aktarılarak öğrenilen’ bir büyüdür" diyerek (Peygamberin davetini hafife aldı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve dedi: Bu Muhammed'in söyledikleri eskiden beri söylenen, aktarılagelen bir sihir, bir sihirbaz sözünden başkası değildir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Bunlar, öteden beri anlatılan, öğretilen büyüleyerek aklı etki altına alan sözlerden ibaret.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Bu aktarılagelen bir büyüden başka bir şey değildir" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece: 'Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür' dedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şöyle dedi: “- Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Bu, elden ele öğrenilen bir büyüden başka bir şey değildir.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
21,22,23,24,25. Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: “Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
Besim Atalay
swap_vert close
23,24. Sonra, yüzün çevirerek kasaldı, hem de dedi ki: «Bu koyu bir büyüdür!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve “Bu Kur'an eskilerden aktarılan bir büyüdür
Cemil Said
swap_vert close
24,25. "Kur’ân başka yerden alınma bir sihirdir. Bu yalnız bir insân sözidir." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
24,25. "Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
23,24. Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: “Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Bu” dedi, “Olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
21, 22, 23, 24, 25. Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi de: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»  
 Rivayete göre, Velîd b. Muğîre’nin, Hz. Peygamber’in okuduğu Kur’an’ı dinleyince çok etkilendiğini öğrenen Kureyş müşrikleri, «Eyvah! dediler, Velîd dininden dönmüş. Artık ona bakarak bütün Kureyş dininden dönecektir!» Bunun üzerine yeğeni Ebu Cehil, Velîd’e gidip kibirine yediremeyeceği sözlerle onu ikna etti. Sonra, birlikte müşriklerin yanına geldiler. Velîd onlara, Hz. Muhammed (s.a.)e «mecnûn», «kâhin», «şair» ve «yalancı» lakaplarıyla hitap etmenin tutarlı olmayacağını anlattı; nihayet uzun uzadıya düşünüp taşındıktan sonra, «Olsa olsa, o bir sihirbazdır. Görmüyor musunuz: Kişiyi ailesinden, evlâdından, kölesinden ayırıyor» dedi. Müşrikler bu sözleri çok beğendiler ve Hz. Peygamber’e «sihirbaz» diye hitap etmeye başladılar. Bu, Resûl-i Ekrem’e çok dokundu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Bu," dedi, "etkileyici bir büyüden başka bir şey değil."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu, dedi «başka değil, bir sihri müser
Emrah Demiryent
swap_vert close
23-24-25. Sonra arkasını dönüp ve büyüklük taslayarak: “Bu (Kur’ân, sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen, bir sihirden ve insan sözünden başka bir şey değildir” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Bu, rivayetle gelen bir büyüden başka bir şey değil.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Bu, dedi, (sihirbazlardan öğrenilib) rivayet edilen bir sihirden başkası değil».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet dedi ki: “Bu (Kur'ân), (öteden beri) anlatılagelen bir sihirden başka bir şey değildir!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
24, 25. Artık, ’bu (Kur’an), aktarılagelen bir büyüden başka bir şey değildir’.“Bu, ancak insan sözüdür.”dedi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra “Bu söyledikleri ona öğretilmiş bir sihir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dedi: "Gerçekten bu, olsa olsa öğretilen bir büyü olacak.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Bu, büyücülerden naklolunagelen büyüden,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra da dedi ki: “Bu, öğretilegelen bir sihirdir.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece, “Bu, yalnızca aktarılarak öğrenilen bir büyüdür” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Bu Kur’an” dedi, “Nesilden nesle aktarılan göz boyayıcı büyülü bir sözden başka bir şey değildir!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: -“Bu ancak öğretilegelen etkili bir sihir!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
24,25. " bu bildik bir oyun // üstelik beşer sözü " dedi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gerçeklerimiz için; "Bu büyüden başkası değildir."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Bu (Kur’an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir.” dedi.
Mehmet Türk
swap_vert close
24,25. Ve hemen (hiç düşünmeden): “Bu, sadece aldatıcı bir büyüdür¹ ve bu, bir insan sözünden başka bir şey değildir.” dedi.²
1 (سِحْرٌ يُؤْثَرُ) tabiri iki anlama gelebilir. a- Öteden beri talim ve rivayet oluna gelen ehlinden ehline öğrenile geldiği söylenen bir sihir demektir. b- İysâr olunacak, sair sihirlere tercih edilecek, beğenilecek bir sihir demek olur. Bu, aldatıcı bir cazibesi bulunan parlak sihir manasına “sihr-i mübîn” demelerine benzer. 2 18-25. âyetlerin bahsettiği olay, özetle şöyledir: Velîd b. Muğîre Peygamberimizin yanına gelip, Kur’an dinler, kalkar kabîlesine varır ve: “Muhammed’den bir söz işittim, ne insan, ne de cin sözüne benziyor. O çok tatlı, çok güzel ve daha güzelinin söylenmesi imkânsız bir sözdür” deyince, Kureyş: “Velîd sapıttı, bu gidişle bütün Kureyş de sapıtacak” derler. Bunu duyan Ebû Cehil, onun yanına varıp: “Sen, Muhammed’den bir menfaat elde etmek için onun yanına gidiyormuşsun.” deyince Velîd: “Kureyş bilir ki ben, onlardan çok zenginim” der. Ebû Cehil de: “o halde onun hakkında bir söz söyle de kavmin, senin onu inkâr ettiğini anlasınlar” der. Velîd: “Sİz Muhammed’e deli diyorsunuz onu birini boğarken, kâhin diyorsunuz onu kehanetle uğraşırken, şair diyorsunuz onu hiç şiir söylerken gördünüz mü?” der ve sonra da hiç düşünmeden: “Bu, sadece aldatıcı bir büyüdür ve bu, bir insan sözünden başka bir şey değildir” der. (Vâhidî, Kurtubî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve: “Bu, [eski zamanlardan] intikal eden büyüleyici bir sözdür! ¹²
12 Genellikle “büyü” veya “sihirbazlık” anlamına gelen sihr terimi, öncelikle “bir şeyi uygun [yahut “tabii”] durumundan çıkarıp başka bir duruma dönüştürme”yi ifade eder. Bu nedenle, çoğu zaman, olağandışı, “gözboyayıcı” büyü yoluyla meydana getirilen cazibeyi veya etkiyi anlatır (Tâcu’l-‘Arûs). Olumsuz anlamıyla -hakikati inkar edenlerin ilahî mesajı tanımlamak için kullandıkları gibi- aynı zamanda “bilerek saptırma” yahut “yanıltma” anlamlarına da gelir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve şöyle dedi: – Bu eskiden beri anlatıla gelen sihirden ibarettir. 16/103, 21/3...8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet şöyle dedi: “Bu sadece geçmişten miras kalan bir büyüdür,[⁵⁴¹⁶]
[5416] Veya: “göz kamaştırıcı bir büyüdür”. Sihr, nüzul sürecinde ilk kez burada geçer (Krş: 2:102, not 5; 7:116, not 4). Dilde “gizli bir sebeple insanın gözünü ya da gönlünü yanıltan şey” demektir. Görenin görüleni olduğundan farklı algılamasıdır. Görülen, aslında görüldüğü gibi değildir. Eğer dişi keçinin memesi dolu dolu göründüğü halde sütü az çıkarsa Araplar ‘anzun meshurun derler. Sabahın alaca karanlığına sehar (seher), seherde yenen Ramazan yemeğine de aynı kökten gelen “sahur” ismi verilmiştir. Seher, karanlıkla aydınlığın birbirine karışmış olması halidir ki, hakikatle hayalin, hakla bâtılın, gerçekle yalanın birbirine karıştığı hali çağrıştırır. Sihir, sebebi bilinmeyen herhangi bir şey olarak da tanımlanmıştır. Yukarıdaki birinci tanım özneyi (gören), bu ikinci tanım da nesneyi (görülen) esas alan tanımlardır ve ikisi de birbirini tamamlar. İster özne açısından ister nesne açısından tanımlansın, sihir her halükârda hakikatin zıddı olan hayali, ilmin zıddı olan cehaleti, yakînin zıddı olan zannı ve itminanın zıddı olan vehmi ifade eder. Bunlar bazen görenden, bazen görülenden bazen de her ikisinden kaynaklanır. Mesela “Eğer onlara gökten bir kapı aralasak da onlar oraya çıkacak olsalardı ‘Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz sihirlenmiş bir topluluğuz’ derlerdi.” (15:14-15) âyetinde geçen “sihir” gören açısındandır. Çünkü kaynağı hakikat olduğu halde gören farklı algılamıştır. ”Bazı sözler büyüdür” hadisinde de dinleyen açısındandır. Bu anlamda Türkçe’de “İki söz, bir büyü” atasözü vardır ve tabi ki mecazdır. Şu âyette ise hem gören hem de görülen açısındandır: “(Musa) bir de ne görsün: Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihir marifetiyle, ona hızla akıyormuş gibi göründü (yuhayyelu ileyhi)” (7: 116; 20:66). Velid, Allah Rasûlü’nün ömründe sihre örnek gösterecek bir olağan dışılık bulamayınca “Ebeveynle evladın arasını ayırıyor” dedi. Hiç şüphesiz müşrikler bu vahye sözlü bir sihir olarak bakıyorlardı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Kur'an, öteden beri -sihirbazdan sihirbaza- öğretilegelen bir sihirden;"
Osman Fırat
swap_vert close
Ve dedi ki: "Bu, tesir eden sihirli bir sözdür!’’
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık dedi ki: «Bu, naklolunagelen, bir sihirden başka değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Bu, büyücülerden nakledilen büyüden ibarettir. ” dedi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve "Bu öğretilen sihirdir,"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Arkasından şöyle dedi: “Bu olsa olsa etkilenilen bir büyü olur!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ve şöyle dedi:-Bu sadece öğretile gelen bir sihirdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dedi ki: “Bu çok cazibeli bir büyü.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eyitti “degül uşbu illā cādūlıķ rivāyet olınur” ya'nį cādūlardan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi: Bu degüldür, illā eẟer idici cāẕūluḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və dedi: “Bu (sehrbazlardan) öyrənilən sehrdən başqa bir şey deyildir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And said: This is naught else than magic from of old;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then said he:(5790) "This is nothing but magic, derived from of old;
5790 The Commentators understand the reference to be to Walid ibn Mughayrah, who was a wealthy Sybarite, Pagan to the core, and an inveterate enemy to the Prophet. He and Abu Jahl did all they could, from the beginning of the preaching of Islam, to abuse and persecute the Preacher, to run down his doctrine, and to injure those who believed in it. But the meaning for us is much wider. There are Walids in all ages. They cannot understand divine inspiration, and seek to explain its wonderful influence over the lives of men by some such unmeaning formula as "magic". The eternal Hope is to them mere human delusion!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَقَالَ
ve dedi ki
اِنْ هٰذَٓا
bu değildir
اِلَّا
an-cak
سِحْرٌ
bir sihirdir
يُؤْثَرُۙ
süre-gelen
Ve dedi ki: "Bu (Kur'ân) ancak (öteden beri) süregelen bir sihirden başka bir şey değildir."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
يُؤْثَرُ
Fiil-I
ا ث ر
Süregelen, aktarılan, nakledilen