close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera ennâ erselnâ-şşeyâtîne ‘alâ-lkâfirîne teuzzuhum ezzâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin, biz kafirlere. onları boyuna taciz edecek Şeytanlar gönderdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Görmedin mi, Biz şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdik de, onları sürekli tahrik edip kışkırtmakta (her türlü kötülüğe sürükleyip durmakta)dırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Görmüyor musun biz, bizden gelen gerçekleri örtbas edenlerin üzerine, kendilerini iyice günaha teşvik edip sevkeden şeytanları gönderdik?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin üzerine, kendilerini alabildiğince isyankârlığa sevkeden şeytanları, şeytan tıynetli ahlâksız azgınları, şeytanî güçleri musallat ettiğimizi görmüyor musun?
Ahmet Varol
swap_vert close
Bizim kâfirlere kendilerini kışkırtıp duran şeytanlar gönderdiğimizi görmedin mi?
Ali Bulaç
swap_vert close
Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Görmedin mi, biz, Şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları günaha teşvik edip duruyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? Biz şeytanları kâfirlerin üzerine göndeririz. Onları sarsarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine kendilerini isyankârlığa sevk eden şeytanları gönderdik.
Besim Atalay
swap_vert close
Görmez misin, kâfir olan kimselere, şeytanları saldırtırız; onları çok üzerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun ki biz inkârcılara (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) şeytanları musallat ediyoruz, (onlar da günaha ve azgınlığa teşvik ederek) onları oynatıp duruyorlar.
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed görmüyor mısın ki kâfirlere fenâlığa tahrîk içün şeytânlar gönderiyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kafirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Görmedin mi? Biz, inkârcıların üzerine kendilerini isyana itip duran şeytanları saldık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankârlığa) sevkeden şeytanları gönderdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcıların üzerlerine şeytanları yolladığımızı görmez misin? Onları kışkırtıp duruyorlar.
Bak 14:22.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Görmedin mi biz o Şeytanları o kâfirlerin üzerine salmışız onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Görmedin mi, Biz, kâfirlere (inkâr ve isyanda ısrar ettikleri için), şeytanları musallat kıldık. (Şeytanlar vesvese vererek ve süsleyerek) onları günahlara teşvik ve tahrik ederler.
Her kim Rahman (olan Allah) ’ın zikrini görmezden gelirse (Kur’ân’ı inkâr ederse) biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. (Ona sürekli olarak kötülükleri telkin ederek vesvese verir. (Zuhruf 43/36)  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Görmüyor musun? Biz, gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerine, onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Görmedin mi biz kâfirlerin başına, kendilerini alabildiğine (günaha tahrik ve) tehyîc eden, şeytanları gönderdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Görmedin mi, şübhesiz ki biz, şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdik; onları(vesveseleriyle teşvîk ederek) sürekli tahrîk ediyorlar
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bilmedin mi (inkâr ve sapıklığı tercih edip şeytanî güçleri kılavuz edindikleri sebebiyle) o inkârcıların üzerine şeytanları (şeytanî güçleri) salarız (onlarla baş başa bırakırız) da onları (vesveseleriyle) tedirgin edip (canlarını sıkıp) duruyorlar.*
(*) Burada "salarız" buyruğu serbest bırakırız, anlamındadır. Aynı kökten olmak üzere; " أرسله : أَطلقه وأَهمل’’ erselehu’’ Onu serbest bıraktı" ve (أرسلت البعير أي خليته) ‘’erseltu-l baîre’’deveyi serbest bıraktım’’demektir. Yani, kendi iradeleriyle inkâr ve sapıklığı tercih etmeleri ve şeytanî güçleri veli/ kılavuz edindikleri sebebiyle biz onları şeytanlarla baş başa bırakırız ve kendi iradeleriyle şeytanların telkinlerini kabul ettikleri için, o şeytanî güçlere karşı onları korumayız ve onların özgür iradelerine müdahale etmeyiz. Özetle, yüce Allah’ın şeytanları inkârcılara karşı serbest bırakması, şu şekilde yorumlanabilir. Bundan maksat onların/inkârcıların kendi özgür iradeleriyle inkâr ve isyanda direnmeleri sebebiyle Allah’ın onları şeytanlara/ şeytan karakterli kimselere karşı korumamasıdır (bk. İbrâhim 14/22) “Gerçekte şeytanın iman edenler ve yalnızca Rablerine güvenip dayananlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktur” (Nahl 16/99) düstûru gereğince Allah’a iman eden ve O’na sığınanlar onların şerlerinden korunurlar. “Onun gücü, ancak onu veli edinenlerin (kılavuz edinip ısrarla izleyenlerin) ve ona tanrısal nitelikler yakıştıranların üzerinde vardır. (Nahl 16/100) düstûru gereğince de inkâr etmeye ısrar edenler ve şeytanları/şeytanî güçleri veli ve kılavuz edinenler her yönden onların saldırısına maruz kalırlar. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Örneğin: (Meryem-47) ayette de فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ ﴿٤٧﴾ // fe ersil ma’ana beni İsraile’’ İsrailoğullarını bizimle gönder, yani onları serbest bırak’’ anlamındadır İşte buradaki (أرسلنا الشياطين) ‘’erselnaş şayatıyne’’onları serbest bıraktık’’anlamındadır. أي ألَم تَعْلَمْ أنَّا خَلَّيْنَا بينَ الشياطين والكفار وسلطانِهم عليهم، فلَمْ نعصم الكفارَ من القبول منهم، وتسمَّى التخليةُ إرسالاً في سَعَةِ اللغة (التفسير الكبير) والمعنى خلينا بينهم . وبينهم ولم نمنعهم ولو شاء لمنعهم قسرا (تفسير الكشاف - البحر المحيط) وقيل : أرسلنا أي خلينا يقال : أرسلت البعير أي خليته ، أي خلينا الشياطين وإياهم ولم نعصمهم من القبول (القرطوبي) منهم .فالمعنى ببساطة: أن الله يخلي بينهم وبين شياطينهم، فيتركهم لاختيارهم ولا يعصمهم منهم الله يريد الهدايةَ لخلقه، ولكن بعضهم هو من يريد الضلال، ويتبعوا باختيارهم الشيطان ويتركون الرحمنُ يخلي بينهم وبين شياطينهم، فيتركهم لاختيارهم ولا يعصمهم (اللباب في علوم الكتا ب) وقوله - عز وجل -: {تَؤُزُّهُمْ أَزّاً قال بعضهم: تزعجهم زَعَجٌ [عامة] = endişe , sıkıntı , tedirginlik , taciz , rahatsızlık إزعاجاً.( تأويلات أهل السنة) ذكر الزجاج في معنى هذا وجهين: أحدهما: خلينا بين الكافرين وبين الشياطين (ترجمة و معنى زعج في قاموس الكل عربي تركي) إِزْعَاجٌ (ج) إِزْعَاجَاتٌ [عامة] -- yerinden koparmak , rahatsız etmek , iz’aç وقد أفادتنا أو صورت لنا كلمة "تؤزهم " - التي هي فعل مضارع مؤكد بالمصدر- ما عليه الكفار من اضطراب وتناقض في العقيدة والتفكير، وهي استعارة من أزيز المرجل إذا اشتد غليانه، قال ابن عاشور في التحرير والتنوير: شَبَّهَ اضْطِرَابَ اعْتِقَادِهِمْ، وَتَنَاقُضَ أَقْوَالِهِمْ، وَاخْتِلَاقَ أَكَاذِيبِهِمْ بِالْغَلَيَانِ فِي صُعُودٍ وَانْخِفَاضٍ، وَفَرْقَعَةٍ وَسُكُونٍ، فَهُوَ اسْتِعَارَةٌ، فتأكيده بالمصدر ترشيح : ألمصدر إعراب ومعنى من القرآن الكريم - قوله تعالى : ( تؤزهم أزّا ).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yoldan çıkartıp azgınlıklarını artırmaları için, şeytanları, inkâr edenlerin üzerlerine gönderdiğimizi görmüyor musun?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Biz tanımazlar üzerine kendilerini günaha sokacak şeytanları nasıl gönderiyoruz, görmüyor musun?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfirleri masiyete olanca kuvvetleriyle sürüklemek için şeytanları onların üstüne nasıl musallat ettiğimizi görmedin mi?
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz’im, kâfirlerin üzerine günah ve azgınlığı tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
Kadri Çelik
swap_vert close
Şeytanları, kâfirlerin üzerine kışkırtıcı olarak saldığımızı görmedin mi?
Mahmut Kısa
swap_vert close
O kâfirlerin üzerine, kendilerini yaldızlı sözlerle ve aldatıcı vaatlerle kışkırtıp ayartan şeytanları nasıl saldığımızı görmüyor musun?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları kışkırttıkça kışkırtan Şeytanlar’ı Kâfirler’in üzerine salıverdiğimizi görmedin mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! gördüğün gibi biz, inkarcılar üzerine kışkırtıcı şeytanlar saldık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Görmedin mi? Ayetlerimizi inkâr edenlerin üzerine şeytanları gönderdik. Şeytanlar onları oynatıp duruyor. Sapıkça sözlerini kendilerine süslü gösteriyor. Onların akıl hocası oluyor. İçlerinden gelen bir ses oluyor. Onları kandırdıkça kandırıyor. Ayetlerimizden saptırmak için elinden geleni yapıyor. Şeytanların tek amacı var. Yeryüzünde yasalarımızı uygulatmamak! Bunun için her türlü engeli koyuyorlar. Her türlü bahaneyi üretiyorlar. Bilim, ilim, akıl, çağ, konjektörel gelişmeler hepsi onların uydurdukları bahaneler. Onlar yarattıkları ilim, bilim, tez, antitez, teori, akıl, çağ, konjektörel gelişmeleri kendilerine put yapıyor ve yaptıkları bu putları yolumuza engel olarak koyuyorlar. Hâlbuki ilim gerçeği bilmek demektir. Bilim yarattığımız varlıkların yasasını tespit etmektir. Onlar zannediyorlar ki bizim gerçeklerimizle bizim yasalarımızla bize karşı çıkmış oluyorlar. Bu zanlarının sonucunu cehennem ateşiyle gördüklerinde daldıkları uykudan uyanacaklar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları sürekli olarak kışkırtan şeytanları o kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi düşünmedin mi hiç? [*]
Burada, “sebep-sonuç” ilişkisi vardır. Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur’an’dan yüz çevirmek “sebep”, şeytanın dost edinilmesi ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: A‘râf 7:27; Şu‘arâ 26:221-222; Fussilet 41:25; Zuhruf 43:36.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirlerin üzerine onları sürekli kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?
Muhammed Esed
swap_vert close
Hakkı İnkar edenlerin üzerine, onları güçlü dürtülerle [günah işlemeye] kışkırtsınlar diye her türden şeytanî güçleri ⁷¹ saldığımızı bilmiyor musun? ⁷²
71 Lafzen, “şeytanlar”; Kur’an bu terimle çoğu zaman mahiyet olarak kötü olan şeyleri ve özellikle insan ruhundaki ahlak dışı dürtü ve eğilimleri ifade etmektedir (karş. 2:14 hk. 10. not ve bu surenin 44. ayeti hk. 33. not).72 Bkz. 15:41 hk. 31. not. Zemahşerî ve Râzî’ye göre, “Biz, hakkı inkar edenlerin üzerine [her türden] şeytanî güçleri (şeyâtîn) saldık (erselnâ)” ifadesi burada “Biz şeytanî güçlerin onların arasında etkili olmasına izin verdik (halleynâ)” ve bunu yaparken de, bu kötü dürtü ve etkileri kabul ya da reddetmeyi insanın serbest iradesine bıraktık anlamını taşımaktadır. Özellikle Râzî, bu anlam örgüsü içinde, 14. surenin 22. ayetine dikkat çekmektedir ki bu ayete göre Şeytan Kıyamet Günü’nde günahkarlara şöyle hitab edecektir: “Benim sizin üzerinizde doğrudan bir gücüm ya da iktidarım yoktu; ben yalnızca sizi çağırdım ve siz de bana icabet ettiniz. Bunun içindir ki, artık beni değil, siz yalnızca kendinizi suçlayın”. Ayrıca bkz. Râzî’nin yorumunun aynen zikredildiği 14:22 hk. 31. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Görmüyor musun şeytanların kâfirlerin üzerine gidip, onları kışkırttıklarını. 36/60...66, 43/36-37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey insan!) Küfrü tabiat haline getirenlerin üzerine, (içgüdülerini) kışkırttıkça kışkırtan şeytanları musallat ettiğimizi görmez misin?[²⁵³⁹]
[2539] İnsanın iradeyle sınanmasına bir atıf olan bu âyet, İbrahim 22 ışığında anlaşılmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, biz onların imana geleceğinden umudumuzu kestik) Bak da gör, biz o kafirler üzerine (onları iyice azdıran) şeytanları nasıl gönderiyoruz.
Osman Fırat
swap_vert close
Bizim, kafirlere (günaha ve azgınlığa tahrik edenlere) şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi, Biz şeytanları kâfirler üzerine musallat kıldık, onları vesveseleriyle tehyic edip duruyorlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Görmüyor musun ki Biz kâfirlere şeytanları musallat ediyoruz, onları oynatıp duruyorlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Görmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Görmez misin ki biz şeytânları kâfirler üzerine gönderdik ki onlara eziyet ideler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hiç görmedin mi o kâfirlere şeytanları göndeririz de onları sarstıkça sarsarlar?
Şaban Piriş
swap_vert close
Şeytanları kafirlerin üzerine gönderdiğimizi ve onları kışkırttıklarını görmüyor musun?!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Görmedin mi? Biz şeytanları kâfirlere musallat etmişiz; onları kışkırtıp duruyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi biz, şeytanları inkârcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
görmedüñ mi bayıķ biz viribidük şeyŧānları kāfirler üzere depredür kāfirleri depretmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin ki biz gönderdük şeyṭānları kāfirlere şehvetleri sevdürmeg‐içün.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Məgər kafirlərin üstünə onları yoldan çıxarıb günaha sövq edən şeytanları göndərdiyimizi görmədinmi?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Seest thou not that We have set the devils on the disbelievers to confound them with confusion?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou not that We have set the Evil Ones on against the unbelievers, to incite them with fury?(2527)
2527 Under the laws instituted by Allah, when evil reaches a certain stage of rebellion and defiance, it is left to gather momentum and to rush with fury to its own destruction. It is given a certain amount of respite, as a last chance: but failing repentance, its days are numbered. The godly therefore should not worry themselves over the apparent worldly success of evil, but should get on with their own duties in a spirit of trust in Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اَنَّٓا
şüphe-siz Biz
اَرْسَلْنَا
gönderdik
الشَّيَاط۪ينَ
şeytanları
عَلَى
üzerine
الْكَافِر۪ينَ
kâfirlerin
تَؤُزُّهُمْ
onları kışkır-tıyorlar
اَزاًّۙ
bir kışkırt-mayla
(Resulüm! Sen, küfürlerinden dolayı) Kâfirlerin üzerine onları kışkırttıkça kışkırtan şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
اَزَّ
Fiil-I
ا ز ز
Kışkırttı, tahrik etti
اَزّ
İsim
ا ز ز
Bir kışkırtmayla, bir tahrikle