close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meâric Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ ‘alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe-innehum ġayru melûmîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ancak eşleri ve temellük ettikleri müstesna ve artık bu hususta da kınanmazlar onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu (özel nikâh sözleşmelileri) başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ancak eşleri yani nikah yoluyla ve meşru şekilde sahip olduğu ayrı… O zaman onlar kınanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ancak hanımları ve meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyeleriyle ilişkileri helâldir. Bundan dolayı onlar kınanamazlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak kendi eşleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) hariç. Şüphesiz onlar (bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak zevcelerine ve cariyelerine müstesna... Çünkü onlar (bunlarda) kınanmazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hanımlarına ve cariyelerine karşı hariç, onlar (bu konuda) kınanmazlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
29,30. Eşleriyle, odalıklarından başkasına karşı, utanç yerlerin koruyanlar, bu kimseler kınanılmaz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sadece eşleriyle ya da meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimselerle ilişkiye girerler. Bundan dolayı da asla kınanmazlar.
Bkz. 23/5-6  
Cemil Said
swap_vert close
26-35. Dîn gününi tasdîk idenler, rabbin ’azâbına dûçâr olmayacağından kimsenin emîn olamayacağını düşünerek Allâh’ın ’azâbından havf iyleyenler, ferclerini muhâfaza idenler ve zevceleri ve cariyelerinden mâ’adâ kimse ile zinâ itmeyenler, kendilerine tevdî’ idilen emânetlere hıyânetde bulunmayanlar, ta’ahhüdâtını îfâ idenler, şehâdetlerinde muhikk ve metîn olanlar, ve erkân ve âdâbıyla ’ibâdet idenler kemâl-i ikrâm ile cennete dâhil olacaklardır. (*)
(*) Toplu olarak virilen mealde 31. âyet olan " فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ / Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir." kısmı iki baskıda da bulunmuyor. (ÖFK)  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
29,30. Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
29-31. İffetlerini koruyanlar -ki eşleri ve câriyeleri bunun dışında olup bundan dolayı kınanmazlar; ama kim bunun ötesine geçmeye kalkışırsa böyleleri sınırı aşanların ta kendileridir-;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
29, 30, 31. Irzlarını koruyanlar -ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir-;
Edip Yüksel
swap_vert close
Ancak eşleri, yahut yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi olduklari hariç; onlardan dolayı yerilmezler.
Bak 4:25.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ancak zevcelerine veya milki yemînlerine başka, Çünkü bunda levm olunmazlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
29-30. Onlar mahremiyetlerini korurlar. Ancak zevceleri yahut sahip oldukları cariyeleri müstesna. Çünkü onlar (zevceleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eşleri veya yeminle¹ sahip oldukları hariç. Şüphesiz onlar kınanmazlar.²
1- Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin” sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, deyim olarak “güç” demektir; güç yolu ile “üzerinde yetkili olma hakkına” sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. 2 “Yeminle sahip olunanlar” sürekli evin içinde bulundukları için muaf tutulmuşlardır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
29,30. Şunlar da (öyle): Karılarından, yahud sağ ellerinin mâlik olduklarından başkasına karşı utanacak yerlerini saklayanlar. Çünkü onlar (bunlar Hakkında) kınanmış değildirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ancak kendi eşleri veya sâhib oldukları câriyelerine karşı (olan münâsebetleri)müstesnâ; çünki şübhesiz ki onlar, (bundan dolayı) kınanacak kimseler değildirler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ancak eşlerine ya da sözleşmelerinin sahip bulunduklarına (hasta, sakat, özürlü vb. gibi durumlarından dolayı bakım veya tedavileriyle ilgilenen kimselere) karşı (durumları) hariçtir. Şüphesiz (görülmesi gereken yerleri bunlara göstermekten dolayı) onlar (o erkek ve kadınlar) kınanmazlar. *
(*) Müfessirlerin çoğu, “meleket eymânühüm” ifadesinin kadın kölelerle ilgili olduğunu ve “ev/yahut”takısının da meşru seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüştür. Bu geleneksel yorum, kadın kölelerle/cariyelerle evlilik dışı cinsel ilişkinin meşruiyetini öngördüğü sürece doğru ve kabul edilebilir gözükmemektedir. Çünkü böyle bir öngörü ya da ön kabul, Kur’an’ın diğer sûrelerindeki âyetlerle çelişmektedir. Üstelik sözü geçen yoruma karşı yapılabilecek tek itiraz da bu değildir. Çünkü Kur’an, “müminler” terimiyle hem erkek hem de kadın müminleri kastetmekte, “ezvâc/eşler”terimi de hem erkek hem de kadın eşlere işaret etmektedir. Bunun içindir ki “mâ meleket eymânühüm” ifadesinin “onların kadın köleleri” anlamına yorulması için ortada hiçbir dilsel karine de bulunmamaktadır. Öte yandan bu ifadeyle erkek ve kadın kölelerin birlikte kastedilmiş olması da söz konusu değildir. Zira bu tâbir henüz ne savaşın olduğu ne de esir kadın ele geçirmenin ve bunları cariye ve köle yapmanın söz konusu bile olmadığı Mekke dönemi âyetlerinde geçmeye başlamıştır. Ayrıca Hz. Muhammed’in vefat ettiğinde hiçbir kölesinin bulunmayışı, Medine döneminde Beni Müstalik Gazvesi’nde esir kadınları cariye yapmak yerine, içlerinden kendi arzusuyla müslüman olup kendisiyle evlenmek isteyen dul biri ile evlenmesi ve tüm esirlerin serbest bırakılması, İslâm’ın harem kurup içini cariyelerle doldurmak için müsait bir din olmadığını göstermektedir. Zaten Muhammed- 4. ayetin hükmü gereği ne olursa olsun savaştan sonra esirlerin mutlaka serbest bırakılması gerekmektedir. Bu nedenle Hz. Peygamber ve müslümanların ellerinde esir veya kölelerin bulundurulması asla düşünülemez. Çünkü bu, Kur’an’ın hükmüne aykırıdır. Bu yüzden bu vb. ayetler köle veya esirlerle hiçbir alakası yoktur. Ama maalesef bozuk, cahiliye Arap kültürü din olarak lanse edilmiş ve erkek egemen bakış tarafından benimsenip zina bile, din kılıfı ile meşrulaştırılmıştır. Hâlbuki Kur’an’daki ‘’ma meleket eymanuhum’’ ifadesinin‘’cariye, köle veya esirlerle bir ilgisi yoktur. Çünkü bu ifadeyle yerine göre kişinin kendi nikâhı altındaki eşi kast edilebileceği gibi (Mesela: İlgili ayetle cinsel ilişkiye vurgu yapılıyorsa kişinin eşi anlaşılır), sorumluluk ve himayesinde bulunanları veya hasta, malül, özürlü olduğundan dolayı bakım veya tedavisini yapan kimseleri de ifade eder. Zira Arapçada köle ifadesinin asil karşılğı (رقيق -عبد مملوك) ’’rakîk veya abdun memlük’’tür, ama ’’abd’’kelimesi ‘’hür’’ifadesiyle birlikte gelirse o zaman köle anlamında olur. Ayrıca Arapçada esir ifadesinin karşılığı da aynı kelime olan yine ‘’esir’’dir. İşte burada ((رقيق-عبد مملوك ‘’rakîk- abdun memlük’’ köle ve cariye ifadeleri olmadığı gibi, zıt anlamlı olan hür ifadesi de yoktur. Oysa burada (ما ملكت ايمانهم) ‘’ma meleket eymanuhum’’ifadesi vardır. Bununla da bir akit/sözleşme/gereği bakıma muhtaç, hasta, sakat, özürlü vb. durumdakilerin hizmetini, bakımını üstlenen veya tedavisini yapan Dr. veya hastabakıcılar anlaşılır. İşte 30. ayette gerek bunların bakımı ve gerek tedavilerinin yapılabilmesi için gerek duyulduğunda kendilerine mahrem yerlerinin gösterilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Mesela: Dr. hastayı muayene ederken veya hastabakıcı görevini yerine getirirken, hastanın kendilerine görülmesi gereken mahrem yerlerini açmak günah ve sakıncalı değildir. İşte hem burada hem de Mü’minün-6. ayette buna vurgu yapılmaktadır. (الله اعلم) ‘’ma meleket’’ için bkz: عند التأمل في مدلولات (ما ملكت أيمانكم) في قوله تعالى: (وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ ... لآيات ملك اليمين، فقد يكون معنى (أو ما ملكت أيمانهم)، من يقومون على تمريضهم، وخدمتهم، ورعايتهم في حال مرضهم، ممّا يتطلّب كشف عوراتهم لهم.. فهذا المعنى الذي يستقيم مع سياق الآيات، والذي يشمل المؤمنين (ذكورًا وإناثًا) الموعودين بالجنة -- وقوله تعالى : والذين هم لفروجهم حافظون يجوز أن يكون المراد عاما في الرجال والنساء ؛ لأن المذكر والمؤنث إذا اجتمعا غلب المذكر كقوله : قد أفلح المؤمنون الذين هم في صلاتهم خاشعون قد أريد به الرجال والنساء (أحكام القرآن للجصاص)) والآية الكريمة أعلاه تبين بوضوح حفظ الفروج إلا على الأزواج أو الطفل المُتبني وقد يكون رضيعا. وهكذا يبين الله جل جلاله في جميع الآيات - ا ن الآية المشكلة عند الكل فى الموضوع "إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم "وهذه الآية تفسيرها هى أن ملك اليمين تفسير للزوجات فهن فى طاعة الزوج باعتباره هو مالك القوامة عليها - فالفرج لا يعني بالضرورة العضو الجنسي٠ فالفرج عند المرأة يضم كذلك الأرجل ثم طالبنا بنكاح الفتيات (من ملك اليمين) بإذن أهليهم فكيف يكون هؤلاء سبايا حرب ورغم ذلك أهلهم لم يقتلوا بالحرب ويؤخذ أذنهم ثم ندفع لهم ثمن ذلك بالمعروف؟؟؟؟؟ (تأملات في مدلولات بعض الآيات القرآنية  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Cinsel ihtiyaçlarını eşleri ve evlendikleri cariyelerle giderirler ve bundan dolayı da kınanmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
karılarına, kadın kölelerine yaklaşmak için olursa başka. Çünkü onlara yaklaştıkları için kınanacak değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
29, 30. Karılarından ve halayıklarından başkalarına karşı utanacak yerlerini saklayanlar da başka. Onlara yaklaşmak için kınanmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ancak eşleri yani⁸ nikâh aktiyle sahip oldukları [mâ meleket eymânuhum] hariç. Şüphesiz onlar kınanamazlar.
8 M. Esed gibi biz de genellikle “yahut” anlamında kullanılan “ev” edatını, “yani” olarak çevirdik.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ancak nikah sözleşmesi yoluyla sahip oldukları hanımları ya da cariyelik sözleşmesi yoluyla sahip oldukları savaş esiri cariyeler hariç. Çünkü onlar, hanımlarıyla veya cariyeleriyle olan ilişkilerinden dolayı asla kınanmazlar. Dolayısıyla, meşrû yollarla cinsel duyguları tatmin etmek kişiyi hiçbir zaman Allah’tan uzaklaştırmaz. Zira İslâm’da ruhbanlık yoktur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-Ancak ellerinin mâlik olduklarına veya eşlerine karşı başka! Onlar, bu hususta kınanmamıştır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
30,31. - ki bunlar, sadece kendi eş ve cariyelerinden sakınmayabilirler, çünkü onlar yadırganmaz,// artık fazlasını isteyen, ileri gidiyor demektir.-
Mehmet Çoban
swap_vert close
Cinsel ihtiyaçlarını ancak eşleriyle veya sahip oldukları evlerinde çalışan, toplumca o evin insanı olarak bilinen, evli olmayan kadınlarla nikâh yaparak karşılarlar. Böyle yaptıkların da kınanarak suçlanmazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç. [*]Şüphesiz ki onlar, (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.
Bu cümle “Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler hariç” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen şey, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da câriyeliğin sona erdirilmesi amacını taşır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
29,3. (Ve onlar) mahrem yerlerini (herkesten) korurlar.¹ Ancak eşleri ve cariyeleri hariç... (Bu iki durumda) ayıplanmaları söz konusu değildir.²
1 Bu âyet, “ırzlarını korurlar.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Aynı âyet için Bk. (Mü’minun: 5-6)  
Muhammed Esed
swap_vert close
eşleri; yani [nikah yoluyla] meşru şekilde sahip oldukları dışında ¹³ [isteklerini frenleyenler:] çünkü ancak o zaman hiçbir kınamaya uğramazlar,
13 Bkz. 23:5-7’deki aynı ifadeli pasaj ve 3 nolu dipnot. O notta, ev mâ meleket eymânuhum ifadesini neden “yahut [evlilik yoluyla] meşru olarak sahip oldukları” şeklinde çevirdiğimi açıklamıştım. Bu yorum konusunda ayrıca bkz. Râzî’nin 4:24 ile ilgili açıklamaları ve sözkonusu ayet ile ilgili olarak Taberî’nin İbni ‘Abbâs ve Mücâhid’den naklen yaptığı alternatif çevirilerden biri.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eşleri yani meşru şekilde sahip oldukları hariç. Zaten onlar, bundan dolayı kınanmazlar. 23/1...11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ancak eşleri, yani meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimseler müstesna:[⁵³¹³] zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar.
[5313] Çevirimizin gerekçesi için bkz: 23:6. Mü’minûn 5-8 ile bu sûrenin 28-29. âyetleri aynı lafızlarla gelir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
29,30. Eşleri ve cariyeleri hariç ırzlarını korurlar. (Eşleri ve cariyeleri için) onlar kınanmazlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Yalnız eşlerine ya da ellerinin altında bulunan (nikahlılarına) karşı onlar kınanmazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Zevcelerine veya mâlik bulundukları cariyelerine karşı müstesna, çünkü onlar kınanmış değildirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
29, 30. Onlar edep yerlerini, eşleri ve cariyelerinden başkasından korurlar. Yalnız bunlarla münasebeti olanlar ayıplanamazlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
29,30. Zevcelerinden ve mülk-ü yemînleri olan câriyelerinden gayrısından ferclerini muhâfaza iderler. Zevce ve câriye ile mukârenetde levm olunmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sadece hür eşlerine veya hâkimiyetleri altındaki esir eşlerine karşı ferçlerini korumaları gerekmez[*].
[*] Eşi (nikahlı kocası veya karısı) olup özgür olmayan esir kadınlara ve erkeklere karşı kınanmazlar. Çünkü esir statüsünde olan kadın ve erkeklerle de evlenilebilir. Bkz.: Nur 24/32, Bakara 2/221  
Şaban Piriş
swap_vert close
Eşleri veya meşru şekilde sahip oldukları hariç. Çünkü onlar, bu hususta kınanmazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ancak eşlerine ve ellerinin altındakilere(4) karşı müstesna—bunlar kınanmazlar.
(4) Cariyeler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ancak onlar, eşleriyle, akitlerinin sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
illā 'avratları üzere yā anuñ üzere kim mālik oldı śaġ elleri. pes bayıķ anlar melāmet olınmışlar degül.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
illā ‘avratlarından, yā özlerinüñ ḳırnaḳların[dan]. Anlara anda melāmetyoḳdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Övrətləri və cariyələri istisna olmaqla. (Onlarla yaxınlıq etməyə görə) əsla qınanmazlar;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Save with their wives and those whom their right hands possess, for thus they are not blameworthy;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Except with their wives and the (captives) whom(5694) their right hands possess,- for (then) they are not to be blamed,
5694 Captives of war may be married as such: see 4:25: but their status is inferior to that of free wives until they are free. This institution of the captives of war is now obsolete. Such inferiority of status as there was, was in the status of captivity, not in the status of marriage as such, in which there are no degrees except by local customs, which Islam does not recognise.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا
ancak
عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ
kendi eşleri
اَوْ
ve- ya
مَا
o şe- ye ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُهُمْ
sağ elleri
فَاِنَّهُمْ
elbette onlar
غَيْرُ
değildir
مَلُوم۪ينَۚ
kınananlar
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) müstesna. (Bunlarla münasebetlerinden dolayı da) Elbette onlar, kınanacak değillerdir.
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
مَلُوم
Edilgen fiil
ل و م
Kınanan