close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâûn Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Era-eyte-lleżî yukeżżibu bi-ddîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gördüm mü yalanlayanı dini?
(İstenen şey ve bilhassa su, zekât anlamına gelen bu söz, sûrenin son âyetinde geçer. İlk âyetinde geçen din sözünü alarak "Din sûresi" diyenler de vardır. Mugıyra oğlu Velid, yahut Harb oğlu Ebu-Süfyan, yahut da Vâil oğlu Âs hakkındadır. Bâzıları, bir kısmı Medenîdir ve münafıkların başı Ubeyy oğlu Abdullah hakkındadır demişlerdir.)  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Dindar geçindikleri ve İslam’ı istismar ettikleri halde, aslında) Dini yalanlayanı (İslam’ın esaslarını ve ahiret hayatını ciddiye almayanları) gördün mü? (Bunların kim olduklarını açıklayayım mı?)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gördün mü şu dini veya ahiretteki ceza ve mükafatı yalan sayanı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sık sık, dini, şeriatı, ilâhî düzeni, İslamı, medeniyeti, hesap ve cezayı yalanlayanları, inkar edenleri görüyor musun?
Ahmet Varol
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
Ali Bulaç
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gördün mü, o hesab gününü inkâr edeni!... (Ebu Cehîl'i).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Dini (mükâfat ve ceza gününü) inkâr edeni gördün mü?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü? [812][813]
[812] Mâ‘ûn sûresi ve genel ilkeler ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 377; 385.[813] Din kelimesi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 380-381; I, 129-136; XVII, 195-196.  
Besim Atalay
swap_vert close
Görmedin mi sen, ceza günün yalanlayan kimseyi?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın dinini (ya da din günü olan ahireti) inkâr edeni tasavvur edebiliyor musun?
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3. Dîni yalan telakkî ideni, yetîmi koğanı ve fukarâyı it’âm içün kimseyi teşvîk itmeyeni göriyor mısın?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dini yalan sayanı gördün mü?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gördün mü dini yalan sayanı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
Edip Yüksel
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Gördün mü o dîni tekzib edeni?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dini¹ yalanlayanı görüyorsun değil mi?
1- Ceza/karşılık. Hesap Günü'nü. Borcunu: Kendisine verilen nimetleri yok sananı gördün mü? Din, deyn/borç sözcüğünden türemiştir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dîni yalan sayanı gördün mü?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Dîni (hesab gününü) yalanlayanı gördün mü?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bildin mi (hiç düşündün mü)? Dini (Allah’ın sosyal düzenini belirleyen mesaj ve ilkelerini, hak, hukuk, adalet ve evrensel değerler sistemini, âhiret sorgusu ve yargısını) yalanlayan (reddeden) o kimseyi? *
(*) Dinin insanlığa yönelik en büyük hedefi ise insanlar arasında sevgi ve dayanışmayı, paylaşmayı sağlamak, sıkıntıların da mutlulukların da paylaşıldığı bir insanlık bilinci oluşturmaktır. Bu âyetler, bir taraftan bu tür davranışları sergileyenleri kınarken diğer taraftan da gerçek dindarları (Müslüman toplumu) yetim ve yoksullar gibi himayeye muhtaç olanlara yardım etmeye özendirmekte; ihtiyaç sahiplerine yardım konusunda başkalarını teşvik etmenin, hatta bunun için (resmi ve) hayır kurumları oluşturarak sosyal yardımı daha verimli, düzenli ve sürekli hale getirmenin gereğini vurgulamaktadır. (Kur’an Yolu Tefsiri). {أَرَأَيْتَ } معناه هل عرفت الذي يكذب بالجزاء من هو، فإن لم تعرفه: فَهُوَٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ. {أَرَءيْتَ ٱلَّذِى يُكَذّبُ بِٱلدّينِ} والمَعْنى هَلْ عرفتَ الذي يكذبُ بالجزاءِ أو بالإسلامِ (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم - حاشية الصاوي– تفسير الجلالين - مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)) (سورة الماعون) ومعنى الآية هل عرفت الذي يكذب بيوم الجزاء، والحساب، فإن لم تعرفه.الخ ( لباب التأويل في معاني التنزيل) { بِمَا أَرَاكَ اللَّهُ ) سورة النساء - بما أراك الله. أى بما عرفك وأعلمك وأوحى به إليك (تفسير الوسيط) ( لتحكم بين الناس بما أراك الله ) بما علمك الله وأوحى إليك ،(تفسير البغوي) تبدأ السورة الكريمة بقول الله تعالى أأريت الذي يكذب بالدين؛ والدين هو مجموعة تعليمات وقوانين يعمل من خلالها الإنسان، إذا نُسب الدين لله فالمقصود هو مجموعة الأوامر والنواهي والتعليمات التي أصدرها الله تعالى لعباده ووجب عليهم الالتزام بها والعمل من خلالها  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen yargı gününü yalan sayanı gördün mü?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ceza gününü yalan sayanı görüp bildin mi?
[4] Yarı yarıya Mekkî ve Medinî'dir. Veya Mekkî'dir veya Medinî'dir, (7) âyettir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü?¹
1 Krş. İnfitâr, 82/9-10  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
(Maun, zekât vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. Mekke’de (bazılarına göre ise Medine’de) nazil olmuştur ve 7 ayettir. Dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey insan! Görünüşte namazını kılan, ibâdetlerini yerine getiren fakat ahlâksız, kişiliksiz, saygısız ve merhametsiz tavırlarıyla cenneti, cehennemi ve hesabıyalanlayanın kim olduğunu bilir misin?
Mekke döneminin başlarında, Tekasür sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, son ayetinde geçen “Mâûn: Küçük bir yardım, zekât” kelimesinden almıştır. 7 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gördün mü, Din’i yalanlayanı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ahiret hayatını inkar edene bak hele!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dini yalanlayanı gördün mü? Aklına güvenip Rabbine karşı çıkanı? Rabbine karşı çıkan insan neyine güveniyor? Ona bizim verdiğimiz; aklına, gözüne, kulağına, zekâsına, muhakemesine mi güveniyor? Andolsun! Biz ona bu yetileri, bu özellikleri vermeseydik, görebilecek, duyabilecek, aklıyla muhakeme kurabilecek miydi? Elbette hayır! Bilmiyor ki verdiğimiz her şey sınırlıdır. O sınırlandırılmış yaratılışıyla her şeyi bildiğini zannediyor. Rabbinden yüz çeviriyor. Rabbinin yolunu yalanlıyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dini (hesap gününü) yalanlayanı gördün mü?
Mehmet Türk
swap_vert close
Baksana! Şu dini¹ yalanlayana!²
1 Bu sûre; Âs b. Vâil Sehmî, Velîd b. Muğîre veya Ebû Cehil ve bunlar gibileri hakkında nazil olmuştur. Rivayetlere göre Ebu Cehil bir yetimin vasisi bulunuyordu. Bir gün o yetim çırılçıplak bir halde ona gelmiş ve kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş’in ileri gelenleri de çocuğa: “Muhammed’e git de sana şefaat ediversin” diyerek, alay etmişlerdi. Öksüz, onların maksatlarını bilmediği için Rasulullah’a gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimizin (s.a.v) hiçbir muhtacı reddetmek âdeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil’in yanına gitmişti. Ebu Cehil, “buyurun” deyip onu selamlamış ve öksüzün malını vermişti. Kureyş’liler bunun üzerine Ebu Cehil’e serzenişte bulunarak: “sen de sapıttın, Muhammed gibi sabileştin” demişler. O: “Hayır, sapıtmadım fakat onun sağında solunda birer mızrak gördüm, vermezsem vuracak diye korktum” demişti. İbnu Abbas’tan bir rivayette de “hem cimri, hem de mürai bir münafık hakkında nazil oldu” denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır.2 Din: Kelime olarak, ceza-mükâfat, hesap, kaza, siyaset, itaat, âdet, hal, millet ve şeriat anlamlarına gelen bir mastardır. Terim olarak ise din: “akıllıların kendi istekleriyle seçtikleri ve kendilerini iyiliğe götüren manevî bir yol ve kanun”, demektir. Burada da “din”, en mutlak ve en esaslı anlamı olan “ceza” mânâsınadır. (Tin Sûresi 7. ayette de “(Ey Muhammed!) artık bundan sonra, din hakkında sana kim yalan söyletebilir?” ifadeleriyle bu anlamda kullanılmıştır. Gerçek dinde; itaat edilen bir rab ve o rabbin ortaya koyduğu, uyulduğu zaman mükâfat, uyulmadığı zaman ise cezanın olduğu kuralların bulunması ve o rabbe itaat eden kulların olması, gerekir. Kafirûn: 6. ayette Allah’ın kâfirlerin dinlerinden, din olarak bahsetmesinden, bunların da din olduğu, fakat “hak din” olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm v.s gibi…) Geniş bilgi için Bk. (Fatiha: 4, Âlu İmran: 19 ve dipnotları)  
Muhammed Esed
swap_vert close
HİÇ bütün bir ahlakî değerler sistemini yalanlayan ¹ [birini] tasavvur edebilir misin?
1 Yani, böyle bir dinde ve dolayısıyla, ahlakî kurallar kavramında (ki dîn teriminin en temel anlamlarından biridir -karş. 109:6, not 3) herhangi bir objektif geçerlilik bulunmadığını iddia eden. Bazı müfessirler, dîn teriminin yukarıdaki bağlamda “hüküm/hesap”, yani Hesap Günü anlamında kullanıldığını ileri sürerler ve bu ibareyi “Hesap Günü’nü yalanlayan” şeklinde yorumlarlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Görüyorsun değil mi hesap gününü yalan sayanı? 18/37, 40/59, 45/34-35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BAK ŞU Hesap Günü’nü yalanlayan kişiye![⁵⁹⁰³]
[5903] Kur’an’ın hiçbir yerinde çoğul gelmeyen dîn kavramı “borç” anlamındaki deynden türetilmiştir (Aynı kök anlama atıfla kullanılan medînûn için bkz: 37:53). Hem alacak-verecek, hem de boyun eğme-eğdirme anlamına gelir (Mekâyîs). Kişi borçlu olduğuna boyun eğip teslim olduğu için taat (itaat), inkıyâd (bağlılık) ve zull (boyun eğme), kişi alıştığı tarza boyun eğip onu “hayat tarzı” edindiği için ‘âdet, inancıyla yargılandığı için akide, birbirine hukukî bağlarla bağlı oldukları için millet anlamları kazanmıştır. Borç ve alacakların hesabı görülüp karşılığı (ceza) verildiği için “hesap günü”ne yevmu’d-dîn, efendisine borçlu olduğu için “köle”ye medîn denilmiştir. Borçlunun hakkını arayacağı mahkemenin bulunduğu mekâna medîne, kişinin borcunu alacaklısından tahsil eden yönetici/hakime deyyân denilmiştir. Yerdekileri borçlu çıkardığı veya kendisine boyun eğdirdiği için sağanak yağmura da dîn denilmiştir. ed-Dîn Allah-insan-servet ilişkisinin ele alındığı bu bağlamda “insanın Allah’a karşı fıtrî borçluluğu” anlamına gelir ve “Hesap Günü”ne işaret eder. Ayrıca “ikrar edilmesi gerekeni inkâr” anlamına gelen yukezzibu bi.. ibaresi, tercihimizi teyit eder. Zira islâm, Allah’ın hakkını teslim etmek için O’na kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Yani iman kişinin Allah’a olan borcunu ikrar, küfürse borcunu inkâr halidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
1,2,3. (Ey Muhammed huzuruna çırılçıplak vaziyette gelen, vasisi olduğu için kendisinden malını isteyen) Yetimi itip kakarak kovan, yoksulu -kendisini doyurmadığı gibi- başkalarını da, yardıma teşvik etmeyen ve (işlediği günahların hesabını ahirette vereceğine inanmayarak) ceza ve hesabı (kıyâmet gününü) yalan sayanı (o Kureyş kodamanım) gördün mü?
(Bu gibi kimseler küfürlerini gizlemeyenlerdir, kavminin içinde bunlardan daha da beteri, iki yüzlü olanlar- münafıklar- da vardır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Gördün mü, O ceza gününü yalanlayanı,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Gördün mü o kimseyi ki, dini tekzîp eder.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana şu dini, mahşer ve hesabı yalan sayana!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Din(ahiret cezasın)ı yalanlayan(adam)ı gördün mü?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Dîni tekzîb ve inkâr iden şu kimseyi gördün mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu dine karşı yalana sarılanı gördün mü?[*]
[*] Kurulu düzeni bozmak istemeyenler, kendilerine tebliğ edilen doğru din karşısında yalana sarılmışlardır. İlgili âyetlerin bir kısmı şöyledir: "Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: "Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir dine, bir mezhebe, bir tarikata) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz." Uyarıda bulunan kişi de onlara: "Önünüze koyduğum din, atalarınızı bağlı bulduğunuz dinden daha doğruysa ne olacak?" deyince şöyle demişlerdir: "İşin doğrusu biz sizinle gönderilen dinin kafirleriyiz (onu görmek ve duymak istemiyoruz)". Bunun arkasından onlara hak ettikleri cezayı vermişizdir. Yalan söyleyip duran o insanların ne hale geldiklerini bir düşün! (Zuhruf 43/23/25)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hüküm gününü yalanlayanı gördün mü?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gördün mü o, dini inkâr edeni/dini inkar ettireni/dini yalancı çıkaranı?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy gördüñ mi anı kim yalan duttı cezā virmegi?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görüp ‘aceblemez misin ol kişi ki yalanlar cezā günini?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Dini (haqq-hesab gününü) yalan hesab edəni (Əbu Cəhli) gördünmü?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou observed him who belieth religion?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou one who denies the Judgment(6281) (to come)?
6281 Din may mean either (1) the Judgement to come, the responsibility in the moral and spiritual world, for all actions done by men, or (2) Faith, Religion, the principles of right and wrong in spiritual matters, which often conflict with selfish desires or predilections. It is men who deny Faith or future responsibility, that treat the helpless with contempt and lead arrogant selfish lives.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَرَاَيْتَ
gördün mü
الَّذ۪ي
o kimseyi
يُكَذِّبُ
yalanlıyor
بِالدّ۪ينِۜ
dini
(Resulüm! O, herkesin ve her şeyin kendisine verilenlerden hesaba çekileceği) Din (günün)ü yalanlayan kimseyi gördün mü?
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza