VE [gerçek şudur:] dilediğini yaratan ve [insanlar için] en iyi olanı seçen senin Rabbindir. ⁷⁴ Sınırsız kudret ve yüceliğiyle Allah onların tanrısal nitelikler yakıştırarak ortak koştukları her şeyin, herkesin mutlak olarak üstündedir!
74 Klasik müfessirlerden bazıları mâ kâne lehumu’l-hıyerah ibaresindeki mâ’yı olumsuzluk eki (ya da takısı) olarak, hıyerah ismini “seçim/ihtiyar” yahut “seçme özgürlüğü/seçme serbestisi” olarak ele alıp buna dayanarak ibareye “seçen O’dur; onların [yani, insanların/kulların] seçme özgürlüğü yoktur” anlamını verme eğilimindedirler. Fakat, bizim kanaatimize göre, bu açıklama tarzı sadece bu surenin daha önceki ayetleriyle değil, her fırsatta insanın doğru ile eğri arasında seçim yapmak sorumluluğu altında olduğunu -ve dolayısıyla izafî bir seçim serbestisi içinde olduğunu- ama bunun yanında, olayların gidişini, sınırsız kudret ve bilgisiyle nihaî anlamda Allah’ın belirlediğini vurgulayan Kur’an mesajının tamamiyle çelişir gözükmektedir. Bunun içindir ki, biz çeviride mâ takısını olumsuzluk eki olarak değil, fakat ellezî (“ki” yahut “her ne”)’nin gördüğü işi bir ilgi zamiri olarak gören ve hıyerah ismine, sözcüğün birincil karşılığıyla, yani “seçilen” yahut en iyisi olduğu kanaatiyle “tercih edilen” anlamını veren, bir başka deyişle onu hayr sözcüğüyle eş anlamlı olarak ele alan Taberî’nin benimseyip inandırıcı bir tarzda savunduğu görüşü esas aldık. Zemahşerî (Taberî’den bahsetmese de) bu görüşü açıkça desteklemekte, onu şöylece genişletmektedir: “Allah insanlık için en hayırlı (mâ huve hayr) ve en yararlı olanı (aslah) seçer; çünkü O, onlar için neyin iyi olacağını onlardan daha iyi bilir”.