close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velemmâ verade mâe medyene vecede ‘aleyhi ummeten mine-nnâsi yeskûne vevecede min dûnihimu-mraeteyni teżûdân(i)(s) kâle mâ ḣatbukumâ(s) kâletâ lâ neskî hattâ yusdira-rri’â/(u)(s) ve ebûnâ şeyḣun kebîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Medyen suyuna varınca orada, hayvanlarını sulayan bir bölük halk gördü. Gerilerinde de iki kadın vardı, onlar, hayvanlarını sudan menediyorlardı. Musa, ne yapıyorsunuz, niçin hayvanlarınızı sulamıyorsunuz deyince dediler ki çobanlar gidinceye dek biz, hayvanlarımızı sulayamıyoruz ve babamız da pek ihtiyar bir adam.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nihayet (Tûr Dağı’ndaki) Medyen suyuna (kuyusuna) vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu bulup (garip bir olaya rastlamıştı.) Onların gerisinde de (hayvanları su başına) götürmekten çekinen iki kadın bulunmaktaydı. "Bu durumunuz (ve sorununuz) nedir, (niye bekleyip duruyorsunuz)?" diye (sorunca) kadınlar: "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; (bize saygı duyup sıraya almazlar, çünkü) babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır (diye bizi hesaba katmazlar)" demişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan kalabalık bir gurup insanla karşılaştı ve onlardan biraz ötede, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü ve onlara: “Derdiniz nedir?” diye sordu. “Bu çobanlar, işlerini bitirip uzaklaşmadıkça, biz hayvanlarımızı sulayamıyoruz; çünkü biz kadınız, bu işleri görecek başka kimsemiz yok, babamız da pek yaşlı” diye cevap verdiler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan birçok insan gördü. Onların gerisinde de, on kadar develerinin suya gelmesini engelleyen iki genç kız gözüne ilişti. Onlara: “Onlarla birlikte hayvanlarınızı sulamanıza engel olan sebep ne?” dedi. “Çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden, biz onların içine sokulup hayvanlarımızı sulayamayız. Babamız da çok yaşlı.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Medyen suyuna vardığında orada (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (sürülerini suya gitmekten) alıkoyan iki kadın gördü. "Sizin derdiniz nedir?" dedi. Dediler ki: "Çobanlar çekilip gitmeden biz sulamayız. Babamız ise pek yaşlı bir ihtiyardır."
Ali Bulaç
swap_vert close
Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: 'Bu durumunuz ne?' 'Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır.' dediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Medyen suyuna varınca, kuyunun başında hayvanlarını sulayan bir küme insan buldu. Onların aşağısında da, (suya doğru içmek için zorlayan hayvanları) engellemekte olan iki kadın gördü. (Onlara) dedi ki: “- Haliniz nedir?” Onlar şöyle cevap verdiler: “ - Çobanlar davarlarına su içirip dönmedikçe biz (hayvanlarımıza) su veremeyiz. Babamız da yaşı çok büyük bir ihtiyardır, (biz onun için çıkıyoruz).”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa, Medyen suyuna varınca, hayvanlarını sulayan bir insan topluluğunu gördü. Gerilerinde de hayvanlarını sudan meneden iki hanım gördü. Musa: “Nedir bu haliniz?” dedi. Onlar: “Çobanlar, hayvanlarını sudan çekmeden biz hayvanlarımıza su vermeyiz. Babamız da çok yaşlıdır.” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ, Medyen suyuna varınca, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde, hayvanlarını engellemeye çalışan iki kız gördü. Onlara, “Sıkıntınız nedir?” dedi. Kızlar da, “Çobanlar ayrılana kadar biz hayvanlarımızı sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa vardığında Medyen suyuna, orda, davarların sulayan bir alay adam gördü, onların ötesinde, sürülerine bakan iki de kadın vardı, hallerini sorunca, kadınlar dediler ki: «Bunlar sulamadıkça, bizler su veremeyiz, bizim babamız ise, çok yaşlı bir dededir!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Hz. Musa, uzun ve tehlikeli bir yolculuğun ardından) Medyen(‘in meşhur) su kuyusuna vardığında, kuyunun başında insanların (hayvanlarını) suladıklarını gördü. Ayrıca onlardan başka, (hayvanlarını) sudan uzak tutmaya çalışan iki genç kıza tanık oldu. (Yanlarına yaklaşarak) onlara: “Derdiniz nedir (siz neden hayvanlarınızı sudan uzak tutuyorsunuz)?” diye sordu. Onlar da: “Çobanlar sulayıp çekilmeden biz onların içine sokulup hayvanlarımızı sulamayız (onlarla başa çıkacak gücümüz de yok). Babamız çok yaşlıdır (onun için bu işi biz yapıyoruz)” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Medyen çeşmesine geldiği vakit sürülerini suvarmağa getürmiş bir takım âdemler gördi. Ânların yanında sürilerini kenara çekmiş iki kadın gördi "Burada ne yapıyorsunuz" diyu sordı "Çobanlar gitdikden sonra koyunlarımızı suvaracağız bizim pederimiz muhterem bir ihtiyârdır" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" dedi. "Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Medyen suyuna vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup insanla karşılaştı. Onların biraz ötesinde de (hayvanlarının suya gelmesini) engelleyen iki kadın gördü. Onlara, “Meseleniz nedir?” diye sordu. “Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (hayvanlarımızı) sulayamayız; babamız da çok yaşlı” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de, (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gördü. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. Şöyle cevap verdiler: Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulayan halktan bir grup buldu. Onların gerisinde itilip kakılan iki kadın gördü. Onlara, "Ne yapmak istiyorsunuz?" dedi. "Çobanlar sulayıp çekilmeden sulayamayız. Babamız da çok yaşlı bir adamdır," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun olduğu yerden) geri çeken iki kadın gördü. Onlara "Derdiniz nedir?" dedi. Şöyle cevap verdiler: "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz ( onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır. "
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve vaktâ ki Medyen suyuna vardı, üzerinde bir küme insan buldu suluyorlar, ötelerinde de iki dişi ehli buldu sakınıp duruyorlar, derdiniz nedir? Dedi «biz: çobanlar çekip gitmeyince sulamayız ve bizim babamız büyük bir pirdir» dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Medyen suyuna vardığında orada (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (sürülerini suya gitmekten) alıkoyan iki kız gördü. (Ve o iki kıza,) “Nedir bu hâliniz? (Sürünüzün suya gitmesine niçin engel oluyorsunuz?)” dedi. (Kızlar): “Çobanlar (sürülerine su içirip) çekilip gitmedikçe biz (onların arasına karışıp da sürümüzü) sulamayız. Babamız çok yaşlıdır (bundan dolayı, çobanlık işini mecburen biz yapıyoruz)” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulamakta olan birçok insan gördü. Bir de sürülerini sulamayı gözetleyen iki kadın vardı. Onlara: “Neden böyle duruyorsunuz?” dedi. “Çobanlar sulayıp çekilmeden biz sulayamayız. Babamız çok ihtiyardır.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Vaktaki Medyen suyuna vardı, üst tarafında (ve kenarında) bir sürü insan buldu ki (hayvanlarını) suluyorlardı. Onların gerisinde (ve alt yanında) da (sürülerini) alıkoyan iki kadın gördü. Dedi: «(Bu) haaliniz ne»? Dediler: «Çobanlar sıvarıb dönünceye kadar biz sıvarmayız. Babamız ise büyük bir ihtiyardır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve Medyen suyuna varınca, (kuyunun) başında (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu; onların gerisinde de (hayvanlarını sudan) men' etmekte olan iki kadın (iki genç kız) buldu. (Onlara:) “Bu hâliniz nedir?” dedi. (Onlar:) “Çobanlar (sulayıp) gitmeden(biz hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da yaşlı bir ihtiyardır (onları sulayamaz)” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan insanlardan bir topluluk buldu. Onların gerisinde de [hayvanları su başına götürmekten çekinen] iki kadın buldu. (Onlara) dedi ki: Bu durumunuz ne? Çobanlar sürülerini sulamadıkça biz sürülerimizi sulayamayız; babamız ise, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır" dediler.*
(*) Not: Kur’an, bunların babalarının ismi ve kimliği hakkında bilgi vermemiştir. Çünkü Kur’an isimler üzerinde değil, ders ve ibret alınacak olaylar üzerinde durmaktadır. Bu nedenle bunun hakkında farklı rivayetler vardır. 1. Hz. Şuayıb. 2. Hz. Şuayıb’ın kardeşinin oğludur (yeğenidir). 3. Hz. Şuayıb ile akrabalığı olmayan salih bir adamdır. Fakat çoğunluğun görüşü Hz. Musa’nın Medyen’de görüştüğü ve kayınpederi olan bu zatın, peygamber olan Hz. Şuayb’dan farklı biri olduğudur. Yani tercih edilen görüş te budur. Zira Hz. Şuayb, Hz. Lut’un kızlarından biriyle evlendiği ya da annesinin Hz. Lut’un kızlarından biri olduğunu da göz önüne alarak, Hz. Lut ile Hz. Musa arasında asırlarca süren bir zaman farkı vardır. Bkz: kaynak: Doç.Dr. Ahmet Lütfi Kazancı,"Peygamberler Tarihi", İstanbul 1997, c.2, s.119-12) Ayrıca İmam Maturidi ،( تأويلات أهل السنة) adlı tefsirinde bunun kim olduğunu öğrenmemize gerek yoktur, ama Hz. Şuayıb ise kesinlikle Hz. Musa zamanında değildi, diyor. Yine (تيسير التفسير - القطان) adlı tefsirde de en sahih görüşe göre Hz. Musa, Hz. Şuayıb’a yetişmemiştir, deniliyor. قال بعض العلماء إنّهما لم يتعاصرا حيث إنّ شعيب -عليه السلام- رجلٌ صالحٌ من قوم مدين، وهذا هو الأرجح، وهو قول أكثر أهل العلم، مثل ابن تيمية، وابن كثير، والسعدي وغيرهم - وقد عاش سيدنا موسى -السلام- عند الرجل الصالح فترةً من الزمن، بعيداً عن بطش فرعون، ووجد فيها المأوى، والزوجة، والسكن، والعمل، كما أنّ احتكاكه مع الرجل الصالح الحكيم وفّر له وسيلةً لعلها كانت من وسائل التهيئة والإعداد له؛ لحمل الرسالة الكبيرة إلى أطغى أهل الأرض في ذلك الزمان، وهو فرعون الذي ادعى الألوهية،( هل كان النبي شعيب معاصراً لزمن النبي موسى؟) النبي موسى ليس صِهْر النبي شعيب عليهما السلام: قال الشيخ العلامة عبد الرحمن السعدي في تفسير سورة القصص بعدما ذُكرت قصة موسى مع صاحب مدين-: ” وهذا الرجل أبو المرأتين صاحب مدين ليس بشعيب النبي المعروف كما اشتُهِر عند كثير من الناس ، فإن هذا قولُ لم يدل عليه دليل ، وغاية ما يكون أن شعيبًا عليه السلام قد كانت بلده مدين ، وهذه القضية جرت في مدين ، فأين الملازمة بين الأمرين ؟! وأيضا فإنه غير معلوم أن موسى أدرك زمان شعيب فكيف بشخصه ؟ لو كان ذلك الرجل شعيبا ؛ لذكره الله تعالى ولسمَّـتْه المرأتان ، وأيضا فإن شعيبا عليه الصلاة والسلام قد أهلك الله قومه بتكذيبهم إيّاه ، ولم يبقَ إلا من آمن به ، وقد أعاذ الله المؤمنين به أن يرضَوْا لبنتي نبيّهم بمنعهما عن الماء وصدّ ماشيتهما حتى يأتيهما رجل غريب فيُحسِن إليهما ويسقي ماشيتهما ، وما كان شعيب ليرضى أن يرعى موسى عنده ويكون خادما له وهو أفضل منه وأعلى درجة ؛ إلا أن يقال : هذا قبل نبوة موسى ؛ فلا منافاة . وعلى كل حال ، لا يُعتَمد على أنه شعيب النّبي بغير نقل صحيح عن النبي صلى الله عليه وسلم . والله أعلم )) انتهى . ( تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان ، المجلد الثالث ” 5 – 6 ” ، ص 1278 – 1279 ) .قال شيخ الاسلام رحمه الله : “ فهذه كتب التفسير التي تروي بالأسانيد المعروفة عن النبي صلى الله عليه و سلم والتابعين لم يذكر فيها عن أحد أنه شعيب النبي صلى الله عليه وسلم . ولكن نقلوا بالأسانيد الثابتة عن الحسن البصري أنه قال : ” يقولون إنه شعيب وليس بشعيب ولكنه سيد الماء يومئذ “ فالحسن يذكر أنه شعيب عمن لا يعرف ويرد عليهم ذلك ويقول ليس هو شعيب . وإن كان الثعلبي قد ذكر أنه شعيب فلا يلتفت إلى قوله فإنه ينقل الغث والسمين.فمن جزم بأنه شعيب النبي فقد قال ما ليس له به علم وما لم ينقل عن النبي صلى الله عليه و سلم ولا عن الصحابة ولا عمن يحتج بقوله من علماء المسلمين.وخالف في ذلك ما ثبت عن ابن عباس والحسن البصري مع مخالفته أيضا لأهل الكتابين فإنهم متفقون على أنه ليس هو شعيب النبي (النبي موسى ليس صهر النبي شعيب عليهما السلام - كوكب الفوائد) لا يوجد نص صريح يمكن الرجوع إليه، يثبت أن شعيب عليه السلام، هو والد الفتاتين الذي سقى لهما موسى عليه السلام في مدين، والذي زوج إحدى ابنتيه لموسى عليه السلام. وهناك من العلماء من استبعد أن يكون شعيب هو من زوج موسى ابنته، وقد استدلوا على ذلك، من أنالفترة الزمنية بين شعيب وموسى كبيرة جداً، وتحليله كالتالي:هلاك قوم شعيب كان بعد هلاك قوم لوط بفترة قصيرة، وذلك لقول الله تعالى: " وَمَا ‏قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعِيدٍ" سورة هود / 89، في خطابة لقوم شعيب، وهلاك قوم لوط كان في زمان إبراهيم عليه السلام،(هل الرجل الصالح الذي زوج موسى عليه السلام ابنته هو شعيب عليه السلام ) عن ابن عباس أنه قال الذي استأجر موسى عليه السلام يثرب صاحب مدين، وجاء في رواية أخرى عنه أن اسمه يثرون وهو موافق لما نقل عن «الكتاب» من الاسم ولم يذكر في هاتين الروايتين نسبته إلى شعيب عليه السلام الخ (روح المعاني – الالوسي) وليس لنا إلى معرفة من كان حاجة، أمّا شعيب فإنه لم يكن في زمن موسى، ،( تأويلات أهل السنة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Su içmek için Medyen suyuna geldiğinde, suyun başında hayvanlarını sulayan bir çoban topluluğu buldu. Birde onlardan başka, hayvanları su yalağın dan uzak tutan iki kadın vardı. Musa iki kadına “Durumunuz nedir?” diye sordu. İki kadın “Çobanlar hayvanlarını sulayıp suyun başından ayrılmadıkça, hayvanlarımızı sulayamıyoruz. Babamızda çok yaşlı birisi” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Medyen suyu başına varınca orada bir takım kimseler gördü ki hayvanlarını suvarırlardı. Onların gerisinde de sürülerinin başında duran iki kadın gördü: "Ne yapıyorsunuz orada? Hayvanlarınızı niçin suvarmıyorsunuz?" deyince, kadınlar dediler: "Çobanlar çekilip gitsinler ki biz de hayvanlarımızı suvaralım. Ne yapalım, babamız çok yaşlı."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Medyen suyuna [¹] varınca etrafında birçok halk buldu ki hayvanlarına su veriyorlardı, [²] Musa onların gerisinde boyunlarını geri tutar iki kadın gördü ve onlara «— Bu hâliniz nedir? [³]» dedi. Onlar, çobanlar davarlarına su verip geri döndürünceye kadar biz koyunlarımıza su veremeyiz. Babamızsa [⁴] yaşlı bir ihtiyardır [⁵].
[1] Medyen kenarındaki kuyuya.[2] On gün aç, biilâç, susuz, yayan, yalnızca yürümüştü, yediği ancak ottu.[3] Niçin koyunlarınıza su vermiyorsunuz.[4] Şuayb aleyhisselâm veya Şuayb'ın biraderzâdesi veya Şuayb'e iman eden bir zat.[5] Kuyunun ağır kovasıyle su çıkarmaya kuvvetleri yoktu, erkeklerin arasına da sokulamıyorlardı. Halkın davarlarının fazlasından su verirlerdi. Babalarından başka erkekleri yoktu, o da yaşlı bir ihtiyardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Medyen Suyu’na vardığında, suyun başında (hayvanlarını) sulayan bir grup [ummet] insan buldu. Onlardan başka, hayvanlarının (suya gitmesini) önlemeye çalışan iki hanım/kız gördü. Onlara, “Derdiniz nedir?” diye sordu. O ikisi, “Çobanlar çekilmedikçe (hayvanlarımızı) sulayamayız. Babamız da çok yaşlı biri” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Medyen suyuna vardığı zaman, ondan su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (başında erkeklerin bulunduğu suya gitmekten sürüsünü) alıkoyan iki kadın buldu. Dedi ki: “Bu durumunuz ne?” Dediler ki: “Çobanlar (sürüsünü) geri çekmedikçe, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız da büyük bir ihtiyardır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, uzun ve tehlikeli bir yolculuğun ardından Medyen’in meşhur su kuyularına vardı ve kuyuların başında, hayvanlarını sulayan kalabalık bir grup insanla karşılaştı. Onlardan biraz ötede ise, susuz kalan hayvanlarını kuyulardan uzak tutmaya çalışan iki genç kız gördü. Yanlarına yaklaşarak, “Ne yapıyorsunuz, siz de herkes gibi hayvanlarınızı niçin sulamıyorsunuz?” diye sordu. Bunun üzerine onlar, “Bu çobanlar buradan ayrılmadıkça, biz erkeklerin arasına karışıp hayvanlarımızı sulayamayız. Zaten onlarla başa çıkacak gücümüz de yok. Ailemizin tek erkeği olan babamıza gelince, o bu işi yapamayacak kadar çok yaşlıdır.” diye cevap verdiler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Medyen Suyu’na vardığında, orada hayvan sulayan, İnsanlar’dan bir ümmet buldu. Bir de onların ötesinde sürülerini uzakta tutan iki kadın buldu. “Meramınız nedir?” dedi. “Çobanlar çekilinceye kadar hayvan sulamayız. Babamız da büyük bir yaşlıdır” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Medyen ırmağına varınca orada hayvan sulayan bir takım insanlara rastladı. Az ötede iki bayan da hayvanlarına hakim olmaya çalışıyorlardı. Musa: " Siz ne yapıyorsunuz öyle? " Bayanlar: " Çobanlar çıksın da sulayalım diye bekliyoruz. Babamız çok yaşlı da. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Medyen suyuna varınca, insanların hayvanlarını sulamak için kuyunun başında beklediklerini gördü. Onların gerisinde diğer hayvanlara karışmasın diye hayvanlarını kontrol altında tutmaya çalışan iki kız vardı. Musa iki kıza; "Siz niçin hayvanlarınızı sulamıyorsunuz? Niçin hayvanlarınızı suya bırakmayıp geride tutmaya çalışıyorsunuz?" dedi. Kızlar; "Biz; çobanlar hayvanlarını sulayıp kuyunun başından çekilmeden hayvanlarımızı sulayamayız. Onlar bize engel olur. Gördüğün gibi, hayvanlarımızda susuz, onları kontrol etmekte zorluk çekiyoruz. Babamız da yaşlı bir ihtiyardır. Aramızda bu işlere bakacak güçlü kuvvetli erkeklerimiz yoktur!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir grup insanla karşılaşmıştı. Onların gerisinde de (hayvanlarını) engelleyen (geri tutan) iki hanım (kız) görmüştü. Onlara “Derdiniz nedir (neden sulamıyorsunuz)?” diye sorunca, şöyle demişlerdi: “Çobanlar sulayıp çekilene kadar biz sulamayız; babamız da büyük, yaşlıdır [*] (mecburen biz suluyoruz).”
Benzer kullanım: Yûsuf 12:78.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa) Medyen suyuna varınca, ora-da (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını) uzakta tutmaya çalışan iki kız gördü. Onlara: “Sizin derdiniz ne?” dedi. (Onlar da): “Babamız¹ çok yaşlı olunca çobanlar (hayvanlarını) sulayıp çekilmeden biz (hayvanlarımızı) sulayamıyoruz.” dediler.
1 Bu kızların babalarının Hz. Şuayb (a.s) veya onun oğlu olduğu rivâyet edilmektedir. Bu rivâyetler kesin olmadığı için tercüme metninde Hz. Şuayb’ın ismi zikredilmemiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
DERKEN, Medyen’in su kuyularına ²¹ vardı ve orada [hayvanlarını] suvaran kalabalık bir grup insanla karşılaştı; ve onlardan biraz ötede kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü. [Onlara:] “Arzunuz nedir?” diye sordu. “Bu çobanlar işlerini bitirip uzaklaşmadıkça biz [hayvanlarımızı] suvaramıyoruz; çünkü [biz kadınız ve] babamız da pek yaşlı” diye cevap verdiler.
21 Lafzen, “su” yahut “sular”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet Musa Medyen’in su kuyularına vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup çobanla karşılaştı. Onlardan biraz ötede hayvanlarını kuyularından uzak tutmaya çalışan iki kadın gördü ve onlara “Siz niçin bekliyorsunuz?” dedi. Onlar; “Bu çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden biz sulayamıyoruz babamız da çok yaşlı biri” dediler. 23/61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
VE (MUSA) Medyen sularına ulaşınca, orada (hayvan) sulayan bir gurup insanla karşılaştı; ve onların az ötesinde iki kızı hayvanlarına sahip olmaya çalışırken buldu. O ikisine “Hayrola, nedir derdiniz?”[³³⁹⁰] dedi. Onlar “Bu çobanlar işini bitirip ayrılıncaya dek biz (hayvanlarımızı) sulayamıyoruz; (biz kadınız) ve babamız da çok yaşlı biri” diye cevap verdiler.
[3390] Zımnen: Size nasıl yardımcı olabilirim?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Medyen suyuna varınca; davarlarını sulayan bir topluluk gördü ve onların gerisinde de, hayvanlarım gözetleyen iki kadın buldu. Onlara: "Bu haliniz ne? (Neden böyle bekleyip duruyorsunuz) diye sordu. Onlar da "Çobanlar ayrılana kadar (onların arasına girip) hayvanlarımızı sulayamayız, oysa babamızda çok yaşlıdır, (beklemekten usandık)" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Derken, Medyen’in su kuyularına vardı ve orada (hayvanlarını) suvaran kalabalık bir grup insanla karşılaştı; ve onlardan biraz ötede kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü. (Onlara:) "Arzunuz nedir?" diye sordu. "Bu çobanlar işlerini bitirip uzaklaşmadıkça biz (hayvanlarımızı) suvaramıyoruz; çünkü (biz kadınız ve) babamız da pek yaşlı" diye cevap verdiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, Medyen suyuna vardı, üzerinde nâstan bir cemaat buldu ki, (hayvanlarına) su veriyorlardı ve onların gerisinde iki kadın buldu ki, (koyunlarını) geri tutuyorlardı. Dedi ki: «Nedir, ikinizin hali?» Dediler ki: «Çobanlar (suvarıp) geri dönünceye kadar suvarmayız. Babamız ise büyük bir ihtiyardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Medyen'in su kuyularına varınca orada davarlarını suvaran bir grup insan buldu. Onların gerisinde de, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü“Siz niçin bekliyorsunuz? ” diye sordu. Onlar da: “Çobanlar hayvanlarını suvarıp ayrılmadıkça, biz suvarmayız. Babamız da hayli yaşlı olduğundan iş bize kalıyor” diye cevapladılar. {KM, Çıkış 2, 16}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Medyen suyuna varınca o(su)nun başında birçok insanların, (hayvanlarını) suladıklarını gördü. Onların gerisinde de, (diğerlerinin hayvanlarına karışmasın diye hayvanlarını) sudan meneden iki kız buldu. (Musa, onlara): "İşiniz nedir, (niçin hayvanları suya bırakmıyorsunuz)?" dedi. Dediler ki: "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız. Babamız da büyük bir ihtiyardır (O gelemez)."
Kız oldukları için erkeklerin içine sokulamıyorlar, herkesin çekilmesini bekliyorlar, su içmek için sabırsızlanan hayvanlarının suya gitmelerine engel oluyorlardı.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Medyen şehrinin kenarındaki çeşmenin yanına geldikde orada hayvânlarını sulamakda olan bir takım adamlar buldı. Biraz ötede, koyunlarını diğer sürülere karışmamak içün muhâfaza ile uğraşan iki kadın gördi ve onlara: "Hâliniz nedir? Niçün hayvânlarınızı sulamıyorsunuz?" didi. Onlar: "Bütün çobanlar gitmedikce biz sulamayız. Pederimiz bir ihtiyâr adamdır." didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Medyen suyunun başına varınca bir takım insanlar gördü, hayvanlarını suluyorlardı. Arkalarında iki kadın vardı; onlar da sürülerini engelliyordu. Musa onlara; “ne yapmak istiyorsunuz?” deyince; “Çobanlar çekilmeden hayvanlarımızı sulamayız. Babamız çok yaşlı” dediler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Medyen suyuna vardığı zaman, orada bir topluluğun hayvanlarını suladığını gördü. Onların aşağısında da iki kadının sürüsünü sudan uzak tuttuğunu gördü. Meseleniz nedir dedi?-Çobanlar suyun başından ayrılmadıkça biz sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Medyen'in suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan bir toplulukla karşılaştı. Onların gerisinde de hayvanlarını sudan uzakta tutan iki kadın gördü. Onlara “Niçin böyle yapıyorsunuz?” diye sordu. “Çobanlar çekilmeden biz hayvanlarımızı sulamayız,” dediler. “Babamız ise çok yaşlı birisi.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Medyen suyuna ulaştığında, su başında halktan bir grup gördü. Hayvanlarını suluyorlardı. Biraz ötelerinde çekingen bir halde duran iki kadın fark etti. "Derdiniz nedir?" dedi. "Şu çobanlar çekilip gidinceye kadar biz hayvanlarımızı sulamayız. Üstelik babamız da ileri yaşta bir ihtiyardır." dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim geldi medyen śuyına buldı anuñ üzere bir bölük ādemįlerden śuvarurlar ya'nį yılķıyı daħı buldı anlardan ayruķ iki 'avrat ya'nį şu'ayb peyġamber ķızları sürerler ya'nį ķoyun. eyitti “nedür siz ikinüñ işi?” eyittiler “śuvarımazuz ya'nį ķoyun tā döne śuvatdan çobanlar daħı atamuz ulu ķocadur.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan kim Medyen ṣuyına yitişdi. Ṭapdı ḳuyusı üstinde bir bölük ḫalḳdavarların ṣuvarurlar. Daḫı ṭapdı anlardan aşaġa iki ‘avrat ḳoyunların ṣuvar‐maḳ isterler, anları ḳaytarurlar. Mūsā eyitdi: Ḥālüñüz nedür? Ol ikisieyitdi: Ṣuvarabilmezüz, çobanlar ḳoyunları ṣudan dönmeyince ve atamuz uluḳoca kişidür, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) Mədyən kənarındakı bir quyuya çatanda onun başında (heyvanlarını sulayan) bir dəstə adam və onlardan başqa (qoyunlarını özgə heyvanlara qarışmasın deyə) geri çəkən iki qadın (qız) görüb dedi: “Sizə nə olub (dərdiniz nədir)?” Onlar: “Çobanlar (heyvanlarını) sulayıb getməmiş biz (qoyunlarımıza) su vermirik. Atamız da ixtiyar bir qocadır (buna görə qoyunları sulamağa biz gətiririk)”, - deyə cavab verdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when he came unto the water of Midian he found there a whole tribe of men, watering. And he found apart from them two women keeping, back (their flocks). He said: What aileth you? The two said: We cannot give (our flocks) to drink till the shepherds return from the water; and our father is a very old man.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when he arrived at the watering (place) in Madyan,(3350) he found there a group of men watering (their flocks), and besides them he found two women who were keeping back (their flocks). He said: "What is the matter with you?" They said: "We cannot water (our flocks) until the shepherds take back (their flocks): And our father is a very old man."(3351)
3350 The first thing that a wanderer in a desert would make for would be an oasis where he could get water from a spring or well, the shade of trees against the scorching sun, and some human company. The Midianite watering place was probably a deep well, as surface springs are rare in sandy desert, where the water level is low, unless there was a hill from which issued a spring. 3351 Here is a pretty little idyll, told in the fewest and most beautiful words possible. Moses arrives, at an oasis in the desert, weary and travel-worn, with his mind full of anxiety and uncertainty owing to his recent experiences in Egypt . He was thirsty and would naturally seek water. At the well or spring he found shepherds (or perhaps goat-herds) watering their flocks. As a stranger it was not for him to thrust himself among them. He waited under the shade of a tree until they should finish. He noticed two damsels, also waiting, with their flocks, which they had come to water. His chivalry was roused. He went at once among the goatherds, made a place for the flocks of the damsels, gave them water, and then resumed his place in the shade. They were modest maidens, and had given him in three Arabic words the key of the whole situation. Abuna shaykhun kabi r our father is very old man, and therefore cannot come to water the flocks; we therefore do the work; we could not very well trust ourselves among these men.'  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمَّا
ve ne za-man ki
وَرَدَ
vardı
مَٓاءَ
suyuna
مَدْيَنَ
Medyen
وَجَدَ
buldu
عَلَيْهِ
üzerinde
اُمَّةً
bir top-luluk
مِنَ النَّاسِ
insanlardan
يَسْقُونَۘ
suluyorlar
وَوَجَدَ
ve buldu
مِنْ دُونِهِمُ
onlardan başka
امْرَاَتَيْنِ
iki kadın
تَذُودَانِۚ
(hayvanlarını) engelliyorlar
قَالَ
dedi
مَا
nedir
خَطْبُكُمَاۜ
ikinizin maksadı
قَالَتَا
dediler
لَا نَسْق۪ي
sulamayız
حَتّٰى يُصْدِرَ
döndürünceye kadar
الرِّعَٓاءُ
çobanlar
وَاَبُونَا
ve babamız
شَيْخٌ
yaşlıdır
كَب۪يرٌ
büyük
(Mûsâ) Medyen suyuna varınca, (suyun) başında (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları suya gitmesinler diye) engelleyen iki kadın buldu. Onlara, "(böyle yapmaktaki) maksadınız nedir?" dedi. Onlar, "çobanlar (hayvanlarını sulayıp) çekilinceye kadar biz (hayvanlarımızı) sulayamayız ve babamız da çok yaşlıdır (hayvanlarımızı sulayamaz)" dediler.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
وَرَدَ
Fiil-I
و ر د
Vardı
مَٓاء
İsim
م و ه
Su
مَدْيَن
Özel isim
مَدْيَن
Medyen (Hz. Şuayb (a.s.)'ın kavmi)
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
سَقٰى
Fiil-I
س ق ي
Suladı, içirdi
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اِمْرَاَت
İsim
م ر ا
Kadın, hanım, eş
ذَادَ
Fiil-I
ذ و د
Engelledi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَطْب
İsim
خ ط ب
Durum, görev, maksat, üzerinde konuşma yapılan mesele
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَقٰى
Fiil-I
س ق ي
Suladı, içirdi
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اَصْدَرَ
Fiil-IV
ص د ر
Döndürdü
رِعَاءٌ
Fiilimsi-III
ر ع ي
Çoban
اَبٌ
İsim
ا ب و
Baba
شَيْخ
İsim
ش ي خ
İhtiyar, yaşlı
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük