close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feradednâhu ilâ ummihi key tekarra ‘aynuhâ velâ tahzene velita’leme enne va’da(A)llâhi hakkun velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken, gözü aydın olsun, ışıklansın ve mahzun olmasın ve Allah'ın vaadettiği şeyin, şüphesiz gerçek olduğunu bilsin diye tekrar anasına verdik onu, fakat insanların çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylelikle gözünün aydın olması (ferahlanıp sevinmesi), üzülmemesi ve gerçekten Allah’ın va’adinin Hakk olduğunu bilmesi için, onu (Musa’yı) annesine geri vermiş (ve ikisini bir araya getirmiş)tik. Ancak onların (inkârcıların ve akılsızların) çoğu (bu hikmetleri ve mucizeleri) bilmeyen (gafil ve cahil kimse)lerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böylece, O'nu annesine kavuşturduk ki, gözü gönlü aydınlansın, artık üzülmesin ve insanlardan çoğu bu gerçeği bilmeseler bile, O Allah'ın verdiği sözün, mutlaka gerçekleşeceğini bilsin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, mutlu olsun, hüzünlenmesin, Allah'ın va'dinin doğru, gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat yine de onların pek çoğu bunu bilmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece onu, gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri çevirdik. Ancak onların çoğu bilmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte böylece onu annesine geri verdik ki, gözü aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin şüphe götürmez hak olduğunu bilsin. Fakat (Mısır halkının) çoğu bunu bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Böylece onu annesine geri çevirdik. Ki annesinin gözü dinsin, üzülmesin ve insanların çoğunun bilmemesine rağmen, Allah’ın va’dinin hak ve doğru olduğunu bilsin (görsün.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece biz onu, anasına “Gözü aydın olsun, gam çekmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin” diye, geri verdik. Fakat onların çoğu bilmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
«Anasının gözü aydın olsun, kaygılanmasın, Allahın sözü hak olduğun anlasın» diye, onu geri verdik biz anasına, birçokları bilmezler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Böylece) onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu anlamadığını öğrensin.
Cemil Said
swap_vert close
Böylece vâlidesinin mahzûn olmasını ve Allâh’ın va’dinde halef itmeyeceğini anlaması içün çocuğını yine kendine i’âde itdirdik lâkin insânların ekserîsi bilmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Böylelikle biz annesinin gönlü rahatlasın, gam çekmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye onu annesine geri verdik; fakat oradakilerin çoğu bunu bilmiyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vâdinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.  
 Firavun ile hanımı, Hz. Musa’yı evlât edinmek isterken herhalde onun, ellerinde terbiye edilmekle kendilerine uyacağını sanmışlardı. Halbuki insan hayatının oluşumunda iki mühim âmil vardı: Veraset ve terbiye. İnsan bazan verasetin, bazen terbiyenin, bazen de her ikisinin tesiri altında kalır. 9. âyette bu inceliğe işaret edilmiştir. Bilgi insan davranışını kısmen değiştirir. Bununla beraber insanın bilgi ile, çevre tesirleri ve eğitim ile tamamen değiştirilebileceğini, istenilen kalıba sokulabileceğini sanmak yanlıştır. İyi eğitim görmüş, iyi çevrede yetişmiş, bilgili ve kültürlü olmakla beraber kötü insanlar bulunduğu gibi, kötü çevrede yetişmiş, kötü eğitim görmüş... fakat iyi olarak kalabilmiş insanlar da vardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin, diye anasına geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu suretle onu anasına iâde eyledik ki gözü aydın olsun da huzünlenmesin ve bilsin ki Allahın va'di muhakkak haktır ve lâkin çokları bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte böylece, (annesinin) gözü aydın olsun, (artık) üzülmesin ve şüphesiz, Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye onu annesine geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Derken gözü aydın olsun, üzülmesin diye onu annesine kavuşturduk. Ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu fakat onların çoğunun bunu anlamadığını bilsin.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte (böylece) onu anasına iaade etdik. Tâki gözü aydın olsun, tasalanmasın, Allahın va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu bilsin. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece onu annesine geri verdik ki, gözü aydın olsun, üzülmesin ve şübhesiz, Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin! Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Böylece onu annesine geri verdik ki, annesinin gözü (ve gönlü) aydın olsun, artık üzülmesin ve tam manasıyla bilsin ki, Allah’ın va’di haktır, mutlaka yerine gelir. Ama yine insanların çoğu (bunu) bilmezler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece, Musa’nın annesi sevinsin, üzülmesin diye ve sizinde Allah’ın vaadini mutlaka yerine getireceğini bilmeniz için, o bebeği annesine geri iade ettik. Fakat İsrailoğullarının çoğu bunları bilmiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece onu anasına döndürdük. Gözü aydın olsun, kaygılanmasın, Allah’ın verdiği sözün doğru olduğunu bilsin diye. Ancak onların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine onu tekrar anasına döndürdük ki onunla gözü aydın olsun, ayrılığıyle gam çekmesin, Allah/ın vaadi doğru olduğunu [⁷] bilsin. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
[7] Her halde yerine geleceğini.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece Biz; annesinin gözü aydın olması, üzülmemesi ve Allah’ın vaadinin de hak/gerçek olduğunu bilmesi için onu tekrar annesine döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmiyor.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylelikle gözünün aydın olması, hüzne kapılmaması ve gerçekten Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece onu yeniden annesine kavuşturduk ki, kadıncağızın yüreği sevinçle dolsun, çektiği üzüntülerden kurtulsun ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu görsün. Evet, elbette Allah verdiği sözü yerine getirecekti, ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Böylece gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye onu annesine geri verdik; ama onların çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda, bebeği anasına iade ettik, anasının yüzünü güldürüp yasına son verdik. Allah'ın sözünü tuttuğunu, bilsin istedik. Çokları, bunların anlamını bilmez bile.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece Musa’yı annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin! Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin! Ne yazık ki Allah’ın verdiği sözleri mutlaka tuttuğunu inkâr edenler anlayamaz!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylelikle gözü aydın olsun, (daha fazla) üzülmesin ve insanların çoğu bilmeseler bile Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye biz onu annesine geri vermiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece Biz onu anasına, gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, geri verdik. Fakat (insanların) çoğu, bunu hâlâ bilmiyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte böylece, o’nu annesine kavuşturduk ki gözü gönlü aydınlansın, artık üzülmesin ve onların çoğu bunu bilmeseler bile o, Allah’ın verdiği sözün mutlaka gerçekleşeceğini bilsin!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, gönlü ferah olsun daha fazla üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu anlasın. Gel gör ki insanların çoğu bunu bilmez. 28/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve sonunda onu annesine döndürdük ki, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye… Dahası insanların çoğu bunu bilmese de, kendisi Allah’ın vaadinin kesin bir gerçek olduğunu bilsin…[³³⁷⁸]
[3378] Allah Rasûlü’nün yetiştirilmesine dolaylı bir atıf. Onun kişiliği Hz. Musa’nın çocukluk hikâyesi bağlamında inşâ ediliyor. Zımnen: Kulun gücünün bittiği yerde Allah’ın yardımı başlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Böylece anasının gözü aydın olsun, kederi zâil olsun, Allah’ın her va'dinin bir gerçek olduğuna gönülden inansın diye, yavrusunu ona geri verdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (Allah Teala’nın va'dinin muhakkak gerçekleşeceğine inanmazlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık O'nu validesine döndürdük ki, gözü aydın olsun ve mahzun olmasın ve bilmiş olsun ki, Allah'ın vaadi şüphe yok ki haktır, velâkin onların çoğu bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vâdinin gerçek olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu anlamadıklarını öğrensin.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Böylece biz onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat çokları bilmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Gözi aydın olması ve mahzûn olmaması ve Allâh'ın va'dinin hak oldığını bilmesi içün Mûsâ'yı vâlidesine red iyledik ve lâkin insânların ekserîsi Allâh'ın va'dinin hak oldığını bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Böylece onu anasına geri getirdik ki, gözü aydın olsun ve üzülmesin . Bir de bilsin ki Allah’ın verdiği söz yerine getirilir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onu annesine böylece kavuşturduk—tâ ki annesinin gözü aydın olsun, tasalanmasın ve bilsin ki Allah'ın vaadi haktır; lâkin insanların çoğu bunu bilmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet Mûsa'yı öz anasına geri çevirdik ki, o ananın gözü aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin. Fakat çokları bunu bilmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes girü döndürdük anı anasındın yaña tā aydın ola gözi daħı ķayurmaya daħı tā bile kim bayıķ Tañrı va'desi ŧoġrudur velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes dönder‐ dük anı, Mūsāyı anasına, ḥattā ki sevine, gözi nūrlana. Daḫıḳayġurma[ya]. Daḫı bilmeg‐içün ki Tañrı Ta‘ālā va‘desi girçekdür, lākin anlaruñ çoġı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Beləliklə, gözü aydın olsun, (oğlunun ayrılığına) kədərlənməsin və Allahın və’dinin haqq olduğunu bilsin deyə, (Musanı) anasına qaytardıq. Lakin onların (insanların, yaxud Fir’on əhlinin) əksəriyyəti (Allahın və’dinin doğru olduğunu) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So We restored him to his mother that she might be comforted and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true. But most of them know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thus did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, that she might not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true: but most of them do not understand.(3339)
3339 Allah's promise is always true, but short-sighted people, if they are a little thwarted in their plan, do not understand that Allah's wisdom, power, and goodness are far more comprehensive than any little plans which they may form.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَرَدَدْنَاهُ
böylece onu geri verdik
اِلٰٓى اُمِّه۪
annesine
كَيْ
için
تَقَرَّ
aydın olması
عَيْنُهَا
gözü
وَلَا تَحْزَنَ
ve üzülmemesi
وَلِتَعْلَمَ
ve bilmesi için
اَنَّ
şüp-hesiz
وَعْدَ
vaadi
اللّٰهِ
Allah'ın
حَقٌّ
haktır
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
لَا يَعْلَمُونَ۟
bilmezler
Böylelikle Biz onu (Mûsâ'yı), annesine gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye geri verdik; fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
رَدَّ
Fiil-I
ر د د
Reddetti, döndürdü, geri çevirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
كَى
Masdar harfi
كَى
Ki, için, ta ki
قَرَّ
Fiil-I
ق ر ر
Aydın oldu, oturdu
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi