close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kamer Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve lekad râvedûhu ‘an dayfihi fetamesnâ a’yunehum feżûkû ‘ażâbî ve nużur(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azabımı ve korkutuşlarımın sonucunu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun onlar, onun konuklarından da (şehvetle) murad almak için baskı yapmaya (girişmişlerdi). Biz de onların (gönül) gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın" (dedik ve sonlarını getirdik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hatta Lût'tan, genç delikanlılar şeklinde gelen melek misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler de, biz de onların gözlerini silme kör ediverdik. Artık tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar Lût'un misafirlerine göz koydular. Ânında biz onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azâbımı, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarımı dinlememenin cezasını tadın.”dedik.
bk. Kur’an-ı Kerim, 11/77-83; 15/61-74.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki onlar onun konuklarına tecavüze kalkıştılar. Biz de gözlerini silme kör ettik. "Şimdi tadın azabımı ve uyarılarımı."
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. 'İşte azabımı ve uyarmamı tadın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve onun (meleklerden ibaret) misafirlerine, (kendi aralarında icra etmekte oldukları kötü işle) tecavüze kalkıştılar. Biz de onların gözlerini silme kör ediverdik. “- Şimdi azabımı ve peygamberimin tehdidlerini tadın.” dedik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onun misafirleri olan meleklere tecavüz etmek istediler. Biz hemen gözlerini kör ettik. “Azabımı ve uyarılarımı(n sonuçlarını) tadın!” dedik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, onlar Lût'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. “Cezamı ve uyarımı tadın!” dedik.
Besim Atalay
swap_vert close
Onun konuklarından dilek almak istediler, kör ettik onların gözlerini biz, imdi, tadın azabımı, tadın kocundurmalarımı!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar onun (melek olarak gelen) misafirlerine karşı (cinsel anlamda) kötülük yapmayı planlamışlardı. Biz de onların gözlerini silme kör ettik ve (onlara): “Haydi, azabımın ve uyarılarımı(n kötü sonucunu) tadın (bakalım dedik)!”
Cemil Said
swap_vert close
Misafirlerine fenâlık itmek istiyorlar idi. Biz ânları ru’yetden mahrûm itdik ve ânlara "İşte benim ’azâbımı ve tehdîdlerimi göriniz" didik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Üstelik onun misafirleriyle ilgili çirkin bir talepte bulundular. Biz de gözlerini silme kör ediverdik; tadın bakalım azabımı ve uyardığım sonuçları!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).  
 Lût’un kavmi; genç erkekler suretinde Hz. Lût’a gelen meleklere tecâvüze kalkışmışlardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onun konuklarına göz diktiler, biz de onları kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onun müsafirlerinden kâm almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azâbımı ve inzarlarımı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve onun (Lût’un) misafirlerinden, murad almak istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik de, “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın!” buyurduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik.¹ Azâbımı ve uyarılarımı tadın.
1- “Gözlerini sildik.” deyimini, “Gözlerini kör ettik.” şeklinde çeviri konusu etmek isabetli değildir. Bu deyim “bilinçten ve gerçeği kavramaktan yoksun bırakılmayı” ifade etmektedir. Tıpkı, “gözlerin kararması, bir şeyi görmemesi” deyiminde olduğu gibi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki onlar müsâfirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. «İşte, (dedik,) azabımı ve tehdîdlerimi (n akıbetini) tadın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki ondan (Lût'un kendisinden), misâfirlerinden (murâd almak üzere)talebde bulundular; bunun üzerine (biz de) onların gözlerini silme kör ettik: “Haydi tadın azâbımı ve korkutmalarımı!” (dedik).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten onlar (beşer suretinde gelen Lût’un) misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini görmekten engelledik. ‘’Haydi azabımızı ve uyarılarımızı tadın!’’(dedik). *
(*) Kur’an’ı Kerim, Lût kavmini ahlâksızlığa boğulmuş, özellikle cinsel sapıklıklarıyla tanınmış ve bu yüzden ağır bir cezaya çarptırılmış toplum örneği olarak muhtelif vesilelerle anlatır. İbni ‘Abbâs’a göre (Râzî tarafından nakledildiği üzere), tamsu’l-‘ayn ifadesi (“basîretten/görme yeteneğinden yoksun bırakma”), burada “birinin idrakinden [bir şeyi] saklamayı/gizlemeyi” (hacb ‘ani’l-idrâk ) gösterir. Bu nedenle, tamesnâ a‘yunehum ifadesi, Allah’ın onları, kötü/şeytanî eğilimlerinden dolayı, bütün manevî/ahlakî değerlerden yoksun bıraktığı ve böylece onları bu dünyada ve ötekinde acı bir azabı tatmaya ayetin devamından anlaşıldığı gibi- mahkûm ettiği anlamına gelir. (M. Esed Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar, Lut’un misafirlerine de tecavüz etmeyi arzulamışlar. Bizde gözlerini kör etmiştik ve “Artık azabımı ve uyarıların karşılığını tadın” dedik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki onlar Lut’un yanından konuklarını kaldırmak istediler. Biz de onların gözlerini kör ediverdik: "Şimdi azabımın da, uyarmalarımın da sonunu tadın bakalım."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Onlar kötü iş için konuklarla yalnız kalmak üzere tekrar tekrar Lût/a müracaat etmişlerdi. Biz de gözlerini belirsiz ettik, onlara «— Artık azabımı, korkutmalarımı tadın» dedik.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun onlar onun konuklarından arzularını tatmin etmek istediler. Bunun üzerine Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadınız!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onlar, onun konuklarından da murat almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. “İşte azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, yakışıklı birer delikanlı sûretindeki azap meleklerini şehre gönderdik. Lut, kim olduklarını bilmediği bu “tanrı misafirlerini” evinde ağırladı. Fakat durumu haber alan şehir halkı, onun misafirlerini tâciz etmeye kalkıştılar; Biz de onların gözlerini kör ettik ve “Azâbımı ve uyarılarımı dinlememenin cezasını tadın bakalım!” dedik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Lût’un misafirlerinden murat almak istediler! Derken gözlerini sildik / kör ettik. Tadın azabımı ve uyarılarımı!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü niyetleri onun misafirlerine asılmaktı. Ama, görme duyularını sıfırladık: benim acı ve tehdidim nasılmış tadın dedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Elçimizin misafirlerinden kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de gözlerini kör ettik! "Haydi! Uyardığım azabı tadın!" dedik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki onlar (Lut’un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) “Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!” (demiştik).
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bir de) onlar, onun konuklarından istifâde etmeye kalkıştılar. Biz de onların gözlerini kör ettik. Ve: “Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Tadın bakalım!” (dedik.)
Muhammed Esed
swap_vert close
ve hatta o’ndan misafirlerini [kendilerine] teslim etmesini istediler: ²⁰ bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık: ²¹ “Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!” [diye seslendik.]
20 Bkz. 11:77-79 ve ilgili dipnotlar.21 İbni ‘Abbâs’a göre (Râzî tarafından nakledildiği üzere), tamsu’l-‘ayn ifadesi (“basîretten/görme yeteneğinden yoksun bırakma”), burada “birinin idrakinden [bir şeyi] saklamayı/gizlemeyi” (hacb ‘ani’l-idrâk ) gösterir. Bu nedenle, tamesnâ a‘yunehum ifadesi, Allah’ın onları, kötü/şeytanî eğilimlerinden dolayı, bütün manevî/ahlakî değerlerden yoksun bıraktığı (karş. 36:66 ve ilgili notlar) ve böylece onları bu dünyada ve ötekinde acı bir azabı tatmaya -ayetin devamından anlaşıldığı gibi- mahkum ettiği anlamına gelir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Üstelik onlar, Lut’un misafirleriyle ilişkiye girmek için ona baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini kör ettik/idrak ve bilinçlerini kapattık. Madem öyle tadın bakalım benim azabım ve uyarılarım neymiş! 29/28-29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Daha beteri arzularını onun misafirleriyle tatmin etmek için onunla çekiştiler;[⁴⁸²⁴] bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik[⁴⁸²⁵] (ve dedik ki):“O halde azabımı da tadın, uyarılarımı da!”
[4824] Tercih ettiğimiz bu anlam için krş: 12:23, not 26. [4825] Zımnen: Şehvet güdüleri bilinçlerini öyle kuşattı ki, gözleri hiçbir şey görmez oldu.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki onlar. (Lut’un) misâfirlerine de, kötülük yapmaya yeltendiler (bunun üzerine)
Osman Fırat
swap_vert close
Onun misafirlerinden (meleklerden) murâd almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. Azâbım ve uyarılarımı böyle oldu...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, o misafirlerinden dolayı O'ndan mutalebede bulunmuşlardı. Artık Biz de onların gözlerini silip kör ettik, «Haydin azabımı ve tehditlerimi tadın!» (deyiverdik).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar Lût'un misafirlerine karşı niyetlerini bozdular, onlarla yalnız kalmak için gidip gidip geldiler. Biz de gözlerini silme kör ettik. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi! [11, 77-83; 15, 61-74] {KM, Tekvin 19, 11}
Bu kıssa Tevrat’ın Tekvin babında, 9,1-22 Kur’ân’dakinden biraz daha ayrıntılı anlatılır. Kur’ân’da nisbeten uzun anlatıldığı yer şu bölümlerdir. [11,77-83; 15,61-74]  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Lût'ın misâfirlerinden tatmîn-i şehveti murâd iylediler. Gözlerini (Lût'un hânesine gidüb misâfirlere tecâvüz kasd idenlerin) anadan doğma gibi kör itdik. " 'Azâbımızı ve inzârımızı tadın" didik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Üstelik Lut’un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: “Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, Lût'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik.-Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Lût'un konuklarına kötülük etmeye niyetlendiler; Biz de onların gözlerini kör ettik, “Tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu” dedik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, Lût'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ dilediler aña ya'nį lūŧ’a ķonuġını pes belürsüz eyledük gözlerini anlaruñ. “pes ŧaduñ 'aźābumı daħı ķorķıtmaķlarumı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Lūṭ ‘aleyhi’s‐selāmdan ḳavmi misāfir melekleri istediler. Melekler oña kendilerinibildirüp ḳapuyı açdılar. Ḳavm‐i Lūṭ girince Cebrā’īl ‘aleyhi’s‐selām ḳanadını çarpupanadan doġma gibi kör oldılar. Lūṭ ‘a. m [‘aleyhi’s‐selām] onları ṭaşraya çıḳarup baḳıñbenim ‘aẕāb ve inẕārımı ṭadıñ buyruldı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Cəlalıma and olsun ki, onlar (Lutdan) öz qonaqlarını (mələkləri) onlara təslim etməyi tələb etmişdilər. Biz də onları kor etdik (və) “İndi əzabımı və təhdidlərimi dadın!” - (dedik).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And they even sought to snatch away his guests(5157) from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning."
5157 Lot had been preaching to them some time against their iniquities. The crisis of their fate came when the two angels came to Lot in the guise of handsome young men. The men of the whole City came in an uproar, assaulted his house, and tried to snatch away the two handsome men. Lot tried to prevent them, but was powerless. Darkness fell on their eyes, as the first stage in their punishment, and before next morning the wicked cities were buried under a shower of brimstone. Lot and his believing household were saved.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
yine andolsun
رَاوَدُوهُ
murâd ettiler
عَنْ ضَيْفِه۪
misafirlerinden
فَطَمَسْنَٓا
bunun üze-rine sildik
اَعْيُنَهُمْ
gözlerini
فَذُوقُوا
haydi tadın
عَذَاب۪ي
azabımı
وَنُذُرِ
ve uyarı-larımı
Yine andolsun ki onlar, (Lût'un meleklerden olan) misafirlerinden (bir hayâsızlık olan nefislerinin istediğini) almayı murad ettiler. Bunun üzerine Biz de onların gözlerini tamamen kör ettik, sonra da, "haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik)
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
رَاوَدَ
Fiil-III
ر و د
Murâd almak istedi, murâd etti, istedi
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ضَيْف
İsim
ض ي ف
Misafir
طَمَسَ
Fiil-I
ط م س
Sildi, yok etti, kör etti, söndürdü
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
ذَاقَ
Fiil-I
ذ و ق
Tattı, hissetti
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı