close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kamer Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ni’meten min ‘indinâ keżâlike neczî men şeker(a)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olarak; işte böyle mükafatlandırırız şükredeni.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Mü’min ve müstakim kullarımıza ve elçilikle görevli kıldıklarımıza) Tarafımızdan bir nimet olarak (böyle yapmıştık). İşte Biz, şükredenleri böyle mükâfatlandırırız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
katımızdan bir nimet olarak. İşte biz şükredenleri böyle mükafatlandırırız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık. Şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte (iman ve itaat etmek suretiyle nimetimize) şükür edeni, böyle mükâfatlandırırız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendi katımızdan bir nimet olarak onları kurtardık. İşte Biz, şükredenleri böylece mükâfatlandırırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
34,35. Lût ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lût ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Besim Atalay
swap_vert close
34,35. Taş yağdırdık başlarına, katımızdan nimet olmak üzere, bir tan vakti Lût'un ailesini kurtardık, şükreyleyen kimseyi, işte böyle ödülleriz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
34-35. Biz de hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût'un ailesini (iki kızını) katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri (iyilik bilenleri) işte böyle mükâfatlandırırız.
Cemil Said
swap_vert close
Bu tarafımızdan bir lütuf idi, biz şükür idenlere böyle mükâfât ideriz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
34,35. Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
34,35. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
34-35. Biz de üzerlerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lût ailesi hariç tutuldu; onları katımızdan bir lutuf olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
34, 35. Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Tarafımızdan bir nimet olarak onları kurtardık. Biz şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
34,35. Şübhesiz ki biz, onların üzerine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik; ancak Lût âilesi müstesnâ. Tarafımızdan bir ni'met olarak onları (karısı hâriç) bir seher vaktinde kurtardık. İşte şükreden(ler)i böyle mükâfâtlandırırız!
İhsan Aktaş
swap_vert close
34, 35. Biz de onların (sapık ilişkilere giren o zalimlerin) üzerine (kızgın lavlardan ibaret) taşlar (lavlar) gönderdik. Yalnız Lût’un ailesini (inananları) katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. (İman edip) şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız. *
(*) Sodom ve Gomora kentinin, İsrail’deki Şeria Irmağından Doğu Afrika’da Zambezi Irmağına uzanan Büyük Rift Vadisinde MÖ y. 1900’de meydana gelen bir depremle yok olduğu sanılır. Arkeolojik bulgular bölgenin Orta Tunç Çağında (MÖ y. 2000-1500) ekilebilir olduğunu, tarım yapmaya yeterli tatlı su kaynaklarının da bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle İbrahim peygamberin yeğeni ve ona inanan ilk kişi olan Lut, Sodom ve Gomora’nın yer aldığı Siddim Vadisini (Lut Gölü) hayvanları için otlak yeri olarak seçmiş olmalıdır. Kitabı Mukaddes’te sözü edilen kükürt ve ateşin, bölgenin jeolojik yapısını bütünüyle değiştiren deprem sırasında yeraltındaki petrol ve doğalgaz kaynaklarının patlayarak yanmasından kaynaklandığı sanılmaktadır. Sodom kentinin adı, denizin güneybatı ucundaki Sodom Dağından gelir. (Vikipedi) Ayrıca Bu âyetlerde aktarılan Lût aleyhisselâm ve kavmiyle ilgili bilgiler, önemli ölçüde önceki bazı sûrelerde de yeri geldikçe birbirine yakın ifadelerle verilmiştir; ayrıca oralarda konuyla ilgili gerekli açıklama ve yorumları da sunmuş bulunuyoruz (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Hicr 14/58-77). Şu kadarını bir defa daha hatırlatalım ki, Allah Teâlâ varlık düzeni içinde doğal üremeyi ve cinsel hayatı erkekle dişi arasındaki birleşmeye bağlamıştır. Gerek burada gerekse diğer sûrelerin ilgili bölümlerinde Hz. Lût, erkekler için tek meşru ilişki yolunun kadınlarla evlenme olduğunu açıkça belirtmiş; aynı yerlerde eşcinsellik kesin bir dille yasaklanmış; bu ahlâksızlığın yaygınlık kazandığı toplumu bekleyen âkıbetin ağır bir felâket olduğu bildirilmiştir. Tefsir (Kur’an Yolu) İşte eşcinsellik sapkınlığına bulaşan Lut kavmi, volkan patlamasıyla oluşan lav parçalarının başlarına yağdırılması, korkunç bir depremle yurtlarının alt üst olması ve şiddetli kasırgalarla savrulmaları sonucu yerin dibine batırılmışlardı.] تقدمت قصة لوط عليه السلام وقومه. والحاصب من الحصباء، وهو المعنيّ بقوله تعالى: { وأمطرنا عليهم حجارة من سجيل } [الحجر: 74) (البحر المحيط) ﴿إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍ﴾ [القمر٣٤]، ﴿حَاصِبًا﴾ يعني شيئًا يحصبهم من السماء، أمطر الله عليهم حجارة من سجيل فهدمت بيوتهم حتى كانت عاليها سافلها؛ لأن البناء إذا تهدم صار أعلاه أسفله (تفسير ابن عثيمين — ابن عثيمين (١٤٢١ هـ)).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizden bir lütuftu. İşte biz, şükredenleri böyle mükafaatlandırırız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu, bizim katımızdan bir iyilik olarak yapılmıştı. Biz iyilik bilenlerin karşılığını işte böyle veririz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz şükredenlere böyle mükâfat veririz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Katımızdan bir lütuf olarak. Şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Tarafımızdan bir nimet olarak (kurtardık). İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fedâkâr kulumuza, tarafımızdan bir lütuf ve nîmet olarak… İşte Biz, nîmetlerimize şükredenleri böyle ödüllendiririz. O kavmi helâk etmeden önce, yaşanan olaylara bir bakın:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olmak üzere! Şükretmiş kimseleri böyle mükâfatlandırırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
teşekkür ettik. çünkü biz, teşekkür edene fazlasıyla karşılık veririz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte ayetlerimizi inkâr etmeyip uyarılarımıza kulak verenleri böyle mükâfatlandırırız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
34,35. Lut’un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut’un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.
Mehmet Türk
swap_vert close
34,35. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. (Bu azaptan) sadece Lût’un ailesini katımızdan bir nîmet olarak, seher vakti kurtardık. İşte Biz şükreden kimseyi böyle mükâfatlandırırız.
Muhammed Esed
swap_vert close
katımızdan bir nimet olarak: işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri biz işte böyle ödüllendiririz. 10/103
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
Orhan Kuntman
swap_vert close
34,35. Biz de üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik. (Helâk ettik) Lut ve inananları ise -tarafımızdan bir nimet olarak- seher vakti kurtardık, işte biz şükredenleri böyle mükâfatlandırırız.
Osman Fırat
swap_vert close
Katımızdan (Lut çevresine) bir ni’met olarak Biz şükredeni böyle mükâfâtlandırırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bizim tarafımızdan bir nîmet olarak, işte şükredeni öylece mükâfaatlandırırız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
34, 35. Biz de Lût'un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşte şükür idenleri böyle mükâfât ideriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bu ise katımızdan bir nimet idi. Şükredeni Biz böyle ödüllendiririz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
34-35. bayıķ biz viribidük anlaruñ üzere ol ŧaş atıcı yili illā lūŧ ķavmı ya'nį lūŧ daħı iki ķızı ķurtarduķ anları śubḥ vaķtında ni'met virmek içün ķatumuzdan. ancılayın yanud virürüz aña kim şükr eyledi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol necāt bizim ‘indimizde ni‘metdir. Ni‘metiñ şükrini bilenlere biz böyle cezāideriz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Dərgahımızdan bir lütf olaraq! Biz (ne’mətimizə) şükür edəni belə mükafatlandırırıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks.(5155)
5155 "Giving thanks" to Allah in Quranic phrase is to obey Allah's Law, to do His Will, to practise righteousness, to use all gifts in His service.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نِعْمَةً
bir nimet olarak
مِنْ عِنْدِنَاۜ
katımızdan
كَذٰلِكَ
işte böyle
نَجْز۪ي
mükâfat-landırırız
مَنْ
o kim-seyi ki
شَكَرَ
şükretti
Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükreden(ler)i böyle mükâfatlandırırız.
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti