(Ey Muhammed!) O kâfirler, zikri (Kur’an’ı) her duyduklarında, ellerinden gelse seni gözleriyle yok edecekler. (Bir de): “O kesinlikle mecnundur.” diyorlar.¹
1 Nazar: Göz, bakış, fikir, düşünme, niyet, dikkat, iltifat anlamlarına gelir. Arapça asıllı olan bu kelime, Türkçe’ye geçerken mana değişikliğine uğramış ve “göz” kelimesi karşılığında kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim Araplar, göz değmesi için “isabet’ül-ayn” tabirini kullanırlar. Nazar kelimesi Türkçe’de “kem göz” manasına gelmektedir. Nazar, bugün için henüz pozitif ilimlerin ilgi alanına girmemiştir. Buna rağmen, gerek folklor olarak gerekse dînî bir inanç olarak, dünyanın hemen her yerinde milyonlarca insan ona inanmaktadır. Nazar değmemesi için çocukların elbiselerine dikilen mâvi, camdan, bâzan göz şeklinde olan, ortaları delikli nazar boncuklarına “göz boncuğu” da denilir. Halk arasında nazara karşı başvurulan en yaygın tedbirler; kurşun dökmek, üzerlik yakmak veya herhangi bir hocaya okutmak vs.’dir. Ancak, bunların tıp yönünden bir faydası olmadığı gibi, dinimizce de haram kılınmıştır. Efendimiz (s.a.v) de nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asan kimselerin biatlerini kabul etmemiştir (Nesâî, İbnu Mâce). Diğer taraftan Rasulullah (s.a.v); “Göz değmesi gerçektir” (Buhârî, Müslim) buyurmuştur. Şu halde İslam’da göz değmesi (nazar) vardır. Müfessirlerin ekseriyeti; (Kalem: 50, 51) âyetinde geçen “seni gözleriyle yok edecekler” ifadesini “nazar” ile tefsir etmişlerdir. (Elmalılı, İbnu Kesîr) Ancak Kur’an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler. Hz. Âişe (r.a)’den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v): “Nazardan Allah’a sığının. Çünkü göz değmesi gerçektir” buyurmuşlardır. (İbnu Mace, Buhari, Müslim) Nazardan korunmak için Rasulullah (s.a.v): “Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım” gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırdı. Sonra “Nâs ve Felâk sureleri” nazil olunca bu sureleri okumaya başladı, diğer duaları terketti.” (İbnu Mace) Nazardan korunmak için, “nazarlık” denilen; mavi boncuk, sarımsak, at nalı, minyatür süpürge vb. nesnelerle, içinde ne yazılı olduğu bilinmeyen ya da acayip bir takım şifrelerle yazılmış bulunan muskaları, cevşeni nereye olursa olsun takmak şirktir. Zira bu tür davranışlarda, Allah’tan başka birinden veya bir nesneden, zararı defetmesini istemek vardır. Hâlbuki Allah; “Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa; hiç kimse onu gideremez ve eğer sana bir hayır ihsan ederse, zaten O, her şeye kadirdir” buyurur. (En’am: 17) Bir de Müslümanlar arasında bu iki ayetin “nazar ayeti veya nazar duâsı” olarak bilinmesi gibi batıl bir inanç vardır. Doğrusu, bu son iki âyet, “nazar duâsı” değil “Allah’ın âyetleri”dir.