close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kalem Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Keżâlike-l’ażâb(u)(s) vele’ażâbu al-âḣira(ti)(c) ekberu lev kânû ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte bunun gibidir azap ve elbette ahiret azabı, daha da büyüktür bilirseniz.
Bu bahçenin, Yemen'de Şan'a'ya on iki millik bir yer olan Sarvan'da olduğu rivayet edilmiştir. İhtiyar bir adamınmış, kendisine ve çoluğuna çocuğuna ne kadar lazımsa o kadar mahsul alır, öte yanını yoksullara dağıtırmış, Oğulları, babaları ölünce onun gibi hareket etmemişler, bahçe de mahvolmuştur.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte (dünyada) azap böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; ah eğer bir bilselerdi...
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte bazı insanları bu dünyada denemek için gönderdiğimiz azap böyledir ama öteki dünyada günahkarların uğrayacağı azap daha da şiddetli olacak, keşke bunu bilselerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte bu dünyada, insanları imtihan etmek için verdiğimiz ceza böyledir. Âhiret, ebedî yurt azâbı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte böyledir azab... Ahiret azabı ise, daha büyüktür; eğer bunu bilseler, (sakınırlardı).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte (dünya) azabı böyledir. Ahiret azabı ise, daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte, azap böyledir. Âhiret azabı, elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Besim Atalay
swap_vert close
İşte azap böyledir, bilirlerse, ahretin azabı daha büyüktür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte (Allah'ın) azabı böyledir! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi (de ona göre yaşasalardı)!
Cemil Said
swap_vert close
İşte bizim ’azâbımız böyle oldı lâkin âhiret ’azâbı daha müdhîş olacakdır: Eğer bilse idiler!
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte ceza budur. Âhiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür. Bir bilselerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte böyledir azâb, ve elbette Âhıret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte (dünyadaki) azap böyledir. Âhiret azabı ise daha büyüktür. (Bu gerçeği) bir bilselerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte azap böyledir. Âhiret azâbı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte azâb böyledir. Ahiret azâbı ise elbet daha büyükdür. (Bunu) bilselerdi...
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte azab böyledir! Elbette âhiret azâbı ise daha büyüktür! Keşke bilselerdi!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte (dünyadaki) azap böyledir! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Eğer (bu gerçeği) bilselerdi (emrimize muhalefet etmezlerdi). *
(*) İşte Celaleyn tefsirinde de bu ayetin son cümlesinin anlamı bu şekilde olduğu anlaşılmaktadır. { وَلَعَذَابُ ٱلأَخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ } عذابها ما خالفوا أمرنا (تفسير الجلالين)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte (dünya) azabı böyledir. Eğer bilselerdi, ahiret azabının daha büyük olduğunu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte azap böyle olur. Öbür dünyanın azabı ise daha büyüktür. Bir bilselerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte dünyada azap böyleydi. Âhiret azabıyse daha büyüktür. Ne olaydı da onu bilseydiler!
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbet daha büyüktür. Keşke bilseler!
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise muhakkak çok daha büyüktür; onlar bir bilseler!
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte, kimi zâlimlere bu dünyada verdiğimiz azap, böyle acı ve ibret vericidir fakat âhiret azâbı bundan çok daha şiddetlidir; bir bilselerdi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyledir Azap! Elbette Âhiret’in azabı en büyüktür. Keşke biliyor olsalardı!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acı böyle olur. Ahret acısı daha büyük tabi ki. Ah bir bilebilseler!...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte biz istersek azıp şımaranlara böyle azap ederiz. Onlar bilsin ki, gerçek azap ahiret hayatındadır. Ahiretin azabı dünyada tattırılan azaptan daha çetin, daha büyüktür. Bu gerçeği keşke bilselerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte (dünya) azabı böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte (dünya) azabı böyledir.¹ Ah bir bilseler! Âhiret azabı, kesinlikle çok daha büyüktür.²
1 Anlama kabiliyeti olanları daha dünyada uyandırır ve hayra ermelerine sebep olur.2 Azab: Kelime anlamı olarak, “otorite sahibi biri tarafından yapılan işkence, eza, cefa; beden ve ruha tesir eden eziyet” demektir. İslami terim olarak: “Allah’ın günahkârlara dünya veya ahirette vereceği ceza, sıkıntı ve eziyet” demektir. (Kabir azabı, Cehennem azabı gibi.) İslâm’da azab ikiye ayrılır: 1. Dünyevî azab: Yüce Allah eski devirlerde imandan uzaklaşan, gönderdiği peygamberlere itaat etmeyen, kendisine isyan eden kavimleri helâk etmiş, onlara dünyada azab ederek sonraki nesillere ibret yapmıştır. (Âd ve Semûd kavminin başına gelen felâketler… gibi.) Dünyevî azabın bir de eziyet, sıkıntı, fakirlik şekillerde imtihan amacı ile karşılaşılan şekli vardır. 2. Ahiretteki azab: Ahiret azabı kabir azabıyla başlar. Kabir hayatı hemen dünya hayatının bitimiyle başladığına göre, insanoğluna azap uzak değildir. Çünkü bazı hadislerde azabın kabirde başlayacağı belirtilmiştir. Hz. Peygamber, salih kullar için, “kabrin Cennet bahçelerinden bir bahçe” olacağını, günahkârlar için ise “Cehennem çukurlarından bir çukur hâlini alacağını” bildirmiştir (Tirmizî). Yine Hz. Peygamber’in: “Ya Rabbî! Kabir azabından, hayat ibtilâsından, ölümün şiddetinden, mesih-deccalin fitnesinden sana sığınırım” diye dua ettiği nakledilmiştir (Tecrîd-i Sarih). Bu kabir azabının cesetle ilgili olmayıp ruhla ilgili olduğu kanaati daha yaygındır ve doğru olma ihtimali daha kuvvetlidir. Kabir hayatı sonunda, mahşer yerinde hesap ve mizandan sonra sevapları günahlarından fazla gelenler Cennet’e, az gelenler ve inkârcılar ise Cehenneme gireceklerdir. Günahkâr müminler bir süre azap gördükten sonra, sonunda yine Cennet’e girecekler, kâfirler ise ebedî Cehennemde kalacaktır. İslâm’da azap ilâhî adaletin gerçekleştirilmesi içindir. Dünya hayatında uygulanan ceza ve azaplar hukukî müeyyidelerdir. Bu da toplum içinde işlenebilecek suçların önlenmesi ve diğer insanlara bir ibret teşkil etmesi içindir. Ahiret azabı müminler için geçicidir. Allah’ın bütün emir ve yasaklarının hak olduğuna iman eden, Allah’a hiç bir şekilde şirk koşmayıp, ancak bazen fıtratı gereği günah işleyen kimseler, bu günahlarının karşılığı olan cezayı çektikten sonra, af edilip cennete gireceklerdir. Zira Cenâb-ı Hak: “Şüphesiz Allah, kendisine eş koşulmasını asla affetmez. Ama bunun dışında, dilediği kimselerin (günâhlarını) bağışlar. Her kim de Allah’a eş koşarsa, gerçekten O’na çok büyük bir günâh ile iftira etmiş olur” buyurur. (Nisâ: 48) Buna göre küfrün dışında kalan diğer günahlar, Cenâb-ı Allah’ın iradesine kalmış bir husustur. O isterse bağışlar, isterse azap eder. Fakat onun emir ve yasaklarını dinlemeyen, Kur’an’a sırt çevirip hükümlerinin uygulanamayacağını söyleyenler, küfürde olacakları için, ebedî azaba çarptırılacaklardır. “İşte Allah, böyle kâfirleri ve zalimleri, asla bağışlamayacak ve onları, içerisinden hiç çıkmayacakları cehennemin yolundan başka bir doğru yola da asla ulaştırmayacaktır. Bu ise, Allah’a göre çok kolaydır.” (Nisâ: 168-169)  
Muhammed Esed
swap_vert close
İŞTE [bazı insanları bu dünyada denemek için verdiğimiz] azap böyledir; ¹⁶ ama öteki dünyada [günahkarların uğrayacağı] azap daha şiddetli olacak; keşke bunu bilselerdi!
16 Bu, yukarıdaki 17. ayetin ilk cümlesi ile bağlantılı olup 14-15. ayetlerde sözü geçen zihniyete işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet dünyadaki azap işte böyledir. Ahiretteki azap ise çok daha büyüktür. Keşke bunu bilmiş olsalardı. 13/34, 43/46...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte (dünyevî) mahrumiyet[⁵²⁵⁵] böyle bir şeydir; ve âhiret[⁵²⁵⁶] mahrumiyeti, hiç kuşkusuz daha beterdir: keşke bilmiş olsalardı.
[5255] ‘Azâbın ilk kullanıldığı iki yerden biri (diğeri 73:13). Kur’an’da ‘azâb kelimesinin, kök anlamına nisbetle “mahrumiyet” anlamında kullanılmasına tipik bir örnek. Kıssa kahramanları sonunda cennete kavuştuklarına göre, burada bilinen anlamda bir “azap”tan değil ancak “mahrumiyet”ten söz edilebilir. ‘Azab Kur’an’da 41 yerde geçer. Hz. Süleyman ve Zülkarneyn’e isnat edilen iki yer hariç (27:21; 18:86-87) diğerlerinin tümünde Allah’a isnat edilir. ‘Azab, “terk ve mahrum etmek” anlamına gelen ‘azb kökünden türetilmiştir (Lisân; Tâc; Esâs). Kelime ta‘zîb formunda fiilî şiddet ile buluşmuş, buradan da dayak aleti olan kamçının “vurunca yakan tarafı” anlamını kazanmıştır (Râğıb). Her halükârda ‘azab acının aracına değil sonucuna işaret etmekte ve nedenler değiştikçe azabın niteliği de (‘azâbun elîm, ‘azâbun muhîn, ‘azâbun ‘azîm, ‘azâbun ğalîz) değişmektedir. ‘Azabın dünya hayatındaki “Allah tarafından terk edilmişlik” anlamına kullanıldığı bir yer için bkz: 34:8. İnsana zor gelen ve onu hedefine ulaşmaktan alıkoyan her şey azabtır. Istılahta “insanı kendi haline terk eden, hedefe ulaşmasını engelleyen, yalnız ve yardımsız bırakan”, bütün bunların sonucunda da “mutsuz, umutsuz ve kahredici bir iç yangını ve vicdan azabına mahkûm eden durum”dur (Krş: Külliyyat). Azabı, “Allah’la birlikte başka bir ilâh edinme! Sonra kınanmış olarak (bir köşeye atılıp orada) bir başına kalakalırsın” (17:22) âyeti ışığında anlamak gerekir. Bu durumun verdiği acı öylesine dayanılmazdır ki, bu duruma düşen kişi yok olmak gibi ölümden öte bir şeyi (sübûr) isteyecektir. Onlara “Yoo, bugün tek bir yok oluşu çağırmayın, aksine bir çok yok oluşu çağırın!” denilecek (25:14; ayrıca krş: 84:11). [5256] Âhiret için muhtemelen ilk kullanıldığı Müddessir 53’ün notuna bkz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte -dünyada- azap böyledir. (*) Ahiret azabı ise daha büyüktür. (Mala değil, canadır, geçici değildir, sonsuza dek sürer)
(*) Anlamaya yatkın olanları böyle dünyada uyandırır yola getirir, hakka teslim ettirir. Daha büyük tehlikelerden korunmasına ve daha büyük hayra ermesine vesile olur. Cenâb-ı Hakk'ın belâ vermesinin ve azap ile cezalandırmasının hikmeti de budur.  
Osman Fırat
swap_vert close
İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; şayet bir bilselerdi!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte azap böylecedir ve muhakkak ki, ahiret azabı daha büyüktür, eğer bilselerdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Azap böyledir işte! Âhiretteki azap ise daha müthiştir. Keşke bunu bir bilselerdi!
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Emrimize muhâlefet ve 'isyân idenlere dünyâda 'azâbımız böyledir. Eğer bilseler Âhiret 'azâbı daha büyükdür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte azap böyle olur! Ahiretteki azap daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte azap böyledir. Ahiret azabı daha büyüktür. Bilmiş olsalardı...
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte azap böyledir. Âhiret azabı daha da büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyledir azap! Âhiretin azabı ise gerçekten çok daha büyüktür. Bir bilselerdi!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ancılayındur 'aźābı ya'nį dünyenüñ [300b] daħı āħiret 'aźābı uluraķdur eger oldılar-ise bilürler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibidür ‘aẕāb dünyāda. Daḫı ‘aẕābı āḫiretüñ uluraḳdur, eger bilür‐lerse.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Dünyadakı) əzab belədir. Şübhəsiz ki, axirət əzabı daha şiddətlidir. Kaş biləydilər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such was the punishment. And verily the punishment of the Hereafter is greater if they did but know.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such is the Punishment (in this life); but greater is the Punishment(5616) in the Hereafter,- if only they knew!
5616 Even in this life the punishment for heedless or selfish arrogance and sin comes suddenly when we least expect it. But there is always room for Allah's Mercy if we sincerely repent. If the Punishment in this life seems to us so stupefying, how much worse will it be in the Hereafter, when the Punishment will not be only for a limited time, and the time for repentance will have passed?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَذٰلِكَ
işte böyledir
الْعَذَابُۜ
azap
وَلَعَذَابُ
ve elbette azabı
الْاٰخِرَةِ
âhiret
اَكْبَرُۢ
daha büyüktür
لَوْ
keş-ke
كَانُوا
olsalardı
يَعْلَمُونَ۟
biliyorlar
İşte (yoksulları mahrum bırakanların) azab(ı) böyledir. Âhiret azabı ise elbette daha büyük (ve sürekli)dir. Ne olurdu (ölüm gelip çatmadan bunu anlaya)bilselerdi!
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اَكْبَر
İsim
ك ب ر
Daha büyük, ekber
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi