“(Öyleyse) sizin dininiz¹ size, benim dinim de banadır.” (de.)²
1 Din: kelime olarak, ceza-mükâfat, hesap, kaza, siyaset, itaat, âdet, hal, millet ve şeriat anlamlarına gelen bir mastardır. Terim olarak ise din: akıllıların kendi istekleriyle seçtikleri ve kendilerini iyiliğe götüren manevî bir yol ve kanun, demektir. Gerçek dinde; itaat edilen bir rab ve o rabbin ortaya koyduğu, uyulduğu zaman mükâfat, uyulmadığı zaman ise cezanın olduğu kuralların bulunması ve o Rabbe itaat eden kulların olması, gerekir. Bu ayette Allah’ın kâfirlerin dinlerinden, “din” olarak bahsetmesinden, bunların da din olduğu, fakat “hak din” olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm, putperestlik v.s gibi…) Konu ile ilgili olarak Bk. (Fatiha: 4)2 Bu ifâdenin bir benzeri de (Kasas: 55)’teki “bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size.” ifâdesidir.