close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 106. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekur-ânen feraknâhu litakraehu ‘alâ-nnâsi ‘alâ mukśin venezzelnâhu tenzîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir Kur'an'dır ki onu insanlara duradura, yavaşyavaş okuman için ayetayet, suresure ayırdık ve onu azarazar indirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz Onu bir Kur’an olarak, insanlara (anlamaları ve uyum sağlamaları için) dura dura ve belli aralıklarla okuyasın diye (bölüm bölüm, surelere ve ayetlere) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile (yirmi üç senede) indirdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve ayrıca onu insanlara dura dura, yavaş yavaş okuyasın diye, ayet ayet, sûre sûre ayırdık ve onu azar azar indirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, okunan bir kitap, Kur'ân verdik. Onu insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet, sûre sûre ayırdık. Biz onu bölüm bölüm indirdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/101-102; 25/32.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (ayet ayet) ayırdık ve onu (ihtiyaca göre) kademe kademe indirdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem onu, bir Kur'ân olarak âyetlere ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın. Biz, onu yavaş yavaş (ve âyet âyet yirmi üç yılda) indirdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kur’anı insanlara ağır ağır okuman için, onu bölümlere ayırdık ve (ihtiyaca göre) onu parça parça olarak indirdik.(*)
(*) Vahiy, gökte yazılmış bir kitap olarak gelmez. Vahiyde acelecilik olmaz. O, ihtiyaca göre, evrendeki doğal dağılıma benzer bir şekilde peygamberlerin kalbine iner.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz onu Kur'ân olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlara, yavaş yavaş okumançin, Kur'anı da parça parça gönderdik, gereğince indirdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kur'an'ı insanlara sindire sindire (ağır ağır) okuyasın diye bölümlere ayırdık ve (gerektikçe) bölüm bölüm indirdik.
Bkz. 25/32Bu ayetler, Kur’an’ın hakikatleri ihtiva etmek konusunda yeterli olmadığını ve aynı zamanda anlaşılmasının imkânsız olduğunu iddia edenlere bir cevaptır. Allah, hem “bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım” (Maide, 5/3) diyecek hem de eksik kitap gönderecek. Kamer, 54/17’da “Andolsun Biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık…”ve Meryem 19/97’de “Biz onu senin dilinle kolaylaştırdık…” buyuracak hem de anlaşılmayan bir mesaj gönderecek. Olacak iş midir? Herkes Kur’an’ı olması gerektiği gibi anlayamayabilir ama Kur’an her sınıftan insana yolunu gösterecek, imanını güçlendirecek, ahlakını zenginleştirecek ve manevi olgunluğa ulaştıracak sadelikte gelmiştir. Arapça gelmiş olması anlaşılması için bir problem değildir. Kur’an’ın ilk muhatapları Arapça konuştuğu için Arapça gönderilmiştir. Yusuf sûresi 12/2’de “mubîn” ifadesi kullanılıyor. Kur’an’ın “mubîn” olması, mesajın hem rahat anlaşılması ve hem de her dile dönüştürülebilir olmasıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
İnsanlara fâsıla ile okumaklığın içün Kur’ân’ı kısmlara ayırdık ve kısım kısım inzâl iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz onu, insanlara aralıklarla okuyasın diye okumaya elverişli bölümlere ayırdık, peyderpey indirdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık; ve onu peyderpey indirdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Uzun bir zaman dilimi içerisinde halka okuman için ayırdığımız bir Kuran'dır. Onu topluca indirmiştik
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem onu bir Kur'an olmak üzere âyet âyet ayırdık ki nâsa dura dura okuyasın hem de tenzil suretiyle ceste ceste indirdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim! Biz) Kur’ân’ı, insanlara ağır ağır (yeri ve zamanı geldikçe) okuyasın (tebliğ edesin) diye (bir defada toplu olarak değil de insanların maslahatlarına göre) peyderpey göndererek O’nu (âyet ve sûre gibi) kısımlara ayırdık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman¹ için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.
1- “Takrae” sözcüğünün bu ayetteki anlamı okumak değil, “duyurmak”tır. Kur'an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir hitaptır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onu bir Kur'an olmak üzere (âyet âyet) ayırdık ki insanlara karşı, dura dura (ağır ağır, dâne dâne) okuyasın. Biz onu tedricen indirdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onu, bir Kur'ân olarak (âyet âyet) kısımlara ayırdık ki, insanlara onu (iyice anlayabilmeleri için) dura dura okuyasın! Çünki onu (hâdiselere göre, size bir ders olmak üzere) azar azar indirdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve ayrıca onu (Kur’an’nı) insanlara dura dura (yavaş yavaş), okuyasın (tebliğ edip duyurasın) diye, (ayet ayet, sûre sûre) ayırdık ve onu azar azar indirdik.*
(*) Bu ayette Kur’an’ı Kerimin topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir...  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kur’an’ı insanlara okuduğunda, onların üzerinde (hafızalarında) kalıcı olsun diye, okunan (sure, sure - ayet ayet) bölümler halinde ayırdık ve indirdikçe (parçalar halinde) indirdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz Kur’an’ı bölümlere ayırdık ki insanlara ağır ağır okuyasın diye. Hem Biz onu kısım kısım bildirdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nâs/a, aheste aheste okuman için Kur/an/ı âyet âyet, dağınık gönderdik. Onu uygun bir surette indirdik [²].
[2] Hikmete, maslahata uygun olarak peyderpey indirdik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kur’an’ı insanlara ağır ağır/anlaşıla anlaşıla okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onu insanlara ağır ağır okuman için bir Kur'an olarak (bölüm bölüm) ayırdık ve onu özel bir indirişle (aşamalı şekilde) indirdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve bu kitabı sûre sûre, ayet ayet bölümlere ayırdığımız bir Kur’an halinde gönderdik ki, onu insanlara yavaş yavaş ve sindire sindire okuyarak insanları uyarasın ve bu amaçla onu, bir defada toplu olarak değil, yirmi üç yıl boyunca, azar azar ve aşama aşama indirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dura dura İnsanlar’a okuyasın diye, bir kur’ân / okuyuş olmak üzere onu tefrik ettik / ayırdık. Onu kısım kısım indirdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz Kuran’ı, kılı kırk yararcasına ayrıntıladık. Sen de onu, ağır ağır okuyup halkın beynine kazımalısın. Ara ara indirmemizin anlamı da budur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kur’an’ı kolayca okuyup anlayabilmeniz için ayetler halinde gönderdik. Her ayetimizle gerçeklerle yalanları, doğrularla eğrileri örnekler vererek birbirinden ayırdık. Böylece; ağır ağır, dura dura, düşüne düşüne ayetlerimizi okuyarak doğru yolu bulun istedik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz onu (Kur’an’ı), insanlara yavaş yavaş okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve onu bu şekilde indirdik. [*]
Bu ayette Kur’an’ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: Furkân 25:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz O Kur’an’ı, insanlara sindire sindire¹ okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve parça parça indirdik.
1 Hz. Ömer (r.a): “Kur’an’ı beşer âyet, beşer âyet öğrenin. Zîrâ Cebrâil onu çoğunlukla beşer âyet, beşer âyet indirirdi.” demiştir. (Alûsî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve ayrıca onu, insanlara yavaş yavaş okuyasın diye bir Kur’an, temel bir okuma metni olarak bölüm bölüm açıkladık, ¹²⁸ ayet ayet indirdik. ¹²⁹
128 Lafzen, “[Birbirini tamamlayan] bölümlere ayırdık”, yahut, (Râzî’nin kaydettiği) bazı müfessirlere göre, “açık/tefrik edilebilir bir mesaj olarak ortaya koyduk”. Çeviride her iki anlamı da vermeye çalıştık.129 Yukarıdaki ayet, hem Kur’an’ın, Hz. Peygamber’in yirmiüç yılı bulan risalet (elçilik görevi) süresince tedrîcen vahyedilmiş olmasındaki tarihsel gerçeği, hem de buna rağmen kendi içinde tutarlı bir bütün olduğunu ve dolayısıyla ancak bir bütün olarak da ele alınırsa -yani, her bölümü, diğer bütün bölümler gözönünde bulundurularak okunursa- tam olarak anlaşılabileceğini ifade etmektedir. (Ayrıca bkz. 20:114 ve ilgili 101. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ayrıca biz bu Kuran’ı, insanlara uzun süreye yayarak okuman için onu kısım kısım indirdik. Bunun için de sana bu vahyi yavaş yavaş indirdik. 2/97, 25/32-33, 26/192...195
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ayrıca onu hep okunan bir Kur’an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın;[²³³⁷] çünkü Biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.
[2337] Kur’an ile ilgili lügavî bir açıklama için bkz: 10:15 ve 25:30, ilgili notlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Öyle bir Kur’an olarak ki, insanlara onu ağır ağır okuyasın diye, bölüm bölüm ve gerektikçe indirdik!
Osman Fırat
swap_vert close
Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye bölüm bölüm (surelerle, ayetlerle) ayırdık ve onu peyderpey indirdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onu Kur'an olarak vakit vakit (müneccemen) indirdik, onu nâsa teennî ile (dura dura) okuyasın diye. Ve onu birbiri ardınca (müteferrik surette) indirmiş olduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem o vahyi, insanların zihinlerine sindire sindire okuman için zaman zaman gelen Kur'ân dersleri halinde indirdik [16, 101-102; 25, 32]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onu, insanlara ağır ağır okuman için, okuma parçalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Halka yavaş yavaş ve tedrîcen okuyub teblîğ itmek içün Kur'ân'ı parça parça inzâl itdik ve ahvâle göre tenzîl iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz onu Kur'ânlar [1] (kümeler) halinde ayırdık ki insanlar beklenti[2] halinde iken onu onlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.
[*] Kur'ân, kök anlamı "toplama" olan karaa قرأ 'nın mastarı, kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türemiştir. Mastar olarak kullanıldığı gibi makrû' (مقروء) = bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. (Lisan'ul-arab) Arapçada Kur'ân قُرْآنً'ın çoğulu yoktur; tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'ân = قُرْآن kelimesine kur'ânlar diye de anlam verilebilir. [*] Beklenti diye meal verdiğimiz müks = مُكْث, "durup bekleme" anlamındadır. (Müfredat) Demek ki Resulullah zamanında, bir ayet inince onu açıklayan ayetin inmesi bekleniyordu. Bu da kümeleri oluşturan ayetlerin aynı anda indirilmediğini gösterir. Şu ayetler; müks konusuna açıklık getirmektedir: Böylece onu, Arapça kur'ânlar halinde indirdik. Çekinip korunsunlar ya da yeni bilgi edinsinler diye içine tehditleri, değişik şekillerde yerleştirdik. Gerçek yetki elinde olan Allah pek yücedir. Vahyi tamamlanmadan o kur'ânlar ile hüküm vermekte acele etme; "Rabbim ilmimi artır" de. (Tâhâ 20/113-114)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O'nu yavaş yavaş indirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hem Kur'ân'ı insanlara fasılalar halinde okuyasın diye bölümlere ayırdık ve parça parça indirdik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onu, okunacak şeyleri toplayan bir kitap/ bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķur’ān ayırduķ anı ya'nį āyet āyet eyledük bölük bölük indürdük tā oķıyasın anı ādemįler üzere döleklık üzere. daħı indürdük anı indürmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı biz Ḳur’ānı muḳarrer indürdük, sen oḳumaġ‐ıçun anı ḫalḳ üstinemühlet bile. Daḫı biz indürdük anı indürmek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanlara aramla (yavaş-yavaş) oxuyasan deyə, Biz Qur’anı hissələrə ayırıb (ayə-ayə, surə-surə) göndərdik. Biz onu tədriclə, (iyirmi üç ilə yaxın bir müddət ərzində) nazil etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (it is) a Qur’an that We have divided, that thou mayest recite it unto mankind at intervals, and We have revealed it by (successive) revelation.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(It is) a Qur´an which We have divided (into parts from time to time), in order that thou mightest recite it to men at intervals: We have revealed it by stages.(2317)
2317 The marvel is that these parts, revealed at different times and in different circumstances, should fit together so closely and consistently as they do. All revelation is progressive. The previous revelations were also progressive. Each of them marked a stage in the world's spiritual history. Man's mind does not take in more than his spiritual state will have prepared him for. Allah's revelation comes as a light to illuminate our difficulties and show us the way in actual situations that arise.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقُرْاٰناً
ve Kur'ân olarak
فَرَقْنَاهُ
onu kısım-lara ayırdık
لِتَقْرَاَهُ
onu oku-man için
عَلَى النَّاسِ
insanlara
عَلٰى مُكْثٍ
dura dura
وَنَزَّلْنَاهُ
ve onu indirdik
تَنْز۪يلاً
bir indirişle
Ve Biz Kur'ân'ı insanlara dura dura (sindire sindire) okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) kısımlara ayırdık ve onu (takdirimize uygun) bir indirme ile (safha safha) indirdik.
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
فَرَقَ
Fiil-I
ف ر ق
Yardı, ayırdı
قَرَاَ
Fiil-I
ق ر ا
Okudu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُكْث
İsim
م ك ث
Dura dura bekleme
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
تَنْزِيل
Fiilimsi-II
ن ز ل
indirilme, indiriliş