close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İbrâhîm Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Rabbenâ innî eskentu min żurriyyetî bivâdin ġayri żî zer’in ‘inde beytike-lmuharrami rabbenâ liyukîmû-ssalâte fec’al ef-ideten mine-nnâsi tehvî ileyhim verzukhum mine-śśemerâti le’allehum yeşkurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbimiz, soyumun bir kısmını ekin bitmez bir yere, hürmeti vacib olan evinin yanına yerleştirdim, Rabbimiz, namaz kılsınlar diye. Artık insanların bir kısmı da onlara gönül versin, sevsinler onları ve şükretmeleri için de meyvelerle rızıklandır onları.
Ekin bitmez yer Mekke'dir, hürmeti vacip ev de Kâ'be'dir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İbrahim;) "Rabbimiz gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını (Hz. İsmail’i ve annesi Hacer’i) Beyt-i Haram (Kutsal Ev’in-Kâbe’nin) yanında, ekini olmayan (ıssız ve çorak) bir vadiye yerleştirdim; (ki Mekke’yi kutlu yerleşim alanı yapsınlar…) Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar (ve devamlı ihtiyaç duyup Sana yalvarsınlar) diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara (ve mübarek topraklara) ilgi duyar kıl ve onları (dünyanın her tarafında yetişen çeşitli) ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Rabbimiz! Soyumdan bir kısmını ekin bitmez bir yere, senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı devamlı ve tam bir duyarlılık içinde, yerine getirsinler. Artık sen, insanlardan bir kısmının gönlünü hevesle oralara meylettir ki, hac ve umre maksadıyla gelip gitmelerinde de, çeşitli meyvelerle rızıklandır onları, belki şükrederler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- Rabbimiz, ben çocuklarımdan neslimden bir kısmını, senin Beyt-i Haram'ının, Kâbe'nin yanında, ziraat yapılamayan ekinsiz, mahsul yetişmeyen bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılmaları için böyle yaptım. Sen de, insanlardan bir kısmının gönlünü, aklını onlara meylettir. Onlara yetiştirme imkânı sağlayarak ve başka ülkelerden getirterek çeşitli meyvelerden rızık ver. Şükürlerine vesîle olur.” diyordu.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/125-127; 5/97; 28/57.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazılarını senin haram kılınmış evinin yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı kılsınlar diye. Artık sen insanlardan bazılarının gönüllerini onlara meylettir ve çeşitli meyvalarla onları rızıklandır. Olur ki şükrederler.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rabbimiz! Ben, evlâdımdan bir kısmını senin mukaddes olan evinin (Kâbe'nin) yanında, ekin bitmez bir vadide yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı gereği üzere kılsınlar diye... Artık insanlardan bir kısmının kalblerini onlara meylettir (arzulayarak yanlarına varıp Kâbe'yi ziyaret etsinler). Şükretmeleri için de o belde halkını bazı meyvalarla rızıklandır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını, ekinsiz bir vadide saygın olan evinin yanında iskân ettim. Ey Rabbim! Onları iskân ettim ki, namazı kılsınlar. İnsanlardan bazı gönülleri, onlara yönelecek şekilde kıl, onları bazı ürünlerle rızıklandır ki şükretsinler.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını ekilebilir toprağı olmayan vadiye, senin Kutsal Ev'inin yakınına yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye böyle yaptım. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve meyvelerden onlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Tanrımız! Neslimden birtakımın ekinsiz bir derede, kutsal evinin yanında yerleştirdim ben, ey Tanrımız! Namaz kılmalarıyçin, insanlardan birtakımın gönlünü onlara çevir, azık ver de yemişlerden onlara, ola ki şükrederler!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim/bıraktım. Rabbimiz! Namazı ikame etsinler diye (böyle yaptım). Sen de insanlardan bazılarının kalplerini onlara meylettir (yanlarına varıp Kâbe'yi ziyaret etsinler) ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.”
İnsanların gönüllerinin onlara doğru yöneltilmesini dileyen Hz. İbrahim’in, duasının kabulü hac ve umre ibadetleriyle gerçekleşmiştir. İnsanlar, hac ve umre münasebetiyle Mekke’yi ziyaret ederek oranın sakinlerinin bu kutsal ama çorak beldede geçinmelerini kolaylaştıracak yönde yardımcı olmaktadır. Her yıl milyonlarca Müslümanın ibadet ve ziyaret maksadıyla “inanç turizmi” adı altında kutsal topraklara gitmesi ve orada uzun zaman kalarak harcamalar yapması ekonomilerinin güçlenmesi hem de refah seviyelerinin yükselmesi bakımından o bölge insanı için çok önemlidir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Rabbimiz ben ’âilemden bir kısmını beyt-i muharremim civârında gayr-i münbit bir vâdîde iskân iylerim lütuf it namâz kılsunlar oradaki insânların kalbinde bir ihtirâm uyandır ânların rızkını vir sana şükür itsünler"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını, senin kutsal evinin (Kâbe) yanında tarıma elverişli olmayan bir vadiye yerleştirdim. Bunu yaptım ki rabbim, namazı kılsınlar. İnsanların gönüllerini onlara meylettir ve çeşitli ürünlerden onlara rızık ver ki şükretsinler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.»  
 Rivayet edildiğine göre Hz. İbrahim’in hanımı Sâre’nin Hacer isminde bir câriyesi vardı. Onu kocası Hz. İbrahim’e verdi ve İbrahim (a.s.)in ondan İsmail adında bir oğlu dünyaya geldi. Hz. İbrahim onları alarak Mekke’ye götürdü. Kâbe yakınlarında bir yere iskân etti. Mekke susuz, çorak ve kayalık bir yerdi. Allah Teâlâ, Hz. İbrahim’in duasını kabul etti. Orada zemzem diye anılan su fışkırdı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Rabbimiz, ben çocuklarımdan bazısını, Kutsal Evinin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, onlar namazı gözetsinler diye... İnsanların gönüllerini onlara karşı sempatiyle doldur ve onları ürünlerle rızıklandır ki şükretsinler."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyti Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yarabbenâ! Ben, zürriyyetimden ba'zısını senin beyti muharreminin yanında, ekin bitmez bir vâdide iskân ettim, yarabbenâ! namazı ikame etsinler diye, bundan böyle insanlardan bir takım gönülleri onlara doğru akıt, ve onları hasılâttan merzuk buyur, gerek ki şükrederler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rabbimiz, ben, zürriyetimden bir kısmını Beyt-i Harâm’ının (Kâbe’nin) yanında, ekin bitmeyen (ziraata elverişsiz) bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı gereği üzere kılsınlar diye (böyle yaptım). (Rabbimiz,) artık insanlardan bazılarının kalplerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Rabbimiz! Gerçekten ben, neslimden bir kısmını sahipsiz, ekine elverişli olmayan vadiye; Beyt-i Harâm'ın¹ yanına yerleştirdim; Rabb'imiz! Salâtı ikame etsinler². İnsanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönelt. Ve onları kimi ürünlerle rızıklandır. Umulur ki onlar şükrederler.”
1- Kutsal Ev'in, Kabe'nin. 2- Şirkten arınmış tevhidi bir bilinçle Allah'a yönelsinler; ibadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inansınlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Ey Rabbimiz, ben evlâdlarımdan kimini Senin mukaddes olan evinin yanında ekinsiz bir vadiye yerleşdirdim. Sebebi şudur ki, Rabbimiz, dosdoğru namaz (larını) kılsınlar. Artık Sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyl etdir. Onların şükretmeleri me'mul olduğu için kendilerini ba'zı meyvelerle rızıklandır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Rabbimiz! Doğrusu ben zürriyetimden bir kısmını (oğlum İsmâîl ile annesi Hâcer'i), senin Beyt-i Harâm'ının (Kâ'be'nin) yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim; Rabbimiz! Namazı hakkıyla edâ etsinler (sana hakkıyla kulluk etsinler) diye (emrin üzere, böyle yaptım)! Artık (sen) insanlardan bir kısım gönülleri onlara meylettir ve onları mahsûllerden rızıklandır! Umulur ki şükrederler.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
"Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye, Senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, namazı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse, insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara doğru meylettir ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler. *
(*) Bu cümle Hz. İbrahim’in, eşi Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’i ıssız bir yere yerleştirdiği iddiasının doğru olmadığının delilidir. Çünkü ayette olumsuzlanan konu tarımdır. Orada mabedin varlığı ve insanların yoğunluğu zaten ayette dile getirilmektedir ki Hz. İbrahim’in duasında da dikkat çekilen nokta budur. “Tarım yapılmaması” ifadesi ailesinin bakımı endişesi nedeniyledir. Hz. İbrahim’in bu duası evlerin mabetlere yakın yapılmasını ve ibadetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini göstermektedir. (M. Okuyan Meali 37. Ayet Açıklaması) İşte o günden başlayarak bugün bile Hz. İbrahim’in, duasının kabulü hac ve umre ibadetleriyle gerçekleşmiştir. İnsanlar, hac ve umre münasebetiyle orayı ziyaret ederek oranın sakinlerinin bu kutsal ama çorak beldede geçinmelerini kolaylaştıracak yönde yardımcı olmaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Rabbimiz! Zürriyetimden bir kısmını, senin harem beytinin yanındaki hiçbir ekimin yapılmadığı bu çorak vadiye yerleştirdim. Rabbimiz onlar (burada) namaz kılsınlar. İnsanlardan bir kısmının kalplerinin burayı arzulamalarını ve bu belde halkını çeşitli meyvelerden rızıklanmalarını sağla ki, sana şükretsinler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çalabımız! Ben soyumun sopumun bir kısmını Senin kutlu evinin yanında, ekinsiz bir derenin içine yerleştirdim. Yalvarıya dursunlar diye. Artık Sen insanlardan bir kısmının gönlünü onlara akındır. Hem de onları bir takım ürünlerle azıklandır, şükretsinler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Ey Rabbimiz! Zürriyetimden bazısını [¹] senin haram olan [²] evinin [³] yanında, ekinsiz bir derede iskân ettim; Ey Rabbimiz! Şunun için ki orada namazı dosdoğru kılsınlar. Nâs/tan bir kısmının [⁴] kalplerini onlara heveskâr kıl [⁵], şükretmeleri için onları bazı meyvelerle rızıklandır.
[1] İsmail Aleyhisselâmı.[2] Kendisine taarruz etmek haram olan.[3] İbrahim Aleyhisselâmın münacatı zamanında orası bir kum tepesi idi. İleride olacak ev demektir.[4] Cürhüm kabilesi ile kıyamete kadar Müslümanların.[5] Ziyarete gelsinler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Rabbimiz! Soyumdan bazılarını, ziraate elverişli olmayan bir vadiye, Sen’in kutsal evinin yanına yerleştirdim ki, Rabbimiz namazı dosdoğru kılsınlar! Sen de insanların bir kısmının gönüllerini [ef’ide] onlara meylettir. Onları çeşitli ürünlerle rızıklandır ki şükretsinler!”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Rabbimiz! Gerçekten ben çocuklarımdan bir kısmını senin dokunulmaz evinin yanı başındaki bitkisiz, kıraç bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları bir takım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ey yüce Rabb’imiz! İşte ben, ailemden bir kısmını etrafı kayalık tepelerle çevrili şu verimsiz ve çorak vadiye, Senin Kutsal Evinin hemen yanı başına yerleştirdim ki, Ey Rabb’imiz,Seni dâimâ hatırlasın, namazı dosdoğru kılsınlar. Öyleyse, insanların gönüllerini onlara doğru yönelterek oraya akın etmelerini sağla ve onları her çeşit bereketli ürünlerle rızıklandır ki, sana güzelce kulluk edip şükretsinler.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Rabbimiz! Ben, soyumdan bir kısmını, Namaz’ı kılmaları için senin evin Beyt-ül Harâm’ın yanında ziraat alanı dışında bir vâdiye yerleştirdim. İnsanlar’dan onlara akan gönüller kıl! Onları Ürünler’den rızıklandır! Umulur ki şükrederler”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ya Rab! ben, aile efradımı ekinsiz, kupkuru bir vadiye yerleştirdim. Senin saygı değer Ev'inin dibine. Çocuklarım her an sana dua etsinler diye ya Rab! Halkın onları sevmesini sağla ya Rab! Onlara bol bol ürün ver ki şükrü öğrensinler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Salat-ı dosdoğru ikame etmeleri, yolunda bilgilenip bilinçlenmeleri için neslimden bir kısmını korunmuş evinin yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl! Meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki verdiğin nimetlere şükrederler!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rabbimiz! Ben neslimden bir kısmını senin Saygın Ev’inin (Kâbe’nin) yanında, tarım yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. [*] Rabbimiz! Namazı doğru kılmaları için (böyle yaptım). [*] İnsanlardan bir kısmının gönüllerini onlara eğilimli kıl ve ürünlerden onlara rızık ver! [*] Umulur ki şükrederler.
Bu cümle Hz. İbrahim’in, eşi Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’i ıssız bir yere yerleştirdiği iddiasının doğru olmadığının delilidir. Çünkü ayette olumsuzlanan konu tarımdır. Orada mabedin varlığı ve insanların yoğunluğu zaten ayette dile getirilmektedir ki Hz. İbrahim’in duasında da dikkat çekilen nokta budur. “Tarım yapılmaması” ifadesi ailesinin bakımı endişesi nedeniyledir.,Hz. İbrahim’in bu duası evlerin mabetlere yakın yapılmasını ve ibadetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini göstermektedir Benzer mesaj: Bakara 2:126.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Gerçekten ben çocuklarımdan bir kısmını Senin kutsal evinin¹ yanında ekin bitmeyen bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Onları namazı dosdoğru ve devamlı kıla(nla)r(dan) eyle, insanlardan onlara meyleden kalpler kıl² ve onları çeşitli meyvelerle rızıklandır. Umulur ki (Senin bu nîmetlerine) şükrederler.”
1 Bu ifâdeden, Kâbe’nin Hz. İbrahim (a.s)’dan önce yani Hz. Âdem (a.s) zamanında yapıldığı, büyük ihtimâlle de Hz. Nûh (a.s) tûfânıyla yıkıldığı anlaşılmaktadır. Zîrâ Hz. İbrahim (a.s) yukarıdaki sözleri daha Kâbe’yi inşa etmeden önce söylüyor. Demek ki Hz. İbrahim (a.s) Kâbe’nin yerini biliyordu. Zâten daha sonra İbrahim (a.s)’ın, Hz. İsmail (a.s)’la beraber Kâbe’yi tekrar inşa ettiği, bilinmektedir.2 Yani insanların kalplerini onlara meylettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye, ⁵² Senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, salâtı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse, insanların kalplerini onlara doğru meylettir; ⁵³ ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.
52 Yani, Mekke’nin çıplak, kayalık tepelerle çevrili dar ve çorak vadisi. “Soyumdan bazıları” ifadesiyle Hz. İbrahim, Hz. İsmail’i ve o’nun soyundan gelen Mekke sakinlerini kasdediyor.53 Yani, insanları, hac dolayısıyla Mekke’yi ziyaret etmekte ve oranın sakinlerinin bu kutsal ama çorak beldede geçinmelerini kolaylaştıracak yönde yardımcı olmakta istekli kıl. Ef’ideten mine’n-nâs ifadesi “insanlardan bazılarının kalpleri” şeklinde de anlaşılabilir ki, bu durumda, bu ifadeden “müminlerin kalpleri” anlamı çıkarılabilir (Beğavî, Râzî, İbni Kesîr).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Rabbimiz! Ben soyumdan bazılarını senin kutsal evinin civarında ekip biçmeye elverişli olmayan kıraç bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Onlar namazlarını dosdoğru kılsınlar diye böyle yaptım. Sen de insanların gönüllerini onlara meylettir, onları çeşitli ürünlerle rızıklandır ki sana şükretsinler.” 2/126, 11/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Rabbimiz! İşte ben neslimden bir kısmını, ekip-biçmeye elverişsiz bir vadiye, Senin Mukaddes Beytinin yanına yerleştirdim. Ey Rabbimiz, (bunu) kulluklarını hakkıyla yerine getirebilsinler diye (yaptım)![²⁰¹⁵] Artık insanların gönüllerini onlara meylettir; onları bereketli ürünlerle rızıklandır; umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler!..
[2015] Lâm, o vadide iskânın gerekçesini ifade eder. O vadiye bırakılan iki kişiden biri genç bir anne olan hicretin gelini Hacer, diğeri de oğul İsmail idi. Her şeyi şu küçük diyalog açıklıyor: Hacer sordu: “Bizi kime emanet ediyorsun?” İbrahim cevapladı: “Allah’a!” Hacer dedi: “Öyleyse sorun yok: O bize yeter!” (Ezraki)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey Rabbimiz, soyumdan bir kısmını (İsmail ile ondan türeyecek evlatlarını) namazlarını dosdoğru kılmaları için Beyt-i Haram’ın (Ka'be'nin) yanındaki ekine elverişli olmayan bir vadiye yerleştirdim. (Ey Rabbimiz ne olur) Sen, insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve onları bazı meyvelerle rızıklandır, umulur ki bu nimetlere şükrederler.
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin hürmetli evinin (Kabe’nin) yanında ziraat yapılmaz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Rabbimiz! Ben zürriyetimden bazısını senin Beyt-i Muharrem'in yanındaki ekinsiz bir vadide iskan ettim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanlar) dan bir kısmını gönüllerini onlara meyleder kıl ve onları mahsulâttan merzûk et. Umulur ki, onlar şükrederler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Ey bizim Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını senin kutsal mâbedinin yanında, ekin bitmez bir vâdide yerleştirdim. Ey bizim Rabbimiz! Namazı gereğince kılsınlar diye böyle yaptım. Ya Rabbî! Artık insanların bir kısmının gönüllerini onlara doğru yönelt, onları her türlü ürünlerden rızıklandır ki Sana şükretsinler. ” [2, 125-127; 5, 97; 28, 57] {KM, Tekvin 16. bölüm ve 17, 18-20; 25, 12-18}
Bu duanın bereketiyledir ki Hz. Muhammed (a.s.)’dan önce bütün Arabistan, ondan sonra ise bütün dünya oraya akın ediyorlar. Senenin her mevsiminde her çeşit sebze, meyve ve ürünler, hem de uygun fiatlarla orada bulunuyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbimiz, ben çocuklarımdan bazısını, senin Haram Evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı kılsınlar diye (böyle yaptım). Artık sen de insanlardan birtakım gönüllüleri, onları sever yap ve onları çeşitli meyvalarla besle ki şükretsinler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Yâ Rabbî! Zürriyetimden bir kısmını, orada namâzlarını kılalar içün Beyt-i harâm'ın yanında, ekinsiz bir vâdîde iskân itdim. Nâsın kalblerini onlara meyl itdir. Ve onları dünyâ meyvelerinden ve mahsûlünden rızıklandır, tâ ki sana şükr ideler."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbimiz! Ben soyumdan bir kısmını senin dokunulmaz Beytinin[*] yanında, bitkisiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı tam kılsınlar diye öyle yaptım. İnsanlardan kiminin gönlünde onlara karşı özlem uyandır. Bir de onları birtakım ürünlerle azıklandır; belki görevlerini yerine getirirler.
[*] Kabe  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Rabbimiz! Ben neslimden bir kısmını, Senin hürmetli beytinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim—namazı dosdoğru kılsınlar diye, ey Rabbimiz! İnsanlardan bir kısmının kalplerini onlara meylettir ve onları her türden ürünlerle rızıklandır ki onlar da Sana şükretsinler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı/duayı yerine getirsinler, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvelerle onları rızıklandır ki, şükredebilsinler!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“iy çalabumuz! bayıķ ben ŧuraķlandurdum neslümden ya'nį ismā'įl’i bir derede ekinlü degül evüñ ķatında 'ažametlü olmış yā ḥarām olmış iy çalabumuz! tā ŧururalar namāzı. pes ķıl göñüller ādemįlerden meyl eyleye anlara daħı rūzį vir anlara yimişlerden ola kim anlar şükr eyleyeler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy Çalabum, bayıḳ ben ṭuraḳlandurdum neslümden bir derede, ekinlü de‐gül evüñ ḳatında, ‘aẓametlü olmış. İy Çalabumuz tā ṭururalar namāzı, pes ḳılgöñülleri ādemlerüñ meyl eyleye anlara. Daḫı rūzı vir anlara yemişlerden.Ola kim anlar şükr eyleyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey Rəbbimiz! Mən əhli-əyalımdan bə’zisini (İsmaili və anası Hacəri) Sənin Beytülhəramının (Kə’bənin) yaxınlığında, əkin bitməz bir vadidə (dərədə) sakin etdim. Ey Rəbbimiz! Onlar (vaxtlı-vaxtında, lazımınca) namaz qılsınlar deyə belə etdim. Elə et ki, insanların bir qisminin qəlbləri onlara (Kə’bənin ziyarətinə, əhli-əyalıma mərhəmət göstərməyə) meyl etsin. Onlara (bu yerin ağaclarının) meyvələrindən ruzi ver ki, (ne’mətinə) şükür edə bilsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Our Lord! Lo! I have settled some of my posterity in an uncultivable valley near unto Thy holy House, our Lord! that they may establish proper worship; so incline some hearts of men that they may yearn toward them, and provide Thou them with fruits in order that they may be thankful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"O our Lord! I have made some of my offspring to dwell in a valley without cultivation,(1914) by Thy Sacred House; in order, O our Lord, that they may establish regular Prayer: so fill the hearts of some among men with love towards them, and feed them with Fruits:(1915) so that they may give thanks.
1914 The Makkan valley is enclosed by hills on all sides, unlike Madinah, which has level cultivated plains. But just because of its natural isolation, it is fitted to be a centre for prayer and praise. 1915 Cf. 2:126, and n. 128. (The "Fruits" are there explained). The righteous, though they have to have sustenance, both in a literal and figurative sense, require also the love and sympathy of their fellow-men.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
رَبَّـنَٓا
Rabb- imiz
اِنّ۪ٓي
doğru- su ben
اَسْكَنْتُ
yerleştirdim
مِنْ ذُرِّيَّت۪ي
neslimden (bir kısmını)
بِوَادٍ
bir vadiye
غَيْرِ
değil
ذ۪ي
sahibi
زَرْعٍ
ekin
عِنْدَ
yanında
بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ
Senin Beyt-i Harem'inin
رَبَّـنَا
Rabb- imiz
لِيُق۪يمُوا
ikâme etmeleri için
الصَّلٰوةَ
namazı
فَاجْعَلْ
artık kıl
اَفْـِٔدَةً
bir kısım gönülleri
مِنَ النَّاسِ
insanlardan
تَهْو۪ٓي
meylettir
اِلَيْهِمْ
onlara
وَارْزُقْهُمْ
ve onları rızıklandır
مِنَ الثَّمَرَاتِ
mahsullerden
لَعَلَّهُمْ
umulur ki onlar
يَشْكُرُونَ
şükrederler
"Rabbimiz! Ben neslimden bir kısmını (oğlum İsmâîl ile annesi Hacer'i) Senin Beyt-i Harem'in (olan Kâbe'n)in yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazlarını ikâme etsinler (Senin dinini desteklesinler ve Sana hakkıyla kulluk etsinler) diye (emrin üzere böyle yaptım). Artık sen de insanlardan (dilediğinin) gönüllerini onlara meylettir ve onları türlü mahsullerle rızıklandır! Umulur ki (bu nimetlere) şükrederler."
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَسْكَن
Fiil-IV
س ك ن
Yerleştirdi, durdurdu, oturttu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
وَادِي
İsim
و د ي
Vadi
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
زَرْع
İsim
ز ر ع
Ekin, ekinlik
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
بَيْت
İsim
ب ي ت
Beyt, ev
مُحَرَّم
Edilgen fiil-II
ح ر م
Haram kılınmış, Harem
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
هَوٰى
Fiil-I
ه و ي
Hoşlandı, meyletti, sürükledi, arzu etti, yerin dibine geçirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ثَمَرَات
İsim
ث م ر
Mahsuller, ürünler, meyveler
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti