O (toplayıp biriktirdiği servetiyle) zannediyor ki şüphesiz malı (mülkü, serveti) kendisini kalıcı (dünyada adını ebedi) kılabilecek. *
(*) Ahledeh, (أخْلَدَهُ) “huld” kökünden türemiştir. Araplar değişimi ve bozulması uzun zaman alan her şeyi “hulud” sıfatı ile niteler. Bu kelime ebedî demek değil; uzun bir süre hâlini korumak, bozulmamak veya dünyada adını kalıcı kılmak gibi anlamlardadır. Ayrıca gıybeti tetikleyen muharrik şey; temelde mal, servet, makam, diploma, ad, unvan, etiket, kariyer, vb. dünyevî unsurlardan kaynaklanan büyüklenme hissi, kendini öne çıkartma arzusu ve diğerlerinden daha farklı, kıymetli, hâlid görme hastalığıdır. (Kurandan Hayata) Yani hiçbir kimse kendini ölümsüz ve ebedi sanmaz. Ama bu tipteki insanlar şöyle zannederler: 1-Ben, mal, mülk, servet ve zenginliğimle birçok tahlikelere karşı tedbirimi alabilirim, korumalarım ve güvenlik güçlerimle güvenliğimi sağlayabilirim ve hastalandığımda da en kaliteli hastanelere gidip, en ünlü doktorlara tedavimi yaptırabilirim veya en azında bu mal ve mülküm çokluğuyla adımı ebedileştirebilirim vs. şeklinde düşünebilir. 2- Veya bu söz kinaye olup bundan maksat mal, mülk ve serveti, onu uzun emeller ve tutkular peşinde koşturup durmaktadır. Onun dünyaya karşı hırslı ve açgözlü olması, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanması, devamlı ileriyi hesap ederek mal biriktirme derdine düşmesi ve buna benzer eğilimleri olan “tûl-i emel”, boş hayallar ve beklentiler peşinde koşup durmasıdır. Nihayetsiz arzu ve istekler, boş hayaller ve beklentiler” şeklinde tanımlanan “tûl-i emel” ise, ahiretin çok uzak olduğu düşüncesinden, devamlı dünyada kalma arzusundan, daha net bir ifadeyle aşırı dünya sevgisinden kaynaklanır. İşte söz konusu ayetle buna vurgu yapılmış olabilir (الله اعلم) Ayrıca 2-3. âyetler servetinin çokluğuna gururlanıp insanlarla alay eden kimselerin aynı zamanda helal haram demeden mal toplayan, onu saklayan, fakirlik korkusuyla cimrilik ederek onu hayır yolunda harcamaktan kaçınan, fakirin hakkını vermeyen ve servetinin kendi adını ebedîleştireceğini sanan bencil ve maddeci kimseler olduklarını da ifade etmektedir.
﴿يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ﴾ أي يظن أن المال الذي يجهد نفسه في جمعه مما يخلد ذكره بين الناس مدى الحياة: ﴿كَلاَّ﴾ ليس الأمر كما يظن فإنه لا يخلد ذكرى الإنسان في الدنيا والآخرة إلا العلم النافع والعمل الصالح (تفسير الخطيب المكي)