close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 91. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû yâ şu’aybu mâ nefkahu keśîran mimmâ tekûlu ve-innâ lenerâke fînâ da’îfâ(en)(s) velevlâ rahtuke leracemnâk(e)(s) vemâ ente ‘aleynâ bi’azîz(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey Şuayb dediler, söylediğin sözlerin çoğunu anlamıyoruz ve seni de içimizde zayıf görmedeyiz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık ve sen, bizden üstün değilsin zaten.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlar ise:) "Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz ’kavrayıp anlamıyoruz.’ Doğrusu biz seni içimizde (servet ve aşiret bakımından) zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer yakın çevren (akrabaların hatırı ve koruması) olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün (yanımızda itibar sahibi) değilsin."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat soydaşları, ona dediler ki: “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek birşey anlamıyoruz ve içimizde seni, cidden zayıf ve aciz görüyoruz. Eğer kabilen olmazsa, seni mutlaka öldüresiye taşlardık. Öyle ya, bizim üzerimizde, bir gücün ve itibarın da yok ki!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Ey Şuayb, söylediklerinden birçoğunu anlamıyoruz. Seni de içimizde çok zayıf, aciz biri olarak görüyoruz. Eğer itibarlı kabilen, güçlü birkaç akraban olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Bizim üstümüzde güçlü, kuvvetli, otoriter biri de değilsin.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şuayb! Biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni içimizde güçsüz görüyoruz. Yakın çevren olmasaydı seni mutlaka taşlardık. Bize karşı bir üstünlüğün de yoktur."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ey Şuayb' dediler. 'Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar şöyle dediler: “-Ey Şuayp! Biz, senin söylediklerinin çoğunu iyice anlamıyoruz ve seni de içimizde hakikaten zayıf (âciz) görüyoruz. Eğer aşiretin olmasaydı, muhakkak seni taşla öldürürdük. Senin bize karşı hiç bir üstünlüğün ve kıymetin yok; (ancak dinimize bağlı aşiretinin önemi vardır.)”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar dediler ki: “Ey Şuayb! Senin dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Seni içimizde zayıf bir kişi olarak görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni recmederdik. Senin bizim yanımızda bir itibarın da yoktur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf görüyoruz! Eğer kabilen olmasa, seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin.”
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Şuayb! Söylediğin sözlerin çoğunu anlamayız, aramızda seni zayıf görürüz; oymağın olmasaydı, seni taşa tutardık, sen bir emre olamazsın bizlere»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! (Bize) söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Üstelik biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer (sana arka çıkan) kabilen olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Çünkü senin bize karşı koyacak hiçbir gücün/üstünlüğün yok.”
Cemil Said
swap_vert close
Didiler ki: "Yâ Şu’ayb! Senin didiklerini anlayamıyoruz. İçimizde sen za’îfsin. Eğer ’âilene acımıya idik seni taşa tutardık, kurtulamaz idin."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim gözümüzde pek itibarın da yoktur" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Medyenliler, “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, ayrıca aramızda seni zayıf görüyoruz! Eğer kabilen olmasaydı, seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Bizim karşımızda sen güçlü biri değilsin” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dediler ki: Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf (âciz)  görüyoruz! Eğer kabilen olmasa, seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Şuayb," dediler, "Senin söylediklerinin bir çoğunu anlamıyoruz. Üstelik biz, seni aramızda güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Senin bize karşı herhangi bir üstünlüğün yoktur."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya Şuayb! dediler: biz senin dediklerinin çoğunu iyi anlamıyoruz ve her halde biz seni içimizde pek zaıyf buluyoruz, eğer taallûkatından beş on kişi olmasa idi mutlak seni recmederdik, senin bize karşı hiç bir ehemmiyetin yok
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Onlar ise,) “Ey Şuayb! Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni de içimizde, gerçekten çok zayıf (âciz biri olarak) görüyoruz. Eğer (inancımız üzere devam eden ve değer verdiğimiz, hatırlarını saydığımız) kabilen olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Senin bize karşı bir üstünlüğün de (itibarında) yoktur!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz, biz, seni içimizde güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Esasen sen değerli biri de değilsin.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Şuayb, biz senin söylemekde olduğundan bir çoğunu iyice anlamıyoruz. Seni de içimizden cidden zaîf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı muhakkak ki seni taşla öldürürdük. Sen bizden üstün bir şeref saahibi değilsin ki...»
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! Senin söylemekte olduğun şeylerden birçoğunu anlamıyoruz ve doğrusu biz, seni içimizde gerçekten zayıf olarak görüyoruz. Eğer kabîlen olmasaydı, elbette seni taşla(yarak öldürü)rdük. Senin bizim üzerimize bir üstünlüğün de yoktur!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
“Ey Şuayb!” dediler: “Senin söylediğin şeylerin çoğunu biz anlamıyoruz; sonra şurası kesin ki, seni içimizde zayıf görüyoruz; (o hâlde sana niye itaat edelim ki?) Ve eğer senin aşiretin/çevren olmasaydı, seni mutlaka kovardık. Bilmelisin ki, senin bizim yanımızda hiçbir değerin ve bize karşı hiçbir gücün yok!” *
(*) Not: Recmin iki anlamı vardır. 1-Kur’an’a göre recmin anlamı ‘’kınamak ve kovmak’’ tır. Örneğin Mülk-5. ayette ((رجوما للشياطين ‘’Biz orayı (dünya semasını) şeytanların kovulma ortamı yaptık’’ deniliyor. Yani Kur’an’a göre recm kovulmaktır. Yine hep: (أعوذ بالله من الشيطان الرجيم) ‘’Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım’’diyoruz. İşte şeytan taşlanarak öldürülmemiş, bilakis (رجيم)’’recm olmuş’’yani kınanmış ve kovulmuştur/rahmetten uzaklaştırılmıştır. Demek ki, Kur’an’ı ifadeyle ‘’Recm’’ taşlayıp öldürmek değildir. Bu nedenle Kur’an’da geçen bütün recm ifadelerini ‘’kovmak’’ anlamında çevirmek Kur’an’ın mesajlarıyla daha uyumludur. 2-Ama Kur’an dışı rivayet kültüründe ise ‘’recm’’ taşlanmak anlamına da gelir. Fakat burada bizi ilgilendiren Kur’an’ı ifadedir, rivayet kültürü değil. Çünkü burada Kur’an’ın ayetine meal veriyoruz. Ayrıca recimle ilgili metni aşağıya alınan hem Razi’nin (مفاتيح الغيب) adlı tefsirine, hem de diğer tefsir metinlerine bkz: وقد يكون الرجم بالطرد كقوله { رُجُوماً لّلشَّيَـٰطِينِ } [الملك: (5) إذا عرفت هذا ففي الآية وجهان ( لَرَجَمْنَـٰكَ) ...الوجه الثاني: لشتمناك وطردناك (مفاتيح الغيب) والرجم أيضاً الطرد واللعن (بحر العلوم – السمرقندي) وقال الطبري: أرادوا لسببناك) وقيل: لأبعدناك وأخرجناك من أرضنا، ( روح المعاني - الالوسي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavmi “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek çoğunu anlamıyoruz ve seni aramızda çok zayıf birisi olarak görüyoruz. Eğer senin çevrendeki sana inananlar (taraftarın) çok olmasaydı, seni mutlaka taşa tutardık. Sen bizden güçlü birisi değilsin” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dediler: "Ey Şuayb! Biz senin söylediklerinden birçoğunu iyice anlamıyoruz. Doğrusu, biz seni kendi aramızda küçük görüyoruz. Eğer senin oymağın olmasaydı ne olursa olsun seni taşa tutardık. Yoksa senin sözün mü olur!"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar dediler ki Şuayb! Dediğin şeylerin çoğunu anlamıyoruz. Biz seni aramızda hakir görüyoruz. Eğer senin kabilen [²] olmasaydı biz seni taşlardık [³]. Yoksa sen bizim yanımızda şerefli bir kimse değilsin [⁴].
[2] Kabilen bizim dinimizde olmakla onlar yanımızda itibarlıdır. Ona hürmet ederek sana bir şey yapmıyoruz.[3] Veya sövüp sayardık.[4] Artık seni neye taşlamayalım.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! Biz senin dediklerinden çoğunu anlamıyoruz. Doğrusu biz senin aramızda ne kadar zayıf olduğunun farkındayız/görüyoruz. Eğer senin çevren [rehtuke] olmasaydı, seni (öldüresiye) taşlardık. Sen zaten bize göre değerli/güçlü biri değilsin!”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer aşiretin olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim için pek değerli de değilsin” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat onlar,“Ey Şuayb!” diye karşılık verdiler, “Boşuna çeneni yorma! Çünkü biz, senin bize söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz! Üstelik senin, aramızda ne kadar zayıfve güçsüz biri olduğunu da çok iyi biliyoruz! Sana bu kadar tahammül ettiysek, tehditlerinden korktuk sanma! Eğer sana arka çıkan şu kabîlen olmasaydı, seni çoktan taşlayıp öldürmüştük! Çünkü senin, bize karşı hiçbir üstünlüğün yok!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Şuayb! Söyediklerinin birçoğunu iyice anlamıyoruz (fıkıh etmiyoruz). Biz, seni içimizde zayıf görüyoruz. Senin takımın olmasaydı, seni elbette taşlardık / kovardık. Zaten sen bize göre pek izzetli / güçlü de değilsin” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halk: " A Şuayb! Biz senin dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Aslında bize göre sen zayıfsın. Zaten arkan olmasa çoktan senin başını ezmiştik. Yani bizim yanımızda hiç değerin yok. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şuayp! Senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni mutlaka taşlayarak ölümle cezalandırırdık! Bilmiyor musun? Senin bize üstünlüğün yoktur! Bize yol göstermeyi bırak! Biz kendi yolumuzu biliyoruz!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Medyenliler) şöyle demişti: “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf görüyoruz! Kabilen olmasaydı seni mutlaka kovardık. [*] Sen asla bize göre güçlü değilsin.” [*]
Burada geçen [raht] kelimesi sayısı “üç ilâ on kişi arasında” olmak üzere, “akraba, kabile, hısım” anlamına gelmektedir. İnkârcılar Hz. Şuayb’ın yakınlarının hatırını saydıklarını belirtmişlerdi. Onların hatırını neden saydıklarıyla ilgili bilgi verilmemektedir. Belki onlar da kendileri gibi inandıkları için veya özel hatır ilişkileri bulunduğu için onlarla ilgili bir ifade kullanmış olabilirler İnançsız olanların peygamberlere karşı takındığı ortak tavır gereği, burada da bir tehdit söz konusu edilmektedir. Yâsîn 36:18’deki gibi, peygamberler tebliğden vazgeçmezlerse, kendilerini taşlayacaklarını söylemekteydiler. Üstelik [le racemnâke] ve benzer ifadelerde baştaki [lâm/le] harfi anlamı pekiştirmektedir. Söylenmek istenen, onların bu tehditlerinde kararlı olduklarıdır. Medyenliler Hz. Şuayb’ın beraberindekilere de aynı tehditleri savurmuşlardı. Çünkü onun muhatapları arasında inanmayanlar çoğunlukta olsalar da içlerinde inananlar da vardı. Zira A‘râf 7:87’de de belirtildiği gibi Hz. Şuayb onlara yönelik tevhid çizgisindeki kararlılığını ifade etmiştir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Kavmi de Şuayb’e): “Ey Şuayb! Biz senin dediklerinin hiç birini anlamadık.¹ Aslında biz seni içimizde, (söylediklerini yapmaktan) âciz birisi olarak görüyoruz. Eğer senin akrabaların olmasaydı, biz seni taşa tutardık. Zâten senin bize gücün de yetmez.”² dediler.
1 Çünkü kulak vermiyor, dikkatle dinlemiyor ve vahye önem vermiyorlardı. Daha doğrusu açık olan bu sözlere, inanmak istemiyorlardı. 2 Âyetin bu bölümü: “…senin bizim yanımızda hiçbir üstünlüğün yoktur...” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Fakat soydaşları o’na:] “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek bir şey anlamıyoruz” ¹²⁵ dediler, “ayrıca aramızda ne kadar zayıf olduğunun da açıkça farkındayız; ¹²⁶ eğer ailen olmasaydı seni mutlaka öldüresiye taşlardık! Öyle ya, bizim üstümüzde bir gücün, bir nüfûzun yok ki!”
125 Karş. 6:25. Medyen halkı, bu sözle her ne kadar kendi anlayış, kavrayış eksikliğini itiraf eder gibi ise de bu ifade aslında, “neden bahsettiğini pek anlamıyorum” derkenki yarı kızgınlık yarı sıkılmışlık tavrını dile getirmektedir.126 Lafzen, “seni aramızda gerçekten zayıf biri olarak görüyoruz” -yani, kayda değer kabilevî bir dayanağı olmayan biri olarak.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ey Şuayb, dediler. Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve üstelik senin aramızda ne kadar güçsüz biri olduğunu da görüyoruz. Eğer kabilenin hatırı olmasaydı seni taşlayarak öldürürdük. Zaten senin bize hiçbir üstünlüğün de yok. 26/116, 36/18
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ey Şuayb!” dediler, “Senin söylediklerinden bir çoğunu anlamıyoruz; üstelik biz, aramızdaki konumunun ne kadar zayıf olduğunun da farkındayız: eğer bir kaç kişilik şu aile olmasaydı,[¹⁷⁹¹] seni mutlaka taşa tutardık; zira sen bizim için çok da eşi bulunmaz ve değerli biri değilsin.”[¹⁷⁹²]
[1791] Parantez içi açıklama, bir sonraki âyetin sarih beyanına dayanmaktadır. [1792] İmana karşı güç, söze karşı kaba kuvvet, davete karşı şiddet: Küfrün çağlar üstü tabiatına dair bir misal.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kavmi ise: "Ey Şuayb, biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz! (Aslında onun söylediklerini anlıyorlardı fakat işlerine gelmediği için anlamak istemiyorlardı) Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. (Senin bir kuvvetin yok ki, sana karşı yapacağımız bir kötülüğü önleyebilesin) Eğer kabilen olmasaydı mutlaka seni taşlayarak öldürürdük. (Kabilenin hatırı için böyle yapmıyoruz) Sen bizim indimizde artık muteber bir kişi değilsin!" (Sana saygımızdan dolayı değil, kabilen arasında sana uymayıp bizim dinimizde bulunanların hatırı için sana dokunmuyoruz" diyerek onu tehdit etmekten de çekinmediler.)
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce üstün biri değilsin. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Ya Şuayb! Söylediklerinden bir çoğunu iyice anlayamıyoruz. Şüphe yok ki, biz seni aramızda cidden zayıf görüyoruz ve eğer senin aşiretin olmasa idi elbette seni taşlayarak öldürürdük ve sen bizim üzerimize bir izzet sahibi değilsin.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Halkı ise “Şuayb! ” dediler, “söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, kabul etmiyoruz. Hem içimizde seni pek zayıf görüyoruz, eğer senin üç beş kişilik akraba grubunun hatırı olmasaydı seni taşa tutar linç ederdik. Bizim nazarımızda senin hiç önemin yoktur. ”
Anlamıyorlardı, çünkü kulak vermiyorlardı, dikkatle dinlemiyorlardı, vahiy ve nübüvvete önem vermiyorlardı. Bütün fena insanlar gibi onlar da başka insanları da kendileri gibi kötü zannettiklerinden, şahsî çıkarlar peşinde koşmayan ihlâslı insanlar olacağını düşünemiyorlardı. Bu güzel insanların yaptıkları değerli hizmetlerin arkasında gizli niyetler, art düşünceler aramaya çalışıyorlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şu'ayb, senin söylediklerinden çoğunu anlamıyoruz, biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni mutlaka taşla(yarak öldürü)rdük! Senin bizim yanımızda hiçbir değerin yoktur!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavmi: "Ey Şu'ayb! Senin sözlerinden çoğını anlamıyoruz ve seni aramızda za'îf göriyoruz. Eğer 'aşîret ve akrabânın hâtırı olmasa seni taşa tutardık. Sen bizim üzerimize sâhib-i kudret değilsin" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dediler ki “Bak Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Bizim gözümüzde sen gerçekten çok zayıfsın. Eğer ailen olmasaydı seni taşa tutardık. Bizim yanımızda senin bir gücün yoktur!”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Şuayib, Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve biz, senin aramızda zayıf olduğunu görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşa tutardık. Zaten senin bizim gözümüzde hiç bir değerinde yok, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dediler ki: “Şuayb, senin söylediklerinden fazla birşey anlamıyoruz. Zaten biz seni aramızda güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Yoksa bizim gözümüzde sen öyle değerli biri değilsin.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şuayb! Söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz. Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz. Hani, kabilen olmasa, kafanı taşla ezivereceğiz. Senin bize karşı hiçbir üstünlüğün yok."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler “iy şu'ayb! añlamazuz çoķı andan kim eydürsin daħı bayıķ biz görürüz seni bizde ża'if. daħı eger degülmisse ķavmuñ ŧaş-ıla depeleyedük seni daħı degülsin sen [117b] üzerümüze güci yiter.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyideler: İy Şu‘ayb biz añlamazuz sen söylegen nesneler çoġını. Daḫı bizseni ortamuzda ża‘īf görürüz. Daḫı eger senüñ ḳavmüñ olmasa‐y‐dı biz se‐ni ṭaşlarduḳ, didiler. Daḫı sen bizüm üstümüze ‘azīz degülsin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar dedilər: “Ey Şüeyb! Dediklərinin çoxunu başa düşmür və səni aramızda zəif (gücsüz) görürük. Əgər əşirətin (dinimizə tapınan qəbilən) olmasaydı, səni daşqalaq edərdik. Yoxsa sən bizim üçün əziz (hörmətli) bir adam deyilsən!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said: O Shueyb! We understand not much of that thou tellest, and lo! we do behold thee weak among us. But for thy family, we should have stoned thee, for thou art not strong against us.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "O Shu´aib! much of what thou sayest we do not understand!(1591) In fact among us we see that thou hast no strength! Were it not for thy family, we should certainly have stoned thee! for thou hast among us no great position!"(1592)
1591 Spiritual things are easy to understand if we bring the right mind in them. But those who are contemptuous of them deliberately shut their eyes to Allah's Signs, and then pretend in their superior arrogance that they are 'quite beyond them'! 1592 What they do understand is brute strength. They practically say: "Don't you see that we have all the power and influence, and you, Shu'ayb, are only a poor Teacher? We could stone you or imprison you or do what we like with you! Thank us for our kindness that we spare you-for the sake of your family. It is more than you yourself deserve!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
يَا
ey
شُعَيْبُ
Şuayb
مَا نَفْقَهُ۬
anlamıyoruz
كَث۪يراً
birçoğunu
مِمَّا
o şey- lerin ki
تَقُولُ
söylü- yorsun
وَاِنَّا
ve doğru-su biz
لَنَرٰيكَ
elbet seni görüyoruz
ف۪ينَا
içimizde
ضَع۪يفاًۚ
zayıf olarak
وَلَوْلَا
ve eğer olmasaydı
رَهْطُكَ
kabilen
لَرَجَمْنَاكَۘ
elbette seni taşlardık
وَمَٓا اَنْتَ
zaten senin
yoktur
عَلَيْنَا
üzerimize
بِعَز۪يزٍ
bir üstünlük
Onlar dediler ki: "Ey Şuayb! Senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve biz seni içimizde zayıf (âciz olarak) görüyoruz! Eğer kabilen olmasaydı seni mutlaka (öldüresiye) taşlardık; zaten senin bize karşı bir üstünlüğün de yoktur."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
شُعَيْب
Özel isim
شُعَيْب
Hz. Şuayb (a.s.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَعِيف
İsim
ض ع ف
Zayıf
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
رَهْط
İsim
ر ه ط
Kabile, grup
رَجَمَ
Fiil-I
ر ج م
Taşladı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَزِيز
İsim
ع ز ز
Azîz (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün şeref ve kudretin sahibi olan demektir), üstün, aziz, güçlü, şerefli, izzet sahibi, meşakkatli