“Şübhesiz ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim.(Yeryüzünde) hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, O (Allah) onun perçeminden (alnından)tutmuş (da tasarrufu altına almış) olmasın!(1) Muhakkak ki Rabbim, dosdoğru bir yol üzerindedir.”
(1)“(Bu) gibi âyetlerin işâret ettiği hakīkat-i a‘zamın (büyük hakīkatin) bir vechi (yönü) şudur ki: Şu kâinâttaki ecrâm-ı semâviyenin (gök cisimlerinin) kıyamları (varlıkları), devamları ve bekāları(süreklilikleri), sırr-ı Kayyûmiyete (Kayyûm isminin sırrına) bağlıdır. Eğer o cilve-i Kayyûmiyet bir dakīkada yüzünü çevirse, bir kısmı küre-i arzdan (dünyadan) bin def‘a büyük milyonlar küreler, fezâ-yı gayr-ı mütenâhî (sınırsız gökyüzü) boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe (yokluğa)dökülecekler. (...) Herbir mevcûdun zerreleri dahi, yıldızlar gibi sırr-ı kayyûmiyetle kāim (varlıkta duruyor)ve o sır ile bekā buluyorlar ve devâm ediyorlar.” (Lem‘alar, 30. Lem‘a, 404-405)Ayrıca bakınız; (Mektûbât, 33. Mektûb, 319)