Muhakkak îmân edip sâlih ameller işleyenler ve Rablerine gönülden boyun eğenler var ya, işte onlar Cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.(1)
(1)“Lezzetin hakīkī lezzet olması, ancak zevâl görmeyerek (sona ermeyerek) devâm eden lezzetlerdir. Zîrâ, elemin zevâli lezzet olduğu gibi, lezzetin de zevâli elemdir, hattâ zevâlin tasavvuru(düşünmesi) bile elemdir. Evet, bütün mecâzî (İlâhî olmayan) aşkların âh u enînleri (âh edip inlemeleri), feryâd ü figanları (bağırıp ağlamaları), bu kısım elemdendir ve onların bütün dîvanlarında (şiirlerinde)yaptıkları ağlamaları, vâveylâları (feryadları), hep mahbublarının (sevdiklerinin) firâk (ayrılık) ve zevâllerini tasavvur etmelerinden neş’et eden (meydana gelen) elemdendir. Evet, pek çok muvakkat (geçici)lezzetler vardır ki, zevâlleri dâimî elemleri intâc ettiği (netîce verdiği) gibi, çok elemlerin de zevâli, leziz lezzetlere bâis (sebeb) olur. Lezzet ve ni‘met ise, devâm etmek şartıyla lezzet ve ni‘met sayılabilir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 198-199)