close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike lem yekûnû mu’cizîne fî-l-ardi vemâ kâne lehum min dûni(A)llâhi min evliyâ/(e)(m) yudâ’afu lehumu-l’ażâb(u)(c) mâ kânû yestetî’ûne-ssem’a vemâ kânû yubsirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, ne yeryüzünde azaptan kaçıp kurtulabilirler, ne de Allah'tan başka bir yardımcıları vardır. Azapları da katkat arttırılır. Çünkü onların işitmeye tahammülleri yoktu, görmezlerdi de.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Katı İslam, ılımlı İslam gibi asılsız kavramlar uyduranlar var ya) Bunlar, yeryüzünde (Allah’ı) asla aciz bırakamayacak (ve zulüm saltanatlarını sürekli ayakta tutamayacaklardır) ve bunların Allah’tan başka velileri de bulunmayacaktır. Azap onlar için kat kat arttırılacaktır. (Çünkü) Bunlar (Hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçekleri de görmek istemiyorlardı (küfür ve kötülükte inatçı insanlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böyleleri, yeryüzünde yaptıkları yanlarına kalsa bile, Allah'ın ahiret hesabından yakalarını asla kurtaramayacaklar, kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. Aslında onlar, ne hakkın sesini işitmeye güç yetirebilmişlerdi, ne de gerçekleri görebilmişlerdi. Bu yüzden onlara azap kat kat artırılacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte bunlar, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamazlar, koyduğu kanunların dışına çıkarak, yakayı kurtaramazlar. Onların Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden yardım isteyecekleri dostları, koruyucuları da yoktur. Onların cezası katlandıkça katlanır. Onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlar. Zaten hakikati görmüyorlar, anlamıyorlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/134; 16/88; 67/10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Azab onlar için kat kat artırılır. Çünkü onlar (hakkı) işitmeye güç yetiremezlerdi ve göremezlerdi de.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunlar, Allah dünyada kendilerine azab etmek istediği zaman, onu âciz bırakacak değillerdir. Kendilerini azabdan kurtaracak, Allah'dan başka hiç bir yardımcıları da yoktur. Onlara kat kat azab edilir. Çünkü dünyada, hakkı işitmeğe tahammül etmezler ve gerçeği göremezlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bunlar, yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamadılar. (Kaçıp kurtulamadılar.) Ve Allah’a karşı, onlara yardım edecek hiçbir dostları da olmadı. Onlar için azap katlanacaktır. Onlar (o Kur’anı) işitmeye tahammül edemediler ve göremediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte bunlar, Allah'ı yeryüzünde âciz bırakamazlar. Onların Allah'tan başka yakın dostları da yoktur. Onlara azap kat kat olacaktır. Çünkü, onlar gerçekleri duymaya dayanamaz ve göremezlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar yeryüzünde, Allahı âciz kılamazlar, onlara Allahtan özge dost yoktur, cezaları kat kat olur, işitemez, göremezler de
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir (Allah'ın yapacaklarına engel olamayacaklardır) ve Allah' tan başka (kendilerini kurtarabilecek) dostları da yoktur. Onların azabı katlanacaktır. Çünkü onlar (İlahi hakikatleri) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı.
“Onların azabı katlanacaktır” ifadesi yaptıklarıyla orantılıdır. Kötülüğün cezasının yapılan eylemle mütenasip olarak verileceği Yunus 10/27 ve Şûra 42/40 ayetlerinde belirtilmiştir. Ancak âhiret hayatını yok sayanlar, Allah’ın yolunu eğri ve dolambaçlı göstererek doğru yoldan ne kadar insanın uzaklaşmasına vesile olmuşlarsa kendilerine o oranda ceza verilecektir. Nahl suresi 16/25’te buyrulduğu gibi “hem kendi günahlarını tümü ile hem de bilgisizce sapıklığa sürükledikleri kimselerin günahlarının bir bölümünü yüklenirler.” Yani, hem kendileri Hak yoldan saptığı için, hem de yaptıkları eylemlerle ve ortaya koydukları kötü örneklikle başkalarını saptırdıkları için ilave azap görürler. “Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir pay/sevap var. Kim de bir kötülüğe aracılık ederse, kendisi için ondan bir pay/vebal vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verendir.” (Nisa 4/85)  
Cemil Said
swap_vert close
19, 20. İnsanları hak yolundan ayırmağa çalışanlar ve i’vicâclı yollara sapdıranlar, âhirete inanmıyanlar Allâh’ın kudretini dünyâda azaltamazlar ve Allâh’a karşu hiç bir himâye bulamazlar, bunların ’azâbları taz’îf olunacakdır çünki hiç bir şey görmiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değillerdir; kendilerini Allah’ın azabından koruyabilecek yardımcıları da yoktur; cezaları kat kat olacaktır. Çünkü onlar (hakikati) ne görebiliyorlar ne de işitebiliyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah'ı)  âciz bırakacak değillerdir; onların Allah'tan başka (yardım isteyecekleri)  dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri)  ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde kaçamazlar ve ALLAH'tan başka dost ve sahipleri yoktur. Onlar için azap katlanır. Çünkü onlar işitemediler, göremediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunlar Arzda âciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allahdan kurtaracak bir hâmileri de yoktur, onlara azâb katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde (kendilerine azap etmesi bakımından ya da başka hususlarda Allah’ı) âciz bırakacak (engelleyecek) değillerdir. Onların Allah’tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Onlar (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçekleri de görmek istemiyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar yer yüzünde (Allâhı) âciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini Allahdan (kurtaracak) hiç bir haamîleri de yokdur. Onların azabı kat kat olacakdır. (Çünkü) onlar (hakkı) işitmiye tehammül edemezlerdi, (onu) görmezlerdi de.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir ve onların Allah'dan başka, (kendilerini kurtarabilecek) hiçbir dostları yoktur. (Âhirette) onlara azab kat kat artırılır. Çünki (kendilerine anlatılan hakikatleri) ne (tahammül ederek) dinleyebiliyorlardı, ne de görebiliyorlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar, yeryüzünde (Allah’ın hüküm ve iradesini icra etmesine ve dünyada azap etmek istediği zaman azabına asla) mâni olamazlar. Kendilerini (azaptan) kurtaracak, Allah’tan başka hiçbir velileri (koruyucu ve yardımcıları) da yoktur. (Hem kendileri sapıp Allah’a karşı geldikleri, hem de başkalarını saptırdıkları için ahirette) azap onlar için katlanır. (Çünkü) onlar dünyada, (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmeye çalışmazlardı. *
(*) “Azap onlar için katlanır” ifadesi yaptıklarıyla orantılıdır. Kötülüğün cezasının yapılan eylemle mütenasip olarak verileceği Yunus suresi 10/27 ve Şûra suresi 42/40 ayetlerinde belirtilmiştir. Ancak âhiret hayatını yok sayanlar, Allah’ın doğru yolunu eğri göstererek bu yoldan ne kadar insanın uzaklaşmasına vesile olmuşlarsa o oranda ceza göreceklerdir. Nahl- 16/25’te buyrulduğu gibi “hem kendi günahlarını tümü ile hem de başkaları sapıklığa ve günaha sürükledikleri sebebiyle günahları katlanır.” Yani, hem kendileri Hak yoldan saptığı için, hem de yaptıkları eylemlerle ve ortaya koydukları kötü örneklikle başkalarını saptırdıkları için ilave azap görürler.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte böyleleri yeryüzünde Allah’ın dinine engel olamadılar ve Allah’dan başka onları koruyup gözeten hiçbir kimse de olmadı. Allah’ın mesajlarını dinlemek için hiçbir çaba harcamayıp, gerçekleri de görenlerden olmadıkları için, (hesap gününde) onlar için azap kat kat artırılır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar yeryüzünde Allah’ı işinden alıkoyamazlar. Onların Allah’a karşı koruyucuları da yoktur. Doğrusu onların azabı iki kat olacaktır, dinlemek, görmek nedir bilmedikleri için.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bunlar yeryüzünde Allah/ı âciz kılacak değillerdir. Allah/tan başka onların işlerini görecek [¹] yoktur. Onların azapları kat kat olur. Onların hakkı işitmeye güçleri yetmezdi; doğru yolu görmezlerdi.
[1] Allah'ın azabından kurtaracak yardımcıları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte onlar (Allah’ı) yeryüzünde âciz bırakamazlar ve onların Allah’a karşı (kendilerini azaptan kurtaracak) dostları da yoktur. Gerçeği işitemedikleri ve göremedikleri için de onların azabı kat kat olacaktır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak olanlar değillerdir. Allah'tan başka velileri de yoktur. Azap onlara kat kat verilir. Onlar (önceden de hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, her ne kadar kendilerini yeryüzünde tek egemen güç ilan etseler de, Allah’ıâciz bırakacak değillerdir veonların Allah’tan başka sığınabilecekleri hiçbir kurtarıcıları, koruyucuları ve onları Allah’ın azabından kurtaracak hiçbir dostları yoktur. Kendileri saptıkları yetmiyormuş gibi, başkalarının da sapmasına öncülük ettikleri için, cezaları kat kat artırılacaktır. Daha bu dünyada nice belâlarla yüz yüze gelecekler, her türlü ahlâksızlık toplumu baştanbaşa saracak, yaratılış amacını unutan ve mutluluğu yalnızca maddede arayan gönüller, hiç bir zaman gerçek huzuru bulamayacak. Fakat inkârcılar, asıl cezayı âhirette çekecekler ve kendilerine asla merhamet gösterilmeyecek. Çünkü onlar, hakîkati dinlemeye bile tahammül edemiyor, apaçık gerçekleri görmeyeyanaşmıyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte onlar Yeryüzü’nde aciz bırakacak değildi. Onlar için Allah’tan başka hiçbir veliyy yoktur. Azap onlar için kat kat olur. İşitme’ye eğilimli (yatkın) değillerdi, görüyor da değillerdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dünyada iken Allah’ı da yıldıramamışlardı. Şimdi ise Allah'tan başka kendilerine yâr olacak kimseleri yok. Üstelik cezaları da ikiye katlanacak. Vaktiyle dinlemeye ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar şunu bilsin ki; yaptıklarıyla Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Günü gelince sadece Allah’ın dost olacağını, dost diye bildikleri bütün varlıkların bir gün kendilerine sırt çevireceğini, bütün gerçekliğiyle anlayacaklardır. O zaman iş işten geçmiş, yaptıklarına karşılık azap yazılmıştır. Ahirette üzerlerine yazılan azabın kaldırılması mümkün değildir. İnsanları yoldan çıkaranların azabı yaptıklarıyla katlanarak artacaktır. Çünkü hem gerçeği görüp kabul etmediler, hem insanları saptırmak için uğraştılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir; [*] onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Azap onlar için katlanacaktır. (Çünkü) onlar (gerçekleri) duymaya güç yetiremez ve (onları) göremezler.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:134; Enfâl 8:59; Tevbe 9:2, 3; Yûnus 10:53; Hûd 11:33; Nahl 16:46; Nûr 24:57; ‘Ankebût 29:22; Fâtır 35:44; Zümer 39:51; Şûrâ 42:31; Ahkâf 46:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bu (zâlimler Allah’ı) yeryüzünde asla âciz bırakamadılar. Aslında) bunların Allah’tan başka (gerçek) dostları da yoktur.¹ (Sonunda) bunların azabı (hakkı) işitmek ve görmek istememeleri sebebiyle, kat kat arttırılacaktır.
1 İşte bunlar; bu gerçekleri bir türlü anlayıp da Allah’ı âciz bırakmaya ve Allah’tan başka dostlar aramaya çalışmayı terk etmemişlerdir. Sonuç ise âyetin sonunda belirtilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Böyleleri, yeryüzünde [yaptıkları yanlarına kalsa bile, nihaî hesaptan] yakalarını asla kurtaramayacak, ³⁹ kendilerini Allah’a karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. (Hakkı) işitme yetilerini kullanmadıklarından ve görmek, fark etmek istemediklerinden ötürü ⁴⁰ [öte dünyada] azap kat kat ⁴¹ artırılacaktır onlar için.
39 Bu ibarenin yüksek derecede özlü ve kısa söyleyiş tarzı (elliptic) taşıdığı gözönünde bulundurulursa, kanaatimizce yukarıdaki parantez içi ilave gerekli gibidir. Taberî, Zemahşerî ve İbni Kesîr’e göre ayet, Allah’ın azabının sözü geçen günahkarlar için bu dünyada muhtemel, ama ahirette muhakkak olduğunu ifade etmektedir. Karş. 3:185 -“yapıp-ettiklerinizin tam karşılığı size ancak kıyamet günü ödenecektir.”40 Lafzen, “işitmez durumdaydılar (ya da işitecek güçten yoksundular) ve görmüyorlardı”: karş. 2:7 ve ilgili 7. not; ayrıca 7:179.41 “Kat kat azap” hakkında bir açıklama için bkz. 7. sure 29. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte onlar, bu dünyada Allah’ın cezalandırmasından kurtulamayacaklar, ahirette ise Allah ile aralarına girip kendilerine yardım edecek evliyaları da olmayacaktır. Onlar kat be kat azaba çarptırılacaklar zira onlar hakikati duymaya katlanamıyorlardı ve gerçekleri de görmeye yanaşmıyorlardı. 13/34, 64/5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu tipler yeryüzünde (cezayı atlatsalar da, âhirette) yakalarını asla sıyıramayacaklar; Allah dışında onlara yardım edecek herhangi bir evliya/putlaştırılmış insanlar da olmayacak; azap onlara kat kat ağır gelecek:[¹⁷⁰⁹] zira onlar hakikati işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı.
[1709] Lem yekûnû ibaresinde gelecek zaman kastedilmesine rağmen bunun geçmiş zaman kipiyle ifade edilmesi, muhataba şu mesajı verir: bu sonucu olup-bitmiş gibi kesin bil! Ayetin son cümlesi, yukarıda yer alan evliyâ/putlaştırılanlar ile bağlantılı olarak, şöyle de çevrilebilir: “zira o evliya/putlaştırılanlar işitme yeteneğinden de, görme yeteneğinden de yoksundurlar.” (Keşşâf)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar (kıyamet günü) yeryüzünde (haşa, Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir. (Onun azabından kaçıp kurtulamazlar) Onlar için Allah'tan gayrı bir yardımcı da yoktur. Onların azabı kat kat olacak gittikçe artacaktır. Çünkü onlar (hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve (gerçeği) görmemekte direniyorlardı!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar dünyâda Allâh’ı âciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Onlar için azâb kat kat artırılır. Çünkü (hakkı) işitmeğe ve görmeye güçleri yetmedi. (istemediler)
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar yerde aciz bırakır kimseler olmamışlardır. Ve onlar için Allah Teâlâ'nın gayrı yardımcılarından da yoktur. Onlar için azap, kat kat olacaktır. Onlar işitmeğe tahammül eder olmamışlardı ve görür kimseler de olmamışlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah onları azaba uğratmak isterse, onlar dünyadan kaçıp Allah'ın hükmünden kurtulamazlar. Allah'tan başka kendilerini koruyacak hâmiler de bulamazlar. Onların azabı kat kat olur. Çünkü hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı. Hem de gerçeği görmüyorlardı. [6, 134; 67, 10; 16, 88]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar dünyada Allah'ı aciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onlar için azab kat kat yapılır. Çünkü (gerçeği) işitmeğe tahammül edemezlerdi ve (onu) görmezlerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ'yı yeryüzünde kendilerini 'azâb itmekden 'âciz ider değillerdir. Onlara Allâh'dan gayrı dost ve ahbab yokdur. Dünyâda ('inâd ile) hakkı görüb işitmedikleri içün 'azâbları iki kat idilür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar yeryüzünde kimseyi çaresiz bırakacak değillerdir. Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları da olmaz. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar seni dinlemeye dahi tahammül edemezler; görebilecek durumda da değillerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, işitemezler, göremezlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamaz, kendilerine Allah'tan başka yardımcı da bulamazlar. Azapları ise kat kat olur.(7) Çünkü işitmeye tahammülleri yoktu; görmemekte de ısrar ediyorlardı.
(7) Dünyada başlarına birşey gelmiyorsa, Allah’ın onlara mühlet verişindendir; yoksa Allah’ı âciz bırakmış değillerdir. Âhirette ise kat kat azap görürler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunlar yeryüzünde kimseyi âciz bırakamazlar. Allah'tan başka hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat verilecektir. Hem işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar olmadılar 'āciz eyleyiciler yirde daħı olmadı anlaruñ Tañrı’dan ayruķ arķa viriciler. iki anca olınur anlara 'aźāb olmadılar güci yiterler işitmeġe daħı olmadılar [113a] görürler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar Tañrı Ta‘ālā[yı] ‘āciz eylemek bilmezler yir ‘aẕābumdan ḳaçmaġ‐ıla.Daḫı yoḳdur anlara hergiz Tañrı Ta‘ālā ‘aẕābından özleri[ni] ḳurtarıcılar. Biri biri üstine iderüz anlara ‘aẕābı. Hīç işitmek istemezlerdi ḥaḳḳı ba‘żı eyle‐dükleri‐çün. Hīç görmezlerdi ḥaḳḳı, Tañrı Ta‘ālānuñ āyetlerini.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar yer üzündə (Allahı) aciz qoya (Allahın əzabından qaçıb canlarını qurtara) bilməzlər. Allahdan başqa onların köməyinə çata bilən də (əzabdan xilas etməyə qadir olan da) yoxdur. Onları ikiqat əzab gözləyir. Onlar (haqqı) eşidə bilməz və (onu) görməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such will not escape in the earth, nor have they any protecting friends beside Allah. For them the torment will be double. They could not bear to hear, and they used not to see.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides Allah. Their penalty(1515) will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see!
1515 Cf. 7:38 . In this context, it is implied that they committed a twofold wrong: (1) in inventing falsehoods against Allah, which deadened their own soul, and (2) in leading others astray or hindering them from Allah's path. Thus they lost the faculty of hearing, which they might have used to hear the Word of Allah, and they blinded the faculty of sight by shutting out Allah's light, (see also 25:69 and 33:68).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
لَمْ يَكُونُوا
olmadılar
مُعْجِز۪ينَ
aciz bırakanlar
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
وَمَا كَانَ
ve olmadı
لَهُمْ
onların
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ
dostları
يُضَاعَفُ
kat kat arttırılır
لَهُمُ
onlara
الْعَذَابُۜ
azap
مَا كَانُوا
olmadılar
يَسْتَط۪يعُونَ
güç yetiriyorlar
السَّمْعَ
dinlemeye
وَمَا كَانُوا
ve olmadılar
يُبْصِرُونَ
görüyorlar
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir, onların (kıyamet günü) Allah'tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. (O gün) Onların azabı kat kat arttırılır; çünkü onlar (dünyadayken âyetlerimizi) dinlemeye (dahi) tahammül edemiyorlar ve (afaktaki, enfüsteki âyetlerimizi bile) görmüyorlardı.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُعْجِز
Etken fiil-IV
ع ج ز
Âciz bırakan, âciz bırakıcı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
ضَاعَفَ
Fiil-III
ض ع ف
Kat kat arttırdı, kat kat verdi, katlandı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِسْتَطَاعَ
Fiil-X
ط و ع
Gücü yetti, güç yetirdi
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَبْصَرَ
Fiil-IV
ب ص ر
Gördü, görür