Ey îman edenler! Allah’ın ve Rasûlü’nün huzurunda (sözleriniz ve davranışlarınızla) öne geçmeyin¹ ve Allah’tan hakkıyla korkun. Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.²
1 Takdim: Bir şeyi diğerinin üzerine geçirmek demektir. Burada (لَا تُقَدِّمُوا) fiilinin mef’ul-i bih’i yoktur. Onun için bunda iki vecih vardır. Birisi; Allah’ın ve Rasulü’nün önünde takdîm denilen fiili asla yapmayın, şunu veya bunu öne geçirmek diye düşünmek şöyle dursun öne geçirmek adı verilebilecek hiç bir fiil yapmayın demektir. İkincisi de mef’ul’ün hazfedilmiş olmasıdır ki bu hazf, hangi mef’ul takdir edilse tercihsiz bir şekilde onu tercih etmek için yapılır. Hiç bir şeyi, hiç bir emri, ne kendinizi, ne başkasını asla takdim etmeyin demektir. Evvelkisi fiili nehyetmek itibariyle makamın hakkına daha uygun, ikincisi ise kullanılması daha çok ve umumda daha sarih olmak itibariyle daha zahir görülmüştür. (Elmalılı) Yani, beşerî fikir / düşüncelere aşırı değer yükleyerek onları Allah ve Rasûlü’nün dininin önüne geçirmeyin. Allah ve Rasulü nün emir ve hükmünü gözetmeden hiç bir işi kestirip atmayın, Kitap ve Sünnetin ahkâmını nazar-ı itibara almaksızın işgüzarlık yaparak bir işi veya bir fikri öne geçirmeyin.2 Bu âyet; a- Benî Temîm kabîlesinden gelen heyete reis tayini hakkında Hz. Ebû Bekir’le, Hz. Ömer’in Efendimiz (s.a.v)’in huzurunda tartışmaları hakkında, (Abdullah b. Zübeyr’den: “Benî Temîm’den Rasulullah’a bir heyet gelmişti. Hz. Ebu Bekir Ka’ka’ b. Ma’bed’i onlara emîr yap dedi, Hz. Ömer de Akra’ b. Hâbis’i emîr yap dedi. Ebû Bekir: sırf bana muhalefet etmek istedin dedi, Ömer de: hayır sana muhalefet etmek istemedim dedi ve yüksek sesle münakaşa ettiler”.) (Buharî) b- Bazı kimselerin Kurban Bayramı günü Rasûlullah’tan önce kurban kesmeleri, Peygamberimiz (s.a.v)’in de onlara yeniden kurban kesmelerini emretmesi, (Hasen) c- Bazılarının, “şunun hakkında şöyle âyet inse şöyle şöyle olurdu” diye kendi kendilerine akıl yürütmeleri üzerine, indirildi.