O Allah; hem yaratandır,¹ hem kusursuz var edendir,² hem de yarattıklarına şekil verendir.³ En güzel isimler⁴ Ona aittir. Göklerde ve yerde olan her şey, Onu tesbih eder. Ve O çok güçlüdür, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
1 Hâlık: Allah’ın yaratıcı olduğunu belirten güzel isimlerinden biridir. “Halk”, yaratmak, doğru takdir etmek, yoktan var etmek demektir. “Hâlık” ise; bir şeyi var etmek, hiç benzeri olmayan bir şeyi meydana getirmek demektir. Bu manada Allah’tan başka hiçbir yaratıcı yoktur. Her şeyi yaratan O’dur. İnsanların ortaya koydukları şeyler yaratma değil; var olanlardan yeni bir şey elde etmektir. Allah, yaratandır; O’nun dışındaki tüm varlıklar ise yaratılmıştır. Esasen “Halk” fiili iki mana ifade eder. 1. Takdir etmek yani eşyanın bütün tafsilatıyla miktar ve durumlarını tayin eylemektir. Zira bir şeyi tamamıyla takdir etmek onun bütün eşya arasındaki miktar ve mertebesini bilmeye, bu da hepsini tamamıyla bilmeye bağlıdır. 2. Yok olan şeye vücut vermek, hiç bir asıl ve misali yok iken icat eylemektir. Bazen bir şeyden diğer bir şey icat etmek manasına da kullanılır. Lâkin bu manaya daha ziyade “inşa” tabir olunur. Mahlûklara nispet edilebilen en yüksek sanatlar, Allahu Teâlâ’nın takdir buyurduğu keşif ve inşa mahiyetinden ileri geçemez. Çünkü mahlûk fiilinin bütün tafsilatını takdir edemez, yoktan bir şey icat eyleyemez, böyle bir yaratış sonsuz ilim ve kudrete bağlıdır. Her şeyi tam manasıyla takdir ve icat ederek yaratan “hâlık” ancak Allahu Teâlâ’dır. Arapçada aslı astarı bulunmayan şeyleri söylemek, cismi olmayan yeni bir şeyi yoktan ortaya koymak için de bu fiil kullanılabilir. Allahu Teâlâ, Ankebut: 17. ayette; “Siz, kesinlikle Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapmaktan ve sadece yalan üretmekten başka bir şey yapmıyorsunuz” buyurulmuştur. Buradaki (خَلَقَ) fiili, “yaratmak” anlamında değil, “iftira etmek, yalan üretmek” anlamındadır. Zâten iftira da “aslı astarı olmayan yani yoktan meydana getirilen söz,” demektir. 2 Bârî’: Cenâb-ı Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Bir örnek ve emsâle ihtiyaç duymadan yaratan zat anlamına gelir. Allah, “bârî” yani öyle temiz yaratıcı ki, yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizam üzere seçip düzenleme ve tekâmül ettirerek birbirinden farklı özellikler ile birbirinden ayırt ettirir. (Elmalılı) Kur’an’da Bârî kelimesi, “halik” ve “musavvir” sıfatları ile birlikte zikredilmektedir.3 Musavvir: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Musavvir sözlükte bir sıfat olarak “cisimlere yönelik şekil ve özellik veren” demektir. “Tasvir” kavramı beş âyette Allahu Teâlâ’ya nispet edilmiştir. İmam Eş’arî, musavvir’i, “maddî bakımdan şekil veren” mânasına alırken İmam Mâtürîdî bunun psikolojik yönüne de işaret etmektedir. Hattâbî ise Cenâb-ı Hakk’ın birbirlerini tanıyıp ayırt etmeleri için insanları farklı fizyonomilere sahip kıldığını vurgulamakta, fakat hepsinin de ayrı bir güzellik taşıdığını söylemektedir.4 Esmâ’ül-Hüsnâ: Allah’ın isimleri için kullanılan bir tabirdir. İsmin çoğulu olan “esmâ” ile “güzel, en güzel” anlamındaki “hüsnâ” kelimelerinden oluşan “esmâ’ül-hüsnâ” terkibi Allah’a nispet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur’an’da geçen ilâhî isimler 100’den fazladır. Muhtelif hadislerde Allah’a nispet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâ’ül-hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir. Esmâ’ül-hüsnâ terkibinde yer alan “hüsnâ” kelimesi “güzel” manasında sıfat veya “en güzel” anlamında ism-i tafdîl sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah’ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez. Allahu Teâlâ, madde özelliği taşımadığından insanların O’nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Allah ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı Esmâ’ül-hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır. Kul, Rabbini ancak Onun verdiği bilgilerle tanıyabilir ve bir kul, Rabbine ancak tanıyabildiği kadar iman edebilir. Allah’ın sıfatları kulların fıtratlarında bulunan özellikleri kadarıyla bize bildirilmiştir. Allah’ın kendi zatınca bilinen başka sıfatları da olabilir. Mesela bir kul Allah’ın koruma (hafîz) sıfatını bilmezse, fıtratı icabı mutlaka bir koruyucu arar. Bu konuda o kadar ileri gider ki kendisini, muskaların, cevşen’in, nazar boncuğunun, hatta kurumuş at kafasının bile koruyacağına inanmaya başlar. Bu sebeple her Müslümanın Esmâ’ül-hüsnâ’yı anlamlarıyla bilerek Rabbini yakinen tanıması gerekir. Çalgı aletleri ve dümbelekler eşliğinde Esmâ’ül-hüsnâ şarkıları söylemenin hiçbir Müslümana, hiçbir faydası yoktur.