close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hadîd Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne âmenû bi(A)llâhi ve rusulihi ulâ-ike humu-ssiddîkûn(e)(s) ve-şşuhedâu ‘inde rabbihim lehum ecruhum ve nûruhum(s) velleżîne keferû ve keżżebû bi-âyâtinâ ulâ-ike ashâbu-lcahîm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah'a ve Peygamberlerine inananlar yok mu, onlardır Rableri katında gerçeklerin ve tanıkların ta kendileri; onların mükafatları da vardır, nurları da; kafir olanlara ve delillerimizi yalanlayanlara gelince: Onlardır cehennem ehli.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’a ve O’nun resullerine (samimiyetle ve teslimiyetle) iman edenler (var ya); işte onlar Rableri katında sıddıklar (özü, sözü ve yüzü dosdoğru olup itibar olunanlar) ve şehitler (veya Allah’ın va’adinin Hakk olduğuna şahitler)dir. (Cenab-ı Hakk değerlerini ve derecelerini göstermek üzere, bazı kişiler ve girişimler hakkında onlara şahitlik ettirecektir.) Onların (yüksek) ecirleri (mükâfatları) ve (çok özel ve örnek) nurları (güzellik ve etkinlik alâmetleri) vardır (ki hayret ve hayranlıkla seyredileceklerdir). İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem ehlidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, evet işte onlar, Rableri yanında sözü, özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Ahirette onların bolca sevapları, önlerinde ve sağ taraflarında koşan nurları vardır. Bizden gelen gerçekleri örtbas edip, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemliklerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'a ve Rasulüne iman edenler, onlar, işte onlar, doğruluk sembolleridir. Rableri katında, kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderlik, doğruları konuşan şâhitlik ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onlar da, sadakat örneği, doğruluk sembolü samimi mü'minlerin, şehitlerin, şâhitlerin, örnek önderlerin mükâfatlarına ve nurlarına kavuşurlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da kaynayan köpüren Cehennem azâbına maruz olanlardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/69.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine iman edenler işte onlar dosdoğru olanlar ve Rableri yanında şahitlerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar da cehennem halkıdır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'a ve Peygamberine iman edenler; işte bunlar, Rableri katında, (imanları hususunda) tıpkı çok sadık olanlarla, (Allah yolunda can veren) şehidler gibidirler. Onların hem sevabları vardır, hem de (Sırat üzerinde) nurları... Küfre varıb da ayetlerimizi inkâr edenlere gelince; işte onlar, hep cehennemliktirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’a ve elçilerine (gerçekten) inananlar, Rableri katında sıddıklar ve şehitlerdir. Sıddıklar ve şehitlerin mükâfat ve nurlarının aynısı bunlara da vardır. Fakat (peygamberleri) inkâr edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte onlar Cehennem ehlidirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'a ve Peygamberlerine inananlar var ya, özü sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar onlardır. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem yârânı olacaklardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Hem Allaha, hem de peygamberlerine inanan kimselere, gerçek olanlara, şehit olanlara, Tanrıları katında onlara sevap vardır, aydınlık vardır, kâfir olanlarla, âyetlerimizi yalanlayanlar, işte bunlar cehennemlik!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'a ve resullerine gerçekten inananlar var ya; işte onlar hem özü sözü doğru olanlar hem de Allah'ın huzurunda tanık olacak olanlardır (Allah'a verdikleri sözde duranlar ve hayatlarıyla gerçeğe şahitlik edenler olarak muamele göreceklerdir). Onların hem mükâfatları hem de nurları vardır. Ama inkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar da cehennemliklerdir.
Bkz. 24/35-36, 39/22  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’a ve rasûlüne îmân idenler doğrı âdemlerdir. Bunlar Allâh’ın önünde şâhid ve mükâfât ve nûra nâil olacaklardır. Îmân itmeyüb âyâtımızı tekzîb idenler cehennem ashâbıdırlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’a ve peygamberlerine (böyle) iman edenler var ya, işte onlar rableri katında sıddıklar ve şehidler mertebesindedirler. Mükâfatları ve nurları (âhirette) onları beklemektedir. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'a ve elçisine inananlar, dosdoğru olanlar ve şehidlerdir. Rab'leri katında onlar için ödülleri ve ışıkları vardır. İnkar edip ayet ve mucizelerimizi yalanlayanlar ise cehennem halkıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'a ve peygamberine iman edenler var ya, işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem Allaha ve Resulüne iyman edenler hep onlar aynî sıddîkler ve şehidlerdir, Rablarının ındinde onlara onların ecirleri ve nurları vardır, âyetlerimizi tekzib edenlere gelince işte onlar hep Eshabi cahîmdir.
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’a ve peygamberlerine îmân edenler var ya, işte bunlar, Rableri nezdinde, sıddıklar ve şehitler mertebesindedirler. Onların ecirleri ve nurları vardır. (Hakkı) inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar (ebedî olarak) cehennem ehlidirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'a ve Resûllerine inananlar;¹ işte onlar Rabb'leri katında Sıddıklar² ve şehitler³ konumunda olanlardır. Onların ödülleri ve nurları⁴ vardır. İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.
1- Mekke döneminin zor koşullarında, malından ve canından olmayı göze alarak iman eden kimseler. 2- Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar. 3- Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar. İslam davası uğrunda canlarını verenler. 4- Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. “Dünyada “inanan ve salihatı yapanlar” olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allaha ve peygamberlerine îman edenler (yok mu?) Onlar sözü özü doğru olanlar, Allah için şâhidlik edenlerdir. Onların hem mükâfatları, hem nuurları vardır. Küfredenler (e), âyetlerimizi yalan sayanlar (a gelince:) Onlar da cehennemin yaranıdırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'a ve O'nun peygamberlerine îmân edenlere gelince, işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehîdler (mertebesinde)dir. Kendileri için, hem mükâfâtları, hem nûrları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar Cehennem ehlidirler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’a ve elçilerine inanmış olanlar var ya, işte onlar hem özü sözü doğru kimselerdir hem de (hesap günü) Rablerinin katında (hakikate) şâhitlik edecek kimselerdir. Onların hem ödülleri hem de nurları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar da cehennem ehlidir. *
(*) Sıddık; Daima doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar ve hiçbir zaman doğruluktan ayrılmayanlardır. Şüheda ise; Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, yüce Allah’ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar. İslam davası uğrunda canlarıyla, mallarıyla her türlü fedakârlığı gösterenlerdir. Nûr ise; manevi aydınlık ve ışık demektir. “Dünyada “inanan ve iyi işler yapanlar, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’a ve elçisine inananlar, işte onlar geçek doğruları onaylayanlar ve doğrulara şahitlik edenlerin, Rablerinin katında güzel karşılıklar ve onlar için aydınlıklar vardır. Doğruları inkâr edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlarda ateşin içine girecek olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki Allah’a, elçisine inanırlar, işte çalapları katında özü sözü doğru olanlar, tanıklık edenler bunlardır. Onların hem karşılıkları, hem de ışıkları vardır. O kimseler ki inanmazlar, belgelerimizi yalan sayarlar, bunlar da Cehennemlik olanlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar ki Allah/a ve peygamberlerine inanırlar, işte Rablerinin yanında özü, sözü doğru olanlar, Allah için şehadette bulunanlar, onlardır. Onların hem mükâfatları, hem ışıkları vardır. Kâfir olup âyetlerimizi yalan sayanlar da cehennemliktir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’a ve elçilerine inananlar, işte onlar Rableri katında doğru olanlar ve (hakikate) şahit olanlardır. Onların nurları ve mükâfatları vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem [cahîm] ehlidirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine iman edenler (var ya), işte onlar, Rableri katında doğrular ve şahitlerdir. Onların hem mükâfatları, hem de nurları vardır. Küfre sapıp da ayetlerimizi yalanlayanlar (var ya), onlar da cehennem ehlidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’a ve bütün elçilerine iman eden bu müminler var ya, işte iman iddiasında dosdoğru olanlar ve Hesap Günü Rab’leri katında hakîkate şâhitlik edecek olanlar onlardır. O Gün onlara,hak ettikleri mükâfâtları ve cennet yolunu aydınlatacak nurlarımutlaka verilecektir. Nankörlük edip ayetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar da cehennemi hak eden kimselerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’a ve O’nun rasûlüne iman etmiş olanlar, işte Sıddıklar / Doğrular onlardır, rabb’leri katında Şahidler’dir; onların ücreti ve nûru kendilerine aittir. Bizim âyetlerimizi yalanlamış ve inkâr etmiş olanlara gelince; onlar da Cahîm (Yakıcı Alevli Ateş) arkadaşlarıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah ve resulüne inananlar, Tanrının er sözlü bilir kişileridir. Bunlar ödüllere ve aydınlığa sahip olacaklar. Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise, cehennemlik kişilerdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a ve Resulüne iman edenler var ya; işte onlar sözüne sadık olan, Allah katında gerçeklere şahitlik edenlerdir. Onlara hesap günü mükâfat vardır. Üstelik onların yaptıkları güzel şeyler, etraflarını aydınlatan ışık olur. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’a ve elçilerine iman edenler -evet sadece onlar- (gerçeği) çok doğrulayanlardır ve Rableri katında şahit olanlardır. (Mahşerde) onlar için ödülleri ve [nûr]ları (ışıkları) vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem halkıdır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’a ve Onun elçilerine gerçekten îman edenler var ya işte onlar, sıddîklerdir.¹ Şehitlere² gelince onların, Rablerinin huzurunda ayrıca bir mükâfatları ve nurları vardır.³ İnkâr ederek âyetlerimizi yalanlayanlar ise, cehennemliklerin ta kendisidir.
1 Sıddîk: Doğru sözlü, doğruluktan ayrılmayan, gerçeği tasdik eden anlamında bir Kur’an terimidir. Sözlükte “gerçeği konuşmak, gerçeğe uygun bilgi vermek ve güvenilir olmak” anlamlarına gelen “sıdk” mastarından isim olan sıddîk; “son derece doğru sözlü, asla yalan söylemeyen, gerçek olduğuna inandığı şeyi onaylamakta tereddüt göstermeyen, Allah ve Rasulünü tasdik eden ve bu tasdikinde de en ileri seviyeye ulaşan kimse” demektir. “Rasûlullah’ın bilgi, söz ve fiil biçiminde ortaya koyduklarının hepsini tasdik etmekte ve Peygamber’le mânevî münasebeti sebebiyle onun iç dünyasına yakın olmakta ileri seviyede bulunan kimse” şeklindeki tarif ise, Rasû-lullah ile Hz. Ebû Bekir arasındaki ilişki göz önüne alınarak yapılan bir tanımlamadır. Bazı müfessirler bu ayete dayanarak Allah’a ve Rasulüne iman eden herkesin sıddîklar grubuna girdiğini belirtmişlerdir. Sıddîk kelimesi bazı hadislerde Hz. Ebû Bekir’in sıfatı olarak zikredilir. Hz. Ebû Bekir, mi’rac mucizesi başta olmak üzere ğayba dair haberleri hiç tereddütsüz kabul ettiği için bizzat Efendimiz tarafından kendisine “sıddîk” lakabı verilmiş ve İslâm literatüründe bununla şöhret bulmuştur. (Buhârî, Tirmizî) Ahlâk ve tasavvuf kitaplarında sıddîk terimi ile ilgili yapılan tanım ve yorumlar kerameti kendilerinden veya müritlerinden menkul efendilerin yaptıkları, zikredilmeye bile değmeyen uydurma tanımlardır. 2 Şehit: Kelime olarak kesin bir haberi veren, bildiğini söyleyen, şahitlik eden demektir. Terim olarak ise, Allah rızası için, O’nun yolunda “canını fedâ eden Müslüman”a verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması ve onun Allah’ın huzurunda yaşıyor olmasıdır. Şehit kelimesi Kur’an’da daha çok Allah yolunda öldürülme anlamında kullanılmaktadır. Şehitlik büyük bir derecedir. Şehitlerin günahlarının af olunacağı da Kur’an’da müjdelenmiştir. Şehit olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehit olmada ölçü, Allah’ın rızasıdır. Allah rızası için mücâdele eden, O’nun adını yüceltmek için çaba sarf eden ve bu yolda canını veren kimseler şehit olmuş olur. Bk. (Bakara: 154, Âlu İmrân: 169)3 Âyetin bu bölümü, bir bütün olarak da düşünülebilir. O zaman tercüme “Allah’a ve Peygamberlerine îman edenler var ya işte onlar, Rableri yanında sıddîkler ve şehitler mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır.” şeklinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’a ve Elçisi’ne inananlar, işte onlardır hakikate sahip çıkan ve Allah’ın huzurunda [ona] tanıklık edenler: ²⁸ [böylece] onlar ödüllerini ve nurlarını elde edecekler! Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya şartlanmış olanlara gelince, onlar yakıcı ateşe mahkum olanlardır!
28 Yani, her türlü fedakarlığa hazır olmalarıyla.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine yürekten inananlar var ya, işte onlar Allah katında özü sözü doğru olanlar ve şahit olan kimselerdir. Onların hem ödülleri vardır hem de aydınlatan nurları. Ama gerçekleri örtbas edip inanmayan kâfirler ise işte onlar cehennemliklerin ta kendilerdir. 4/69
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’a ve elçilerine (sadâkatin bedelini ödeyerek)[⁴⁹⁵⁷] iman edenler var ya: onlardır doğruluk ve dürüstlük sembolü olanlar; yine onlardır Rableri katında şahitliğine (değer) verilenler;[⁴⁹⁵⁸] ödül de onların, ışık da onların olacak.[⁴⁹⁵⁹] Ama inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar, çılgın ateşin sakinidirler.
[4957] Parantez içi açıklamanın gerekçesi infakla ilgili bağlamdır. [4958] Veya: “örnek ve rol model olanlar”. [4959] Veya: “(Ödül) onların ödülü, (ışık) onların ışığıdır”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve o kimseler ki, Allah'a ve Onun peygamberine (gönülden) iman ettiler. (Allah yolunda savaştılar) İşte onlar, Rablerinin katında sıddıklık ve şehidlik mertebesine erenlerdir, onların hem mükâfatları hem de nûrları vardır. Ve o kimseler ki kâfir oldular ve ayetlerimizi yalan saydılar, işte onlar da cehennem yârânıdırlar. (Sonsuza dek orada kalacaklardır)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’a ve resulüne iman edenler var ya, işte onlar sözü özü doğru kimselerdir ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükâfatları ve nurları (aydınlıkları) vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki, Allah'a ve o'nun peygamberlerine imân ettiler. Rablerinin indinde sıddıklar ve şehit olanlar onlardır, onlar için mükâfaatları ve nûrları vardır. Ve o kimseler ki, kâfir oldular ve Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler, işte onlar da cehennem sahipleridir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'a ve resullerine iman edenler, evet işte onlardır Rabbinin nezdinde sıddikler ve Hakka şahitlik edenler! Kendilerine mükemmel ecirler ve nurlar vardır. Ama kâfir olup âyetlerimizi yalan sayanlar. İşte onlar da cehennemliktirler. [4, 69]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'a ve elçilerine inananlar (yok mu) işte Rableri yanında, sıddikler (çok doğru olanlar) ve şehidler onlardır. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar(a gelince), onlar da cehennem halkıdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh rasûlüne îmân idenler rableri 'indinde mübâlağa ile sâdıklar ve kıyâmete şâhidlerdir, onların ecir ve mükâfâtı ve nûrı vardır. Âyetlerimizi tekzîb idenler ise cehennem ehlidirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’a ve elçisine inanıp güvenenler, Rableri katında özü sözü doğru ve şahit sayılacak kimselerdir. Onların hem alacakları ödül hem de ışıkları (nurları) vardır. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılarak ayetleri görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'a ve elçisine inananlar, işte onlar sıddıklar ve şahitlerdir. Onlar mükafatlarını ve nurlarını elde edeceklerdir. Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise işte onlar cehennem arkadaşlarıdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri katında özü sözü doğru olan ve hakka şahitlik eden kimselerdir. Onların ödülleri de vardır, nurları da. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise Cehennem ehlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'a ve resulüne inananlar var ya, özü-sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar/şehitlik mertebesine erenler de onlardır. Onların ödülleri ve ışıkları vardır. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemin dostu olacaklardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim įmān getürdiler Tañrı’ya daħı yalavacına şunlardur gey ŧoġrular daħı şehidler çalabı’ları ķatında. anlaruñdur müzdleri daħı nurları. daħı anlar kim kāfir oldılar daħı yalan duttılar nişānlarumuzı [287a] şunlar ŧamu isleridür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki īmān getürdiler Tañrıya ve peyġamberine. Anlardur girçekler.Daḫı şehīdlerdür Tañrı Ta‘ālā ḳatında. Anlara müzd vardur ve nūrlar var‐dur ve ol kişiler ki kāfir oldılar, daḫı yalanladılar bizüm āyetlerümüzi, anlarcehennem ehlidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allaha və peyğəmbərinə iman gətirənlər – məhz onlar öz Rəbbi dərgahında olan siddiqlər (özündə-sözündə doğru olanlar) və şəhidlərdir. Onların (qiyamət günü) öz mükafatları və (qıl körpüsü üstündə onlara yol göstərəcək) öz nurları vardır. Kafir olub ayələrimizi yalan sayanlara gəldikdə isə, onlar cəhənnəmlikdirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who believe in Allah and His messengers, they are the loyal; and the martyrs are with their Lord; they have their reward and their light; while as for those who disbelieve and deny Our revelations, they are owners of hell fire.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And those who believe in Allah and His messengersthey are the Sincere(5299) (lovers of Truth), and the witnesses (who testify),(5300) in the eyes of their Lord: They shall have their Reward and their Light.(5301) But those who reject Allah and deny Our Signs,- they are the Companions of Hell-Fire.
5299 Cf. 4:69, and n. 586. The four categories there mentioned as constituting the beautiful Fellowship of Faith are: the Prophets who teach, the Sincere Lovers of Truth, the Witnesses who testify, and the Righteous who do good. Of these, the prophets or messengers have already been mentioned in this verse. The Righteous who do good are mentioned as the men and women given over to deeds of charity in verse 18. 5300 The Witnesses are not only Martyrs, but all those who carry the Banner of Truth against all odds and in all positions of danger, whether by pen or speech, or deed or counsel. 5301 Note that these two are specially high degrees in the spiritual kingdom, just short of Prophethood. For they have not only their reward in the spiritual Kingdom of Allah , like those who practise charity (verse 18 above), but they themselves become sources of light and leading.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَرُسُلِـه۪ٓ
ve resullerine
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
هُمُ
onlar- dır
الصِّدّ۪يقُونَۗق
sıddıklar
وَالشُّهَدَٓاءُ
ve şahidler
عِنْدَ
katında
رَبِّهِمْۜ
Rabbleri
لَهُمْ
onlar için vardır
اَجْرُهُمْ
mükâfatları
وَنُورُهُمْۜ
ve nûrları
وَالَّذ۪ينَ
ve o kimseler ki
كَفَرُوا
inkâr ettiler
وَكَذَّبُوا
ve yalan- ladılar
بِاٰيَاتِنَٓا
âyetlerimizi
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
اَصْحَابُ
ehlidirler
الْجَح۪يمِ۟
cehennem
Allah'a ve resullerine iman edenlere gelince, işte onlar Rabbleri katında (O'na âbd olacaklarına dair verdikleri söze sadakat gösteren) sıddıklar ve (her anda Allah'ın esmâsına şahidlik eden, canlarıyla ve mallarıyla Allah yolunda cihad eden) şahidlerdir. Onların (orada vasıl olacağı) mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar da cehennemliklerdir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
صِدِّيق
İsim
ص د ق
Sıddık, doğru sözlü, sıdkı bütün
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
نُور
İsim
ن و ر
Nûr, aydınlık
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
اَصْحٰب
İsim
ص ح ب
Ehil, halk, arkadaşlar, Ashâb, sahipler
جَحِيم
İsim
ج ح م
Cehennem, ateş