close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hadîd Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem ye/ni lilleżîne âmenû en taḣşe’a kulûbuhum liżikri(A)llâhi vemâ nezele mine-lhakki velâ yekûnû kelleżîne ûtû-lkitâbe min kablu fetâle ‘aleyhimu-l-emedu fekaset kulûbuhum(s) ve keśîrun minhum fâsikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlara, o çağ gelmedi mi henüz, Allah'ı anış ve Kur'an'dan inen şeyler, onların gönüllerini yumuşatsın da tamamıyla korkup itaat etsinler ve önceden kendilerine kitap verilenlere benzemesinler; onların, peygamberleriyle araları, uzayıp açıldıkça kalpleri katılaştı ve onların çoğu, buyruktan çıktı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Artık,) İman edenlerin Allah’ın (hüküm ve haberlerini, nimet ve hikmetlerini düşünmek) ve Hakk olarak indirilen Zikri (bu Kur’an-ı Kerim’i dikkatle okuyup anlamaya ve gereğini uygulamaya gayret etmek) için, kalplerinin saygı ve kaygı ile yumuşayacağı zaman hâlâ gelmedi mi? (Sakın Müslümanlar,) Bundan önce kendilerine kitap verilip de, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçtiğinden bu nedenle kalpleri katılaşmış (böylece kitaplarını bozmuş, dinlerini yozlaştırmış ve Hakk Dinden uzaklaşmış) bulunanlar gibi olmasınlar! Ki onların çoğu da fasık (günah ve kötülüğe dalmış) olan kimselerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikrine ve inen Kur'ân'a karşı saygı duyup yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle, kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ı zikretmek ve gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek Hak kitap Kur'ân'dan inen âyetleri anlatmak, tebliğ etmek için, tam bir samimiyetle Allah'a imanın, kulluk ve itaatin şuuruna erip saygı göstererek, hakkaniyete riayet duyguları yaşayarak mü'minlerin akıllarının, ruhlarının kıpırdanma zamanı gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine verilen kutsal kitaplardaki emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulanlar gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçmiş ve kafaları kalınlaşmış, kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu da doğru ve mantıklı düşünmeyi, hak dini terkeden fâsıktı, âsi ve bozguncu bir topluluk idi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 8/13.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İman edenlerin, Allah'ın zikrine ve haktan inene kalplerinin saygı duyacağı vakit gelmedi mi ki; daha önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun süre geçmiş, böylece kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi.
16.İbnu Ebi Şeybe`nin Musannaf`ında Abdulaziz bin Ebi Ruvvad`dan rivayet ettiğine göre bir ara Resulullah (a.s.)`ın ashabı arasında mizah ve güldürü yayılmaya başladı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bunu destekleyen daha başka rivayetler de nakledilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman edenlere, vakti gelmedi mi ki, kalbleri Allah'ın zikrine ve inen Kur'an'a saygı ile yumuşasın; ve bundan önce kendilerine kitab verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçib de kalbleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnananlar için hala vakit gelmedi mi? Ki kalpleri Allah’ın zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalpleri katılaşmış, çoğu da yolda çıkmış kimseler gibi olmasınlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Müminlerin Allah'ı anmaları ve O'ndan gelen bu gerçeğe karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? İnananlar, kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Çünkü onların üzerinden uzun zaman geçip kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış olanların — haktan gelen şeylere, Allahı anmak için — yüreklerinin yumuşadığı zaman gelmemiş midir? Eskiden, kendilerine kitap verilerek, zaman uzadığında, yürekleri katılaşan, çokları da, emirden dışarı çıkan kimselere dönmeyeler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'tan gelen öğütlerin ve O'nun indirdiği gerçeğin (Kur'an'ın) etkisi ile mü'minlerin kalplerinin yumuşayacağı, ürpereceği gün hâlâ gelmedi mi? (Mü'minler) daha önce kendilerine kutsal kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun zaman geçince onların kalpleri katılaştı ve çoğu yoldan çıkmış kimseler oldu.
Hicretten sonra bazı mü’minler, refah seviyelerini yükseltmek ve daha rahat yaşamak için ticarete yoğunlaşmaya başlamışlardı. Öyle ki infak etmekte cimrilik ediyorlar, namazlara bile zar zor gidiyorlardı. Oysa inandıkları dava devamlı fedakârlık istiyordu onlardan. Zira Kur’an gerçek mü’mini tarif ederken çok farklı nitelikler ortaya koyuyordu: “(O mü’minler) kendilerine verdiğimiz Kitaba (Kur’an’a) hakkıyla uyanlardır…” (Bakara 2/121) “Mü'minler, ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, Allah'ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanları artar/kuvvetlenir ve (her işlerinde) Rablerine güvenip dayanırlar.” (Enfal 8/2) “Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen her türlü sıkıntıya göğüs geren, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah rızası için hayır yolunda) harcayanlardır.”(Hac 22/35) İlgili ayetle, inananların bu derece rahat ve sorumsuz yaşamaları yeriliyor ve yaşamlarının Yahudi ve Hıristiyanların geçmişte kitaplarıyla çelişen hayatları gibi olmaması gerektiği vurgulanıyor. Daima ihlaslı bir mümin bilinci ile hayatımızı idame ettirmemiz gerektiği ifade ediliyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Mü’minler içün Allâh’ın ihtârâtına ve gönderdiği hak kitâba karşu kalblerini huşû’ ile mülâyim tutmak zamânı gelmedi mi? Zamân ile kalbleri katılaşmış ve içlerinden kısm-ı a’zamı fâsık bulunmuş olan evvelki ehl-i kitâba benzemesünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnananların gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman edenlerin, Allah’ı anmak ve vahyedilen gerçeği düşünmekten dolayı kalplerinin heyecanla ürperme zamanı gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilmiş ve üzerlerinden uzun zaman geçip kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu yoldan çıkmışlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.  
 Müminlerin kalplerinin, Allah ve Kur’an zikriyle ürpermesi gerektiğini hatırlatan âyet, yahudi ve hıristiyanların durumuna dikkat çekmektedir. Bu cümleden olmak üzere âyet, Mekke’de sıkıntı içinde yaşayan, hicretten sonra da bol rızık ve nimetlere kavuştukları için gevşeyen bir kısım sahâbîyi uyarmak için nâzil olmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar için ALLAH'ın mesajına ve inen gerçeğe gönüllerini açmanın vakti gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilmiş olanlar gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğunluğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah'ın zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ye o iyman edenlere çağı gelmedi mi? ki kalbleri Allahın zikrine ve inen hak aşkına huşu' ile çoşsun ve bundan evvel kendilerine kitab verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalbleri katılaşmış ve ekserîsi fiska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Îmân edenlerin Allah’ı zikretmekten ve gelen haktan (Kur’ân’dan) dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilen ve üzerlerinden (peygamberleri ile kendileri arasında) uzun zaman geçen (Allah’a itaati terk eden ve) böylece kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnananların; Allah'ın öğütlerini dinleyip de Hakk'tan gelen şeyle kalplerinin yumuşaması zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine Kitap verilip, üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onların çoğu fâsık kimselerdi.¹
1- Bu ayet, dinde gevşeklik göstererek, giderek yaşadığı gibi inanmaya başlayan kimseler için önemli bir uyarıdır. İnananlar, Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'ın buyruklarına göre değerlendirmezlerse, kalplerinin katılaşıp, fasıklaşacaklarını bilmelidirler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
îman edenlerin, Allâhı ve Hakdan ineni zikr için, kalblerinin saygı ile yumuşaması zamanı halâ gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitâb verilib de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri kararmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu (dînlerinden çıkmış) faasıklardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Îmân edenlerin, Allah'ın zikrine ve Hakk'tan inene (Kur'ân'a) karşı kalblerinin(korku ve) yumuşama zamânı hâlâ gelmedi mi? (Onlar da) daha önce kendilerine kitab verilenler gibi olmasınlar ki, onların üzerlerine uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı. Hem onlardan çoğu, günahkâr kimselerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İman etmiş olanların, Allah’ın zikrine ve haktan inene gönüllerinin saygı duyacağı vakit gelmedi mi ki; daha önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun süre geçmiş, böylece gönülleri (duyguları) katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Hâlbuki onların (gönülleri katılaşmış olan o kitap ehlinin) çoğu fasık (yoldan çıkmış) kimselerdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edenlerin, Allah’ı anmalarının ve inen gerçeklerden (Kur’an’dan) dolayı kalplerinin saygı ile dolup taşmasının vakti gelmedi mi? İman edenler, daha önceden kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Ehli kitaba kendilerine verilen kitabın indirilmesinden çok uzun zaman geçmesine rağmen, kalpleri kaskatı kesilmiş ve pek çoğu da doğru yoldan çıkanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnanan kimseler için Allah’ın doğru olarak gönderdiği Kitap’ı anarak gönüllerini alçaltma zamanı daha gelmedi mi? Sakın onlar daha önce kendilerine Kitap verilip de üzerlerinden zaman geçmiş de artık yürekleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Bunların çoğu karıştırıcıdırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ı ve nâzil olan hak Kitabı yâd ile mü/minlerin kalblerine yumuşaklık gelmedi mi? Müminler, bunlardan evvel Kitaba nâil olup zamanın uzamasıyle kalbleri katılaşan ümmetler gibi olmasınlar. Bunların çoğu dinden çıkmıştı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnananların Allah’ı anmasının ve (O’ndan inen) gerçekten/haktan dolayı kalblerinin derin saygıyla ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçmiş ve kalpleri katılaşmıştı. Onların pek çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı daha gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu da fasık olanlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın bu dehşet verici uyarısı ve yücelerden indirdiği Hakikat karşısında Müminlerin kalplerinin yumuşayıp saygıyla ürpereceği vakit hâlâ gelmedi mi? Evet, artık müminler, paslanan gönüllerini silkeleyip Kur’an’la yeniden hayat bulsunlar da böylece, daha önce kendilerine kitap verilen ve vahiyle tanışmalarının üzerinden uzun bir süre geçtiği içinimanla tanışma heyecanını yitiren, kalpleri gaflet perdesiyle kapanıpkatılaşan ve bugün birçokları yoldan çıkmış olan Yahudi ve Hıristiyanların durumuna düşmesinler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman edenler için, kalblerinin Allah’ın zikrine ve Hakk’tan inmiş şeylere (huşû’ ile) saygı duyma vakti gelmedi mi? Önceden kitap verilmiş kimseler gibi olmasınlar! Üzerlerinden Uzun Süre geçti; kalbleri katılaştı. Onlardan birçoğu fâsıklardır / yoldan çıkıp sapmışlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba inanan yüreklerin, Allah adını ve onun gerçeklerini coşku ile haykırma zamanı gelmedi mi daha? Resulüm! sakın ola, sizden önce Kitaba sahip olduğu halde, zamanla kalpleri katılaşan ehlikitap gibi olmayın, Ehlikitabın çoğu bozulmuştur...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ı anarken, ayetlerin anlattığı gerçekleri dinlerken iman edenlerin kalpleri ürperir. Ey İman edenler! Daha önce kendilerine kitap verilen bazılarının kalplerinin katılaştığı gibi, sizin de kalbiniz katılaşmasın! Onlardan birçoğu bozgunculardır. Allah’ın yasalarıyla kurduğu düzeni bozarlar. Keyif ve arzularına göre hayat yaşarlar. Hak hukuk tanımazlar. Helal haram bilmezler. Sınırsızca hayat yaşayacaklarına inanırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edenlerin kalplerinin Allah’ı anmaya ve (O’nun katından) inen gerçeğe (Kur’an’a) boyun eğme zamanı gelmedi mi? Onlar (müminler), daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! [*] Zira üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.
[Huşu‘]unda sıkıntı yaşananların durumlarını düzeltmeleri, [huşu‘]da devamlı olanların bu durumlarını daha artırmaları noktasında kendilerine bir teşvik yapılmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Îman edenlerin,¹ Allah’ı anma ve Ondan inen gerçeğe gönülden bağlanma zamanı daha gelmedi mi? (Ey Muhammed! Onlara); “Daha önce kendilerine kitap verilen, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçince, kalpleri katılaşıp da birçoğu fâsık olanlar² gibi olmamalarını” söyle.
1 Bunlar; Müslüman olduklarını söyleyerek, Peygamber ve arkadaşlarının saflarına katılan, ama İslâm’ın sorunlarına gönüllerinde yer vermeyen duyarsız kimselerdir. Hattâ bunların, münâfıklar olduğu da rivâyet edilmektedir. (Vâhidî, Kurtubî)2 Burada kastedilenler, Yahûdîler ve Hıristiyanlardır. Ancak Allah’ın diniyle, Kur’an’ın âyetleriyle ahbaplaşanların, akıllarını Kur’an’-ın ve peygamberin önüne geçirenlerin de bu sınıfa girme ihtimâli çok yüksektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İMANA ermiş olanların kalplerinin Allah’ı ve [kendilerine] indirilen hakikati anarken acizliklerini fark etmelerinin zamanı gelmedi mi? ²² (Ve vakti gelmedi mi) kendilerine daha önce vahiy indirilmiş olanlara ²³ ve zamanın geçmesiyle kalpleri katılaşarak çoğu [bugün] yoldan sapmış olanlara ²⁴ benzememelerinin.
22 Yani “Allah’ı ve O’nun vahyini hatırlamak, onları kibirlenmek yerine acizliklerini görmeye sevk etmez mi?” Bu “iman etme”ye karşı duyulan her türlü küçümsemeye ve büyüklük taslamaya karşı -kendilerini “sofu” gören bazı insanlara çok fazla bulaşan bir zaaf- güçlü bir uyarıdır.23 Bu, kendilerini “Allah’ın seçkin toplumu” olarak gören ve bu nedenle başından beri kendilerini O’nun rızasına mazhar olmuş sayan Yahudiler arasındaki kibirli ruhanîlere bir atıftır.24 Yani, bugün dinlerinin etik ilkelerine aykırı davrananlara: sahih itikadın amacının insanları boş bir övünmeye kapılmak yerine mütevazî olmaya ve Allah’a karşı sorumluluğunu hissetmeye sevk etmek olduğuna ve bu manevî tevazuun kaybolmasının her zaman moral bir kopuş/soysuzlaşma ile sonuçlandığına işaret.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman edenlerin Allah’ı saygıyla anıp O un katından gelen Kuran ayetleri karşısında titreyerek kalplerinin yumuşama zamanı hala gelmedi mi? Onlar vaktiyle kendilerine kitap verilen fakat vahiyden yüz çevirerek geçirdikleri uzun zaman içerisinde kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. İşte bundan dolayı onların çoğu yoldan çıkmış fasıklardı. 5/49, 9/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İMAN (ettiğini iddia) edenlerin, Allah’ın zikrine, yani Hâk katında inen vahye karşı, ta kalplerinde ürperti duymalarının vakti hâlâ gelmedi mi?[⁴⁹⁵¹] Ta ki kendilerine daha önce vahiy verilip de, üzerlerinden uzun zaman geçtiği için kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar;[⁴⁹⁵²] ki onların birçoğu yoldan sapmıştır.[⁴⁹⁵³]
[4951] İbn Ömer bu âyeti okuduktan sonra vahiyle diyaloga girerek gözyaşları içinde şöyle dedi: “Evet, geldi ey Rabbim!” [4952] Ümmet-i Muhammed’in yahudileşme tehlikesine dikkat çeken âyetlerden biri. Yahudilerin vahiy karşısındaki kalp katılıklarını ele alan Bakara 74 ve vahye karşı duyarlılığın zirvesini tasvir eden Enfâl 2 ışığında anlaşılmalıdır. [4953] Kur’an ehl-i kitaptan söz ederken genelleme yapmaz. Kategorik değil analitik bir üslûp kullanır. Bu konuda da toptancı bir akıl değil mümeyyiz bir akıl inşâ eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İman edenlerin, Allah'ı anma ve O'nun katından inen Kur'an ile kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar ki, onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
(Burada müminler teşvik edilerek azarlanmaktadır, nitekim Enfâl suresinin 2. ayetinde "Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah adı zikredildiği zaman kalpleri ürperir ve ayetleri okundukça imanları artar" buyurulmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
İman edenlerin, Allah’ı zikrine ve (Allah’tan) inen gerçeğe kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Ve onlardan birçoğu zaten fasık kimselerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmân edenler için hâlâ zamanı gelmedi mi ki, kalbleri Allah'ın zikri için ve Hak'tan nüzül eden için havf ve haşyet içinde bulunsun? Ve evvelce kendilerine kitap verilmiş kimseler gibi olmasınlar ki, üzerlerine uzun zaman geçmiş de kalbleri katılaşmıştır ve onlardan birçoğu fâsıklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İman edenlerin kalplerinin Allah'ı ve Cenab-ı Hak tarafından inen hakikatleri hatırlayarak yumuşayıp saygı ile dirilme vakti gelmedi mi? Sakın onlar daha önce kitap verilen ümmetler gibi olmasınlar. Zira kitabı tanımalarının üzerinden kendilerince uzun zaman geçmesi sebebiyle, onlarda ülfet ve kanıksama meydana gelmiş, neticede kalpleri katılaşmıştı. Hatta onların çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır. [5, 13]
Âyette bir azarlama vardır, fakat bu azarlama, âyetin inişine sebep olan sahabîler için dinî neş’ede bir tahkir azarlaması değil, imanda kemal izlerini göstermek sûretiyle, İslâm’ın faaliyete geçmesi için aşk ve heyecan yükselişini uyandırmak, istikbalde neş’enin sönmemesi için şart olan ruhî bir kanuna işaret etmekle, heyecan ifade eden bir teşvik azarlamasıdır. Burada siyakta bir tahkir olmayıp “Henüz vakti gelmedi mi?” diye hitap edilerek bir olgunlaşmanın meydana gelmesine sevk ve teşvik etme bulunmaktadır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnananlar için hala vakit gelmedi mi ki kalbleri Allah'ın Zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine Kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zikrullah ile ve hak tarafından nâzil olan (Kur'ân) ile mü'minlerin kalblerine huşû' ve mülâyemet vakti gelmedi mi? Siz, evvelce kendilerine kitâb virilenler gibi olmayınız. Onların, enbiyâlarıyla aralarındaki zamân uzadığı cihetle kalbleri kasvet peydâ iyledi. Bir çokları fâsıklardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendini inanıp güvenmiş (mümin) sayanların[1] kalplerini, Allah’ın Zikrine (Kitabına) ve o gerçekten süzülen hikmetlere[2] bağ­lamalarının zamanı gelmedi mi? Sakın daha önce kendilerine ki­tap verilen­ler gibi olmasınlar; üzerlerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. On­ların çoğu yoldan çıkmıştır.
[1] Buradaki âmenû آمنوا fiili if'al babındandır. Bu bab fiile vicdan=bulma anlamı da yüklediğinden ayete "vecedû enfusehüm muminîne" anlamı verilmiştir. [2] Buradaki el-hak kelimesi Allah'ın zikrini yani Kur'an'ı gösterir. Ondan inen de Kur'an'dan süzülen hikmet olur. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: "O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir"(Bakara 2/231)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın ve haktan inenin uyarıları için iman edenlerin kalblerinin titreme (zamanı) gelmedi mi? Kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun süre geçince kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmışlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edenlerin, Allah'ın zikrine(14) ve hak olarak inene karşı kalplerinin yumuşaması için zaman hâlâ gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasın ki, üzerinden zaman geçince kalpleri katılaşıvermiş ve birçoğu yoldan çıkmıştı.
(14) Allah’ı anmaya ve Allah’ın kitabına, Kur’ân’a.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt olmadı mı anlara kim įmān getürdiler kim aşaķlıķ eyleye göñülleri Tañrı’yı añmaġa daħı anı kim indi ḥaķ ya'nį ķur’ān? daħı olmasunlar anlarcılayın kim virinildiler kitāb ilerü pes uzandı anlaruñ üzere zamān pes ķatı oldı göñülleri. daħı çoķ anlardan Tañrı ŧa'atından çıķıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yaḳın olmadı mı vaḳtı, olmadı mı īmān getürenlerüñ? Ḳorḳar ve yumuşaḳola yürekleri Tañrı ẕikrine, daḫı indürgen ḥaḳḳa. Olmasunlar ol kişiler gibiki kitāb virildiler özlerinden öñdin, ‘ömrleri uzun‐ıdı, yürekleri berk‐idi veanlaruñ çoġı fāsıḳ‐ıdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İman gətirənlərin qəlblərinin Allahın zikri və haqdan nazil olan (Qur’an) üçün yumşalması vaxtı gəlib çatmadımı?! Onlar özlərindən əvvəl kitab verilən kimsələr (yəhudilər və xaçpərəstlər) kimi olmasınlar. Onlarla (öz peyğəmbərləri arasında) uzun bir müddət keçmiş və (öyüd-nəsihəti unutduqları üçün) qəlbləri sərtləşmişdir. Onların çoxu (Allaha asi olan) fasiqlərdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Is not the time ripe for the hearts of those who believe to submit to Allah's reminder and to the truth which is revealed, that they become not as those who received the Scripture of old but the term was prolonged for them and so their hearts were hardened, and many of them are evil livers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Has not the time arrived(5295) for the Believers that their hearts in all humility should engage in the remembrance of Allah and of the Truth which has been revealed (to them), and that they should not become like those to whom was given Revelation aforetime,(5296) but long ages passed over them and their hearts grew hard? For many among them are rebellious transgressors.
5295 Humility and the remembrance of Allah and His Message are never more necessary than in the hour of victory and prosperity. 5296 The men immediately referred to are the contemporary Jews and Christians. To each of these Ummahs was given Allah's Revelation, but as time passed, they corrupted it, became arrogant and hard-hearted, and subverted justice, truth, and the purity of Life. But the general lesson is far wider. No one is favoured by Allah except on the score of righteousness. Except on that score, there is no chosen individual or race. There is no blind good fortune or ill fortune. All happens according to the just laws and Will of Allah. But at no time is humility or righteousness more necessary than in the hour of victory or triumph.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ يَاْنِ
zamanı gelmedi mi
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَنْ تَخْشَعَ
saygı içinde olması
قُلُوبُهُمْ
kalplerinin
لِذِكْرِ
zikrine karşı
اللّٰهِ
Allah'ın
وَمَا
ve o şeye ki
نَزَلَ
indi
مِنَ الْحَقِّۙ
hak'tan
وَلَا يَكُونُوا
ve olmasınlar
كَالَّذ۪ينَ
o kimse- ler gibi ki
اُو۫تُوا
kendilerine verildi
الْكِتَابَ
kitap
مِنْ قَبْلُ
önceden
فَطَالَ
ve uzadı
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
الْاَمَدُ
zaman
فَقَسَتْ
sonra katılaştı
قُلُوبُهُمْۜ
kalpleri
وَكَث۪يرٌ
ve çoğu
مِنْهُمْ
onlardan
فَاسِقُونَ
fâsıklardır
İman (ettiğini iddia) edenlerin, Allah'ın zikrine ve Hakk'tan inen (Kur'ân)a karşı kalplerinin saygı (ile ürperme) zamanı hâlâ gelmedi mi? Onlar da daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onların birçoğu (yoldan çıkmış) fâsıklardır.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
يَاْنِ
Fiil-I
ا ن ي
Zamanı geldi (اَلَمْ يَاْنِ zamanı gelmedi mi?)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
خَشَعَ
Fiil-I
خ ش ع
Kısıldı, saygı içinde
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَزَلَ
Fiil-I
ن ز ل
İndi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
طَالَ
Fiil-I
ط و ل
Uzun geldi, uzadı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَمَد
İsim
ا م د
Mesafe, müddet, zaman, uzun bir süre
قَسَا
Fiil-I
ق س و
Katılaştı
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık