close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 50. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vele-in eżaknâhu rahmeten minnâ min ba’di darrâe messet-hu leyekûlenne hâżâ lî vemâ ezunnu-ssâ’ate kâ-imeten vele-in ruci’tu ilâ rabbî inne lî ‘indehu lelhusnâ(c) felenunebbi-enne-lleżîne keferû bimâ ‘amilû velenużîkannehum min ‘ażâbin ġalîz(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki bir sıkıntıdan sonra katımızdan bir rahmet tattırsak ona, bu der, zaten benim hakkım ve hiç sanmıyorum ki kıyamet kopsun ve andolsun ki Rabbimin tapısına dönüp varsam bile hiç şüphesiz, onun katında daha güzel bir lütuf var bana; artık biz de, andolsun ki kafir olanlara, neler yaptıklarını elbette haber veririz ve elbette onlara çok ağır azabı tattırırız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendisine dokunan bir zarar (ve sıkıntıdan) sonra (inkârcı nankörlere tarafımızdan) ona (yeniden) bir rahmet (ve nimet) tattırırsak, (o durumda da:) "Bu zaten benim hakkımdır. (’Ben aklım ve çalışkanlığımla kazandım’ der.) Hem, kıyametin kopacağını (ve bütün yaptıklarımızın hesabının sorulacağını da hiç) sanmıyorum. Ve şayet (bir ihtimal olarak farz edelim ki) Rabbime döndürülecek (bile) olsam, mutlaka O’nun yanında benim için daha güzel (nimet ve faziletler) vardır" demektedirler. (Böylece kendilerinin seçkin ve sorumsuz kimseler olduklarını zannetmektedirler.) Ancak Biz böylesi inkârcı nankörlere (bütün) amellerini mutlaka haber verip (hesaba çekeceğiz) ve andolsun ki onlara çok şiddetli bir azabı (tattırıp acılar) çektireceğiz.
[Not: Bazı insanların "Allah’ın sevgili ve seçkin kulu" oldukları saplantısı... Ve "peşin ve kesin cennetlik oldukları" takıntısı şeytani bir gurur ve kuruntudan başka bir şey değildir. Allah’ın lütfettiği bazı kabiliyet ve marifetlerini delil göstererek, "imtiyazlı kimseler" oldukları vehmine kapılan bu tipler, her türlü nimet ve faziletin önce kendilerine layık ve lazım olduğunu düşünmektedirler.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Başı derde uğradıktan sonra, tarafımızdan ona bir nimet tattırsak, bu zaten benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da hiç sanmıyorum, kopsa bile Rabbime götürülmüş olsam bile, herhalde benim için O'nun yanında, daha güzel cennetler ve nimetler vardır… Biz O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere, yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka onlara çok ağır azabı tattıracağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, “Bu benim hakkımdır. Kıyametin kopacağı ânın gerçekleşeceğini sanmıyorum. Rabbimin huzuruna götürülerek hesaba çekilsem bile, kesinlikle O'nun katında bana güzel muamele edilir" der. Biz kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, yaptıklarını birer birer ortaya koyarak hesaba çekeriz. Mutlaka onlara ağır azaplar tattıracağız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki, kendine dokunan bir darlıktan sonra tarafımızdan ona bir rahmet tattırsak muhakkak: "Bu benim hakkımdır. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülecek olsam bile, benim için O'nun katında en güzel (nimet) vardır" der. Ama andolsun ki, inkar edenlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun ki, onlara kaskatı bir azaptan tattıracağız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: 'Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında benim için daha güzel olanı vardır.' der. Ama andolsun biz, o kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan taddıracağız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer ona dokunan bir sıkıntıdan sonra, tarafımızdan kendisine bir rahmet taddırırsak, mutlak şöyle der: “-Bu benim hakkım, kıyametin kopacağını zannetmiyorum. (Eğer müslümanların dediği gibi) Rabbime döndürülecek olursam, muhakkak benim için O'nun katında iyi halden en güzeli (cennet) var.” Fakat biz, o kâfir olanlara ne yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara muhakkak şiddetli bir azab taddıracağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir rahmet (rahat ve fayda) tattırsak, elbette. “Bu, benimdir. Ben kıyametin kopacağını sanmam. Eğer Rabbime dönsem (ölsem) de, O’nun katında da bana güzellik olacak” der. Biz, o inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve onlara kaba, sert bir azap tattıracağız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Başına gelen sıkıntıdan sonra, katımızdan ona bir rahmet tattırdığımızda, “Bu benim hakkımdır. Ben kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam bile elbette O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Biz, böylesi inkârcılara kesinlikle yaptıklarını bildireceğiz. Onlara ağır bir azap tattıracağız.
Besim Atalay
swap_vert close
Ona, darlık dokunduktan sonra da, rahmet tattırınca, herhalde diyecektir: «Bu benim hakkım, sanmam ki kıyamet kopacak olsun, ben, Tanrıma geri döndürülürsem, onun katında bana iyilik var!»; kâfir olanlara yaptıklarını bildireceğiz, elbet katı azap tattırırız onlara
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, başına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırsak, emin bir şekilde: “Bu zaten benim hakkımdır. Kıyametin geleceğini de sanmıyorum ama eğer (gelirse ve) ben Rabbime döndürülürsem, O'nun katında benim için mutlaka daha güzeli vardır” der. Andolsun ki, o inkârcılara yaptıklarını elbette göstereceğiz. Ve elbette onlara (yaptıklarının karşılığı olarak) pek ağır bir azaptan tattıracağız.
Cemil Said
swap_vert close
Sonra rahmetimizin zevkini tatdırdığımız zamân "Ben buna lâyık idim. Sâ’atin geleceğine ve Allâh’a rücû’ ideceğime inanmam, öyle olsa da bana güzel bir mükâfât mukarrerdir." dir. Küfür idenlere a’mâlini bildireceğiz ve ânları galîz bir ’azâba dûçâr ideceğiz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O'nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Uğradığı bir sıkıntıdan sonra ona tarafımızdan bir nimet tattırsak mutlaka şöyle diyecektir: “Bu benim hakkımdır; ayrıca kıyametin kopacağını sanmıyorum ama, dönüp rabbime varacak olsam bile, O’nun huzurunda benim için güzel şeyler bulunduğundan eminim.” Biz, inkâra sapanlara neler yaptıklarını mutlaka açık seçik bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir ceza tattıracağız!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırırsak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile muhakkak O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır, der. Biz, inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve muhakkak onlara ağır azaptan tattıracağız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sıkıntısının ardından, kendisine bizden bir rahmet tattırsak, "Bu bana aittir. Dünyanın sonunun da geleceğini sanmam. Rabbime döndürülürsem de O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır," der. İnkarcılara, yapmış olduklarının gerçek niteliğini elbette haber vereceğiz. Çetin bir azaptan tattıracağız onlara.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, O: "Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile mutlaka O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz o inkâr edenlere yaptıkları şeyleri mutlaka haber vereceğiz ve onlara ağır bir azap tattıracağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve şayed ona dokunan bir sıkıntıdan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırırsak mutlak der ki: bu benim hakkım ve zannetmem ki saat başıma dikilmiş olsun, bilfarz rabbıma döndürülecek olursam muhakkak benim için onun yanında daha güzeli vardır, fakat o vakıt biz o küfredenlere ne yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara muhakkak yoğun bir azâb tattıracağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, mutlaka, “Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şâyet (hesap için) Rabbimin manevi huzuruna döndürülürsem, şüphesiz O’nun nezdinde benim için daha güzel şeyler vardır” der. Hiç şüphesiz, biz (o gün), inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve muhakkak onlara ağır azabı tattıracağız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet¹ tattırsak: “Bu benim hakkımdır. Ve Saat'ın² geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır.” der. O zaman, gerçeği yalanlayan nankörlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.
1- Mal, mülk ve rahatlık verirsek. 2- Kıyametin kopacağını.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki şâyed ona dokunan bir sıkıntıdan sonra kendisine bizden bir rahmet tatdırırsak mutlakaa «Bu, benim hakkımdır. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum. Andolsun ki Rabbime döndürül (üb götürül) sem bile hiç şübhesiz, Onun nezdinde benim için daha güzel (hal) vardır» der. Fakat biz, andolsun, o küfredenlere neler yapdıklarını elbette haber vereceğiz. Onlara, andolsun, en çetin bir azâbdan tatdıracağız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yemîn olsun ki, eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, mutlaka: “Bu (zâten) benim hakkımdır; kıyâmetin kopacak bir şey olduğunu da sanmıyorum; hem (Müslümanların dedikleri gibi) Rabbime döndürülecek olsam bile, muhakkak O'nun yanında (da) benim için daha güzeli vardır” der. Artık (biz,) inkâr edenlere yaptıklarını (o gün) mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka onlara (pek) şiddetli bir azabdan tattıracağız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer (nankör insan) kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırsak, bu benim hakkımdır (ben aklım ve çalışkanlığımla kazandım’der), kıyametin kopacağını sanmıyorum ve şayet (bir ihtimal olarak farz edelim ki) Rabbime döndürülmüş olsam bile muhakkak onun katında benim için daha güzel şeyler vardır, der. Hâlbuki (o gün) biz, inkâr etmiş olanlara (dünyada iken) neler yaptıklarını elbette haber verecek ve elbette onlara ağır azaptan tattıracağız.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer ona, isabet eden bir zarardan sonra, bizden bir rahmet dokunursa “Bu benim gayretimin sonucu ve kıyamet saatinin geleceğini de zannetmiyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olsam dahi, şüphesiz benim için, o zamanda Rabbimin yanında güzellikler olacak” der. O zaman bizde, doğruları inkâr edenlere yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara azabın en ağırını tattıracağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Başına sıkıntı geldikten sonra onu esirgeyecek olursak der ki: "Bu, benim hakkımdı. Kalkış olacağını sanmıyorum. Çalabıma döndürülsem bile Onun katında da kesenkes iyilik göreceğim." Tanımazlık eden o kimselere işlediklerini bildireceğiz, kesenkes onlara çok sert bir azabı tattıracağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Başına bir sıkıntı geldikten sonra tarafımızdan ona bir rahmet ve nimet tattırsak «— Bu benim hakkımdır, ben ona lâyıkım, kıyametin kopacağını zannetmiyorum, * Şâyet kopacak olur da Rabbime dönersem O/nun yanında dünyada olduğu gibi benim gayet iyi bir mevkiim bulunur» der. * Biz bu kâfirleri işlediklerinden haberdar edeceğiz, biz onlara ağır bir azap tattıracağız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun, Ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak, mutlaka, “Bu benim hakkımdır. Kıyametin [es-sâ’at] kopacağını da zannetmiyorum. Rabbime döndürülsem bile, muhakkak benim için O’nun yanında daha güzel şeyler vardır” der. Biz inkâr edenlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve onlara mutlaka ağır [ğalîz] bir azaptan tattıracağız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka, “Bu benim içindir ve ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, muhakkak O'nun katında benim için daha güzel olanı vardır” der. Ama şüphesiz biz, o küfre sapanlara yapmakta olduklarını haber vereceğiz ve mutlaka onlara, ağır bir azaptan tattıracağız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat kendisine dokunan bir sıkıntının ardından başındaki belâyı kaldırıp ona rahmetimizi tattıracak olsak, o zaman da küstahça bir edayla şöyle der: “Bu nîmetleri ben kendi gayret ve çabalarım sonucunda ve kendi yeteneklerim sayesinde kazandım; dolayısıyla bu zaten benim hakkımdır! Üstelik kıyâmetin kopacağını ve insanların yargılanacağını da hiç sanmıyorum; eğer bu iddianız gerçekleşse ve ben Rabb’imin huzuruna çıkarılsam bile, O’nun katında beni daha güzel nîmetlerin beklediğine emînim!”(18. Kehf: 36) Öyle mi zannediyor? Hayır; ayetlerimizi inkâr edenlere, yaptıkları her şeyi o gün açıkça bildireceğiz ve onlara, en şiddetli azâbı tattıracağız!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun, ona dokunan darlıktan sonra ona rahmet tattırdığımızda, elbette: “Bu benim içindir. Saat’in gelip çatacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O’nun yanında benim için elbette İyilikler / Güzellikler vardır” der. Elbette, inkâr etmiş olanlara, işledikleri şeyleri bildiririz; onlara çetin bir azaptan da tattırırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Uğradığı sıkıntıdan sonra, kendisine ufak bir iyilikte bulunacak olsak: " bu zaten benim hakkım idi, kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabb'imin huzuruna çıkacaksam, onun tüm güzellikleri zaten benim " diyecektir. Biz, bu nankörlere yaptıklarını haber verecek, ayrıca kendilerine acının âlâsını tattıracağız.!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz insanı düştüğü bu durumdan yol gösterip kurtarırsak veya katımızdan bir nimet verip onu düzlüğe çıkarırsak, O bizim yardımımızı unutur. "Bu benim hakkımdır. Ben kendim yaptım. Kafam çalışmasaydı ben kurtulamazdım. Kötü durumdan ancak kendi gayretlerimle kurtuldum. Bana hiç kimse yardım etmedi. Ben Allah’ın yardımını da görmedim. Ne kıyameti? Ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Diyelim ki kıyamet kopmuş olsa, Allah’ın mahkemesinde hesaba çekilsem, Allah benim lehime hüküm verir. Benim sizin gibi inanmam, sizin gibi Allah’ın yasalarına uymam gerekmez. Benim kalbim tertemiz. Hiç kimseye muhtaç olmadan, Allah’a bile muhtaç olmadan, kendi çabalarımla her şeyi yaparım. Bu nedenle Allah’ın takdirini kazanırım!” der. Andolsun! İnkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz. Onların şımarıkça davranışlarına karşılık gereken cezayı vereceğiz. Unutmasınlar ki; inkâr edip yasalarımıza uymayanların kendi kendilerine kurdukları mantığın katımızda hiçbir kıymeti yoktur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet (bolluk) tattırırsak “Bu benim hakkımdır; [*] o (Son) Saat’in gerçekleşeceğini de sanmıyorum; Rabbime döndürülmüş olursam bile şüphesiz ki O’nun katında benim için daha güzel (şeyler) vardır!” der. [*] kâfir olanlara (dünyada) yaptıklarını elbette bildireceğiz; onlara ağır azaptan elbette tattıracağız.
Benzer mesajlar: Kasas 28:78; Zümer 39:49.,Benzer mesajlar: Kehf 18:35-36; Meryem 19:77.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Fakat kendisine dokunan bir zarardan sonra, katımızdan ona bir rahmet tattırınca da: “Bunları ben kazandım. Ben, (zâten) kıyametin kopacağını da zannetmiyorum, eğer Rabbime döndürülürsem muhakkak Onun katında benim için bunlardan daha da güzeli vardır.”¹ der. Ama şunu iyi bilin ki; Biz, o kâfirlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve onlara, ağır bir azap tattıracağız.
1 Yani, her ne kadar âhirete inanmıyorsa da olaki ahiret diye bir şey varsa, dünyadaki mallarının, oğullarının, efendilerinin orada da kendisine bir fayda vereceğini veya dünyadaki gibi âhirette de bir adamını bulup işini çıkıştıracağını zanneder. Konuyla ilgili olarak Bk. (Kehf: 36)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama başına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırırsak, emin bir şekilde “Bu zaten benim hakkımdır!” der; ve devam eder, “Son Saat’in geleceğini de sanmıyorum: ⁴³ ama eğer [gelirse ve] ben Rabbime döndürülürsem, O’nun katında beni mutlak bir güzellik bekler!” ⁴⁴ Fakat hakikati ⁴⁵ inkara şartlanmış olanlara [Hesap Günü] yaptıkları her şeyi apaçık gösterecek ve onlara [bu şekilde] şiddetli bir azap tattıracağız. ⁴⁶
43 Yani insan, kural olarak, bu dünya sevgisi ile o kadar körleşmiştir ki onun bir gün sona ereceğini hiç aklına getirmez. Burada işaret edilen, ölümden sonraki hayatın gerçekten var olup olmadığı ve insanın mahşerde Allah tarafından gerçekten yargılanıp yargılanmayacağı konusundaki kuşkudur.44 İnsan kendi üstünlüğüne inandığından (“bu zaten benim hakkımdır” sözlerinde ifade edildiği gibi), ölümden sonra gerçekten bir hayat varsa kendisi hakkındaki abartılı görüşünün Allah tarafından teyid edileceğine emindir.45 Yani, yeniden dirilmeyi ve Allah tarafından yargılanmayı.46 Yani, hayatlarının tümünü kapsayan manevî körlüğün farkına varmaları, öteki dünyada bizâtihî bir azap kaynağı olacaktır: karş. 17:72 -“bu [dünya]da [kalben] kör olan, ahirette[de] kör olacaktır”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Fakat başına gelen bu sıkıntıdan sonra, biz ona katımızdan bir bolluk ve rahatlık verdiğimizde de tutar: – Bu zaten benim hakkımdır, hem ben o saatin bu dünyanın sonunun gelip bozulacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbimin huzuruna çıkarılacak olursam hiç şüphem yok ki O’nun katında beni en güzel mükâfat beklemektedir, diye küstahlık eder. Oysa biz gerçekleri örtbas eden bu kâfirlere işledikleri günahları bir bir haber vereceğiz ve onlara en ağır azabı tattıracağız. 18/32...45, 58/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama uğradığı bu musibetin ardından eğer katımızdan bir rahmet tattıracak olsak, tutar der ki: “Bu zaten benim hakkımdı; hem Son Saat’in kopacağını da sanmam ya! Bir ihtimal Rabbime döndürülürsem, beni O’nun katında daha güzellerinin beklediğinden kesinlikle eminim.” Sonuçta, inkârda ısrar edenlere elbet yaptıklarını bir bir haber vereceğiz ve onları kesinlikle altında ezilecekleri bir azaba mahkûm edeceğiz.[⁴²⁹¹]
[4291] Bu âyet bağlamında nakledilen şu olay manidardır: Mü’minlerden Habbab b. Eret’e ‘Âsî b. Vâil bir kılıç yaptırmış, “İnkâr etmezsen ücretini ödemem” demişti. Habbab “Âhirette alırım” diyerek hesabı ebedî âleme bırakmıştır. Görür gibi inanmak bu olsa gerektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet o sıkıntıdan sonra kendisine bir rahmet tattıracak olursak, muhakkak ki o "Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum ama, Rabbime döndürülmüş olsam bile, kuşkusuz O'nun nezdinde, banim için daha güzel nimetler vardır" der. Andolsun ki biz kâfirlere, yaptıklarını muhakkak bildireceğiz ve Andolsun ki onlara, çok şiddetli bir azap tattıracağız.
Osman Fırat
swap_vert close
Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Ve biz kafirlere ne yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer ona dokunan bir sıkıntıdan sonra tarafımızdan bir rahmet tattırırsak elbette diyecektir ki: «Bu, benim içindir ve zannetmem ki, Kıyamet kâim olacak olsun. Ve Eğer Rabbime döndürülür isem şüphe yok ki, kendim için O'nun yanında bir iyilik vardır.» Fakat o küfre düşmüş olanlara ne yapmış olduklarını elbette haber vereceğiz. Ve elbette onlara pek ağır bir azaptan tattıracağızdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Başına gelen bir sıkıntıdan sonra, tarafımızdan ona nimet tattırırsak: “Bu benim hakkımdı zaten, Kıyametin geleceğini de pek zannetmem. Ama olur da (müminlerin dediği gibi), Rabbimin huzuruna götürülecek olsam bile, O'nun yanında en güzel ne varsa o da benim olur, (hiç tereddüdünüz olmasın)! ” der. Biz elbette o kâfirlere, dünyada yapmış oldukları her şeyi tek tek bildireceğiz ve onlara şiddetli bir azap tattıracağız.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet taddırırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum; (kıyamet kopsa da) Rabbime götürülmüş olsam bile muhakkak O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz, o nankörlere, yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka onlara kaba azabdan taddıracağız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer ona isâbet iden zarardan kurtarub tarafımızdan bir rahmet tatdırsak: "Elbette bu benim hakkımdır, ben kıyâmetin kopacağını zan itmem. Eğer kıyâmet kopar da rabbimin 'indine gidersem orada da bana istihkâkım hasebiyle ni'met ve iyilik vardır" dir. Biz o kâfirlere işledikleri fenâ 'amellerini şübhesiz bildirir ve ağır 'azâbdan tatdırırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Başına gelen sıkıntıdan sonra ona ikramda bulunsak der ki “Bu bana özeldir; artık geçti, kıyamet saati diye bir şeyin olacağını da o günlerin bir daha geleceğini de sanmam. Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile benim için çok güzel şeyler verilir.” Nankörlük edenlere, neler yaptıklarını elbette bildireceğiz, elbette onlara ağır bir azap tattıracağız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen şöyle der:-Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, onun yanında, benim için daha iyisi vardır. Nankörlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve en ağır azabı onlara tattıracağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Başına gelen kötülükten sonra ona rahmetimizi tattıracak olsak, bu defa da “Bu benim hakkımdır,” der. “Kıyametin kopacağını da hiç sanmıyorum ya; Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile mutlaka Onun katında benim için bundan daha güzeli vardır.” Biz o kâfirlere yaptıklarını haber verecek ve şiddetli bir azabı tattıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer kendisine dokunan bir zorluktan/zarardan sonra bizden bir rahmet tattırsak, yemin olsun, şöyle diyecektir: "Bu benim hakkım! Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam da şüphesiz, O'nun katında benim için şaşmaz güzellikler vardır." Yemin olsun, biz o nankörlük edenlere, yapıp ettiklerini haber vereceğiz. Yemin olsun, o çetin azabı onlara tattıracağız!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger dadurursavuz aña ya'nį virürsevüz raḥmet bizden ya'nį baylıķ śaġlıķ ķatılıķdan śoñra kim eyide “uşbu benümdür daħı śanmazın ķıyāmeti durıcıdur daħı eger döndürinilürsem çalabumdın yaña bayıķ benüm anuñ ķatındadur eylük” pes ħaber virevüz anlara kim kāfir oldılar anı kim işlediler daħı daduravuz anlara ķatı 'aźābdan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve eger özine raḥmet daddursavuz bizüm ḳatumuzdan kendüye ziyān de‐genden ṣoñra, eydür: Bu benüm kesbüm biledür. Daḫı ben ḳıyāmetḳopacaġın girçek ṣanmazın, dir ve eger Tañrıma dönsem, daḫı anuñ ḳatın‐da bundan yaḫşı menzile yiter‐men, dir. Ḫaber virecek‐biz kāfirlere işledükleriişleri. Daḫı dadduracaḳ‐biz anlara ulu ‘aẕābı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Başına gələn müsibətdən sonra dərgahımızdan ona bir mərhəmət əta etsək (dadızdırsaq), mütləq: “Bu elə mənim haqqımdır. Qiyamətin (qiyamət saatının) qopacağını güman etmirəm. Doğrudan da, əgər Rəbbimin hüzuruna qaytarılıb gətirilsəm, Onun dərgahında məni ən gözəl ne’mət (Cənnət) gözləyir!” – deyər. Biz kafir olanlara (dünyada) nə etdiklərini mütləq (bir-bir) xəbər verəcək və sözsüz ki, onlara şiddətli bir əzab daddıracağıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily, if We cause him to taste mercy after some hurt that hath touched him, he will say: This is my own; and I deem not that the Hour will ever rise, and if I am brought back to my Lord, I surely shall be better off with Him But We verily shall tell those who disbelieve (all) that they did, and We verily shall make them taste hard punishment
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When we give him a taste(4522) of some Mercy from Ourselves, after some adversity has touched him, he is sure to say, "This is due to my (merit): I think not that the Hour (of Judgment) will (ever) be established; but if I am brought back to my Lord, I have (much) good (stored) in His sight!" But We will show the Unbelievers the truth of all that they did, and We shall give them the taste of a severe Penalty.
4522 When men entertain false ideas of values in life, there are two or three possible attitudes they may adopt in reaction to their experiences. In the first place, their desire may be inordinate for the good things of this life, and any little check brings them into a mood of despair. See last note. In the second place, if their desire is granted, they are puffed up, and think that everything is due to their own cleverness or merit, and they forget Allah. Not only that, but they go a step further, and begin to doubt a Hereafter at all! If by chance they have a faint glimmering of the Hereafter, which they cannot help recognising, they think themselves "favoured of Heaven", because of some small favours given to them in this life by way of trial. Thus they turn all things, good or evil, away from their real purpose, because they are devoted to falsehood.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَئِنْ
ve andol- sun eğer
اَذَقْنَاهُ
ona tat- tırırsak
رَحْمَةً
bir rahmet
مِنَّا
Bizden
مِنْ بَعْدِ
ardından
ضَرَّٓاءَ
bir zara- rın ki
مَسَّتْهُ
kendisine dokundu
لَيَقُولَنَّ
muhakkak der
هٰذَا
bu
ل۪يۙ
benimdir
وَمَٓا اَظُنُّ
ve zannetmi- yorum
السَّاعَةَ
saat
قَٓائِمَةًۙ
kaim olandır
وَلَئِنْ
hem andol- sun eğer
رُجِعْتُ
döndürülsem
اِلٰى رَبّ۪ٓي
Rabbime
اِنَّ
muhak- kak
ل۪ي
bana vardır
عِنْدَهُ
O'nun yanında
لَلْحُسْنٰىۚ
elbet daha güzeli
فَلَنُنَبِّئَنَّ
artık mutlaka haber vereceğiz
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
بِمَا
o şey- leri ki
عَمِلُواۘ
yaptılar
وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ
ve şüphesiz on- lara tattıracağız
مِنْ عَذَابٍ
bir azaptan
غَل۪يظٍ
sağlam
Ve eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra Biz ona bir rahmet tattırırsak da muhakkak, "bu benim (hakkım)dır, (kıyamet) saatin(in) geleceğini de zannetmiyorum, hem Rabbime döndürülecek olsam dahi muhakkak O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz, (o gün) kâfirlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve şüphesiz onlara sağlam (kurtuluşu imkânsız) bir azaptan tattıracağız.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
ضَرَّٓاء
İsim
ض ر ر
Hastalık, sıkıntı, darlık, zarar
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
ل۪ي
Zamir
ل۪ي
Bana, beni, benim, benim için
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
قَٓائِمَة
Etken fiil
ق و م
Ayakta olan, kaim olan, dikili, kıyamda duran
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ل۪ي
Zamir
ل۪ي
Bana, beni, benim, benim için
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
حُسْنٰى
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
نَبَّاَ
Fiil-II
ن ب ا
Haber verdi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
غَلِيظ
İsim
غ ل ظ
Sağlam, ağır, sert, katı