close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kâlû kulûbunâ fî ekinnetin mimmâ ted’ûnâ ileyhi vefî âżâninâ vakrun vemin beyninâ ve beynike hicâbun fa’mel innenâ ‘âmilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve derler ki: Bizi davet ettiğin şeye karşı gönüllerimizde perdeler var ve kulaklarımızda ağırlık var ve seninle bizim aramızda da bir perde var, artık sen, dinince çalış, biz de çalışmadayız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kur’an’ın hayat ve huzur veren davetine karşı müşrikler, Hz. Peygambere ve davetçilere) Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye (Kur’ani gerçeklere ve İslami gereklere) karşı kalplerimiz örtülü durumdadır, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle Senin aranda da bir perde vardır. Artık Sen (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten (Seni engellemek için her şeyi) yapıyoruz, yapacağız."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve “Ey Muhammed!” derler. “Kalplerimiz, bizi çağırdığın şeye karşı örtüler, kılıflar içinde ve kulaklarımızda bir ağırlık ve sağırlık vardır. Seninle bizim aramızda bir engel var. Öyleyse sen ne istersen yap, unutma ki biz de, her zaman yaptığımızı yine yapacağız.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
"- Kalplerimiz örtü içinde. Bizi davet ettiğin, teşvik ettiğin şeylerle ilgisi yok. Kulaklarımızda ağırlık var, bizimle senin aranda bir de perde mevcut. Onun için, sen bilinçli olarak görevini yap, biz bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz." dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda da bir ağırlık var. Bizimle senin aranda da bir perde var. Artık sen (bildiğini) yap, biz de (bildiğimizi) yapıyoruz."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, sana) onlar şöyle dediler: “- Senin bizi dâvet ettiğin Kur'an'dan kalblerimiz örtüler içindedir (dediğini anlamıyoruz). Kulaklarımızda da bir ağırlık var ve bizimle senin aranda bir perde mevcuttur. O halde sen dinin üzere çalış, biz de dinimiz üzere çalışacağız.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve dediler ki: “Sizin bizi çağırdığınız mesaja karşı kalbimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da ağırlık vardır, bizimle senin aranda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Bizi çağırdığın şeye karşılık kalplerimiz perdelenmiştir. Kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda da bir perde vardır. Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yapacağız” dediler.[508]
[508] Kalplerin perdelenmesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 80-84.  
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Senin, bizi çağırdığın o şeye karşı, kapalıdır bizim gönüllerimiz, kulaklarımız da çok ağır duyar, seninle aramızda bir perde vardır, haydi, sen işine bak, bizler dahi işimize !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalbimizde (kavramamızı engelleyen) bir perde, kulaklarımızda (işitmemize mâni) bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir engel vardır. Şu hâlde sen (elinden geleni) yap, unutma ki biz de (elimizden ne geliyorsa onu) yapacağız!”
Cemil Said
swap_vert close
"Senin bizi da’vet itdiğin dîne kalblerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda bir ağırlık var işitmiyoruz sizi bizden bir perde ayırıyor sen bildiğin gibi hareket it biz de bildiğimiz gibi hareket idelim" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3,4,5. Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476]
Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması; kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. Peygamber arasında bir perdenin bulunması, birer mecazî ifade olup, onların inkâr konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeylere karşı kalplerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da sağırlık var; bir de seninle bizim aramızda perde bulunmaktadır. Sen yapacağını yap, biz de yapmaktayız!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!  
 Kureyş, bu sözleriyle Kur’an’ı dinlemekten kaçınarak, Hz. Peygamber’le aralarındaki din ihtilâfını açığa vuruyor ve Allah’ın Resûlü Kur’an okuyup Allah’a çağırdığı zaman kendisiyle alay ediyordu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Dediler ki: "Senin bizi çağırdığın şeye karşı sabit fikirliyiz, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle sizin aranızda bir perde vardır. İstediğini yap, biz de yapacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır. Sen istediğini yap, çünkü biz yapıyoruz" dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve şöyle demektedirler: kalblerimiz senin bizi çağırdığın şeyden örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var, ve seninle bizim aramızdan bir gerki çekilmiştir, haydi yap yapacağını, çünkü biz yapıyoruz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler) dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde bir örtü/kılıf, kulaklarımızda (işitmemize mani olan) bir ağırlık ve seninle bizim aramızda (anlaşmamızı engelleyen kalın) bir perde bulunmaktadır. Artık sen (bize ve söylediklerimize karşı elinden geleni) yap! Biz de (sana ve söylediklerine karşı) kesinlikle (elimizden geleni) yapacağız”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar «Bizi kendisine da'vet edegeldiğin şeyden kalblerimiz örtüler içindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. O halde sen (dînince) amel (ve hareket) et. Biz de şübhesiz (dinimize göre) amel (ve hareket) ediciyiz» derler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve dediler ki: “Bizi kendisine da'vet ettiğin şeyden (dolayı), kalblerimiz örtüler içindedir (ne yapsan inanmayacağız) ve kulaklarımızda bir ağırlık vardır (ne söylesen dinlemeyeceğiz) ve seninle bizim aramızda bir perde vardır (ne göstersen görmeyeceğiz). Artık(sen yapacağını) yap; muhakkak ki biz (öyle) yapanlarız!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (inkâra şartlanmış olanlar) dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz (akıl merkezi olan beyinlerimiz) kılıflar içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda (manevi) bir perde var. Sen (bildiğini) yap, biz de (bildiğimizi) yaparız." *
(*) İbn Âşûr’un da işaret ettiği gibi (XXIV, 233) Araplar kalp kelimesini “akıl” anlamında kullanırlardı; Kur’ân-ı Kerîm’de de bu kelime ve çoğulu (kulûb) genellikle akıl anlamında kullanılmıştır. Hz. Peygamber Mekke putperestlerine Kur’an’ı tebliğ ederek onları Allah’ın birliğine inanmak, sadece O’na kulluk etmek, bencil duygulardan ve haksız davranışlardan arınarak insanlara iyilik etmek gibi ilkeleri benimseyip yaşamaya davet ediyor; fakat muhataplarının çoğu, âyette belirtilen ifadelerle bu daveti reddediyorlardı. Bunu yaparken ileri sürdükleri gerekçe oldukça ilginçtir. Zira onlar, “Davetini, bize tebliğ ettiklerini düşündük taşındık, ama inandırıcı bulmadık, onun için de reddediyoruz” demiyorlardı. Aksine, tebliğ ettiği şeylere kalplerinin, akıllarının ve beyinlerinin kapalı, kulaklarının tıkalı olduğunu söylüyorlardı. Şu hâlde onlar, gerçeği arayan samimi bir insanın iyi niyetli tavrıyla kendilerine okunan Kur’an’a kulak verip dinlemeye, anlamları üzerinde akıllarını kullanıp zihin yormaya bile gerek görmemişlerdir. Râzî’ye göre sûrenin asıl amacı, bunu eleştirmek, bu zihniyetin yanlışlığını ve tehlikesini ortaya koymak, muhatapları buna ikna etmektir (XXVII, 133). Özetle, ilk âyetlerde ifade buyurulduğu üzere Kur’an Allah’ın rahman ve rahîm isimlerinin tecellisi olarak ilâhî rahmetin insanlar üzerine doğuşudur; onun “âyetleri Arapça bir okunuşla (Arapça olarak) ayrıntısıyla açıklanmıştır.” Fakat ondan gerektiği gibi yararlanmak için bunu istemek, dolayısıyla ona samimiyetle kulak vermek ve tebliğleri üzerinde akıl yoluyla değerlendirme yapmak gerekir. Bu, anlamanın ve inanmanın vazgeçilmez şartıdır. Mekke putperestleri ve Kur’an’a karşı tavır alan bütün inkârcıların temel yanlışı ise bu şarta uymamalarıdır. (Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar “Kalplerimiz senin davetine karşı engellerle dolu, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen yapacağını yap, bizde yapacağımızı yapacağız” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar derler: "Bizim gönlümüz senin bizi çağırdığına karşı kapalıdır. Kulaklarımız da tıkalıdır. Seninle bizim aramızda bir duvar vardır. Böyle olunca sen kendi işine bak, biz de artık kendi işimize bakalım."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar «— Bizi dâvet ettiğin tevhide karşı kalplerimiz örtülüdür. Kulaklarımızda da ağırlık ve sağırlık vardır. Senin ve bizim aramızda bir perde vardır. Artık kendi işine bak, biz de kendi işimize bakalım [⁵]» dediler.
[5] Yani sözlerin kalblerimize tesir etmiyor, sözünü işitmiyoruz, din ve millette aramızda ayrılık vardır. Sen dinine bak, biz de dinimize bakalım, bize mâni olma.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şöyle dediler: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır [ekinne], kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde vardır.² Sen (istediğini) yap, biz de yapıyoruz.”
2 Krş. En’âm, 6/25; İsrâ, 17/46, Kehf, 18/57  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve dediler ki: “Bizi kendisine çağırmakta olduğun şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda da bir perde vardır. Artık sen (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve tavır ve davranışlarıyla, âdetâ “Ey Müslüman!” diyorlar, “Bizi çağırdığın bu tevhid inancına karşı kalplerimiz kapalı, kulaklarımız sağırdır; dolayısıyla, seninle bizim aramızda aşılmaz bir engel vardır! Öyleyse sen bize öğüt vermeyi bırak da, şu savurduğun tehditleri gerçekleştirmek için yapacağını yap fakat şunu unutma ki, biz de sizi ezip yok etmek için elimizden geleni yapacağız!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Bizi çağırdığın şeylerden kalblerimiz korunaklar içindedir; kulaklarımızda ağırlık vardır. Bizim ve senin aramızda bir örtü / perde de vardır. Biz, çabalamaktayız; sen de çabala!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Diyorlar ki: " senin davetine karşı bizim içimizde bir isteksizlik, kulaklarımızda bir ağırlık var, sanki aramızda dağlar var: hasılı sen bildiğini oku, biz de bildiğimizi yapalım. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler vardır. Kulaklarımızda bir ağırlık, üstelik seninle aramızda koyu bir perde vardır. O halde sen istediğini yapabilirsin! Biz de kendi istediğimizi yapacağız. Sana karşı bütün gücümüzle mücadele edeceğiz.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İnkârcılar) şöyle demişlerdi: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir (s)ağırlık vardır. [*] Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. (Sen istediğini) yap; biz de yapanlarız!”
Benzer mesajlar: En‘âm 6:25; İsrâ 17:46; Kehf 18:57; Muhammed 47:16.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve (kâfirler): “(Ey Muhammed!) Bizi kendisine davet ettiğin şeye karşı bizim kalplerimiz kapalı,¹ kulaklarımız sağırdır.² Bizimle senin aranda da bir perde vardır. Artık sen (ne yapacaksan) yap! Biz de (yapacağımızı) kesinlikle yapacağız” dediler.³
1 Ekinne: Kimsenin bilmediği garib, bilinmeyen ve kat kat örtüler demektir. Bk. (En’am: 25, İsra: 46, Kehf: 57)2 Bir kimsenin “kulaklarında ağırlık olması” demek, “sağırlıktan ve duymak istememekten” kinâyedir. Yukarıdaki tercüme buna göre yapılmıştır. Ayrıca bu bölüm, “(Ey Muhammed!) Bizi kendisine davet ettiğin şeye karşı bizim gönlümüz kapalı, kulaklarımıza da söz gitmez.” şeklinde anlaşılabilir. (Kurtubî)3 Bunu söyleyenler Ebû Cehil ve Kureyş’ten bir topluluk idi. Hz. Ömer’den: “Kureyş, Rasulullah (s.a.v)’e doğru bakmışlardı. Rasulullah (s.a.v) onlara: ‘Sizi İslam’a gelip de Araplara efendilik etmekten alıkoyan nedir?’ buyurdu. Onlar da; ‘Ey Muhammed! Biz senin söylediğini anlamıyoruz, işitmiyoruz, kalplerimizde kapalılık var,’ dediler. Hatta Ebu Cehil de tuttu kendisiyle Rasulullah (s.a.v)’in arasına bir perde çekip: ‘Ey Muhammed! Bizi kendisine davet ettiğin şeye karşı bizim kalplerimiz kapalı, kulaklarımız sağırdır. Bizimle senin aranda da bir perde vardır,’ dedi. Fakat ertesi gün onlardan yetmiş kişi Rasulullah (s.a.v)’a gelip: ‘Ey Muhammed! Bize İslam’ı arz et’ dediler ve İslam’a girdiler. Rasulullah (s.a.v) tebessüm edip: ‘Elhamdülillah, dün benim davetime karşı kalplerinizde kapalılık olduğunu, kulaklarınızda ağırlık bulunduğunu söylüyordunuz, bu gün Müslüman oldunuz’ buyurdu. Onlar da: ‘Ey Allah’ın Rasulü! Biz dün yalan söylemişiz, öyle olsa idi ebediyen hidayet bulamazdık’ dediler.” (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve “[Ey Muhammed!]” derler, “Kalplerimiz bizi çağırdığın her şeye kapalıdır, kulaklarımız sağırdır ve bizimle senin aranda bir engel vardır. ⁴ Öyleyse, sen [ne istersen] yap, unutma ki biz de [her zaman yaptığımızı] yine yapacağız!”
4 Hicâb teriminin bu karşılığı için bkz. 7:46’nın ilk cümlesi ile ilgili not 36, aynı zamanda 6:25. Kur’an mesajından yüz çevirenlerin “sözleri” elbette mecazî olup onların tutumunu tasvir etmeye yarar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve senin bizi çağırdığın şeye karşı bilgi ve idrakimiz kapalıdır, kulaklarımızda ise bir ağırlık var/seni dinleyecek halimiz yok. Çünkü seninle bizim aramızda da bir engel var. Öyleyse sen işine bak, biz de işimize bakalım, diyorlar. 4/155, 40/35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de dönüp derler ki: “Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye kapalıdır, kulaklarımızda manevi bir kurşun[⁴²³⁴] vardır; dahası seninle bizim aramızda aşılmaz bir engel vardır: Şu halde sen (elinden geleni) yap, unutma ki biz de (elimizden geleni) yapacağız!
[4234] Lafzen: “ağırlık”. Kalbin “akıl” anlamına kullanıldığı hatırlanırsa, bu ibare aklın kapalı olma halini ifade etmektedir (Bkz: İbn Âşûr). Bu durum şöyle de özetlenebilir: küfür önyargıdır. Önyargıya dayalı küfür, en zararlı akıl örtücüdür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. (Ayrıca) seninle bizim aramızda, bir perde de bulunmaktadır. Sen istediğini yap. (Kendi dinine göre amel et) Biz de, dilediğimizi yapacağız.” (Putlara tapmakta devam edeceğiz) dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve dediler ki: «Kendisine bizi davet ettiğin şeyden bizim kalplerimiz örtüler içindedir. Ve bizim kulaklarımızda bir ağırlık vardır. Ve bizim aramızdan ve senin arandan bir perde vardır. Artık sen (kendi dinine göre) amel et. Şüphe yok ki, biz de (kendi dinimize göre) amel edicileriz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve derler ki: “Senin bizi dâvet ettiğin inançlara karşı kalplerimiz kapalıdır, örtüler içindedir; kulaklarımızda da ağırlık bulunmaktadır. Hem aramızda bir perde çekilmiştir. Artık bu durumda yapacağın bir şey varsa yap, biz de bildiğimiz gibi yapmaya devam edeceğiz! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kılıflar içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istediğini) yap, biz de (istediğimizi) yapıyoruz."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Müşrikler: "Kalblerimiz bizi ona da'vet iylediğin şeyden perdelidir. Kulaklarımızda ağırlık ve seninle bizim aramızda hicâb vardır. Sen kendi işinde ol, biz de kendi işimizde olalım" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şunu söylerler: “Senin çağrına gönlümüz kapalı, kulaklarımız tıkalıdır; aramızda da perde var. Bizim işimiz yolunda; sen kendi işine bak.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda ağırlık, seninle bizim aramızda da perde var. Artık ne yapacaksan yap; biz de yapacağız.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Bizi çağırdığın o şeye karşı kalplerimiz kılıflar içinde; kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde var. O halde, sen işini yap, muhakkak biz de işimizi yapacağız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyittiler “göñüllerümüz örtüler içindedür andan kim oķırsız bizi andın yaña daħı ķulaķlarumuz içinde aġırlıķdur. daħı bizüm aramuzda daħı senüñ arañda perdedür pes işle bayıķ biz işleyicivüz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: Bizüm yüreklerümüz ḳaplar içindedür, siz bizi da‘vet itdügüñüz nesneden ve ḳulaḳlarımuzda ṣaġırlıḳ vardur ve bizümle sizüñ arañuzda per‐deler vardur. Sen ‘amel eyle, biz daḫı ‘amel eyler‐biz, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Onlar deyərlər: “Sənin bizi də’vət etdiyinə (tövhid dininə) qarşı qəlblərimiz örtülü, qulaqlarımız da kardır və bizimlə sənin aranda pərdə vardır. Sən (öz dininə) əməl et, biz də (öz dinimizə) əməl etməkdəyik! (Sən öz istədiyini et, biz də öz istədiyimizi!)”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they say: Our hearts are protected from that unto which thou (O Muhammad) callest us, and in our ears there is a deafness, and between us and thee there is a veil. Act, then. Lo! we also shall be acting.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They say: "Our hearts are(4465) under veils, (concealed) from that to which thou dost invite us, and in our ears in a deafness, and between us and thee is a screen: so do(4466) thou (what thou wilt); for us, we shall do (what we will!)"
4465 The consequence of their wilful rejection is that a distance is created between Revelation and those for whom it is meant; their ears become deaf, so that the voice falls fainter and fainter on their ears: they feel a bar between themselves and the Messenger who comes to teach them (Cf. 6:25 ). 4466 This is either a superiority complex adopting the sarcastic tone of an inferiority complex, or it expresses calculated indifference to spiritual teaching. In effect it says: "Our hearts and minds are not intelligent enough to understand your noble ideas, nor our ears sufficiently acute to hear their exposition: you and we are quite different; there is a gulf between us. Why worry about us? You go your way, and we shall go ours!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالُوا
ve dediler
قُلُوبُنَا
kalplerimiz
ف۪ٓي اَكِنَّةٍ
örtüler içindedir
مِمَّا
o şey- den ki
تَدْعُونَٓا
bizi davet ediyorsun
اِلَيْهِ
kendi- sine
وَف۪ٓي اٰذَانِنَا
ve kulakları- mızda vardır
وَقْرٌ
bir ağırlık
وَمِنْ بَيْنِنَا
ve aramızdan
وَبَيْنِكَ
ve arandan
حِجَابٌ
bir perde vardır
فَاعْمَلْ
artık yap
اِنَّـنَا
şüphe- siz biz
عَامِلُونَ
yapanlarız
(Resulüm!) Onlar (sana) dediler ki: "Bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır (sana asla iman etmeyeceğiz). Kulaklarımızda bir ağırlık vardır (seni asla dinlemeyeceğiz) ve seninle bizim aramızda bir perde vardır (senin gösterdiğin hakikate asla bakmayacağız). Onun için sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapanlarız!"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَكِنَّة
İsim
ك ن ن
Kılıflar, örtüler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
وَقْر
İsim
و ق ر
Ağırlık
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
حِجَاب
İsim
ح ج ب
Perde
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَامِل
Etken fiil
ع م ل
Çalışan, yapıcı, yapan, memur, amel işleyen, iş yapan