close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ yulakkâhâ illâ-lleżîne saberû vemâ yulakkâhâ illâ żû hazzin ‘azîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu huy, sabredenlerden başkasına verilmez ve akıldan, tedbirden büyük bir hisseye sahip olmayanlara bu huy, nasip olmaz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bu (kötülüğü iyilikle savmak olgunluğu)na ancak sabredenler yetiştirilir. Ve bu (şerefe) ancak (İslami hikmet ve siyasetten) büyük pay (sevap ve nasip) sahibi olan (ve insanları Allah’a ve adalet nizamına döndürmekten manevi haz duyan) kimseler eriştirilir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu güzel davranış ve duyguya, ancak öfkesine engel olmak ve eziyetlere katlanmak suretiyle sabreden kimse elde eder. Bu güzel davranışı ancak akıl, tedbir, hayır ve mutluluktan bol nasibi olan elde eder.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu güzel davranışa, bu olgunluğa ancak sabrederek mücadeleye devam edenler, sabrı huy edinenler kavuşturulur, bu olgunluğa büyük kabiliyetleri olanlar, büyük lütuflara mazhar olanlar kavuşturulur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Buna ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Buna sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İyilikle, kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennetde) büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat bu, ancak sabredenlere söylenir ve ancak büyük nasibi olan kişilere söylenir. (Ancak onlar, bunu anlarlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.
Besim Atalay
swap_vert close
Buna ancak sabredenler kavuşur, buna ancak büyük kıvanç sahipleri ererler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu (kötülüğe iyilikle karşılık verme) davranışına ancak sabredenler kavuşturulur. Ayrıca buna ancak (hayırdan ve faziletten) büyük payı olanlar kavuşturulur.
Bkz. 23/96  
Cemil Said
swap_vert close
Lâkin bu derece-i tekâmüle sabır ve hazz-ı ’azîm sâhibi olandan başkası vâsıl olamaz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bu sonuca ancak sabırlı olanlar ulaşabilir, yine buna ancak (erdemlerde) büyük pay sahibi olanlar ulaşabilir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu duruma ancak dirençli olanlar eriştirilir. Bu duruma ancak alabildiğine şanslı olanlar ulaştırılır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak büyük bir hazz sahibi olan kavuşturulur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan) büyük bir nasibi olanlar kavuşturulur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Buna¹ ancak sabredenler kavuşturulur ve buna büyük haz² sahipleri kavuşturulur.
1- Kötülüğü iyilikle savma olgunluğuna. 2- Yüksek ahlak ve erdem.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bu (en güzel haslete) sabredenlerden başkası kavuşdurulmaz. Buna büyük bir hazza mâlik olandan gayrisi erişdirilmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna (bu güzel haslete) ise ancak sabredenler eriştirilir ve buna ancak (hayırdan yana) büyük bir nasîbi olanlar eriştirilir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Buna (bu güzel davranışa) da ancak sabredenler kavuşturulur. Ve yine buna ancak (iyilikten ve olgunluktan) büyük payı olanlar (dürüst ve erdemli kimseler) kavuşturulur.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu başarıya, sabır ve inançla hareket edenlerden ve büyük bir istek ve arzuya sahip olanlardan başkası ulaşamaz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yüksekliğin bu kertesine yalnız katlananlar, yalnız o ulu tadı tadanlar eriştirilecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu hal ancak sıkıntılara katlananların kârıdır, bu, yalnız iyi bir amelden büyük bir pay alanların [²] kârıdır.
[2] Yani kemal-i nefse sahip olanların, ahlâk-ı hasene sahiplerinin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Bu güzel davranışa) sabredenlerden/göğüs gerenlerden başkası kavuşturulmaz ve buna (güzel ahlaktan) büyük pay sahiplerinden başkası da kavuşturulmaz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Buna da sabredenlerden başkası kavuşturulamaz ve buna büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da eriştirilemez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat bu üstün meziyet, sadece zorluk ve sıkıntılar karşısında sabredenlere verilmiştir. Diğer bir deyişle bu, ancak ilim, hikmet, şefkat, merhamet gibi güzelliklerden büyük bir pay almış olanlara verilmiştir.Bununla birlikte, nihâyet İslâm dâvetçisi de bir insandır; inatçı câhiller karşısında öfkesine hâkim olması her zaman kolay olmayabilir. Bunun içindir ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Buna ancak sabretmiş kimseler kavuşturulur. Buna ancak çok büyük hazz / pay sahipleri kavuşturulur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Güzele kavuşmak, sabır ister. Her kula da nasip olmaz, nasipliler dışında.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bu güzel davranışa; inançlarında, İslam üzerine yaşantılarında azimli, kararlı olanlar kavuşturulur. Buna ancak samimi davranışlarından dolayı mükâfatlandırılacaklar kavuşturulur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük payı olan kimse kavuşturulur.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bu (güzel haslet,) ancak sabredenlere verilir. Ve yine bu (güzel haslet,) ancak (îman ve yaşayışında) büyük ciddiyet¹ sahibi olanlara verilir.
1 (حَظٌّ عَظِيمٌ): Tefsirlerde ciddiyet, büyük pay, ilâhî nîmet, büyük nasip, bahtiyarlık ve cennet gibi anlamlarla tercüme edilmiştir. Bk. (Kasas:79)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama [bu mazhariyet] sadece sıkıntıya karşı sabredenlere verilmiştir; yalnızca (faziletten) en büyük payı almış olanlara verilmiştir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böyle bir meziyete ancak sabırda direnenler ulaşabilir. Evet, bu meziyete ancak yüksek ahlak ve erdem sahipleri ulaşabilir. 13/22, 25/63
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ne ki bu (meziyete) sadece sabırda direnenler ulaşabilir; yine buna, ancak kendisine büyük bir pay ayrılanlar ulaşabilir.[⁴²⁷⁰]
[4270] “Sabır” kazanılanı, “pay” bahşedileni ifade eder: ilki iradenin şükrü, ikincisi şükrün ödülüdür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bu güzel haslete ise ancak sabredenler, hayırdan büyük nasibi olan kimseler kavuşturulur.
Osman Fırat
swap_vert close
Bu kötülüğü iyilikle savma olgunluğuna ancak sabredenler kavuşturulur. (Bu olgunluğa) bu büyük hazza sahip olan kavuşturulur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bunu (böyle bir tavsiyeyi) sabredenlerden başkası telakki edemez ve bunu pek büyük bir nâsip sahibi olandan başkası kabul edip yüklenemez.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama kötülüğe karşı iyilik hasleti, ancak sabredenlerin kârıdır, faziletten yana nasibi bol olanların kârıdır. {KM, Luka 19, 26}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bu(kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük şansı olan kavuşturulur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu hasleti ancak sabır idenler ve pek büyük bahtiyârlar telâkkî iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu davranışı ancak sabırlı olanlar gösterebilirler. Bu seviyeye ancak hayırda büyük pay sahibi olanlar ulaşabilirler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Buna sabredenlerden başkası ulaşamaz. Buna, büyük hazzı tadanlardan başkası ulaşamazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat buna ancak sabredenler erişir. Buna erişenler de büyük bir nasip sahibi olanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Böyle bir tavra, sabredenlerden başkası ulaştırılmaz. Böyle bir tavra, büyük nasip sahibinden başkası ulaştırılmaz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķarşu getürinilmeye illā anlar kim śabr eylediler daħı ķarşu getürinilmeye aña illā ülü issi ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anı telaḳḳī idüp ḳabūl itmez, illā ṣabr iden kişiler. Daḫı anı ḳabūl ey‐lemez, illā ulu naṣīblü kişi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bu (xislət) yalnız (dünyada məşəqqətlərə) səbir edənlərə verilir və yalnız böyük qismət (savab, fəzilət) sahiblərinə əta olunur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But none is granted it save those who are steadfast, and none is granted it save the owner of great happiness.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And no one will be(4506) granted such goodness except those who exercise patience and selfrestraint,- none but persons of the greatest good fortune.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا يُلَقّٰيهَٓا
ve buna kavuş- turulmaz
اِلَّا
an- cak
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
صَبَرُواۚ
sabrettiler
وَمَا يُلَقّٰيهَٓا
ve buna kavuş- turulmaz
اِلَّا
an- cak
ذُو
sahibi
حَظٍّ
bir nasip
عَظ۪يمٍ
büyük
Bu (güzel davranış)a ancak sabredenler kavuşturulur, yine buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olanlar kavuşturulur.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَقّٰي
Fiil-II
ل ق ي
Karşılandı, ilka olundu, kavuşturuldu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَقّٰي
Fiil-II
ل ق ي
Karşılandı, ilka olundu, kavuşturuldu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
حَظّ
İsim
ح ظ ظ
Nasip, pay, hisse
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam