close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 63. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve’ibâdu-rrahmâni-lleżîne yemşûne ‘alâ-l-ardi hevnen ve-iżâ ḣâtabehumu-lcâhilûne kâlû selâmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve rahmanın kulları, öylesine kullardır ki yeryüzünde gönül alçaklığıyla yürürler ve bilgisizler, onlara söz söyleyince sağlık, esenlik size diye cevap verirler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Rahman’ın (akıllı, hayırlı ve has) kulları (onlardır ki;) gezip dolaştıkları (her) yerde, (münasip ve) mütevazı yürürler. Bilgisiz (ve görgüsüz) kimseler kendilerine sataştıklarında ise onlara: "Selametle (barış ve güvenlik içinde olun)!" derler (ve geçiştirirler, yersiz tartışma ve kapışmalara girişmezler. Ama kutsallarına sataşıldığında gerekli tepkiyi gösterirler).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Rahmanın has kulları, onlar yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve ne zaman kötü niyetli dar kafalı kimseler, kendilerine laf atacak olsa, sadece “Selam!” derler geçerler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rahman olan Allah'ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah'a bağlanan has kulları, yeryüzünde bilgi ve becerilerini kullanarak tevazu ile yürüyenler, hayatlarını sürdürenlerdir. Bilgiden, muhakemeden yoksun, ihtiraslı, tutarsız davranan kendini bilmez kimseler onlara laf attığında: “- Bizden uzak durun” derler, geçerler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/37.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler ve bilgisizler kendilerine laf attıklarında "selam" derler. [8]
8.Yumuşak söz söylerler.  
Ali Bulaç
swap_vert close
O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman 'Selam' derler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rahmân'ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) lâf attıkları zaman, “Selâm” derler (sözün doğrusunu söylerler ve onlarla çatışmazlar);
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Rahman olan Allah’ın kulları, öylelerdir ki, yeryüzünde mütevazıca yürürler. Cahiller onlarla muhatap olduklarında “selam” derler (geçerler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rahmân'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, “Selâm” derler.[374]
[374] Rahmân’ın övdüğü kulların özellikleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 539-559.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrının öyle kulları var ki, yeryüzünde uslulukla gezerler, onlara bilgisiz kimseler söz atacak olurlarsa, selâm ile konuşurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Rahman'ın has kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler (hayatlarını gösterişten uzak yaşarlar). Cahiller onlara laf attığı zaman (tartışmadan), “selâm!” der (geçer)ler.
Cemil Said
swap_vert close
Rahmân’ın ’ibâdı arz üzerinde kemâl-i tevâzu’ ile yürüyen ve kendilerine îrâd-ı kelâm iden câhillere selâm virenlerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rahmân’ın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, “selâm” deyip geçen kullardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);
Edip Yüksel
swap_vert close
Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o Rahmânın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine lâf attığı vakıt selâmetle... derler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rahmân (olan Allah) ’ın (has) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürüyen ve câhil kimseler kendilerine (incitici sözler ile) laf attığında, (onların seviyesine düşmeden, vakarlarını koruyarak, “Sizin zararınızdan biz) selâm (ette olalım, bizden uzak durun)” deyip geçen, kimselerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, “Selam.”¹ derler.
1- Esen kalın, bizden size zarar gelmez.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) lâflar atdığı zaman «Selâm (etle) de (yib geçe) rler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Rahmân'ın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevâzû' (ve vakar) içinde yürürler; câhiller onlara bir lâf attıkları zaman, “Selâm (Allah selâmet versin)!” derler(geçerler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Rahman’ın (halis) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu (ve vakar içinde) yürürler ve kendini bilmez kimseler (cehalet ve karakterlerinden kaynaklanan bir tarzda) onlara hitap ettikleri zaman (incitmeksizin onlara) sağlık ve selâmet dileyerek geçip giderler.*
(*) Âyetteki cehâlet had ve hudut bilmeme hâlidir. Beşerî insan yapan bilmek değil, bilgiyi vakarla yaşamaktır. Kendini bilmezlerin sataşmalarına selam denmesi istenir; zira Rahmân’ın kulları savaş/kavga için değil merhamet için zamanlarını kullanmalıdır. Daha öncelikli, daha onurlu ve daha üstün değerlerle ilgilenen bu şahsiyetler, vaktini ve emeğini uygun olmayan bir işte harcamamalıdırlar. Selam; barış, huzur, esenlik, saadet, af, mağfiret mânalarını kapsar… (Kurandan Hayata) İşte âyette müminlerin, kendilerine sözlü sataşmada bulunanlara, “selâm” diyerek, yani esenlik dileğiyle karşılık verdikleri bildirilmekte; bu suretle bir bakıma putperest Araplar’ın ortak zihniyetini ifade eden Câhiliye ile müminlerin ortak zihniyetini ifade eden İslâm’ın karşıt kavramlar olduğu ima edilmektedir. Buna göre sözlü sataşmalarla sergilenen alaycı ve küçümseyici tavırlar, Câhiliye zihniyetinin kendini beğenmişlik, hoyratlık, saldırganlık gibi tutumlardan oluşan barbarlık ahlâkını; müslümanların bu sataşmalara selâmla karşılık vermeleri de onların barışçı ilkelere dayalı uygarlık ahlâkını göstermektedir. Nitekim bazı çağdaş araştırmacılar, câhiliye terimini“ barbarlık”, İslâm terimini de (hilm kavramıyla)“uygarlık”şeklinde açıklamaktadırlar (alıntı)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rahmanın kulları yeryüzünde mütevazı bir şekilde yürürler. Gerçek doğrulardan uzak kalmış kendini bilmezler (cahiller) onlara laf attıklarında “Selam” deyip geçerler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Esirgeyicinin kullarına gelince, onlar o kimselerdir ki yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler, kendini bilmiyenler onlara söz atınca da " Esen kalın" deyip geçerler,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Esirgeyen Zat/ın öyle kulları vardır ki onlar yeryüzünde tevazu vakar ile yürürler. Şayet onlara kendini bilmez kimseler söz atacak olurlarsa incitmeyecek cevap verirler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rahmân’ın kulları yeryüzünde tevazu [hevn] içinde yürürler. Cahiller onlara muhatap oldukları/laf attıkları zaman, “Selâm!” der geçerler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Rahman'ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürüyenler ve cahiller kendilerine hitap ettikleri zaman da onlara esenlik içinde (yumuşak bir şekilde) cevap verenlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O Rahmânın kulları ki, yeryüzünde kibir ve gösterişten uzak, son derece ağırbaşlı, saygılı ve alçakgönüllü olarak yürürler; rablerinin emirlerini tanımayan câhiller kendilerine sataştığı zaman, onurlu ve efendi bir tavırla karşılık vererek,“Müslüman olasıcalar Selâm sizlere! Biz sizlerle bir olmayız!” derler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rahmân’ın kulları ki, Yeryüzü’nde alçak gönüllü yürüyorlar; onlara Câhiller sözlü sataştıkları zaman “selâm!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu Sevgi'yekul olanlar: yeryüzünde saygın dolaşırlar. Kendilerine laf atıp sataşan densizlere gülüp geçerler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rahman’a inananlar yeryüzünde tevazu ile yürürler. Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında, «Selam!» deyip geçerler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rahmân’ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürür ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!’ diyip (geçer)ler. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:72; Kasas 28:55; Şûrâ 42:15; kâfirûn 109:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Rahman (olan Allah)’ın has kulları; yeryüzünde tevazu ile yürüyen ve kendini bilmez kimseler onlara sataştığında da “selâm!” deyip (onlara çatmağa tenezzül etmeyerek) geçen, kimselerdir.
Muhammed Esed
swap_vert close
Rahmân’ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, ⁵⁰ (sadece) selâm! derler.
50 Zımnen, “kendileriyle alay etmek ya da inançları hakkında tartışmak üzere”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rahman’ın iyi kulları, yeryüzünde alçak gönüllü ve vakarlı olarak yürürler. Kendini bilmezlerin sataşmalarına muhatap olduklarında “Selametle” deyip geçerler. 2/177, 3/133...136, 25/64...77, 17/37, 31/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rahmân’ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bir tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında “Selam!”[³¹⁵²] der (geçer)ler.[³¹⁵³]
[3152] Buradaki selam “karşılama” değil “veda” selamıdır. [3153] İdeal mü’minin özelliklerini beyan eden bu âyetlerle (63-75), yukarıdaki 61-62. âyetler arasında derin bir ilişki vardır. İdeal mü’min ya güneş gibi etrafına ışık ve hayat kaynağı olur, ya da ay gibi bir kaynaktan ışık yansıtır. Güneş gündüzün kaynağı, ay gecenin ışığı ve rehberidir. Hz. Dâvud ve Hz. Süleyman gibi insanlığın gündüzünde gelmeyip de Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahyâ gibi insanlığın gecesinde gelenler zamanı mazeret olarak sunamazlar. Eğer Allah’lı ve anlamlıysa, sultan olmakla kurban olmak arasında fark olmamalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rahman'ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Cahiller kendilerine bir laf atacak olsa "Selam" derler, geçerler.
Osman Fırat
swap_vert close
Rahmân’ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler, câhiller kendilerine laf atarsa "Selâm" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Rahmân'ın (halis) kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevaziyâne bir halde yürürler ve cahiller onlara hitab ettikleri vakit, «Selâmetle,» derler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Rahman'ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa “Selâmetle! ” derler. [17, 37]
Zorba, mağrur, saygısız, kaba ve haşin değil, sükûnet ve vakar ile, alçak gönüllü bir şekilde, terbiyeli ve nazik yürürler. Etrafa sıkıntı vermezler. Cahillik edenlere çatmaya tenezzül etmezler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın makbûl kulları onlardır ki arz üzerinde yürüdükleri zamân sükûn ve vakar ile yürürler. Ve câhiller onlara hitâb iyledikde cevâben "Selâm" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rahmanın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyen kimselerdir. Kendini bilmezler onlara sataşınca “size selamet[*] dileriz(selamün aleyküm).” derler.
[*] Selamet: Esenlik durumu, her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu (TDK Sözlük)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip geçerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rahmân'ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da “Selâmetle” der, geçerler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "Selam!" derler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı raḥmān ķulları anlar kim yürirler yir üzere döleklig-ile daħı ķaçan kim söyleşdi anlaruñ-ıla cāhiller eyittiler “selām olsun!”.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālānuñ ḳulları kim yürürler yir yüzinde tevāżu‘ ile. Daḫıanlara ḫiṭāb eylese cāhil kişiler, eydürler: Selām olsun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəhmanın (əsl) bəndələri o kəslərdir ki, onlar yer üzündə təmkinlə (təvazökarlıqla) gəzər, cahillər onlara söz atdıqları (xoşlarına gəlməyən bir söz dedikləri) zaman (onları incitməmək üçün) salam deyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The (faithful) slaves of the Beneficent are they who walk upon the earth modestly, and when the foolish ones address them answer: Peace;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And the servants of ((Allah)) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant(3123) address them, they say, "Peace!";
3123 Ignorant: in a spiritual sense. Address : in the aggressive sense. Their humility is shown in two ways: (1) to those in real search of knowledge, they give such knowledge as they have and as the recipients can assimilate; (2) to those who merely dispute, they do not speak harshly, but say "Peace!", as much as to say, "May it be well with you, may you repent and be better"; or "May Allah give me peace from such wrangling"; or "Peace, and Good-bye: let me leave you!".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَعِبَادُ
ve âbd olanlar
الرَّحْمٰنِ
Rahmân'a
الَّذ۪ينَ
o kimse-lerdir ki
يَمْشُونَ
yürürler
عَلَى الْاَرْضِ
yeryüzünde
هَوْناً
tevazu ile
وَاِذَا
ve o va-kit ki
خَاطَبَهُمُ
onlara laf attı
الْجَاهِلُونَ
cahiller
قَالُوا
dediler
سَلَاماً
selam
Rahmân'a âbd olan (has kul)lar öyle kimselerdir ki yeryüzünde tevazu (ve vakar) ile yürürler, cahiller onlara laf attığı vakit "selam!" de(yip geçe)rler.
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مَشَى
Fiil-I
م ش ي
Yürüdü, gezip dolaştı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
هَوْن
İsim
ه و ن
Tevazu
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
خَاطَبَ
Fiil-III
خ ط ب
Söyledi, hitapta bulundu, laf attı
جَاهِل
Etken fiil
ج ه ل
Cahil
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَلَام
İsim
س ل م
Selâm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Selamet veren ve insanları selamet yurdu olan cennete davet eden demektir), selam, selâmet