O zaman inkar edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o cahiliyye (çağının) öfke ve gayretini koymuşlardı, Allah da Elçisine ve mü'minlere huzur ve güvenini indirdi; onları takva kelimesine (sebata ve ahde vefaya) bağladı. Zaten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi bilendir.
Hudeybiye'de Mekkelilerle müslümanlar arasında andlaşma yazılacağı sırada Hz. peygamber, Hz. Alî'ye: "Yaz, dedi, bu, Allah'ın Elçisi'nin Mekke halkıyla yaptığı andlaşmadır." Kureyş temsilcileri dediler ki: "Biz senin Allah'ın Elçisi olduğunu bilsek, sizin ka'be'ye girmenize engel olmayız. Şöyle yazın: Bu, Abdullah oğlu Muhammed ile, Mekke halkı arasındaki andlaşmadır." Hz. peygamber de öyle yazdırdı. Mü'minlerin çok zoruna giden bu durum, Allah'ın, gönüllerine indirdiği huzur ile yatıştı. Allah'ın Elçisi, Hudeybiye seferinden önce ru'yâsında, ashâbıyla birlikte Mekke'ye girdiklerini, bazılarının saçlarını tamamen traş ettiklerini, bazılarının da kısalttığını görmüştü.