Allah, size (bundan böyle) elde edeceğiniz birçok (maddi ve manevi) ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu (Hayber'in fethini) size hemen vermiş ve insanların (düşmanlarınızın) ellerini üzerinizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı ki,) bunlar mü'minler için (Allah'ın yardım edeceğine dair) bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
Hudeybiye Barış Antlaşması üzerinden bir yıl geçince, antlaşma gereği Müslümanlar Kâbe’yi ziyarete gittiler. Müslümanların Mekke’ye gittiğini haber alan Yahudiler, müşriklerle yaptıkları anlaşma gereği Medine’ye saldırmak için harekete geçtiler. Bu durumu öğrenen Hz. Muhammed, Hayberli Yahudilere elçi göndererek geri adım atmalarını ve Müslümanlara saldırıdan vazgeçmelerini istedi. Yahudiler bu teklifi reddederek Müslümanlara saldırmak için Gatafanoğulları ile gizlice anlaştılar.Bunun üzerine Hz. Muhammed, M. 629 yılında Hayber Kalesi’ni kuşatmak üzere topladığı 200’ü atlı ve 1600’ü piyade olmak üzere toplamda 1800 kişilik bir orduyla Hayber’i kuşattı. Kalelerin içinde toplamda 20.000 asker bulunuyordu. Kısa zamanda Müslümanların böyle bir kuvvetle saldırıya geçeceğini beklemeyen Yahudiler hazırlıksız yakalandılar. Ne kadar direnseler de başarılı gösteremeyince,10 günlük kuşatmadan sonra teslim oldular.Müslümanların Hayberli Yahudilerle zorunlu hâle gelen savaşları, muhataplarının Yahudi olmasından kaynaklanmıyordu. Sadece o günkü Yahudilerin fitnesinden, fesadından, entrikasından kaynaklanıyordu. Onların yerine aynı kötülükleri ortaya koyan başkaları da olsaydı, hattâ bunlar Müslüman kimliğiyle yaşayan farklı bir toplum da olsaydı, aynı tepkiyle karşılaşacaklardı. Çünkü ortada fitne vardı, zulüm vardı, fesat ve haksızlık vardı. İnsanlığa hizmet için bu kargaşanın mutlaka giderilmesi gerekirdi. Bu konuda Haşr suresi 59/2. âyetine de bakabilirsiniz.