close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close
Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemin şerri-nneffâśâti fî-l’ukad(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve düğümlere üfleyen kadınların şerrinden.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Şeytani tılsımlar okuyup ipleri bağladıkları) Düğümlere üfürenlerin (büyücülük yapan kimselerin, bâtıl hesabına beyinleri köreltip yönetenlerin ve sözleşmelerini bozan hain ve kaypak tiplerin) şerrinden (sinsi ve hileli düzenlerinden.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
kafa ve kalbimize düğümlenen her türlü tutku büyü, sihir ve kötü üflemelerin, beyin yıkamaların kötülüklerinden ve şerrinden,
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- İnsanların akıllarını, düşüncelerini çelerek, kararlarını yumuşatarak, değiştirerek, düzenlerini bozan, dilbaz kadınların, sosyal ve siyasi sözleşmelerin içine zehir akıtanların, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden Allah'a sığınırım.”
et-Tefsîru’l-Kebir, 32/195-196.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Düğümlere üfleyen kadınların şerrinden,
Ali Bulaç
swap_vert close
Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Büyü yapmak için) düğümlere üfliyen kadınların (her sihirbazın) şerrinden,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Düğüm ve (hayatî) bağlara üfleyip bozan sihirbazların şerrinden,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
2,3,4,5. Yarattığı her şeyin şerrinden, kapladığında karanlığın şerrinden, düğümlere üfürenlerin şerrinden, haset edenin haset ettiği zamanki şerrinden.
Besim Atalay
swap_vert close
Haset eyleyenin şerrinden
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
“Düğümlere üfleyen” ifadesi, bir ipe birçok düğüm atıp ona üfleyen ve bu arada bazı sihir tekerlemeleri söyleyen büyücülerin/üfürükçülerin uygulamasından çıkarılmıştır. “Neffâsât”ın müennes olması, mutlaka kadınları kastettiği anlamına gelmez. Zira sihir yapanlar ve insanları azminden ve doğru kararlarından saptıranlar sadece kadınlar değildir.   
Cemil Said
swap_vert close
1-5. Di ki: "Ben Allâh’ın yaratdığı mahlûkâtın, gafleten basan gicenin, düğümlerin üzerine efsûnla üfleyenlerin ve bize hased iden hasûdların şerlerine karşu şafak’ın hâliki olan Allâh’a sığınırım"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4,5. De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4,5. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Düğümlere üfürenlerin şerrinden;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Edip Yüksel
swap_vert close
"Arabozucuların, sözleşmeleri bozanların şerrinden."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o, ukdelere üfliyen neffasların şerrinden
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Büyü yapmak için) düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
düğümlere üfüren (nefes) lerin şerrinden.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Ve düğümlere üfleyen (büyücü)lerin şerrinden!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve kördüğümlere (felaketlere, içinden çıkılmaz belalara) üfürenlerin (bunlara neden olanların, ilişki ve sözleşmelere fesat karıştıranların) şerrinden. *
(*) …Yani maksat, düğümlere yapılan üfürükler değil, insan beynine veya bilincine yapılan yazılı sözlü, görünen görünmeyen, hissedilen hissedilemeyen, bilinen bilinmeyen, insan veya şeytan kaynaklı her türlü olumsuz ve kötü müdahaleler olarak kabul edilebilir. En‘âm 6/112 ve Nâs 114/5. âyetlerinin desteğiyle, bu düğümler nefsin kördüğümleri, onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır; ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dâhildir. Sözün özü, bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur. (Envarul Kur’an) …Yani üfürmek maddi bir anlam ifade ettiği gibi, telkin ve ilham gibi manevi bir anlam da ifade edebilir. Velhasıl bu ayetin büyü, büyücü ve saptırıcı kadınlar ile ilgisi yoktur. Aksine maksat, dünyada, savaşlar, anlaşmazlıklar, düşmanlıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre kirliliği, küresel ısınma, salgınlar vb. felaketlerin meydana gelmesine ve insanlar arasındaki akitler, sözleşmeler ve antlaşmaların bozulmasına neden olan karanlık güçlerdir. Ukad kelimesi ise “ukde” nin çoğulu olup kördüğümler, zorluklar, içinden çıkılmaz sıkıntılar, problemler anlamındadır. (K. Çelik Meali 4. Ayet Açıklaması). النفث في العقد: هو السعى بين الناس بالوشاية والنميمة، فتنحل بذلك عقد الإخاء، والمودة بينهم (التفسير القراني للقران ) وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ) يعني ومن شرّ الشياطين والنفوس الشريرة التي تلقي كلمات الكفر في ذاكرة الإنسان وتغويه والعُقد هي عُقد الدماغ ، أي تلافيف المخ (ا حقائق التأويل في الوحي والتنزيل: - المتشابه من القران ) وقيل: إنّ النفاثات هي النفوس الشريرة، أو الجماعات المشككة التي تبعث بوساوسها عن طريق وسائل إعلامها لتوهن عزيمة الجماعات ولا يستبعد أن تكون الآية ذات مفهوم عام جامع يشمل كلّ اُولئك ويشمل أيضاً النمامين والذين يهدمون بنيان المحبّة بين الأفراد. وينبغي التأكيد على أنّ السّورة لا تتضمّن أية دلالة على أن المقصود بآياتها سحر الساحرين. (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) قوله تعالى: (ومن شر النفاثات في العقد) - و(العقد) بضم العين وفتح القاف هي الاتفاقات والموافقات والعقود والروابط الطبيعية الربانية التي تنشأ وتعقد وتربط بين الناس، الأفراد والأسر والدول والشعوب والعشائر والمدن والبلدان، ويكون الله شهيداً عليها... فهذه الروابط الإنسانية الربانية التي نمت مع الزمن واستغرقت وقتاً، هي في حكم المقدسة، ويجب أن تكون كذلك، وهي في حياة الناس،).قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ. مِنْ شَرِّ ما خَلَقَ) أي قل: أستعيذ برب المخلوقات، ومبدع الكائنات، من كل أذى وشر يصيبنى من مخلوق من مخلوقاته (وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثاتِ فِي الْعُقَدِ) أي ومن شر النمامين الذين يقطعون روابط المحبة، ويبددون شمل المودة، وقد شبه عملهم بالنفث، وشبهت رابطة الوداد بالعقدة، والعرب تسمى الارتباط الوثيق بين شيئين عقدة، كما سمى الارتباط بين الزوجين : المصدر: (تفسير المراغي) (الْعُقَدِ) جمع عقدة وهي تدل على قوة العلاقة [2 ]، وإن تم العقد بين اثنين على بيع أو نكاح أو غير ذلك صار الوفاء به ملزما. وكلمة العقيدة مشتقة من نفس الجذر؛ وتعني انعقاد القلب على الارتباط بالله تعالى - وهكذا يتبين أن النفاثات في العقد هي النفوس الخبيثة من شياطين الجن والإنس الذين يعملون على إفساد العلاقات بين الناس فيما بينهم وإفساد العلاقة بين الإنسان وخالقه سبحانه ( - 2 -انظر مفردات الراغب الأصفهاني، مادة عقد). (ما هي النفاثات في العقد؟ (حبل الله) قيل المراد بالنفاثات فى العقد: النمامون الذين يسعون بين الناس والفساد، فيقطعون بما أمر الله به أن يوصل...( الوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
düğümlere üfüren üfürükçülerin kötülüğünden,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
4, 5. Düğüm bağlayarak efsun üfüren falcıların şerrinden, nimete haset eden hasutlerin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Düğümlere üfleyenlerin³ şerrinden,”
3 “Neffâsât” dişil formda gelmiştir. “Düğümleri üfleyen kadınlar” diye de tercüme edilebilir. Büyü ve sihir yapanları kastediyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ve kördüğümlere (felaketlere, içinden çıkılmaz belalara) üfürenlerin (neden olanların) şerrinden.”
(Ayetin büyü yapan veya erkekleri doğru kararlarından saptıran kadınlarla ilgili olduğunu söylemek doğru değildir. Zira sihir yapanlar ve erkekleri azminden ve doğru kararlarından saptıranlar sadece kadınlar değildir. Genelde kadınların bu işi yaptığı görüşü ise sadece bir iddiadır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Dolayısıyla eğer büyücülerin ve saptıranların şerrinden Allah’a sığınmak gerekiyorsa, bunu sadece kadınlara özgü kılmanın mantığı olamaz. Ayrıca Kur’an’ın evrensel değerlerine de terstir. Ayrıca ilginçtir, ayette büyü yapan kadınların kastedildiği söylendiği halde, sözde Peygamber’i büyüleyen kimsenin de Lubeyd b. A’sam adlı Yahudi bir erkek olduğu söylenmektedir. Ayrıca üfürmek maddi bir anlam ifade ettiği gibi, telkin ve ilham gibi manevi bir anlam da ifade edebilir. Velhasıl bu ayetin büyü, büyücü ve saptırıcı kadınlar ile ilgisi yoktur. Aksine maksat dünyada savaşlar, depremler, seller, yanardağların harekete geçmesi, terör, büyük patlamalar, bulaşıcı hastalıklar, nükleer savaşlar, çevre kirliliği, küresel ısınma, küreselleşme, salgınlar vb. felaketlerin meydana gelmesine neden olan karanlık güçlerdir. Ayrıca “neffasat” illa kadınların sıfatıdır diye de söylenemez. Zira “Elif-ta” (“at” eki ile) ile ifade edilen çoğul kelimeler, çoğu zaman akıl sahibi olmayan müzekkerler (erkekler) hakkında da kullanılmaktadır. Tıpkı “riyahun asifat, eyyemun haliyat, merfuat, mecrurat, mensubat ve mensucat gibi. Ukad kelimesi ise “ukde”nin çoğulu olup kördüğümler, zorluklar, içinden çıkılmaz sıkıntılar, problemler anlamındadır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden O’na sığınırım. Cincilik ve benzeri safsatalarla halkı aldatan; birtakım yaldızlı kelimelerle insanların gözünü boyayarak gerçekleri çarpıtan; şeytânî taktiklerle kitleleri uyutarak hakkı bâtıl, bâtılı hak göstermeye çalışan “büyücülerden” O’na sığınırım.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Düğümler’e Üfleyenler’in şerrinden;
Mehmet Çakır
swap_vert close
düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bazı insanlar vardır ki düğümlere üfleyip tükürerek büyü yaparlar. Büyüleriyle insanlara zarar verirler. İster erkek olsun ister kadın, bütün büyücülerin şerrinden Rabbime sığınırım. Onların yaptığı kötülükler insanların kalplerine düşüncelerine hitap edilmesiyle etki yapar. Çünkü onlar yardımcılarıyla insanların kalplerini karartırlar. Biz büyü yaptırdık diye insanların kalbine korku salarlar. Böylece etkilemeyi düşünürler. Hâlbuki onların sözlerinin hiçbir gerçeği yoktur. Rabbim istemedikten sonra onların sözlerinin hiçbir anlamı yoktur. Ancak insan zaafa düşer, onların sözlerine inanırsa etkilenir. Sözlerden etkilenenlerin kalbinde zaaf oluşur. Zaaf korku doğurur. Korku etkileşim gösterir. Bilirim ki Rabbim bütün gerçekleri açıklamıştır. Hiçbir insanın diğer insan üzerinde egemenliği yoktur. Ancak insan düşüncelerine, duygularına yenilirse zaafa uğrar, zaafıyla insanların egemenliğine girer. Değilse düğümlere üfleyenlerin, üflediklerinin tükürükleriyle yaptıklarının, insanlar üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Onların etkisi sadece ortalıkta dolaşan, insanı zaafa uğratan, yapılan şeylere inanmaya müsait olan insanların zaaflarından kaynaklanır. Aksi halde onlara inanmayan büyücülerin sözlerine aldanmayan, büyü yapanları yalancı sayanlara hiçbir şey olmaz. Üstelik onlara inanmayan Rabbine inanmış, gerçekten Rabbine sığınmış ise yapılanların hiçbir etkisi olmaz. Ama ufacık bir şüphe, ufacık bir acaba, Rabbe olan imanı tüketir ve yalancının egemenliğini gerçekleştirir. Ve yapılanlara inanmaya hazır bir insan ortaya çıkarır. Böyle bir insan zaten kendi zaafıyla kendini etkilemiştir. Ben Rabbime sığındım. Onların yalancı olduğuna inanarak böyle bir zaafa düşmem. Onlar beni etkileyemez. Rabbim onları yalancılardan saymış, onların hiçbir gücünün olmadığını açıklamıştır. Andolsun ki onlar büyük bir sapıklık ve küfür içindedirler. Ben onlardan uzağım. Ben yalandan uzaklaştım. Sadece gerçekler üzerindeyim.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Mehmet Türk
swap_vert close
3,4. “Karanlığı¹ çöktüğü² zaman gecenin şerrinden ve büyücülük yaparak düğümlere üfleyen kimselerin³ şerrinden,”⁴
1 Ğâsik: Birçok mânâ ile tefsir edilmiş geniş anlamlı bir kelimedir. Bunun mastarı olan “ğasak” lügatte “şiddetli karanlık, dolgunluk, akmak, dökülmek, soğukluk” mânâlarıyla ilgilidir. Hepsinin esası da; şiddetli karanlık, dolan, kararan, dolgun, soğuk, akan yahut dökülen manalarından birisi olduğu beyan olunur. Gecenin karanlığı hücum edip dolarak çok karanlık olmasına mastar olarak “ğasak” denildiği gibi gecenin karanlığının hücum edip gökyüzünün iyice kararmasına yani ilk koyu karanlığa da isim olarak “ğasak” denilir. Bu yönden “gasak”, “felâk”a karşılık getirilir de “ğasaktan felâka kadar” denilir ki, gecenin kararmasından sabahın aydınlığına kadar demektir. 2 Vekab: “vakb” veya “vukub” mastarından türemiştir. Bunun aslı “vakbe” gibi çukurdur. Kayalardaki çukurlara, bazı yalçın kayalardaki kuyu tarzında oyuklara, insanın bedeninde göz ve omuz çukurları gibi çukurlara ve alık yani ahmak ve alçak kimseye “vakb” denildiği gibi, mastar olarak da, “çukura girmek, kaybolmak, gelmek, dönüp yönelmek ve karanlık basmak, güneş batmak, ay tutulmak mânâlarında kullanılmıştır. Onun için burada da “ğâsık”a verilen mânâya göre düşünülmesi gerekir ki, giriş mânâsı hepsinde yeterli olabileceği için çoğunlukla bununla tefsir edilmiştir. 3 “Kimse” ifâdesi, “üfleyiciler” sıfatının dişi çoğul olması sebebiyle, mevsufunun hem dişi hem de erkek için kullanılan “nefis” olduğu düşünülerek ilave edilmiştir.4 Büyü: İnsana yönelik olarak gizli güçlerin aracılığıyla belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan eylemdir. İslâm, büyüyü haram saymış ve buna inananları, kâfir kabul etmiştir. (Bakara: 102-103) Kurtubî; “Sihir, hile ile bir şeyi örtmektir. Çünkü sihirbazlar hile ile bir takım şeyler yaparak, bazı şeyleri olduğundan farklı gösterir. Serabın uzaktan su görünmesi gibi, sihir de gerçek dışıdır” demektedir. Peygamberimiz (a.s) da; “Düğüme üfüren sihir yapmış olur. Sihir yapan da şirke girer.” (Nesâî) “Her kim falcıya ve gaipten haber verene giderek bir şey sorar, söylediklerine inanır ve tasdik ederse kâfir olur.” (Tirmîzî, İbnu Mâce) buyurmuşlardır. Ehl-i sünnet âlimleri, sihrin varlığının ve tesirinin bulunduğu ve sihri öğretme ve öğrenmenin haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Peygamberimize sihir yapılmasıyla ilgili rivâyetler tartışmalıdır. Peygamberimize sihir yapıldığına ve onun da etkilendiğine itikat, câiz olabilirse de vacip değildir. Ayrıca sünnetteki rukye, (Kur’an okuyarak tedavi); sûfî ekollerindeki, içerisine büyü türü şeyler katılarak “vücuda/ağza üfürme” şekliyle haramdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
karanlık işlere düşkün ³ tüm insanların şerrinden,
3 Lafzen, “düğümlere üfleyenler (en-neffâsât)”: İslam öncesi Arabistan’ında geçerli olan ve bundan dolayı, klasik Arapça’da bütün esrarengiz uğraşları tanımlamak için kullanılan deyimsel bir ibare; muhtemelen bir ipe birçok düğüm atıp ona üfleyen ve bu arada bazı sihir tekerlemeleri söyleyen “büyücülerin” ve “üfürükçüler”in uygulamasından çıkarılmıştır. Neffâsât’ın müennes olması, Zemahşerî ve Râzî’nin işaret ettikleri gibi, mutlaka “kadın”ları kasdettiğini göstermez, fakat genel olarak “insanoğlu”nu ifade ettiğini gösterir (enfus, tekili nefs, gramatik olarak müennes bir isimdir). Zemahşerî, yukarıdaki ayet ile ilgili yorumunda, bu tür uygulamaların ve aynı şekilde “sihir” kavramının gerçekliğine ve etkilerine inanmayı kesinlikle reddeder. Benzer görüş Muhammed Abduh ve Reşid Rıza tarafından -daha ayrıntılı bir şekilde ve mevcut psikolojik bulgulara da dayanarak- ifade edilmiştir (bkz. Menâr I, 398 vd.). Açıkça akıl dışı bulunmalarına rağmen müminin bu tür uygulamalardan “Allah’a sığınma”sının emredilmesinin sebebi, -Zemahşerî’ye göre- bu tür meşguliyetlerin günah oluşunda (bkz. sure 2, not 84) ve bununla uğraşanlar için zihinsel bir tehlike taşımasında yatmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve düğümlere üfürenlerin şerrinden. 16/92-98.100
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden![⁵⁹⁴⁵]
[5945] Veya neffâsâttaki dişilliği cinsiyet mânasında alarak: “Düğümlere üfleyen (kalbin akılla olan düğümünü çözerek erkeği baştan çıkaran) kadınların şerrinden”. Ebu Müslim bunu tercih etmiştir (Nkl: Râzî). Belirlilik takısıyla gelen en-Neffasât (t. neffâse) o gün tüm muhatapların bildiği bir işleme tekabül eder ki, bu da kehanet ve sihirbazlıkla uğraşan kişilerdir. Neffâse tıpkı allâme gibi her iki cins için de kullanılan bir mübalağa kalıbıdır (Tefsiru Cüz’i-’Amme). Düğümlere üfleyenler, insanlar arasındaki akrabalık ve muhabbet bağlarını koparmak için karanlık yöntemler kullanırlar. Nefs, “dili oynatarak tükürür gibi yapıp tükürmeden üflemek” anlamına gelir. Son âyette hâsidin izâ hased denilerek şerrin isnad edildiği fiil zikredildiği halde, bu âyette neffasati iza nefesne denilmeyerek şer doğrudan faile isnat edilmiştir. Düğümlere üfleyenlerle görünmeyen varlıklar arasındaki ilişkiyi şu âyet bağlamında anlamak gerekir: “birbirlerine yaldızlı yalan telkin eden insan ve cin şeytanları” (6:112). Bu âyet Nas sûresindeki “insanların göğüslerine vesvese verenler” (5) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. Bu “düğümler” iç-benin (nefsin) kördüğümleridir ve onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır. Ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dahildir. Sözün özü: bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur. (Duygu ve düşünce kirliliğinden kurtulmada İsti’âze’nin rolü için bkz: Besmele’nin notu, s. 2.)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
1-5. (Ey Muhammed) De ki: Ben, yarattığı şeylerin şerrinden; Karardığı, çöktüğü zaman, gecenin şerrinden; Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden; Ve haset ettiği zaman, hasetçinin şerrinden, Ağaran sabahın Rabbine sığınırım.
(Allah Teâlâ duayı emretmiş, Kur’an'da ve Resulünün diliyle en güzel duaları öğretmiş ve nihayet bu son iki Felak ve Nas surelerinde de, bütün şerlerden korunmak için, doğrudan doğruya katına sığınılmasını emir buyurmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve düğümlere üfleyen (büyücü)lerin şerrinden.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ve düğümlere üfleyen sihirbazların şerrinden"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
ilişkilere[1] fesat karıştıranların[2] şerrinden,
[1] İlişkiler diye meal verdiğimiz kelime (ukad = الْعُقَدِ) dır, bağlar anlamına gelir. (Müfredat) [2] النَّفَّاثَاتِ kelimesine النفوس النَّفَّاثَاتِ anlamı verilmiştir. نفث bir şeyin ağızdan çıkmasına denir (Mekâyîs s.1039). İlişkiler konusunda, bazı kimselerin ağzından çıkan şeylerin şerrinden Allah'a sığınılıyorsa bunlar ilişkilere fesat karıştırmaktan başkası olamaz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Düğümlere üfleyenlerin(1) şerrinden,
(1) Büyücülerin.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Düğümlere üfleyip tüküren üfürükçülerin şerrinden!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı üriciler şerrinden düġünlere
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı siḥr idici ‘avratlar şerrinden dügmeler içinde,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ovsun oxuyub) düyünlərə üfürən (yaxud: cadu edib iplərə düyün vuran) qadınların şərindən;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And from the evil of malignant witchcraft,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
From the mischief of those who practise Secret Arts;(6305)
6305 Those who practise Secret Arts: literally, 'those (feminine) who blow on knots', this having been a favourite form of witchcraft practiced by perverted women. Such secret arts cause psychological terror. They may be what is called magic, or secret plottings, or the display of false and seductive charms (3:14), or the spreading of false and secret rumours or slanders to frighten men or deter them from right action. There is fraud in such things, but men are swayed by it. They should cast off fear and do their duty.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْ شَرِّ
ve şerrinden
النَّفَّاثَاتِ
üfleyenlerin
فِي الْعُقَدِۙ
düğümlere
"Düğümlere üfleyenlerin (ve bâtılı hak gibi gösterenlerin) şerrinden,"
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَرّ
İsim
ش ر ر
Şer, şerli, en kötü
نَفَّاثَات
İsim
ن ف ث
Üfleyenler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
عُقْدَة
İsim
ع ق د
Akid, düğüm