close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close
Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemin şerri ġâsikin iżâ vekab(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Çöküp etrafı kapladığı zaman karanlığın şerrinden.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman, gecenin şerrinden (tüm karanlık düşünce ve fitnelerden...)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ortalığı karanlığıyla kuşatıp çöktüğü zaman karanlığın kötülüğünden ve şerrinden,
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin, tutulduğu zaman kararan Ay'ın şerrinden Allah'a sığınırım.”
Kur’an-ı Kerim, 75/6-10; el-Cami’ li-Ahkâmi’l-Kur’an, 20/257; en-Nüket ve’l-uyûn, 6/274-275.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Ali Bulaç
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Karanlığı girib çöktüğü zaman, gecenin (içinde işlenib çoğalan) şerrinden,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her tarafı kaplayan karanlıkların şerrinden,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
2,3,4,5. Yarattığı her şeyin şerrinden, kapladığında karanlığın şerrinden, düğümlere üfürenlerin şerrinden, haset edenin haset ettiği zamanki şerrinden.
Besim Atalay
swap_vert close
Düğüm üfleyenlerin şerrinden
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(İnsanlığın üzerine kara bulut gibi) çöken (şirk ve cehalet) karanlığının şerrinden
Cemil Said
swap_vert close
1-5. Di ki: "Ben Allâh’ın yaratdığı mahlûkâtın, gafleten basan gicenin, düğümlerin üzerine efsûnla üfleyenlerin ve bize hased iden hasûdların şerlerine karşu şafak’ın hâliki olan Allâh’a sığınırım"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4,5. De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4,5. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Edip Yüksel
swap_vert close
"Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve şerrinden bir Gâsıkın daldığı zaman
Emrah Demiryent
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve çöktüğü zaman karanlığın¹ şerrinden,
1- Ayette gece sözcüğü yer almamaktadır. Bu karanlık gecenin karanlığı olabileceği gibi mecazen cehaletin karanlığı anlamına da gelmektedir. Ve korkulması gereken en koyu karanlık da cehalet karanlığıdır. Cehalet, yalnızca bilgisizlik demek değildir; aynı zamanda gerçeğin dışında bir şeye inanmak ve doğru olanın, hakkın tersini yapmaktır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
karanlığı çöküb basdığı zaman gecenin şerrinden,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Ve karanlığı bastığı zaman, gecenin şerrinden!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (aklı- iradeyi) bastırdığı zaman zifiri bir (cehalet) karanlığının şerrinden! *
(*) Ayette gece sözcüğü yer almamaktadır. Bu karanlık gecenin karanlığı olabileceği gibi mecazen cehaletin karanlığı anlamına da gelmektedir. Ve korkulması gereken en koyu karanlık da cehalet karanlığıdır. Cehalet, yalnızca bilgisizlik demek değildir; aynı zamanda gerçeğin dışında bir şeye inanmak ve doğru olanın, hakkın tersini yapmaktır. (E. Aktaş Meali 3. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Karanlık bastığında, gece karanlığının şerrinden,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
karanlığı basan gecenin korkusundan,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Çöken karanlık gecenin [²] şerrinden,
[2] Veya ışıksız kalan ayın veya sokan yılanın veya zarar veren şeylerin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Karanlık çöktüğü zaman¹ gecenin/yayılmaya başladığında salgın hastalığın şerrinden,”²
1 Gecenin şerrinden kasıt, karanlıkta vuku bulabilen her türlü tehlikeden demektir. 2 Bu ayetin Mısır’da “salgın hastalık belirdiğinde onun da şerrinden” diye de tercüme edildiğini duymuştum. Nitekim çok sonra yaptığım araştırmalarımda gördüm ki, Sâd, 38/57 ve Nebe, 78/25’te geçen ve aynı kökten gelen “ğassâk” ise irin, cerahat anlamına gelmektedir. Kelime olarak “akan, yayılan, pis kokan ve bulaşıcı” demektir. Bulaşıcı olması ve cerahatın/irinin adı olması onun her türlü mikrobik hastalıkları sembolize ettiğini gösterir. Buradan da bulaşıcı ve salgın hastalıkların yayılmaya başlamasının şerrinden de Allah’a sığınmak gerektiği anlaşılmaktadır. Bununla beraber, salgın baş gösterince gereken bütün ilmî, aklî tedbirleri, tıbbi tedavileri, aşıları, karantinaları vb yöntemleri öncelikle uygulayarak Allah’a sığınmalıdır. Bilindiği üzere iki türlü dua vardır: “fiilî” ve “kavlî”. Fiilî olan, bizzat fiilen yapılması gerekendir. Kavlî olan ise fiilî olan yapıldıktan sonra söz ile yapılan duadır. Mesela hasta olan birisi önce doktora gidip tedavi olacak, ilaçlarını alacak, beraberinde Allah’tan da şifa dileyecektir. Tıbben yapılan fiilî olan duadır. Allah’tan şifa talep etmek ise kavlî olarak yapılan duadır. Şu hâlde salgın hastalıklarda hiçbir şey yapmadan kuru kuruya dua olmaz. Önce ilmî ve tıbbi olarak yapılması gerekenler yapılır sonra da bu hastalığın daha da yayılıp daha çok insanın ölmemesi, hastalananların şifa bulması ve hastalığın yeryüzünden kalkması için, yani hastalığın tüm şerrinden de Allah’a sığınmalıdır. Yani önce tedbir, sonra takdirdir. Nitekim Hz. Peygamber’in, “Bir yerde veba olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde veba çıkar, siz de orada bulunursanız, hastalıktan kaçının ve oradan dışarıya çıkmayınız” (Bkz. Buharî, Tıb, 30; Müslim, Selâm, 98) hadisinden anlaşılan ilk yapılacak şeyin akli ve tıbbî bir tedbir olarak karantina olduğudur. Bir diğer tabirle “fiilî” olan duadır. Bulaşıcı hastalıklar konusunda aynı kaynaklarda yer alan Hz. Ömer örneği de bize hem karantina meselesi hem de kader meselesi hakkında bilgi vermektedir: Hz. Ömer ordusuyla Şam’a giderken “Surg köyü”ne geldiğinde, köyde veba salgını olduğunu öğrenir. Ashabla istişare yapar ve hemen köyün karantinaya alınmasını ister. Köye girip çıkmayı yasaklar. Hz. Ömer’in bu emrine karşı çıkan komutanlardan Ebu Ubeyde bin Cerrah: “Ya Ömer! Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? Kaderde vebadan ölmek varsa vebadan ölünür” der. Bunun üzerine Hz. Ömer, “Allah’ın bir kaderinden öbür kaderine kaçıyorum!” der. Yani Hz. Ömer burada kader meselesine çok güzel bir açıklık da getirmektedir: Vebadan ölmek de bir kaderdir. Vebaya karşı tedbir alıp, kurtulmak da bir kaderdir. Ben bunlardan ikincisini tercih ediyorum demek istemiştir. Ayrıca, Nakkaş’ın İbn Abbas’tan yaptığı rivayete göre, “ğâsık”, şehvet duygusunun veya şehevi arzuların artmasını da ifade etmektedir. Buna göre ayet, “güçlü şehevî arzular benliği sardığında onun da şerrinden” Allah’a sığınmak demek olur. Dolayısıyla yayılmaya yüz tutan her şeyin şerrinden, gerekli tedbirleri alarak Allah’a sığınmak gerekiyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ve karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanlığın başına bir kâbus gibi çöken inkâr ve cehâlet karanlığının şerrinden O’na sığınırım. Gerek bâtıl ideolojilerle, gerek din adına uydurulan bidat ve hurâfelerle yıkıma uğratılan gönüllerin yeniden iman nuruyla aydınlanması için “Kur’an eğitimi”ne başlayarak, zihinleri uyuşturup felç eden her türlü bağnazlığa, cehâlete, hurâfeye karşı O’na sığınırım.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden;
Mehmet Çakır
swap_vert close
çöken karanlığın şerrinden
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bazen gecenin karanlığı çöktüğü zaman kötülüklerin insana zarar vereceğini düşünürüm. Çünkü karanlık birçok şeyi gizler. Kötülük sahiplerinin gecenin karanlığında hareket etmeleri daha kolaydır. Onlara karşı kendimi güçlendiririm. Rabbime sığınır O’ndan yardım dilerim. Rabbim bana öğretmiştir ki gereken tedbirleri almalıyım. Gecenin karanlığında güçlü olmalıyım. Korkularıma yenilip kendimi koyuvermemeliyim. Bende böyle yaparım. Rabbime olan inancımla güçlenirim. İnanırım ki Rabbim korudukça bana gecelerin kötülükleri asla dokunamaz. Gerçeklere göre düşünmeyen, yalanlar üzerine kurulu hayat yaşayanların cehaletin karanlığında yaptığı kötülükler, Rabbime inandığım müddetçe bana dokunamaz. Rabbim hiçbir kötülüğe sürekli izin vermez. Kötülüklere karşı nasıl mücadele vereceğimizi öretir. Yalanı, yalancıyı tanıtır. Rabbimi dinlersem, dedikleriyle olayları değerlendirirsem, yalan ve yalancılar ortaya çıkar. Yalan ve yalancıların kararttığı dünya, ortaya çıkan yalanlarıyla aydınlığa kavuşur. Rabbim bana bu yolda sürekli yardım eder. Çünkü ben O’na inanmış ve O’na sığınmışımdır. Zulmün karanlığı Rabbime sığındıkça dağılır gider. Bana; zulme karşı inanç, azim, ferahlık gelir. Zulümle mücadele ederken beni hiç bir şey yıldıramaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden,
Mehmet Türk
swap_vert close
3,4. “Karanlığı¹ çöktüğü² zaman gecenin şerrinden ve büyücülük yaparak düğümlere üfleyen kimselerin³ şerrinden,”⁴
1 Ğâsik: Birçok mânâ ile tefsir edilmiş geniş anlamlı bir kelimedir. Bunun mastarı olan “ğasak” lügatte “şiddetli karanlık, dolgunluk, akmak, dökülmek, soğukluk” mânâlarıyla ilgilidir. Hepsinin esası da; şiddetli karanlık, dolan, kararan, dolgun, soğuk, akan yahut dökülen manalarından birisi olduğu beyan olunur. Gecenin karanlığı hücum edip dolarak çok karanlık olmasına mastar olarak “ğasak” denildiği gibi gecenin karanlığının hücum edip gökyüzünün iyice kararmasına yani ilk koyu karanlığa da isim olarak “ğasak” denilir. Bu yönden “gasak”, “felâk”a karşılık getirilir de “ğasaktan felâka kadar” denilir ki, gecenin kararmasından sabahın aydınlığına kadar demektir. 2 Vekab: “vakb” veya “vukub” mastarından türemiştir. Bunun aslı “vakbe” gibi çukurdur. Kayalardaki çukurlara, bazı yalçın kayalardaki kuyu tarzında oyuklara, insanın bedeninde göz ve omuz çukurları gibi çukurlara ve alık yani ahmak ve alçak kimseye “vakb” denildiği gibi, mastar olarak da, “çukura girmek, kaybolmak, gelmek, dönüp yönelmek ve karanlık basmak, güneş batmak, ay tutulmak mânâlarında kullanılmıştır. Onun için burada da “ğâsık”a verilen mânâya göre düşünülmesi gerekir ki, giriş mânâsı hepsinde yeterli olabileceği için çoğunlukla bununla tefsir edilmiştir. 3 “Kimse” ifâdesi, “üfleyiciler” sıfatının dişi çoğul olması sebebiyle, mevsufunun hem dişi hem de erkek için kullanılan “nefis” olduğu düşünülerek ilave edilmiştir.4 Büyü: İnsana yönelik olarak gizli güçlerin aracılığıyla belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan eylemdir. İslâm, büyüyü haram saymış ve buna inananları, kâfir kabul etmiştir. (Bakara: 102-103) Kurtubî; “Sihir, hile ile bir şeyi örtmektir. Çünkü sihirbazlar hile ile bir takım şeyler yaparak, bazı şeyleri olduğundan farklı gösterir. Serabın uzaktan su görünmesi gibi, sihir de gerçek dışıdır” demektedir. Peygamberimiz (a.s) da; “Düğüme üfüren sihir yapmış olur. Sihir yapan da şirke girer.” (Nesâî) “Her kim falcıya ve gaipten haber verene giderek bir şey sorar, söylediklerine inanır ve tasdik ederse kâfir olur.” (Tirmîzî, İbnu Mâce) buyurmuşlardır. Ehl-i sünnet âlimleri, sihrin varlığının ve tesirinin bulunduğu ve sihri öğretme ve öğrenmenin haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Peygamberimize sihir yapılmasıyla ilgili rivâyetler tartışmalıdır. Peygamberimize sihir yapıldığına ve onun da etkilendiğine itikat, câiz olabilirse de vacip değildir. Ayrıca sünnetteki rukye, (Kur’an okuyarak tedavi); sûfî ekollerindeki, içerisine büyü türü şeyler katılarak “vücuda/ağza üfürme” şekliyle haramdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve bastıran kapkara karanlığın şerrinden, ²
2 Yani, ümitsizliğin karanlığından yahut ölümün yaklaşmasından. Bu dört ayetin tümünde (2-5. ayetler) “şerr” terimi, yalnız objektif değil, aynı zamanda sübjektif bir muhtevaya da -yani şerr korkusu- sahiptir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve bastırdığı zaman zifiri cehalet karanlığının şerrinden. 6/39, 14/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve[⁵⁹⁴³] (aklı-iradeyi) bastırdığı zaman zehirli-zifirî bir (cehalet) karanlığının şerrinden! [⁵⁹⁴⁴]
[5943] Buradaki vav, tefsiriyye vurgusuyla “mesela” şeklinde de anlaşılabilir. Bu durumda bu ve devamındaki âyetler, ikinci âyette şerrinden sığınılan varlıklar içinden verilen örnekler olmuş olur. [5944] Ğask, “karanlıkla dolup taşmak” kökünden. Gariptir ki İbnu’l-Enbarî, Türk lisanından geçtiğini rivayet eder (el-Ezdâd). “Kokuşmuşluk, zehirlilik, buz gibi olmak, şiddet” kelimenin anlam alanına dahildir (Zeccâc ve İbn Fâris). Gece, bilinmeyen ve görünmeyenden duyulan korku ve endişeyi artıran unsurdur (Kurtubî). İlk muhataplar geceyi öylesine öcüleştirdiler ki, onu bir tür “şer ilâhı” gibi görmeye başladılar. Dinlenme vakti olarak insana Allah’ın ikram ettiği geceye şer ilâhı rolü yüklemek, hiç şüphesiz akıl ve iradeyi bastıran cehalet karanlığının şerrine maruz kalmaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
1-5. (Ey Muhammed) De ki: Ben, yarattığı şeylerin şerrinden; Karardığı, çöktüğü zaman, gecenin şerrinden; Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden; Ve haset ettiği zaman, hasetçinin şerrinden, Ağaran sabahın Rabbine sığınırım.
(Allah Teâlâ duayı emretmiş, Kur’an'da ve Resulünün diliyle en güzel duaları öğretmiş ve nihayet bu son iki Felak ve Nas surelerinde de, bütün şerlerden korunmak için, doğrudan doğruya katına sığınılmasını emir buyurmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve gecenin şerrinden, zulmeti çöküp ortalığı kapladığı zaman.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ve karanlık gicelerin şerrinden"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
bastırdığı zaman gecenin[*] şerrinden,
Şaban Piriş
swap_vert close
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden ..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Karanlık bastırdığında gecenin şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Çöktüğü zaman karanlığın/gelip çattığı zaman göz perdelenmesinin/tutulduğu zaman Ay'ın/battığı zaman Güneş'in/taştığı zaman şehvetin/soktuğu zaman yılanın/ümit kırdığı zaman musibetin şerrinden!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı gice şerrinden ķaçan ķarañurdı
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı gice şerrinden ḳaçan ki ḳararur,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Zülmətə bürünməkdə olan gecənin (və ya: batan ayın, ziyası sönən ulduzların) şərindən;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
From the evil of the darkness when it is intense,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
From the mischief of Darkness as it overspreads;(6304)
6304 The darkness of the night, physical darkness, is a good type of physical dangers and difficulties. Many people are afraid of physical darkness, and all are afraid of physical injuries, accidents, and calamities. We should not fear, but having taken reason able precautions, trust in Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْ شَرِّ
ve şerrinden
غَاسِقٍ
gecenin
اِذَا
za-man
وَقَبَۙ
karanlığı çöktü
"Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,"
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَرّ
İsim
ش ر ر
Şer, şerli, en kötü
غَاسِق
Etken fiil
غ س ق
(Kararmaya başlamış) Gece
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
وَقَبَ
Fiil-I
و ق ب
Karanlık çöktü