İnsan hesap günü kurtuluşun nerelerde olduğunu görünce şaşırıp kalacak. Dünyada değer vermediği, hor gördüğü, her gün sürekli alay ettiği şeyler hesap günü insanın kurtuluşu için ortaya konulacak! Bunları yaptın mı? Diye sorulacak! Rabbine inandın mı? Rabbinin yolundan gittin mi? Rabbinin ilkelerine, yasalarına göre yaşamını kurdun mu? Kötülüklerden uzak durdun mu? İnsanların eşitliğine inandın mı? Hiçbir insanı diğerine üstün yaratmadığımız halde insanları üstün, soylu, asil ırk diye ayırdın mı? Yoksa hepsini eşit gördün mü? Yoksullara yedirdin mi? Yetimleri barındırdın mı? Varlıklarını insanlar arasında bölüştün mü? Bölüşürken hak yedin mi yemedin mi? İnsan yaptıklarını düşünür. Bunlardan hiç birini doğru dürüst yapmamıştır. İkiyüzlü bir inançla hayatını sürdürmüştür. Bir eli yağda, bir eli balda yaşarken yoksulları, fakirleri suçlamıştır. Akıllı olsalardı. Benim gibi zeki davransalardı. Hangi yoldan olursa olsun kazansalardı demiştir. Allah’a inandığını, Allah’ı çok sevdiğini söylediği halde, Allah’ın yolundan gitmemiştir. Üstelik gidenleri küçümsemiş, horlamış, engellemiştir. Allah’ın yolundan gidenleri kınamış, gücü yettiğinde cezalandırmıştır. Dünyanın nimetlerini hep kendinde toplamaya çalışmış, yetimleri, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini yanından kovmuştur. Ama hesap günü neyi görmektedir? Rabbine inananlar, Rabbinin emirlerini yerine getirenler, salat-ı ve zekât-ı ikame edenler, oruç tutanlar, Allah’ın ilkelerine yasalarına göre hayat yaşayanlar, yalan söylemeyenler, yetimlere sahip çıkanlar, yoksulları ihtiyaç sahiplerini gözetenler, insanlar arasında ayırım yapmayanlar, ırk, din, dil, kültür, tarihsel ayrılıklarla kinlerle insanları birbirine düşürmeyenler kurtuluşa ulaşıyorlar. Bütün insanlığı kardeş bilerek Allah’ın yolunu öğütleyenler, dünya nimetlerinin peşinden koşmayarak insanlarla paylaşanlar kurtuluyorlar. Hesap günü yeryüzünde bunların hiç birini yapmayan, Rabbine asi olarak gelen, büyük bir pişmanlıkla, büyük bir özlemle, “Keşke ahiret hayatım için önceden bir şey yapsaydım!” der.