close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Enbiyâ Sûresi 91. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velletî ahsanet fercehâ fenefaḣnâ fîhâ min rûhinâ vece’alnâhâ vebnehâ âyeten lil’âlemîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hani, bir de ırzını koruyan o kız vardı, onu da an; biz, ona ruhumuzdan üflemiştik ve onu ve oğlunu, alemlere bir delil yapmıştık.
Irzını koruyan kız, İsa'nın anası Meryem'dir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Irzını gereği gibi koruyan o (kutlu) kadını (Meryem Hanım’ı) da (hatırlayıp an ki); kendisine Ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir ayet (mucize ve ibret) kılıvermiştik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem'i de hatırla ki, biz O'na ruhumuzdan üfledik, kendisini de, oğlunu da alemler için bir ibret kıldık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Namusunu koruyan, beline sahip olan Meryem'i an. Rahmetimizle var ettiğimiz düzenin bir bölümü olan ruhumuzdan nûrânî dalgalar halinde Îsâ'nın bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdik, onu bilinçlendirdik. Meryem'i ve oğlunu âlemlere, insanlara, cinlere ve meleklere kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 15/29; 16/66; 32/9; 66/12.  
Ahmet Varol
swap_vert close
O ırzını korumuş olan(ı) da (an) ki, biz ona ruhumuzdan üfledik, onu ve oğlunu alemler için bir ayet (ibret) kıldık.
Ali Bulaç
swap_vert close
İffetini koruyan (Meryem); ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Irzını helâl ve haramdan koruyan o Meryem'i de hatırla ki, biz ona (Cebraîl vasıtasıyla ve emrimizle meydana gelen) ruhumuzdan intikal ettirdik (de İsa'yı yarattık). Kendisini de, oğlunu da âlemlere bir ibret yaptık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Irzını koruyan(Meryem)ı da an: Ona ruhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu âlemlere bir ayet yaptık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İffetini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemlere ders kılmıştık.[335]
[335] Hz. Meryem ve Hz. İsâ hakkında kısa bir hatırlatma için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 513-516.  
Besim Atalay
swap_vert close
Utanma yerini korumuş bulunduğumuz kadını da an, ona biz ruhumuzdan üfürdük, kendisiyle oğlunu âlemlere belge kıldık!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Irzını korumuş olan kadını (Meryem'i) de hatırla! Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de oğlunu da âlemlere (sonsuz kudretimizi gösteren) apaçık bir delil kılmıştık.
Cemil Said
swap_vert close
Fercinin bekâretini muhâfaza idene rûhumızı nefh iyledik. Ve bütün ’âleme oğlı ile kendini bir mu’cize olarak gösterdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İffetini korumuş olan kadını da an! Ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir işaret kıldık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o dişiyi de ki ırzını muhkem korudu da kendisine ruhumuzdan nefhettik, ve kendisile oğlunu âlemîne bir âyet kıldık
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm, Kur’ân’da bildirdiğimiz gibi) ırzını, (iffetini gerektiği gibi) korumuş olanı (Meryem’i de an). Biz (yaratmış olduğumuz) rûhu, (Cebrâîl’in üfürmesiyle) ona (Meryem’e) ilkâ ettik (de Îsâ’yı babasız olarak yarattık). Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil kıldık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve namusunu koruyanı da an.¹ Ona ruhumuzdan üfledik.² Ve kendisini ve oğlunu âlemler için bir âyet³ kıldık.
1- Meryem. 2- Karnında bir çocuğa hayat verdik. İlgili ayetler: 15:29; 32: 9; 38:72. 3- Mucize. İbret.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Irzını (bir kala gibi) koruyan o kızı da (yâd et) ki biz ona ruuhumuzdan üflemiş, kendisini de, oğlunu da âlemlere ibret kılmışdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İffetini korumuş olanı da (Meryem'i de zikret)! Ona (yarattığımız) rûhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu, âlemler için bir ibret kıldık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve İffetini korumuş (Meryem)e gelince; biz ona (bir çocuğu bahşetmek üzere) kendi ruhumuzdan (yaratılışla ilgili emrimizden) üflemiştik (ana rahminde çocuğun yaratılması için ol emrini vermiştik); ve onu ve oğlunu insanlığa bir ayet (işaret) kılmıştık. *
(*) Not: Dikkat edilirse, burada (فنَفَخْنَا فِيهِا مِن رُّوحِنَا) ’’fenefaḣnâ fîha min rûhinâ’’ yani ‘’Ona ruhumuzdan üfledik’’ şeklindeki üfleme olayı, henüz ceninden bir eser yok iken gerçekleşiyor. Bu nedenle bu nefh olayı onun yaratılışı için verilen bir emirdir, yani ceninin yaratılışı için üflenen (كن)’’ ol’’ emridir. Bu, canlılık veren bir ruh değildir. Çünkü Hz. Meryem’in yumurtası aşılanmadan ve bu yumurta embriyoya dönüşmeden ona bildiğimiz ruh/canlılık girmez. Demek ki bu üflenme, ceninin yaratılması için Hz. Meryem’in yumurtasını harekete geçiren bir olaydır. Ayrıca bakıyoruz ki, Hz. Âdem için bu (نفخ)‘’üflenme’’olayı (فَإِذَا سَوَّيْتُهُ)’’ Ben onu, (canlı bir beşer olarak yaratılışını) tamamladığım’’ ifadesinden sonra ‘’ve ona ruhumdan/yarattığım ruhtan üflediğim zaman…‘’cümlesi geliyor. Demek ki ‘’Onu her yönüyle tesviye etmek’’onu canlı bir varlık olarak yaratmaktır. Yaratılışından sonra Âdem’e ruh üflemek ise, ona mânevî ruh ve hayat veren vahiy, akıl, bilgi, duygu, vicdan, sorumluluk ve irade gibi özellikleri bahşetmektir. İşte hem Hicr -29, hem de (Sad - 72) ayetlerinde Hz. Âdem’e üflenen ruh budur. Fakat Tahrim- 12 ve Enbiya – 91. ayetlerde ise, Hz. Âdem hakkındaki ‘’tesviye’’ Hz. İsa için hiç kullanılmamış. Demek ki, Hz. İsa için yapılan (نفخ)’’nefh’ olayı ona ruh/canlılık üflenmek değil, çocuğun oluşması için Meryem’in ana rahmine yaratılış emri üflenmektir. Ve bu (نفخ) olayından sonra Hz. Meryem’in yumurtası harekete geçip aşılanıyor, sonra embriyoya ve daha sonra cenine dönüşüyor. Böylece Hz. Meryem için hamilelik süreci başlıyor ve bu süre bitince de yüce Allah’ın iradesiyle bir çocuk doğuruyor. (الله اعلم). Ayrıca burada (Enbiya 91) dişil olarak gelen zamir, Tahrim-12. ayetteki zamir ise eril olarak gelmiştir… Kur’ân metni ile Meryem bir kadındır, fakat bundan hakkıyla şu hükmü çıkarabiliriz ki, bir bedenin iki çeşit tohumun meydana gelmesinde esas olması pekâlâ düşünülebilir. Şu halde kadınlar âlemi arasında Meryem’in seçilmesini bu şekilde düşünmemize engel nedir? Bu nedenle Meryem’in istisnai bir biçimde her iki cinsiyeti de birlikte temsil ettiği sonucuna varılabilir. Bu sonucun, çift cinsiyetlilikle bir alakası yoktur. (Elmalılı, Âl-i İmran 59’un tefsiri). Bu takdirde, “Rabbi onu bir bitki gibi yetiştirdi” (3: 37) ibâresini mecaza değil hakikate hamledip, Meryem’in üreme sisteminin mucizevî bir biçimde bitkilerin eşeyli üreme sistemine veya ebeveynli üremeye değil de monomer (tek asıllı/analı) üremeye benzediği yorumuna ulaşılabilir. Allahu a’lem… (M. İslamoğlu 12. Ayet Açıklaması) Özetle, Hz. Meryem’in vücudunda hem erkek hem de dişi hücrenin bulunması mümkündür. Çünkü Hz. Meryem’in çift hücre sahibi olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’in içerisinde, hem Enbiya-91 hem de Tahrim -12. ayetlerinde Hz. Meryem’e gönderme yapan ifadelerde hem dişil zamir olan, (فيها) hem de eril zamir olan (فيه) kullanılıyor. Bundan anlaşılıyor ki onun vücut yapısında bir farklılık var. Başka ayetlerde O’nun bitki ile ilişkilendirilen bir ifadesi de var. İkisini beraber yan yana aldığınız zaman o döllenmede bir “kendi kendine döllenme” örneğini Hz. Meryem’de yaratılmış olmasına dair bir fikir geliştirebilir...‘’الله اعلم ‘’ Yani Meryem’in çift cinsiyetli olmadığı, ama onun vücudunda çift hücre bulunabileceği ihtimali vardır. Bu da bir mucizedir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İffetini koruyan kadın (Meryem) var ya, ona kendi diriliğimizden[18] canlılığımızdan (Ruhumuzdan) bir can vermiştik. Onu ve oğlunu âlemler için alınacak bir ibret yaptık.
[18] Ruh, kelime olarak dirilik, canlılık anlamı da taşır. Bu ayetteki “Ruhumuzdan üfledik” ifadesi, Meryem’in ana rahminde bir çocuğun olması gereken şartlar olmadığı halde “Bizim gibi diri, canlı bir varlığın olması emrini verdik” anlamındadır.  
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Arılığını koruyan o kızı, Meryem’i de an. Biz ona kendi ruhumuzdan üfürmüştük, onu da, oğlunu da bütün insanlar için örnek yapmıştık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Önünü helâldan, haramdan saklayan Meryem/i de an. Biz ona ruhumuzdan üfürdük. Onu da oğlunu da cihana bir ibret yaptık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Mahrem yerini koruyanı/Meryem’i de (an). Biz ona ruhumuzdan üfürmüş³², kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize [âyet]³³ kılmıştık.
32 Bu daha önce açıkladığımız gibi, Meryem ismi Arapçada müzekker/erkek bir isim olmasındandır. Ayrıca Meryem’de genetik olarak erkeklik özelliği de var. Hz. Meryem hakkında Bkz. Âl-i İmrân, 3/36 (dipnot), Meryem, 19/16-22. Ayrıca Bkz. Hicr, 15/29; Secde, 32/9; Sâd, 38/72 33 Hz. Meryem’in genetik özellikleri ve Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelme konusu geniş bir şekilde bizim İslam’ı Anlamak isimli kitabımızın 261-276 sayfaları arasında ele alınmıştır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an). Böylece biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve o iffetini koruyan Meryem’e de katımızdan ilim ve hikmet bahşetmiştik. Tertemiz ahlâkının mükâfâtı olarak da, ona babasız bir çocuk hediye etmek için, ruhumuzdan hayat üflemiş ve hem onu, hem de büyük bir Peygamber olan oğlunu, yani Hz. İsa’yı tüm insanlığa sonsuz ilim, kudret ve rahmetimizi gösteren apaçık birer delil kılmıştık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Irzını / namusunu korumuş olan kız”a gelince; ona rûhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu Âlemler için bir âyet yaptık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! iffetli Meryem’i de yad etmelisin. Ona canımızdan can verdik. Kendisini ve oğlunu tüm âleme bayrak ettik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Irzını korumuş olan kadını da hatırla! O’na ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de oğlunu da âlemlere delil yaptık. Bunlar kudretimizin delilidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Namusunu korumuş olanı (Meryem’i de an)! Biz ona [rûh]umuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemler (insanlar) için bir ayet (mucize) kılmıştık. [*]
Benzer mesajlar: Mü’minûn 23:50; Tahrîm 66:12.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İffetli (Meryem’e gelince,) ona¹ (İsa’yı Cebrâil vasıtasıyla) kendi rûhumuzdan² Biz üfledik. Böylece onu ve çocuğunu insanlığa bir mûcize kıldık.³
1 Bu âyetteki (فَنَفَخْنَا فِيهَا) ifâdesindeki (هَا) zamirinin müennes, (Tahrim: 12)’deki (ه) zamirinin ise müzekker olması hakkında; “Hz. Meryem’in bitkiler gibi eşeyli üreme sistemine sahip olduğuna” varacak kadar birçok saçma-sapan yorum yapılmışsa da en doğru olanı şöyledir: (فَرْجٌ) kelimesi mastar olarak, “insanın bacakları arası” demektir. Fakat bu kelime kinâye olarak, “erkek ve kadının avret mahalli olan uzvu” anlamında kullanılır ve müzekkerliği de müennesliği de câizdir. Bu sebeple de bu kelimeye gönderilen zamir, (Tahrim: 12)’de müzekker, burada ise müennes olarak kullanılmıştır. Yukarıdaki saçma-sapan yorumları yapanlar ya bu kelimenin hem müzekker hem de müennes için kullanıldığını bilmiyorlar ya da yaptıkları birçok saçmalıklara yenilerini eklemek istiyorlar. En doğrusunu Allah bilir.2 رُوحِنَا) مِنْ) daki (مِنْ) ba’zıyye değil, beyaniyyedir. Yani Allah, kendi ruhundan bir parçasını ayırıp Hz. İsa için üflememiştir. Hz. İsa’ya üflenen ruh, tıpkı Hz Âdem’e olduğu gibi Allah’ın kendi ruhunda bulunan bazı özelliklerinin (görmek, işitmek… gibi) yansımasını ihtiva eden ve bir ruhtur. Yani bu ifade; “emrimizden olan ve Âdem’e üflenen ruh cinsinden üfledik ve Meryem’in içinde İsâ’yı yarattık” demektir. Yahut ruhumuzdan demek, “ruhumuz tarafından demektir ki Cebrail, (Ruh’ul-Kudüs) vasıtası ile üfledik” demek de olabilir.3 Bu âyetin tercümesi; “İffetli (Meryem’e gelince,) ona (İsa’yı) rûhumuz olan (Cebrâil vasıtasıyla) Biz üfledik, böylece onu ve çocuğunu insanlığa bir mûcize kıldık.” diye de olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE O iffetini koruyan (kadın)ı da (an) ki, Biz ona ruhumuzdan ⁸⁷ üflemiş, onu ve oğlunu bütün insanlar için [rahmetimizin] bir simgesi ⁸⁸ kılmıştık.
87 Burada Hz. Meryem’in Hz. İsa’ya hamile kalmasıyla ilgili olarak kullanılan temsîlî ifade yaygın -fakat hatalı- bir biçimde sanki sadece o’nun doğumuyla ilgiliymiş gibi yorumlanagelmiştir. Gerçekte ise, Kur’an aynı ifadeyi, genel olarak insanın yaratılışıyla ilgili olarak üç ayrı yerde daha kullanmaktadır; yani: 15:29 ve 38:72’de: “Ona biçim verip ... Kendi ruhumu üflediğim zaman”; ve 32:9’da: “ve sonra ona şekil verir [lafzen, “verdi”] Kendi ruhundan üfler [lafzen, “üfledi”]. Özellikle zikredilen son ifadenin içinde yer aldığı pasaj (yani, 32:7-9) son derece açık bir biçimde göstermektedir ki Allah’ın “ruhundan üflemesi” her insan için sözkonusudur. Aynı anlayış doğrultusunda yukarıdaki ayeti yorumlarken Zemahşerî: “Allah’ın bir beden (ya da varlığa) ruhundan üflemesi ona hayat vermesi anlamınadır” demektedir; bu açıklamayı Râzî de paylaşmaktadır. (Bu konuda, ayrıca bkz. 4:171 hk. 181. not). Hz. Meryem’in, deyimsel olarak “iffetini koruyan kadın” anlamına gelen elletî ehsanet fercehâ (lafzen, “mahrem yerlerini koruyan”) ifadesiyle tanımlanmasına gelince, hatırlanmalıdır ki ihsân terimi (lafzen, “[kişinin] tehlike ya da kötülüğe karşı korunmuş olması”) “yasak ve kınanmış olan şeyden kaçınma” gibi deyimsel bir anlam taşımaktadır (Tâcu’l-‘Arûs); burada yasak ve kınanmış olan şeyden kasıt, özellikle meşru olmayan cinsel ilişkidir ve hem kadın hem de erkek için sözkonusudur; bu itibarla, sözgelimi muhsan ve muhsane tabirleri Kur’an’ın başka yerlerinde, sırayla, “iffetsizliğe karşı [evlilikle] korunan” erkek ve kadın anlamında kullanılmaktadır. Bunun içindir ki, hem yukarıdaki ayette, hem de 66:12’de Hz. Meryem’le ilgili olarak geçen elletî ehsanet fercehâ ifadesi, yalnızca, onun çok bilinen iffetini, düşüncede de, eylemde de ahlaken yasak ve kınanmış olan her şeyden tam bir korunma/sakınma içinde olduğunu ve dolayısıyla (4:156’da ve kapalı bir biçimde 19:27-28’de temas edilen, Hz. İsa’nın meşru olmayan bir birleşmenin ürünü olduğu yolundaki) herhangi bir iftira ya da kara çalmaya mesnet olabilecek her türlü hafiflikten uzak olduğunu dile getirmektedir.88 Âyet terimine verilen bu anlam için bkz. 17. sure, 2. not ve 19. sure, 16. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ruhumuzdan üfleyip kendini ve oğlunu bütün âlemlere bir ibret kıldığımız, ırz ve iffetini korumuş olan Meryem’i de an! 3/45...47, 19/16...21, 66/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİR de iffetini koruyan o kadını (gündeme taşı)! “Kuşkusuz ona da[²⁷⁶⁴] ruhumuzdan üflemiş;[²⁷⁶⁵] onu ve oğlunu (çağının) bütün insanları için[²⁷⁶⁶] kudretimizin bir delili kılmıştık.
[2764] Burada sözü edilen Hz. Meryem’dir ve “ona da” şeklindeki çevirimiz, başta Âdem olmak üzere tüm Âdemoğullarına bahşedilen İlâhî armağan olan “hayatın” ona da bahşedildiğini dile getirmektedir (Krş: 15:29; 32:9; 38:72). Ontolojik bir olguyu ifade etmeyip tıpkı “Allah’ın arzı, Allah’ın devesi, Allah’ın evi” gibi gaye belirtme ve onurlandırma anlamı taşıyan bu mecazî beyan, insan türünün tüm fertleri için geçerlidir. Bunu mecaz olmaktan çıkarıp lafzî olana indirgemek, Pavlusyen kilisenin Hz. İsa’ya dair “Allah’ın ruhu: Allah’ın oğlu” sapmasına yol açacaktır. [2765] Bu ibârenin açılımı için bkz: 15:29, not 26. Ruhun Allah’a nisbeti, tıpkı Beytullahda olduğu gibi teşrif ve taltif içindir. [2766] Parantez içi açıklamamız için bkz: 2:47, not 86.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Namusunu çok güzel koruyan Meryem'i de an!.. Ki ona, ruhumuzdan üflemiş, onu da oğlunu da, alemlere bir ayet (bir mucize, bir ibret) kılmıştık.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve O Irzını korumuş olana (Meryem’e) ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da insanlara (kudretimizi gösteren) bir ayet yapmıştık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve ismetini pek güzelce muhafaza etmiş olanı da (yâd et ki) kendisine rûhumuzdan üflemiştik.Ve O'nu ve oğlunu da âlemlere bir âyet kılmıştık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem'i de an. Biz ona rûhumuzdan üfledik, hem onu, hem oğlunu cümle alem için bir ibret yaptık. [15, 29; 32, 9; 66, 12; 16, 66]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O ırzını korumuş olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üflemiş, kendisini ve oğlunu alemlere bir ibret yapmıştık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Meryem'e rûhumuzdan üfleyerek kendini ve oğlunı 'âlemlere mu'cize kıldık. [²]
[2] Sure-i Meryem'in onbeşinci âyetinden i'tibâren tafsîlâtı vardır.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Namusunu korumuş olan kadının; Meryem’in içine de ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün çağdaşlarına bir belge yapmıştık.
Şaban Piriş
swap_vert close
Irzını koruyan (Meryeme) de rahmetimizden üflemiş, onu da oğlunu da insanlığa bir belge kılmıştık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İffetini koruyan Meryem'i de an ki, ona Biz ruhumuzdan(16) üflemiş, kendisini ve oğlunu âlemler için bir âyet kılmıştık.
(16) 15:29’un açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol kim śaķladı fercini pes ürdük anuñ içine canumuzdan daħı eyledük meryem’i daħı oġlın nişān 'ālemlere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol ‘avrat ki fercini ṣaḳladı, pes nefḫ eyledük aña bizüm emrümüzden.Biz ḳılduḳ anı, daḫı anı oġlı bile ḳudretu’llāhı delīl ḳılduḳ ‘ālemlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) İsmətini (bəkarətini) qoruyanı da (Məryəmi də yad et)! Biz Öz ruhumuzdan (Özümüzün yaratdığımız ruhdan Cəbrail vasitəsilə) ona üfürdük, onu və oğlunu (atasız doğulmuş İsanı) aləmlərə (mələklərə, bütün insanlara və cinlərə) bir mö’cüzə etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And she who was chaste, therefor We breathed into her (something) of Our spirit and made her and her son a token for (all) peoples.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And (remember) her who(2748) guarded her chastity: We breathed into her of Our spirit, and We made her and her son a sign for all peoples.
2748 Mary, the mother of Jesus, chastity was her special virtue: with a son of virgin birth, she and Jesus became a miracle to all nations. That was the virtue with which they (both Mary and Jesus) resisted evil.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّت۪ٓي
ve o kimseyi ki
اَحْصَنَتْ
korudu
فَرْجَهَا
ırzını
فَنَفَخْنَا
ve  nefhettik
ف۪يهَا
ona
مِنْ رُوحِنَا
ruhumuzdan
وَجَعَلْنَاهَا
ve onu kıldık
وَابْنَهَٓا
ve oğlunu
اٰيَةً
bir âyet
لِلْعَالَم۪ينَ
âlemler için
(Resulüm!) Irzını (iffetle) korumuş olanı (Meryem'i de an)! Biz ona rûhumuzdan nefhed(erek bir oğul ihsan et)tik. Onu ve oğlunu âlemler (yani insanlar) için (kudretimizi gösteren) bir âyet (ibret ve mucize) kıldık.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَحْصَنَ
Fiil-IV
ح ص ن
Evlendi, sakladı, korudu
فَرْج
İsim
ف ر ج
Irz, iffet, çatlak
نَفَخَ
Fiil-I
ن ف خ
Üfledi, nefhetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
عَالَم۪ين
İsim
ع ل م
Âlemler