close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 65. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul huve-lkâdiru ‘alâ en yeb’aśe ‘aleykum ‘ażâben min fevkikum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiye’an ve yużîka ba’dakum be/se ba’d(in)(k) unzur keyfe nusarrifu-l-âyâti le’allehum yefkahûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Üstünüzden, ayaklarınızın altından size azap göndermeye, yahut sizi bölükbölük edip bir kısmınızın azabını bir kısmınıza tattırmaya gücü yeter onun; anlasınlar diye bak, delilleri nasıl çeşitçeşit açıklamadayız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından (gökten ve yerden) azap yollamaya, veya (savaş ve anarşi yoluyla) sizi parça parça birbirinize kırdırıp, kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl da çeşitli biçimlerde açıklamaktayız…
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: “Yalnız O'dur, sizi tepenizden ve ayaklarınızın altından azapla kuşatma kudretine sahip olan; ve elbette sizi gurup gurup birbirinize düşürüp, birbirinizi kırdırıp geçirmeye de güç yetirendir. Bak iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah'ın size, üstünüzdeki zâlim idarecilerden, gökten veya ayak takımınızdan, yerden sizi cezalandıracak birilerini göndermeye, ya da sizi birbirinize savaş ilân edecek kadar bölünmüş, baskıcı, zorba, kapalı toplumlar ve taraftarlar haline getirerek birbirinize düşürüp karşılıklı şiddetin iç savaşın acılarını tattırmaya gücü yeter" de. İbret nazarıyla düşünerek bak, incele. Tahlil ederek iyice anlasınlar diye âyetlerimizi, kudretimizi gösteren delilleri nasıl çok yönlü açıklıyoruz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/68-69; 67/16-17; el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân, 7/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "O size üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye veya sizi çeşitli gruplara ayırıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya güç yetirir." Bak, olur ki anlarlar diye ayetlerimizi nasıl etraflıca açıklıyoruz!
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize taddırmaya güç yetirendir.' Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
De ki: “- Allah, size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azab göndermeğe, yahut sizi birbirinize katıştırıp bazınıza diğerlerinin acısını taddırmaya da kadirdir.” Bak, onlar anlasınlar diye, âyetleri nasıl açıklıyoruz?...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “O, Allah’ın, üstünüzden ve ayaklarınızın altından bir azap göndermeye veya sizi gruplar halinde koyup birinizin şiddetini öbürüne tattırmaya gücü yeter.” İşte bak, ayetlerimizi böyle açıklıyoruz ki anlayabilsinler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Allah'ın size üstünüzden/gökten veya ayaklarınızın altından/yerden bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Gücü yeter, sizin üstünüzden, ayaklarınız altından azap gönderebilir, ya da sizi dağıtıp, birbirinizin acısını tattırır, bak ki, biz, âyetleri nice açıklıyoruz, umulur ki anlarlar»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Yalnız O'dur size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi gruplar halinde birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yeten.” Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz!
Üstten azap, yıldırım düşmesi, taş yağması ve tufan gibi felaketleri; ayakların altından azap ise deprem, seli, suların taşması ve volkanik patlamalar gibi afetleri anlatıyor.  
Cemil Said
swap_vert close
63, 64, 65. Ânlara di ki: "Siz gizlice tazarru’ iderek arzın ve denizin zulumâtı içinde bu felâketden bizi kurtarır isen müteşekkir oluruz" didiğiniz zamân sizi kurtaran kimdir? Siz bu felâketden ve her musîbetden kurtaran Allâh’dır, bundan sonra nasıl şerîk koşuyorsınız? Size başınızın üstünden ve ayaklarınızın altından ’azâb virmeğe sizin beyninize nifâk ilkâ itmeğe ve ba’zılarının darbelerini diğerlerine irişdirmeğe kâdir olan odur." Bak anlasunlar diyü âyâtı nasıl tavzîh idiyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Allah size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi muhalif gruplara ayırıp birbirinize güçlerinizin acısını tattırmaya kādirdir.” Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: «Allah'ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.» Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!  
 Önceki kavimler kendilerine gönderilen peygamberlere iman etmeyip isyan ve taşkınlıklara devam edince Allah, onların bazılarının üzerine gökten taş yağdırıp helâk etti, memleketleri taş yığını haline geldi; bazılarını da şiddetli depremle helâk etti, memleketlerini virânelere çevirdi, bir kısmını da iç karışıklıklarla birbirine kırdırdı. İşte bu âyet-i kerime o olaylara işaret ederek son Peygamberin ümmetini uyarmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki: "Üstünüzden veya ayaklarınızın altından size bir azap göndermeğe, yahut sizleri mezheplere bölüp birbirinizin kötülüğünü tattırmağa O'nun gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl da açıklıyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki o size üstünüzden veya altınızdan bir azâb salıvermeğe, yahud birbirinize katıb ba'zınızın ba'zınızdan hıncını tattırmaya da kadirdir, bak âyetleri nasıl tasrîf ediyoruz, gerek ki fıkhiyle anlasınlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) De ki: “O (Allah, müstahak olduğunuz üzere) size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi birbirinize kırdırıp bir kısmınızın şiddetini diğer kısmınıza tattırmaya (elbette) kâdirdir. Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi (değişik misallerle) nasıl açıklıyoruz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur.” Bak, iyice anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «O, size üstünüzden, yahud ayaklarınızın altından bir azâb göndermiye veya sizi birbirinize katıb kiminizden kiminin hıncını tatdırmıya kaadirdir». Bak, âyetleri, onlar iyice anlasınlar diye, nasıl türlü türlü açıklıyoruz!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “O, size üstünüzden veya ayaklarınızın altından azab göndermeye yâhut sizi fırkalar hâlinde (birbirinize) karıştırıp bazınıza bazınızın kinini tattırmaya kadirdir.” Bak, âyetleri nasıl açıklıyoruz. Tâ ki anlasınlar!(2)
(2)Resûl-i Ekrem (asm) bir hadîs-i şerîflerinde: “Ümmetim üzerine, üstlerinden veya ayaklarının altından azab göndermemesini Rabbimden istedim ve bu duâm kabûl olundu. Yine Rabbimden, ümmetim arasına şiddet ve kıtâl (birbirlerini öldürmelerine sebeb olacak fitneler) vermemesini istedim, ama bunu kabûl etmedi. Cibrîl, ümmetimin fitnesinin kılıç ile olduğunu (birbirlerine düşeceklerini) bana haber verdi!” buyurmuşlardır. (Nesefî, c. 2, 26)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
De ki: Üzerinizden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminize kiminizin kötülüğünü (hissettirip) tattırmaya kadir olan odur. Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz! *
(*) Üstten azap, yıldırım düşmesi, gök taşı yağması, aşırı dercede dolu, kar veya yağmur yağması gibi semavi afetleri; ayakların altından azap ise deprem, seli, suların taşması ve volkanik patlamalar gibi afetleri anlatıyor.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Allah dilediğinde, üzerinizden (yağmur, kar, fırtına, yüksek ses, yangın ile) veya ayaklarınızın altından (deprem, toprak kayması şeklinde) bir azap göndermeye veya bir kısmınıza diğer bir kısmınızın azabını (savaştırmak suretiyle) tattırması için, fırkacılık taassubu (ayrımcılık elbisesi) içine sokmaya gücü yetendir.” Dikkat et! Allah, ayetlerini anlasınlar diye, nasıl da yerli yerince kullanıyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Size başınızın üstünden olsun, ayaklarınızın altından olsun azap göndermiye, gücü yeten Odur. Ya da sizi parçalara ayırıp kiminizi kiminizin hıncına uğratmıya gücü yeten Odur. Bakın, Biz belgelerimizi nasıl da evire çevire açıklıyoruz, anlasınlar diye."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki «— O, üstünüzden ayaklarınızın altından [⁵] size azap göndermeye, yahut sizi bölük bölük kılıp birinizin savletini diğerine tattırmaya kaadirdir», baksana âyetleri anlasınlar diye nasıl türlü türlü beyan ediyoruz?
[5] Tufan gibi üstten, suda boğmak, yere batırmak gibi alttan.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yine onlara) De ki: “Üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye veya sizi parçalanmış gruplara [şiye’an] ayırarak kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yetecek olan O’dur. Anlasınlar diye ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak!
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Üstünüzden ve altınızdan size azap göndermeye ve de size fırkalara bölünmeyi elbise gibi giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya kadir olan O'dur.” Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! Bu gâfilleri, başlarına gelecek felâketlere karşı uyararak de ki: “Allah, üzerinizden veya ayaklarınızın altından size bir azap göndermeye, yâhutahlâkî değerlerin çökmesi sonucunda, toplumsal birlik ve beraberliğinizi paramparça ederek sizi birbirine düşman cephelere ayırmaya ve böylece, bir kısmınızın hıncını diğerlerine tattırmaya elbette kâdirdir!Bakın; insanların hakîkati tüm berraklığıyla kavramaları için, ayetlerimizi nasıl farklı açılardan ve zengin örneklerle tekrar tekrar açıklıyoruz!Böylece onları uyarıyoruz ki, yarın Hesap Gününde hiçbir mâzeretleri kalmasın. Fakat bütün bu uyarılara rağmen;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: -“Tepenizden veya ayaklarınızın altından üzerinize azap göndermeye veya sizi gruplara ayırarak bir kısmınızın sıkıntısını bir kısmınıza tattırmaya Kâdir / Güç Yetiren O’dur. Bir bak, Âyetler’i nasıl evire çevire açıklıyoruz? Umulur ki fıkhederler / anlarlar / inceden inceye düşünürler”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dek ki: " Allah, alttan üstten hasılı her yerden sizin üzerinize felaketler yağdırabilir. Hatta, sizi içten bölüp parçalayabilir, Hatta size birbirinizi acımasızca vurmanın, o kahreden acısını tattırabilir. " Resulüm! Dikkat ettiysen, yeterince açık konuşuyoruz. Artık herhalde, anlayabilirler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Gökyüzünden veya yeryüzünden bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya Allah’ın gücü yeter.” Gördün mü? Onlar kendilerine güvenerek sapmasınlar, gerçeklerimizi anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “O’nun size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp birbirinizin öfkesini tattırmaya da gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz!
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bir de onlara): “O (Allah’ın) size üstünüzden veya ayaklarınızın altından¹ azap göndermeye yahut sizi, gruplara ayırarak kiminizin acısını kiminize tattırmaya da gücü yeter.” de. Bak! Biz, âyetlerimizi onlar iyice anlasınlar diye nasıl da açıklıyoruz?
1 O Allah’ın size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye gücü yeter. Üstten azap, yıldırım düşmesi, taş yağması, tufan gibi “âfât-ı semaviyye,” ayakların altından azap da zelzele, yerin göçmesi, su ve ateş çıkması gibi “âfât-ı arzıyye” ile tefsir edilmiştir. Bazı müfessirler de bunu, baştan veya alttan gelen hastalıklar ile tefsir etmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Yalnız O’dur sizi tepenizden ve ayaklarınızın altından ⁵⁵ azapla kuşatma kudretinde olan; sizi birbirine muhalif topluluklar haline getirip birbirinizin üzerine salan”. ⁵⁶ Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz!
55 Yani, herhangi bir yönden yahut herhangi bir şekilde.56 Yahut: “birbirinize karşı şiddete” -iç parçalanma, korku, şiddet ve zorbalığın, bir toplumun ruhî hakikatlerden uzaklaşmasının kaçınılmaz sonuçları olması.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: “Size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinize düşürmeye kadir olan O’dur. İyice kavrasınlar diye ayetleri nasıl açık ve anlaşılır kıldığımıza bir bak!” 6/46-105-126, 3/103, 46/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap gönderme ya da sizi birbirinize düşürüp paramparça bir toplum hâline getirme gücü yalnızca O’nundur.”[¹⁰⁶⁴] Bak, iyice kavrasınlar diye mesajlarımızı nasıl çok boyutlu dile getiriyoruz?
[1064] İlki doğal felaketlere, ikincisi sosyal felaketlere işaret eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
De ki: Allah, sizin üstünüzden (gökten, fırtına, şimşek, tufan) veya ayaklarınızın altından (yerden kuraklık ve zelzele gibi) bir azap göndermeğe, ya da aranıza ayrılık katarak (aşırı gidenlere zorba kavim göndererek) birbirinizi kırdırmaya elbette ki, kâdirdir! (Ey Muhammed) Bak, anlayıp ta ibret alsınlar diye, ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz.
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. " Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «O, sizin üzerinize üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeğe ve sizi fırkalar halinde karıştırmaya ve bazınıza bazınızın hıncını tattırmaya kâdirdir.» Bak âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Gerek ki, onlar anlayabilsinler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “O size tepenizden, yahut ayaklarınızın altından azap göndermeye, yahut sizi gruplar halinde birbirinize katıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya kadirdir. ”Bak, âyetleri nasıl tekrarlıyor, türlü türlü ifade ediyoruz ki onları anlasınlar. [17, 68-69; 67, 16-17]
Allah Teâlâ geçmişte azgınlık eden bazı toplumlara, burada sayılan cezaları indirdiğini bildirmek sûretiyle son Peygamberin (a.s.m) ümmetini de uyarmaktadır. Yukarıdan inen azap: Taş yağması, fırtına, tufan, yıldırım; hastalık ve musîbetler veya kötü yöneticilerden gelen zulüm; aşağıdan gelen azap: deprem, toplumdaki kargaşa, anarşi, asayişsizlik diye açıklanmıştır. Bu âyetle ilgili bir hadis: “Ümmetimden dört şeyi kaldırması için Allah’a dua ettim; bunlardan ikisini kaldırdı, diğer ikisini kaldırmaya razı olmadı. Gökten taş yağmasını, yere batmayı, onları birbirine düşürmeyi ve kimine kiminin hıncını tattırmayı kaldırmasını diledim. İlk ikisini kaldırdı, öbür ikisini kaldırmaya razı olmadı.” Müslümanlar arasında tefrika ve birbiriyle kavga haram olmakla beraber, Allah’ın hikmetinin bunlara imkân vermesi, kulların imtihanda olmaları sırrı ile ilgilidir. Mümin şerden, haramdan geri durmakla yükümlüdür.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azab göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını taddırmağa kadirdir." Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz?!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: Allâh Te'âlâ size, üstünüzden ve ayaklarınızın altından belâ ve 'azâb göndermeğe veyâhud aranızda fırka fırka yaparak birbirinizi katl itdirmeğe kâdirdir. Bak biz, belki onlar fehm iderler diye âyetlerimizi nasıl tasrif iyleriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “Üstünüzde veya altınızda olanlardan dolayı başınızı sıkıntılara sokmanın veya sizi bölükler halinde birbirinize düşürüp birinizin baskısını diğerinize tattırmanın ölçüsünü koyan O’dur.” Baksana âyetlerimizi evire çevire nasıl açıklıyoruz. Belki anlarlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:-Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinizle denemeye kadîr olan O'dur. Belki anlayış gösterirler diye ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak!
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: O size üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi topluluklar halinde birbirinize düşürüp birinizin zorbalığını diğerine tattırmaya da kadirdir. İşte bak, iyice anlasınlar diye âyetleri nasıl çeşitli şekillerde açıklıyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize düşürerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düşürerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit: “oldur güci yiter aña kim viribiye sizüñ üzere 'aźābı üstüñüzden yā ayaķlaruñuz altından yā ķarıştura sizi bölükler ile ya'nį bölük bölük olup ŧartışasız daħı ŧadura bir niceñüze bir nice çalışını baķ nite döndürürüz ya'nį beyān eylerüz āyetleri anuñ-içün kim anlar anlayalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Ol Tañrı ḳādirdür göndermege size ‘aẕāb üstüñüzdenyā ayaġuñuz altından, yā sizi bölük bölük çeri eyleye, daḫı dadduraba‘żıñuza ba‘żıñuzuñ ṣavaşını. Gör yā Muḥammed nice beyān ider‐biz āyetleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
De: “Allah başınızın üstündən və ayaqlarınızın altından (göydən və yerdən) sizə əzab göndərməyə, sizi dəstələr halında qarışdırmağa və birinizə digərinizin zorunu daddırmağa qadirdir!” Gör ayələrimizi onlara nə cür izah edirik ki, bəlkə, başa düşsünlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: He is able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. See how We display the revelations so that they may understand
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "He hath power to send calamities(888) on you, from above and below, or to cover you with confusion in party strife, giving you a taste of mutual vengeance - each from the other." See how We explain the signs by various (symbols);(889) that they may understand.
888 Calamities from above and below: such as storms and blizzards, torrential rain, etc., or earthquakes, floods, landslides, etc (Cf. 29:55). 889 Cf. 6:46, where this refrain commences the argument now drawing to a close (see also 6:105).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
هُوَ
O
الْقَادِرُ
Kâdir'dir
عَلٰٓى
üzere
اَنْ يَبْعَثَ
göndermek
عَلَيْكُمْ
size
عَذَاباً
bir azap
مِنْ فَوْقِكُمْ
üstünüzden
اَوْ
ve- ya
مِنْ تَحْتِ
altından
اَرْجُلِكُمْ
ayaklarınızın
اَوْ
ya- da
يَلْبِسَكُمْ
sizi karıştırır
شِيَعاً
fırkalar hâlinde
وَيُذ۪يقَ
ve tattırır
بَعْضَكُمْ
bazınıza
بَاْسَ
hıncını
بَعْضٍۜ
bazısının
اُنْظُرْ
bak
كَيْفَ
nasıl
نُصَرِّفُ
türlü türlü açıklıyoruz
الْاٰيَاتِ
âyetleri
لَعَلَّهُمْ
umulur ki onlar
يَفْقَهُونَ
fıkhederler
De ki: "O (Allah), size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da sizi fırkalara ayırıp kiminize kiminizin hıncını (kin ve nefretini) tattırmaya Kâdir'dir." Bak, âyetleri nasıl da türlü türlü açıklıyoruz. Umulur ki (iman etmeyenler bunu) fıkhed(erek düşünüp idrak etmeye çalış)ırlar.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
قَادِر
Etken fiil
ق د ر
Kâdir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her şeye gücü yeten demektir), takdir edici
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَوْق
İsim
ف و ق
Üstünde, yukarıda
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
رِجْل
İsim
ر ج ل
Ayak
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
لَبِسَ
Fiil-I
ل ب س
Giydi, örttü, takındı
شِيعَة
İsim
ش ي ع
Fırka, grup, topluluk, zümre, kabile. Çoğulu: اَشْيَاعُ
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَاْس
İsim
ب ا س
Sıkıntılı, güç, azap, hınç, savaş, kuvvet, çekişme
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
صَرَّفَ
Fiil-II
ص ر ف
türlü türlü açıkladı, farklı şekillerde açıkladı, iyice açıkladı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı