close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-in kâne kebura ‘aleyke i’râduhum fe-ini-steta’te en tebteġiye nefekan fî-l-ardi ev sullemen fî-ssemâ-i fete/tiyehum bi-âye(tin)(c) velev şâa(A)llâhu leceme’ahum ‘alâ-lhudâ(c) felâ tekûnenne mine-lcâhilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların yüz çevirmeleri sana pek ağır geliyorsa gücün yeterse yeraltında bir yurt kurmaya, yahut gökyüzüne bir merdiven dayamaya bak da onlara bir delil getir. Fakat Allah dileseydi onların hepsine de doğru yolu gösterirdi. Artık sakın bilgisizlerden olma.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri Sana ağır geliyor (ve büyük sıkıntı veriyorsa; haydi) onlara bir ayet (mucize) getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap! Halbuki) eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma. (Çünkü hissi ve fevri davrananlar hakikate ulaşamayacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Eğer gerçekleri inkâr edenlerin, sana sırtlarını dönmeleri, seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara daha ikna edici bir mesaj getirmek için yer altına bir tünel veyahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen öyle yap ama unutma ki, Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde, sakın Allah'ın tüm yollarını görmemezlikten gelme.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer onların, tebliğine ilgisizliği, yüz çevirmeleri, engelleme tedbirleri almaları sana ağır geliyorsa, haydi yer kürenin içine inebileceğin bir delik, veya göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki, onları iman etmeye zorlayacak bir âyet, bir mûcize getiresin. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, elbette onları hak yolda, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda bir araya getirirdi. Sakın, bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranan, ilâhî hikmeti anlamayanlardan olma.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/99.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, haydi yapabilirsen yerin içinde bir tünel açıp veya göğe bir merdiven dayayıp onlara bir mucize getirmeye çalış! Allah dileseydi onların hepsini hidayet üzere toplardı. Sakın bilgisizlerden olma!
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer onların hak dinden yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi başına yerin dibine inecek bir kanal veya göğe çıkacak bir merdiven arayıp da onlara başka bir mûcize getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma. (Yani, buna gücün yetmez. O halde sabret ve Allah'ın hükmünü bekle). Allah dilemiş olsaydı, muhakkak onları hidayet üzerinde toplardı. O halde, sakın bunu bilmiyenlerden olma...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri sana zor geliyorsa yerin içine bir tünel açıp veya göğe bir merdiven koyup onlara bir mucize getirebilsen (yap. Böyle harikalar göstersen de onlar inanmazlar.) Eğer (onlar layık olup) Allah dileseydi, hepsini doğru yol üzere toplardı. Sakın cahillerden (fevri hareket edenlerden) olma!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde câhillerden olma!
Besim Atalay
swap_vert close
Senden yüz çevirmiş olanlar, sana ağır geliyorsa, eğer gücün yetiyorsa, yerde bir delik açmak, ya da, göğe bir merdiven dayamak, hemencek onlara bir belge getir, eğer Allah dileseydi, doğru yolda toplamış bulunurdu onları, bilmezlerden olmayasın
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer onların (imandan) yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, elinden geliyorsa yerkürenin derinliklerine inen bir kanal ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara başka bir delil getir. Eğer Allah dileseydi (onlar isteseydi), onları doğru yolda bir araya getirirdi. O halde (bu gerçeği gözardı edip, onların gereksiz tekliflerine uyarak) sakın cahillerden olma!
Burada Hz. Peygamber’e asıl vazifesi hatırlatılarak inkârcıların direnmelerinden dolayı üzülmesine gerek olmadığı bildiriliyor. İnkârcıların inanmak gibi bir niyetleri, arzuları ya da bir arayışları olmadığı için Kur’an’dan başka mucizeye gerek kalmadığına dikkat çekiliyor.Mûcize; sözlükte “bir şeye güç yetirememek” anlamındaki acz kökünden türeyen “muciz” kelimesinin isim şeklidir. Terim olarak, Yüce Allah’ın, peygamberlik iddiasında bulunan zâtı doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanüstü olay olarak tanımlanır.“Mucize” kelimesi Kur’an’da geçmez, “âyet, âyât, beyyine, delil ve delâil” kelimeleri “mucize” anlamında kullanılır. Bu ayetten ayrıca anlıyoruz ki mucize getirmek peygamberin iradesiyle olacak bir iş değildir. Mucize Allah’ın peygamberlerini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı ve insanların aynısını yapmaktan aciz kaldığı bir fiilidir. Mucize gerçekte Allah’ın işidir. “Peygamberin mucizesi” denilmesi, mucizenin onun aracılığıyla olması ve onun doğruluğunu göstermesi sebebiyledir. Allah murad etmeyince hiçbir peygamberin herhangi bir mucize göstermesi mümkün olmaz. Ra’d 13/38. ayetinden de anlaşıldığına göre, Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânların hakîkatden uzaklaşmaları sana ağır geliyor sen dünyâda melce yapmak yâhud semâya çıkmak içün bir merdiven bulmak istersin ki ânlara mu’cize gösteresin. Eğer Allâh istese idi hepsini tarîk-i hidâyete cem’ ider idi. Câhiller meyânında bulunma [1]
[1] Ânlar gibi mu’cize talebinde bulunma.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların yüz çevirmeleri sana ağır geldi ise, yapabilirsen, yeri yarıp inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki, onlara bir mûcize getiresin! Allah dileseydi elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde sakın cahillerden olma!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!  
 Bu âyetten anlaşıldığına göre, mucize göstermek Peygamberin elinde değildir. Peygamber mucize ister; fakat Allah dilerse ona mucize verir, dilemezse vermez. İşte bu durum, peygamberlerin doğru söylediklerinin en büyük delilidir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kâr etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer onların omuz dönmelerini sana pek ağır geliyorsa haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıb da onlara bam başka bir âyet getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma, Allah dilemiş olsa idi elbette onları hidayet üzre toplardı o halde sakın cahillerden olma
Emrah Demiryent
swap_vert close
Eğer onların (İslâm dininden) yüz çevirmeleri (îmân etmemeleri) sana ağır geldiyse, (onların müslüman olmalarına sebep olması için) bir delik açıp yerin dibine inerek yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak, onlara bir mu‘cize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap. (Muhakkak ki, sen buna güç yetiremezsin.) Şâyet Allah dileseydi (insanların irâdesine müdahalede bulunup, zorla îmân ettirerek) onların hepsini hidâyet üzere toplardı. (Lâkin Allah, imtihân gereği insanların hak/bâtıl tercihlerinde, cüz’î irâdelerine müdahalede bulunmaz) *O halde (bu hakikati) bilmezlerden olma.
* “O halde bilmezlerden olma”; Bu hitabın zahiri her ne kadar Hz. Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] efendimize yöneltilmiş ise de mana bakımından ümmetine yapılmıştır. Hitap, Peygamber üzerinden ümmete yapılmıştır. Allahu a’lem.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet¹ getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
1- Mucize.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir âyet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve îcabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidâyet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen eğer onların (İslâm'dan) yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, o hâlde yerde bir tünel veya gökte bir merdiven arayıp da onlara bir mu'cize getirmeye güç yetirebilirsen (haydi getir)! (Onların îmân etmeleri sana âid değildir.) Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onları hidâyet üzere bir araya getirirdi; öyle ise sakın câhillerden olma!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe (uzaya) çıkacak bir vasıta (araç, sebep elde etmeye yetmiş) olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Ve eğer Allah dilemiş olsa idi (iradelerine müdahale etmek suretiyle) hiç şüphesiz onların hepsini hidayet üzerinde toplayabilirdi (onları iman etmeye zorlayabilirdi, ama kimseyi zorlamaz). Öyleyse sakın (bu gerçeği) bilmeyenlerden olma.*
(*) Bu âyetten anlaşıldığına göre, mucize göstermek Peygamberin elinde değildir. Peygamber mucize ister; fakat Allah dilerse ona mucize verir, dilemezse vermez. İşte bu durum, peygamberlerin doğru söylediklerinin en büyük delilidir. (Diy. Vakfı Meal Açıklaması) Demek ki, Allah’ın, doğru yolu seçip seçmeme konusunda isanları iradeleriyle imtihan etmeyi murad ettiği anlaşılmaktadır. Yoksa isteseydi herkesi iman etmeye zorlayabilirdi, fakat o zaman ne imanın ne de imtihan etmenin bir anlamı kalırdı. فإن الله سبحانه لو جاء لرسوله صلى الله عليه وسلم بآية تضطرهم إلى الإيمان لم يبق للتكليف الذي هو الابتلاء والامتحان معنى،: {وَلَوْ شَاء ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ} جمع إلجاء وقسر، ولكنه لم يشأ ذلك، (فتح القدير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların yüz çevirmeleri sana ağır gelince, gücün yetse de, yerin dibine girerek veya merdiven dayayıp göğe çıkmak suretiyle onlara mucize göstermeyi isterdin. Allah dileseydi, onları doğru yolda hepsini toplardı. (Onları ikna etmek için kendinden girişimlerde bulunarak) Sakın ola ki cahillerden olma.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların senden yüz çevirmeleri sana ağır gelince bu sefer sen, eğer gücün yetmiş olsaydı, yeri oyarak yada gökyüzüne merdiven kurarak onlara belge göstermek isterdin. Ancak Allah da dilemiş olsaydı, onların hepsini doğruluk yolunda toplardı. Sakın kendini bilmez olmıyasın.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların senden yüz çevirmeleri sana giran gelir, elindeki mucize de kâfi olmazsa [⁹] yerde bir tünel, gökte bir merdiven yapıp onlara bir mucize getirmeye gücün yeterse durma mucize getir [¹⁰]. Allah dileseydi onları hidayete toplardı [¹¹]. Sakın bunları bilmeyen takımdan olma.
[9] Senden mucize istiyorlar. Sen de o mucizelerin husule gelmesini istiyorsan, elindeki mucize sana yetişmiyorsa.[10] Gücün yetseydi bunları yapardın. Halbuki bunlara gücün yetmez. Artık Hükm-ü İlâhî sadır oluncaya kadar katlanmalısın.[11] Din-i İslâma girerlerdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır [kebura] geldiyse; haydi gücün yetiyorsa kendine yerin dibine inen bir delik veya göğe çıkaran bir merdiven (ara ki), onlara bir mucize [âyet] getirmiş olasın.⁹ Şayet Allah dileseydi onları doğru yol/hidâyet üzere bir araya getirirdi. O hâlde sakın cahillerden olma!
9 Mucizenin faili Cenab-ı Hak’tır. O’nun iradesine bağlıdır. Peygamber, kendi kendine, Allah’ın izni olmadan mucize gösteremez. Allah bazı mucizeleri peygamberler eliyle yapar. Diğer bazı mucizeleri ise, evrende kendi iradesiyle gerçekleştirir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer onların sırt çevirmeleri ağırına gitti ise, elinden geliyorsa yerin derinliklerine inen bir yarık ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir delil getir. Oysa Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi; o halde sakın cahillerden olma!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Eğer bu inkârcıların senin dâvetinden yüz çevirmeleri ağırına gittiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin derinliklerine inebileceğin bir tünel aç; ya da göğe yükseleceğin bir merdiven daya da, onlara bir mûcize getir bakalım! Sakın böyle bir işe yeltenme! Zira toplumda zihinsel ve ahlâkî devrimin gerçekleşmesi için doğru yöntem bu değildir. Allah dileseydi, insana verdiği irâde ve tercih yeteneğini elinden alır ve inkâr edenlerin hepsini imana getirebilirdi. Fakat öyle yapmadı. Çünkü bu takdirde, insanın ahlâk ve erdemliliğinin hiçbir anlam ve değeri kalmaz, onun meleklerden ayrı olarak yaratılmasının hikmeti ortadan kalkardı. Oysa Allah, insana özgür bir irâde vermiş ve onu, dilediği inanç ve hayat tarzını seçme konusunda serbest bırakmıştır. Bu yüzden insan, ancak kendi özgür irâdesiyle aklını kullanıp doğru yolu seçtiği takdirde gerçek anlamda ahlâk ve erdemliliğe ulaşabilir. O hâlde, sakın bu gerçeği göz ardı edip de câhillerden olma! Unutma ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yüz çevirmeleri sana ağır olduysa / gözünde büyüdüyse, ayrıca Yer’de bir delik veya Gök’te bir merdiven aramaya güç yetirebilirsen, onlara bir âyet getirirsin (!). Allah dileseydi, onları Hidayet / Doğru Yol üzere toplardı. Câhiller’den olma!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm onların ilgisizliği senin gücüne gidiyorsa, yapabilirsen yere bir tünel aç, ya da fezaya doğru bir merdiven kur. Bunu yapabilirsen onlara mucizeyi bizzat sen getirebilirsin. Cahil olma! Allah isteseydi onların hepsini doğru çizgi üzerinde hizaya getirebilirdi..
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eğer onların inkârları sana ağır geldiyse, yapabilirsen yerin dibine gir veya göğe bir merdiven kur. Onların istedikleri ayetleri getir. Ne çıkar? O zaman inanacaklar mı sanıyorsun? Hayır! Cahillerden olma! Onların inkârı seni üzmesin! Sen onları bana bırak! Rabbin dileseydi, bütün insanları inanacak şekilde yaratırdı. Yaratılış yasası gereği inkâr edemezlerdi. Ancak imtihan yasamız bu değil! Biz insanları özgür bıraktık! İnananlar özgürce kendi iradeleriyle inansınlar! İnkâr edenler özgürce kendi iradeleriyle inkâr etsinler! Biz de inananlarla inkâr edenleri ayıralım. İnananları mükâfatlandıralım! İnkâr edenleri cezalandıralım!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). [*] Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; [*] sakın cahillerden olma!
Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199, 201; Sebe’ 34:31.,Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onların sırt çevirmeleri, sana ağır geldiyse, eğer elinden geliyorsa yerin (derinliklerine) inen bir tünel ya da seni göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir mûcize getir.¹ Eğer Allah dileseydi, elbette onları dosdoğru yolda bir araya getirirdi. O halde, sakın cahillerden olma.
1 Mucize: “Acz” kökünden türetilen bir etken sıfat fiil olarak “âciz bırakan, karşı konulamayan, benzeri yapılamayan, hârika” anlamında bir terimdir. Kur’ân-ı Kerim’de, “âyet, âyât, beyyine, delil ve delâil” kelimeleri de “mucize” anlamında kullanılmıştır. Terim olarak “Mucize”; Peygamberlik iddiasında bulunan zâtın bu iddiasının doğruluğunu ispat etmek için, Allahu Teâlâ’nın, onun vasıtasıyla gösterdiği ve onları bir benzerini yapmaktan âciz bırakan, tabiat kanunları üstü harikulâde bir hadisedir. Bu tariften anlaşılacağı üzere mucize, Allah’ın bir fiilidir. Onu Peygamberi elinde yaratan ve gösteren, bizzat Allah’tır. Mu’cize, sahih ve kabule şayan olması için, bazı şartları gerektirir: 1- Mucize, Allahu Teâlâ’nın fiili olmalıdır. (Mucizelerin peygamberlere nisbeti mecazîdir.) 2- Mucize, bilinen tabiat kanunları ve âdetler üstü bir harika olmalıdır. Tabiat kanunlarına ve kâinatın normal nizamına göre meydana gelen hadiselerde fevkalâdelik özelliği yoktur. (Mucizenin olağan üstü olması gerekir. Son dönemde bazı “akılcılar” yani Mutezili mantığa sahip olup da bunu bir türlü ifade edemeyen güya toplum mühendisliğine soyunan zavallılar, Mucizeleri normal olaylar gibi gösterirken peygamberlerin de normal insan olduklarını ifade ettiklerinin inşallah ahirete varmadan farkına varırlar.) 3- İtiraz edilmesi imkânsız olmalıdır. 4- Mucize, peygamberlik iddiasında bulunan zatın elinde meydana gelmelidir. 5- İddiasına uygun olarak gösterdiği mucize, kendisini yalanlamamalıdır. Mucizenin son şartına aykırı olarak peygamberlik iddiasından önce meydana gelen harikulâde olaylar, mucize sayılmasa da, kerâmet cinsinden bir harika sayılır. Peygamberlerde peygamberlik yaklaştığında görülen fevkalâde olaylara da “irhasat” denir. Bazı kişilerin ilmini öğrenerek yaptıkları sihir, büyü ve hokkabazlıkları mucize ile karıştırmamak gerekir. Hz. İbrahim (a.s)’ın, Nemrut tarafından ateşe atıldığı halde yanmayarak kurtulması, Musa (a.s)’ın elindeki asanın, ejderha haline dönmesi, Hz. Musa (a.s)’ın Kızıldeniz’e vurmasıyla denizin yarılması, Hz. İsa (a.s)’ın, Allah’ın izniyle ölüleri diriltmesi, ayetlerle sabit olan mucizelerdendir. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin: “İsrâ ve Mirac” mucizesi, (İsrâ: 1), Ay’ın ikiye bölünmesi mucizesi (Kamer: 1) ayetlerle sabit olan mucizeleridir. (Bazı, mazi ile muzari’nin farkını, şart-cevap cümlesinin özelliklerini dahi bilmeyenlerin bu ayetlere yaptıkları yorumlar oldukça gülünçtür.) Efendimiz (s.a.v)’in en büyük mucizesi ise Kur’ân-ı Kerim’dir. İrhasat: (Peygamber olmaya namzet bir zatın, peygamber olarak gönderileceğine delâlet eden olağanüstü hadiselerdir.) Kerâmet ise: (Allah’ın sevdiği bazı kullarına verdiği harikalardır). Kerâmet, mucize derecesine: veli de, nebinin derecesine asla ulaşamaz.) Allah dilemeden hiçbir peygamber, kimseye hidayet veremediği gibi, bir mucize de gösteremez. Bu sebeple Efendimizin elinde Allah’ın takdiriyle zuhur eden mucizelerini inkâr, sonuçta Allah’ın gücünü ve kudretini inkâr anlamına gelir. Peygamberlerin ayetle sabit olan mucizelerini inkâr veya hafife alma veya akılla izah edilerek etkisini azaltmanın; Mekkeli müşriklerin Kur’an için; “eskilerin masalları” demelerinden hiçbir farkı yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Eğer hakikati inkar edenlerin ²⁴ sana sırtlarını dönmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara [daha ikna edici] bir mesaj getirmek için yerin dibine inebilecek yahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen, ²⁵ [durma yap;] ama [unutma ki] eğer Allah dileseydi onların tümünü [Kendi] rehberliği altında toplardı. O halde, sakın [Allah’ın yollarını] görmezden gelmeye çalışma. ²⁶
24 Lafzen, “onların”.25 Lafzen, “yeryüzünde bir geçit yahut gökyüzüne bir merdiven arayacak...”.26 Lafzen, “o halde cahillerden olma”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şayet onların yüz çevirmeleri senin zoruna gidiyorsa, eğer yerin dibine doğru bir tünel kazmaya veya göğe merdiven dayamaya gücün yetiyorsa, onlara istedikleri ayeti/mucizeyi getirirsin. Şayet Allah, isteseydi hepsini hidayet/doğru yol üzerinde toplardı, sakın cahillerden olma! 6/109, 7/132, 17/59, 29/50-51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmeleri ağırına gidiyorsa ve senin de yeri oymaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün varsa, haydi bunu yap da (mucizevi) bir kudret delili getir bakalım! Oysa eğer Allah isteseydi, onların tümünü hidayet üzre buluştururdu, (ama istemedi).[¹⁰³⁷] Öyleyse, sakın cahillerden olma!
[1037] Parantez içi açıklama hem sözgelimine, hem de Yûnus 99 gibi âyetlere dayanmaktadır (Krş:11:34, not 41).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet onların (hak davetinden) yüz çevirmesi sana ağır gelip de, kendilerine bir mucize getirmen için yaptıkları, -yerde bir menfez veya gökte bir merdiven araman- gibi- olur olmaz tekliflere uyacak olursan (onları doğru yola getirmek için) boşuna gayret sarfetmiş olursun! (Çünkü Rabbin onlara en büyük mucizeyi, Kur'an'ı göndermiştir de, yine iman etmemişlerdir, şunu bil ki) Eğer Allah dileseydi onların hepsini elbet hidayet üzerinde toplardı, o halde o cahillere (uygunsuz tekliflerine) uyma!
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Alâh, dileseydi, elbette onları hidâyet üzerinde toplardı, o halde câhillerden olma!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer senin üzerine, onların kaçınmaları ağır gelmiş ise artık muktedir isen yerde bir menfez, veya gökte bir merdiven araştırıp da onlara bir âyet getirecek isen (haydi getir) ve eğer Allah Teâlâ dilese idi onları hidâyet üzerine toplardı. Sakın cahillerden olma.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer onların hakka sırt çevirmeleri sana pek ağır gelip de kendilerine bambaşka bir mûcize getirmen için yer altında bir geçit veya göğe çıkacak bir merdiven arama peşinde olursan, şunu bil ki: şayet Allah dileseydi onların hepsini elbette doğru yol üzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevrî davrananlardan olma. [10, 99]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!
Mu'cizeyi getirmek, peygamberin elinde değildir. Allah, onu istediği zaman peygamberin elinde yaratır. Bu husus, tamamen Allah'ın irâdesine bağlıdır. Allah ne zaman isterse, o zaman mu'cizeyi yaratır. peygamberin istediği zaman mu'cize olmaz. Ancak Allah, gerçekten mu'cize görmekle yola gelecek insanlar bulunduğu zaman İlâhî hikmeti uyarınca, peygamberin elinde mu'cizeler meydana getirir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların senden veyâ îmândan i'râzları sana ağır gelir. Elinden gelse yerin dibine girerek ve semâya bir merdiven bulub çıkarak onlara bir mu'cize getirmek istersin. Eğer Allâh murâd itse idi cümlesini hidâyet üzerinde cem' iderdi. Sakın câhillerden olma. (Allâh'ın murâd itmediğini yapmağa çalışmak cehâletdir. Sen de câhillerden olma.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir kanal veya gökte bir merdiven bulup gücün de yetiyorsa gider bir mucize getirirsin. Allah, zorlayıcı düzen koysaydı[1] elbette bunların hepsini doğru yolda toplardı[2]. Sakın kendini bilmezlerden (cahillerden)[3] olma.
[*] Bkz. Bakara 2/20 ve Maide 5/48 ve dipnotları. [3] "Onların ayetleri görmezlikten gelmelerine kızıp ta kendine hakim olamayıp (kontrolünü kaybedip) sakın sana verdiğimiz görevin dışında (uyarmak ve öğretmek) istek ve zorlamalarda bulunma" anlamına gelir. Arapça olan 'cahil' kelimesine verdiğimiz "kendini bilmez, kendini tutamayan" anlamı için Bkz. Hud 11/46 ve Yunus 12/33 ayetleri ve dipnotları  
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara bir mucize gösterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların yüz çevirmesi sana ağır geliyorsa, onlara bir mucize getirmek için yapabiliyorsan yerin dibine bir tünel aç veya göğe bir merdiven kur! Eğer Allah dileseydi, onların hepsini doğru yolda birleştirirdi. Onun için sakın cahillerden olma.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger ola ulu gelür ise senüñ üzere yüz döndürmeġi anlaruñ pes eger gücüñ yiter ise kim isteyeseñ in delügin yir içinde yā nerdüven göge pes getüreseñ anlara bir āyet daħı eger dilese-y-idi Tañrı dire-di anları ŧoġru yol üzere pes olmagıl sen cāhillerden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger ulu olsa senüñ üstüñe yüz ḳaytarduḳları ḥaḳdan, eger gücüñyitişse çıḳacaḳ yir istemek yirlerde yā süllem istemek göklere çıḳmaġa birāyet getürmege anlara. Eger Tañrı Ta‘ālā dileseydi anları cem‘ eylerdi hidāyet üstine. Pes sen cāhillerden olma.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onların (haqq dindən) üz döndərməsi sənə ağır gəlirsə, yerdə (yerin dibinə gedən) bir lağım və ya göyə çıxacaq bir nərdivan tapıb onlara (Bizim sənə verdiyimizdən daha yaxşı) bir mö’cüzə gətirə bilərsənsə, durma gətir! (Allah sənə bu qüdrəti verməmişdir, hətta gətirsən belə, yenə onu sehr hesab edəcəklər). Allah istəsəydi, onları yığıb doğru yola salardı. Elə isə (Allahın insanların zorla deyil, könüllü surətdə iman gətirmək istədiyini) bilməyənlərdən olma!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if their aversion is grievous unto thee, then, if thou canst, seek a way down into the earth or a ladder unto the sky that thou mayst bring unto them a portent (to convince them all)! If Allah willed, He could have brought them all together to the guidance So be not thou among the foolish ones.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If their spurning is hard on thy mind, yet if thou wert able to seek a tunnel in the ground or a ladder to the skies and bring them a sign-(856) (what good?). If it were Allah.s will, He could gather them together unto true guidance: so be not thou amongst those who are swayed by ignorance (and impatience)!
856 There were many Signs of a divine mission in the Prophet's life and in the Message which he delivered. If these did not convince the Unbelievers, was it not vain to seek a miraculous Sign from the bowels of the earth or by a visible ascent to the skies? If in the Prophet's eagerness to get all to accept his Message he was hurt at their callousness, active opposition, and persecution of him, he is told that a full knowledge of the working of Allah's Plan would convince him that impatience was misplaced. This was in the days of persecution before the Hijrah. The history in Madinah and after shows how Allah's truth was ultimately and triumphantly vindicated. Who among the sincere devotees of Muhammad can fail to read 6:33 -35 without tears in his eyes?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنْ
ve eğer
كَانَ
ise
كَبُرَ
ağır geldi
عَلَيْكَ
sana
اِعْرَاضُهُمْ
onların yüz çevirmeleri
فَاِنِ
o hâlde eğer
اسْتَطَعْتَ
güç yetirebilirsen
اَنْ تَبْتَغِيَ
aramaya
نَفَقاً
bir tünel
فِي الْاَرْضِ
yerde
اَوْ
ve- ya
سُلَّماً
bir mer- diven
فِي السَّمَٓاءِ
gökte
فَتَاْتِيَهُمْ
sonra onlara getirmene
بِاٰيَةٍۜ
bir mucize
وَلَوْ
ve eğer
شَٓاءَ
dile- seydi
اللّٰهُ
Allah
لَجَمَعَهُمْ
elbette onları toplardı
عَلَى الْهُدٰى
hidâyet üzere
فَلَا تَكُونَنَّ
öyle ise sakın olma
مِنَ الْجَاهِل۪ينَ
cahillerden
Buna rağmen eğer onların (imandan) yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa o hâlde yerde bir tünel veya gökte bir merdiven arayıp da onlara bir mucize getirmeye güç yetirebilirsen (haydi getir)! (Onların iman etmeleri sana ait değildir) Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidâyet üzerinde bir araya toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma!
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَبُرَ
Fiil-I
ك ب ر
Büyüdü, ağır geldi, ne büyük, büyük oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِعْرَاض
Fiilimsi-IV
ع ر ض
Yüz çevirmek
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِسْتَطَاعَ
Fiil-X
ط و ع
Gücü yetti, güç yetirdi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
نَفَق
İsim
ن ف ق
Tünel
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
سُلَّم
İsim
س ل م
Merdiven
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَمَعَ
Fiil-I
ج م ع
Topladı, bir arada bulundurdu, bir araya getirdi, biriktirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَاهِل
Etken fiil
ج ه ل
Cahil