close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kad na’lemu innehu leyahzunuke-lleżî yekûlûn(e)(s) fe-innehum lâ yukeżżibûneke velâkinne-zzâlimîne bi-âyâti(A)llâhi yechadûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İyice biliriz ki onların söylediği sözler, seni mahzun edecek. Fakat şüphe yok ki onlar seni yalanlamış olmazlar, o zalimler, bilebile Allah'ın ayetlerini inkar ederler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri Seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar Seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler (inatla ve şeytanlık damarıyla) aslında Allah’ın ayetlerine başkaldırıyorlar. (İtiraz ve isyanları bundandır. Ve asıl düşmanlıkları Banadır!) [Her asırda; Hz. Peygamberi ve Onun izindeki İslam tebliğcilerini yalanlayan kimse; aslında Allah’ın ahkâmına kin tutmakta ve gerçeği fark ettiği halde ısrarla saldırıp çok inatçı Yahudiler gibi "cühud"luk, yani çıfıtlık ve fesatçılık yapmaktadır.]
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu insanların söylediklerinin, seni gerçekten üzdüğünü pekala biliyoruz. Ama unutma ki, onların yalanladığı sen değilsin. Bu varoluş sebebi dışında yaşayanların inkâr ettiği, aslında Allah'ın mesajlarıdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların, peygamberliğini yalanlama konusundaki söyledikleri sözlerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar, vasıflarını bildikleri için asla seni yalanlayamazlar. Fakat, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler, bile bile Allah'ın âyetlerini, Kur'ân'ı inkâr ediyorlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 26/3; 35/8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar ancak zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
33.Tirmizi ve Hakim`in Hz. Ali (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime, Ebu Cehil`in Resulullah (a.s.)`a: "Biz seni yalanlamıyoruz ama senin getirdiğini yalanlıyoruz" demesi üzerine indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten biliyoruz ki, söyledikleri lâf, seni (ey Habibim) cidden incitiyor. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar (doğru söylediğini biliyorlar), ancak o zâlimler Allah'ın âyetlerini inadla inkâr ediyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz, söyledikleri o laflarının seni üzdüğünü biliyoruz. Fakat onlar gerçekten seni yalanlamıyorlar. Onlar asıl olarak Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların söylediği şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. Gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zâlimler, bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Evet, biz biliyoruz, onların sözleri seni üzüyor, imdi onlar seni yalanlıyorlar, Zalim olanlar, Allahın âyetlerin yalanlıyorlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onların sözlerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onların yalanladığı sen değilsin. Bu zalimlerin inkâr ettiği, aslında Allah'ın mesajlarıdır.
Bkz. 26/3, 35/8  
Cemil Said
swap_vert close
Biliyoruz ki ânların lakırdıları seni müteessir idiyor. Hakîkatde o zâlimler seni tekzîb değil Allâh’ın âyâtını inkâr idiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Resulüm!) Onların söylediklerinin gerçekten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler açıkça Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Söyledikleri şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. O zalimler seni değil ALLAH'ın ayetlerini reddediyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için biliyoruz ki söyledikleri lâf seni cidden incitiyor, maamafih onların yalancı dedikleri sen değilsin, lâkin zalimler Allahın âyetlerine cehudluk ediyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Muhakkak ki, onların (hakkı inkâr ederek) söyledikleri şeylerin, seni üzdüğünü biliyoruz. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar ancak zâlimler bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) şu hakıykatı çok iyi biliyoruz ki onların söyleyegeldikleri (sözler) seni her halde tasaya düşürüyor. Onlar hakıykatde seni yalanlamıyorlar, fakat o zaalimler bile bile Allahın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz şunu elbette biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor; hâlbuki aslında onlar seni yalanlamıyorlar (senin yalan söylemediğini bilirler); fakat o zâlimler Allah'ın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlar.(2)
(2)Ebû Cehil’in, Resûl-i Ekrem (asm)’a: “Yâ Muhammed! Biz seni yalanlamayız. Hem senin doğru olduğunu da biliriz. Ancak, bize getirdiğin âyetlere inanmıyoruz” demesi üzerine, Peygamber Efendimiz(asm)’ı tesellî için, bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Beyzâvî, c. 1, 299)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Oysa gerçekten onlar (sadece) seni yalanlamıyorlar ve lakin (her türlü baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki her türlü faaliyetleri engelleyen) o zalimler, (bile bile) Allah’ın ayetlerini de (mesajlarını) inkâr ediyorlar. *
(*) Her ne kadar bu ayet birçok mealde ‘’Aslında onlar seni yalanlamıyorlar…’’ şeklinde tercüme edilmişse de, Kur’an’ın genelinden anlaşılan ise onlar Hz. Peygamberi de yalalıyorlardı. Çünkü her fırsatta müşrikler Hz. Peygamber hakkında sahir, şair, kâhin, mecnun vb. sözler sarfetmişlerdir. Bu nedenle ayetin en uygun anlamı yukarıda verildiği gibidir. (الله اعلم) Bkz: يعني إن المراد أنهم لا يخصونك بالتكذيب، (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وقال في المنتخب: لا يراد بقوله: {لا يكذبونك} خصوصية تكذيبه هو، بل المعنى أنهم ينكرون دلالة المعجزة على الصدق مطلقاً فالمعنى {لا يكذبونك} على التعيين بل يكذبون جميع الأنبياء والرسل.( البحر المحيط ) الخامس: قال ابن الخطيب: المرادُ أنَّهُمْ لا يخصُّونك بالتكذيب، بل ينكرُون دلالةَ المعجزة الظَّاهرة على الصدق مطلقاً.( اللباب في علوم الكتاب )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnkârcıların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette ki biz biliyoruz. Şunu bil ki onlar seni yalanlamıyorlar, o zalimler yalnızca Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni kaygılandırmaktadır. Ancak onlar seni yalancı yerine koymakla kalmıyorlar, belki onlar Allah’ın belgelerini de yoğumsıyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların dedikleri sözün seni mahzun edeceğini çok [⁶] biliriz. Sıkılma çünkü onlar seni hadd-i zatında yalan saymıyorlar; fakat zalimler Allah/ın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlar.
[6] Yahut «muhakkak biliriz».  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Onların söylediklerinin seni üzdüğünü Biz elbette biliyoruz.⁸ Aslında onlar seni yalanlamıyorlar fakat o zalimler bile bile/inadına Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
8 Krş. Âl-i İmrân, 3/176; Hicr, 15/97; Mâide, 5/41, 68; Yûnus, 10/65; Hûd, 11/12; Yâsin, 36/76; Kehf, 18/6; Şuarâ, 26/3; Fâtır, 35/8; Kâf, 50/39  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Doğrusu onlar seni yalanlamıyorlar, aksine zalimler aslında Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber ve Peygamberin izinden yürüyen Müslüman! Onların söylediği sözlerin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat sen üzülme, yılgınlığa, ümitsizliğe kapılma. Zira onların yalanladığı, aslında sen değilsin; gerçekte bu zâlimler, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar. O hâlde, onlar hakkındaki hükmü Allah’a bırak.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kesinlikle biliyoruz, şöyle ki; söyledikleri elbette seni üzüyor. Onlar seni yalanlamıyorlar; ama Zâlimler, Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Biz onların laflarının seni ne kadar çok üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar. Fakat bu insafsız adamlar, Allah’ın sözlerini inkar ediyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biliyoruz! İnkâr edenlerin söyledikleri seni üzüyor. Ancak şunu bil ki; aslında onlar seni yalanlamıyorlar. Onlar bizim seni Resul seçmemizi yalanlıyorlar. Onlar bizim ayetlerimizi yalanlıyorlar. Bizim gerçeklerimize karşı çıkıyorlar. Değilse sen Muhammed olarak onlara akıl versen hemen kabul ederler. Onun için üzerine alınma üzülme! Sen sadece onlara gerçeklerimizi açıklayarak görevini yap! Gerisini bize bırak!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzmekte olduğunu elbette biliyoruz. Şüphesiz ki onlar, seni yalanlamıyor ancak o zalimler Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onların söylediklerinin, seni gerçekten üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında o zalimler, seni yalanlamıyorlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.¹
1 Ebû Cehil, Peygamberimize: “Ey Muhammed! Biz seni yalancılıkla itham etmiyoruz. Sen, bizim yanımızda doğru söyleyenlerdensin. Biz ancak senin getirdiklerini inkâr ediyoruz.” demiş. (Tirmîzî) Hâris b. Âmir de: “Ey Muhammed! Vallahi sen, bize hiç yalan söylemedin ve fakat biz sana uyarsak yerimizden olacağız. Bundan dolayı sana îman etmiyoruz.” demiş. Bu âyet bu olaylar sebebiyle inmiştir. (Taberî) Bu ve zamanımıza kadar olan kâfirler, Kur’an ve Muhammed yok demezler. Fakat Kur’an ayetlerinde ve Muhamed (a.s)’ın yaşayışında tecelli eden açık delilleri Allah’a ve Allah’ın ilim ve kudretine delâletini tanımazlar. Bunlar, Allah’ın eseri değil, Muhammed’in eseri ve sözleri derler. Hatta onu büyük komutan, devlet adamı, düşünür gibi sıfatlarla güya taltif eder görünerek, onun peygamberliğini reddederler. İşte bu yalanlamaları bizzat Muhammed (a.s)’ın şahsiyetini değil, Allah’ın kudretini inkâr etmek zulmüne yöneliktir ki bu da zalimlerin âdetidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu insanların söylediklerinin ²² seni gerçekten üzdüğünü pekala biliyoruz: Ama, unutma ki, onların yalanladığı sen değilsin; bu zalimlerin inkar ettiği, aslında Allah’ın mesajlarıdır.
22 Lafzen, “onların söylediklerinin” -yani, genel olarak Kur’an mesajı, özel olarak ölümden sonraki hayat (ki onu bir “masal” olarak görürler) hakkında.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların söylediklerinin, seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar, seni yalanlamıyorlar, gerçekte o yanlışta ısrar eden zalimler bu Kuran’ın hak olduğunu bildikleri halde bile bile Allah’ın ayetlerine inanmıyorlar. 7/51, 18/6, 26/2, 29/47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz elbet. Şu bir gerçek ki, onların yalanladığı sen değilsin; bu zalimlerin kökten inkâr ettiği, asıl Allah’ın mesajlarıdır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onların söylediklerinin (seni ve hak davetini inkar etmelerinin) seni çok üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında onlar seni yalan saymıyorlar, (sana yalancı diyemezler. O aldatmaz, fakat aldanmış, o kendini peygamber sanıyor, derler) Fakat o zalimler, Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Muhakkak biliyoruzki onların dedikleri seni üzüyor, gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zâlimler bile bile Allâh’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak biliyoruz ki, onların dedikleri şey, seni elbette mahzun ediyor. hakikat halde onlar seni tekzîp etmiş olmuyorlar, fakat o zalimler Allah Teâlâ'nın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Resulüm! Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette pek iyi biliyoruz. Doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar; fakat o zalimler, bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar. [35, 8; 26, 3] {KM, Hezekiel 3, 7}
Bu âyet, Allah Teâlânın Hz. Peygamber efendimize verdiği yüce makama delalet eden yerlerden biridir. Zira ona hitaben: “Üzülme! Onlar senin yalan söylediğini iddia etmiyorlar. Onlar Allah’ın âyetlerini yalan sayıyorlar” buyurarak onu sıkıntıdan kurtarıp, yükü Zatının üzerine almaktadır. Bu teşrif, “yalancı!” iftirasına maruz kalan Efendimizi teselli ettiği gibi, bir gerçeği de dile getiriyordu. Zira müşrikler 40 yaşına kadar içlerinde yaşayıp her halini bildikleri Peygamberimize hep “el-Emîn” (pek dürüst ve güvenli) derlerdi. Elçiliğini açıklayınca onu yalanlamaları, Allah’ın bildirdiklerini kabul etmediklerini gösteriyordu. Nitekim düşman kampın başkanı Ebû Cehil Hz. Peygambere şöyle demişti: “Doğrusu, biz senin yalancı olduğunu söyleyemeyiz, ama senin getirdiğini yalanlıyoruz.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biliyoruz, onların dedikleri seni üzüyor, gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Onların söyledikleri sözlerin seni mahzûn itdiğini biliriz. Onlar hakîkatde seni tekzîb itmezler ve lâkin o zâlimler 'inâdlarından dolayı Allâh'ın âyetlerini inkâr iderler. [¹]
[1] Ruesâ-yı müşrikînden "Ahnes bin Şerîf" bir gün tenhâda Ebû Cehil'e rast geldi ve didi: "Burada senden ve benden başka sözümüzi işidecek kimse yokdur Muhammed sözinde sâdık mıdır yoksa kâzib midir? bana söyle" didikde Ebû Cehil: "Vallâhi Muhammed sâdıkdır. O hiç bir kere yalan söylememişdir. Ancak onun nübüvvetini tasdîk idersek riyâset elimizden gider." cevâbını virdi ve yine o gün Ebû Cehil Rasûl-ü Ekrem'e mülâkî oldukda: "Yâ Muhammed biz seni tekzîb itmeyiz, çünki senin yalan söylemediğini biliriz. Lâkin biz getirdiğin şeyi tekzîb iyleriz. Onı tasdîk itmeyiz" didi. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar seni yalanlamıyorlar, aslında yanlış yapan o kimseler Allah’ın âyetleri karşısında bile bile yalan yanlış şeylere sarılıyorlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar, o zalimler, bile bile Allah'ın ayetlerini tanımazdan geliyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların söylediklerine senin üzüldüğünü Biz biliyoruz. Gerçekte onlar seni yalanlamış olmuyorlar; o zalimler, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Söylediklerinin seni kederlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler Allah'ın ayetlerine karşı direnmekteler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ bilürüz bayıķ ķayġulandurur seni ol kim eydürler. bayıķ anlar yalan dutmazlar seni velįkin žālimler Tañrı’nuñ āyetlerini inķār eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz bilür‐biz ki sen ḳayurursın anlar söyledügi‐çün. Pes anlar seniyalanlamazlar yā Muḥammed, lākin ẓālimler Tañrı Ta‘ālā āyetlerini inkāriderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bilirik ki, onların (Qur’an barəsində) dedikləri söz səni çox kədərləndirir. Həqiqətdə isə onlar səni yalançı hesab etmirlər (ürəklərində sənin həqiqi peyğəmbər olduğunu yaxşı bilirlər). Ancaq o zalımlar (müşriklər) Allahın ayələrini inadla inkar edirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We know well how their talk grieveth thee, though in truth they deny not thee (Muhammad) but evil-doers flout the revelations of Allah.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We know indeed the grief which their words do cause thee: It is not thee they reject: it is the signs of Allah, which the wicked contemn.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَدْ
haki- katen
نَعْلَمُ
biliyoruz
اِنَّهُ
şüphesiz şunu ki
لَيَحْزُنُكَ
elbet seni
üzüyor
الَّذ۪ي
o şey ki
يَقُولُونَ
söylüyorlar
فَاِنَّهُمْ
aslında şüp- hesiz onlar
لَا يُكَذِّبُونَكَ
seni yalanlamıyorlar
وَلٰكِنَّ
fakat
الظَّالِم۪ينَ
o zalimler
بِاٰيَاتِ
âyetlerini
اللّٰهِ
Allah'ın
يَجْحَدُونَ
bilerek inkâr ediyorlar
(Resulüm!) Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu Biz biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَحَدَ
Fiil-I
ج ح د
İnkâr etti