Onların tümünü (mahşerde) toplayacağımız gün; sonra da (birtakım sahte ilâhları, itaat edilecek mutlak otorite kabul ederek veya makâm, şöhret, servet ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek zatım olan Allah’a) şirk koşanlara diyeceğiz ki: ‘’(Söyleyin bakalım, emir ve otoritesine boyun eğilmesi gerektiğini) iddia ettiğiniz ortaklarınız şimdi neredeler?” *
(*) … Şürekâ’ terimi (şerîk’in çoğulu), Kur’an’da inançlar ile bağlantılı olarak kullanıldığı yerlerde, her zaman, uluhiyete ortak oldukları varsayılan gerçek veya hayalî varlıkları veya güçleri gösterir: Sonuç olarak bu kavram -ve onun İslam’da kesin bir dille kınanması- yalnızca sahte ilahlara tapınmayı değil, aynı zamanda hem azîzlere (kelimenin ayinsel anlamında) yarı-ilahî vasıfların veya güçlerin izafesini, hem de servet, sosyal statü, iktidar, milliyet, vb. gibi, insanların çoğunlukla insanlığın kaderi üzerinde objektif bir belirleyicilik izafe ettiği soyut kavramları kapsar. (M. Esed. Ayet Açıklaması)